Uzun Yaşayanların Beslenme Sırları! Hastalıksız Bir Yaşam İçin...
Dünyanın “en uzun yaşayan toplulukları” üzerinde yapılan bilimsel araştırmalar, vejetaryen beslenmenin, liften zengin gıda tüketmenin ve düşük kalorili yaşamın kronik rahatsızlıklara karşı kalkan oluşturduğunu ortaya koyuyor. Biz de bu toplulukların nasıl beslendiğini ve yaşam şekillerini araştırdık. Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez yazdı...
İyi yaşamda "az yeme" iyidir ifadesinin en iyi örneği Okinavalılarda gösterilmiştir. 2006 yılında yapılan Okinava nüfusunda kalori kısıtlaması ve uzun ömür üzerindeki etkisi sonuçları bize besinsel zenginliği iyi bir beslenmenin az kalori alımında daha az kronik hastalığa yakalanma ile ilişkili olduğunu açıklamıştır.
Çalışma; düşük kalorili ve besin değeri yüksek sebzeler, baklagiller, tofu ve tatlı patatesten zengin beslenmenin uzun dönemde inflamasyonu ve oksidatif stresi azaltarak kronik hastalık yükünü azaltmasıyla ilişkilendirilmiştir. Bugün dahi yaşlı nüfusun geleneksel Okinava diyetine sıkı bağlılığı, genç nüfusun da endüstriyel batı tarzı beslenmeden korumak için sağlık politikaları ile bilinçlendirme çalışmaları devam etmesi artacak kronik hastalık risklerinden korunmada önemli bir adım olarak güncelliğini korumaktadır.
İKARIYALILARIN UZUN YAŞAM SIRRI KEÇİ
2021 yılında yapılan kesitsel bir gözlem araştırmasında; Yunanistan'ın İkarya adasında yaşayan uzun ömürlü insanların zeytinyağı, sebze ve meyve, tam tahıl, baklagillerden zengin beslendiğini özellikle kardiyovasküler hastalıkların bu toplulukta az görülmesinin nedeninin de bu tip beslenmeye ek olarak daha sık balık yemelerine bağlı olduğunu göstermiştir. Keçi etini haftada en az 1-2 kere az miktarda yiyen, süt ve peyniri zengin sofralarında bulundurlar. İkaryalılarda hipertansiyon yüksek sıklıkta görülmesine rağmen kontrol altında tutabilmeleri hem iyi beslenmelerine hem de aktif bir yaşam benimsemelerine bağlı olduğu düşünülmektedir
Telomerler, DNA'nın ucunda yer alan ve DNA'daki genetik bilgiyi koruyan kapaklardır. 2021 yılında Kosta Rikalıların 60 yaş üzeri yaşlı nüfusta prospektif bir analiz sonucunda besin sıklığı ile biyolojik yaşlanma belirteci telomer uzunluğu arasındaki ilişki araştırılmıştır. Lökosit telomer uzunluğunun özellikle pirinç ve fasülye yiyen yaşlı nüfusta kısalmadığı bulunmuştur. Özellikle bu araştırmada am tahıl tüketimi telomerlerin lökositlerde uzamasını tetiklediği belirtilmiştir. Araştırmalar omega 3 içeriği yüksek, pirinç ve fasulyeden zengin ve hayvansal proteinleri dengeli içeren beslenmenin telomer kısalmasını önleyerek biyolojik yaşlanmayı yavaşlatabileceği; uzun yaşamda kronik hastalıklara karşı güçlü bir korunma sağlanabileceğini ifade etmektedir.
HASTALIKSIZ YAŞAM İÇİN AKDENİZ DİYETİ
Yaşam boyu Akdeniz diyetine sadık beslenmenin tüm kronik hastalıklara karşı kalkan olabileceği artık günümüz bilimsel araştırmalarında güçlü kanıtlarla açıklanmıştır. Hem hastalıksız hem uzun ama kaliteli bir yaşam için fermente peynir, ekşi mayalı ekmek, yoğurt ve balık tüketiminin önemi artık kaçınılmaz bir beslenme gerçeği olarak karşımıza çıkmaktadır. Kalp hastalıkları, tip 2 diyabet, hipertansiyon, birçok kanser türü, karaciğer yağlanması, yaşa bağlı gelişen nörolojik hastalıklara karşı koruyucu etkileri olan en değerli beslenme tarzıdır bu diyet. Her gün taze sebze yiyin. Hiçbir gün taze meyvesiz geçmesin. Hafta içinde sağlıklı hayvansal proteinleri çeşitlendirin. Zeytinyağından vazgeçmeyin. Tereyağını doğal olmak kaydıyla daha az tüketin. Süt ürünlerini kesmeyin ama aşırı da yemeyin. Süt, yoğurt ve peyniri beslenmenizden eksik etmeyin. Tam tahıllar ve ekşi mayadan aşırı değil az miktarda tüketin. Ailenizle zaman geçirin, hareketli olun, su için, yerel besinlerden zengin beslenin, güçlü inançlar ve sevgi bağları ile yaşamdan zevk almayı amaç edinin.