İleri yaşın en büyük sorunu: Yalnızlık

İleri yaşın en büyük sorunu: Yalnızlık

İleri yaşlardaki insanların en büyük psikososyal sorununun yalnızlık olduğunu belirten Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kültürümüzdeki geniş çekirdek aile kavramının yalnızlık sorununa çok değerli bir çözüm sunduğuna dikkat çekiyor. İleri yaştaki kişilerin bilgi ve birikimlerini çocuklarına ve torunlarına aktarmasının önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dede-torun ilişkisinin çocuğun sosyalleşmesine katkılarının büyük olduğunu vurguladı.

Günümüzde insan ömrünün uzadı. Artık özellikle 65-75 yaş üzeri döneme yaşlılık değil “geç erişkinlik” deniliyor. Bu dönemi Dünya Sağlık Örgütü yaşlılığın başladığı yaş olarak kabul ediyor. İleri yaşta olan kişilerin en büyük psikososyal sorunu yalnızlıktır. Etrafında torunların, komşuların, çocukların olması gerekir. İnsan ilişkisel bir varlıktır. Tek başına yaşamaya kodlanmamıştır. İnsan tek başına kaldığı zaman daha hızlı yaşlanır ve ümitsizlik, karamsarlık oluşu

İleri yaştakileri en çok mutlu edecek şey, kendisinin tecrübelerinden faydalanılacak soruların sorulmasıdır. Bu zihinsel ve ruhsal beslenme anlamına gelmektedir. ‘Anne/baba şu nasıl olmalı?’ diye sormak onları inanılmaz mutlu eder. Yaşlılarda ümit duygusu çok önemli. Yaşlılıkta en önemli süreç dindarlaşma sürecidir. Bu, yaşlılığı ayakta tutan bir süreçtir. Psikolojik savunma olarak hayatı, var oluşu sorgulayan bir durumdur. Yaşam felsefesi çok önemli. Kişinin yaşam felsefesi doğruysa iyi, yeterli ve mutlu bir yaşlılık ortaya çıkıyor.

Dede ile torun ilişkisi çok meşhurdur. Çünkü aile büyükleri anlatma ihtiyacı içindedir. Torunlar da sorup öğrenme ihtiyacındadır. İkisinin ihtiyacı örtüştüğü için çok iyi anlaşırlar. Anne babalar genelde hep meşguldür ama aile büyükleri belki de bir hikâyeyi beş kere anlatırlar. Bu olay çocuğun sosyalleşmesine katkı sağlar. Aynı evde kalınmasa bile çocukların aile büyükleriyle birlikte zaman geçirmesine fırsat verilmelidir. Bu hem de aile bağlarını güçlendiriyor.

Evlenen bir genç eşinin anne babasını kabul etmiyorsa bir müddet sonra eşi de onun ailesi hakkında öyle düşünecek ve iletişim kopacak. Böyle durumlarda yetiştiren kişi rolleri de çok önemli. Aile büyükleri ile kurulan bağ, çocuğun psikolojik doyumu ve zihinsel beslenmesi, yalnızlık duygusunu gidermesi için çok önemli. Bunlar çocuğun gelişen ruhunda iz bırakan şeyler. Anne babalar çocuklarına fedakârlık yaptılar, şu anda da torunlarına bakarak yapıyorlar. Burada büyük bir tecrübe aktarımı var. Çocuğun büyüklerin tecrübelerinden faydalanmaları gerekiyor. Böyle durumlarda çocuklar duygu yönetimini, doyum erteleme becerisini öğrenirler. Bunlar ileri yaştaki kişilerden daha iyi öğreniliyor. Gençlerin enerjisi vardır ileri yaştaki kişilerin bilgiliği ve hayat tecrübesi vardır.

Eğitimsiz bir ordu düşünün. Karşı tarafta da çok iyi eğitilmiş bir ordu var. On bin kişilik eğitimli ordu, yüz bin kişilik eğitimsiz orduyu dağıtır. Tıpkı bu benzetmede olduğu gibi eğitimli ve bilge insanlar da böyledirler. O bilgiler genç çocuğun darmadağın enerjisini toparlayıp dizginlemesini sağlar. Çocukta iç disiplin gelişir, duygu regülasyonunu öğrenir. Bütün bunların hepsi yaşantılamayla öğrenilecek olan kavramlardır. Bunlar okulda öğretilmiyor. Orada sosyalleşme öğretiliyor. Bunun kültürü ailedir. İyi çocuk yetiştirmenin beşik kültürü de ailedir. İleri yaştaki kişilerin aileyle bağlarını koparmamak bu noktada çok önemlidir.
 
Kuşak çatışması az ya da çok muhakkak olur. Çünkü o kuşağın doğrularıyla diğer kuşağın doğruları aynı değildir. Ailede çatışma olduğu zaman çatışmayı çözme yöntemleri vardır. Bunlar öğrenilebilir. Örneğin bir evde devamlı anne baba anlaşmazlık yaşıyor, bağırıp çağırıyor. Çocuklar hep tedirginler. Eve anneanne geliyor. İki tarafa da bir şey söylüyor. Eğitimli insanların halledemediği konuyu birden hallediyor. Evde birden bire huzur ortamı oluşuyor. Bu duygusal zekâdır. Duygusal zeka ileri yaşta gelişiyor. Olgunlaştıkça duygusal zekâ genişler. Bunlar psikolojik olgunlukladır. Psikolojik olgunluk duygusal zeka ile eş anlamlı kullanılıyor

Kusurları düzeltmeye çalışmak yanlış. Bunu ileri yaştaki insanlar, kendi çocuklarına yapıyor ve torunlar da bunlardan etkileniyor. Böyle olunca olumlu cümleler kurup dikkat odaklarını değiştirebilirler. Bu durum şirketlerde de böyledir. Pozitif liderlik varsa negatifle savaşarak iş ortamı iyi hale getirilebilir. Bunu yaptığınız zaman sorunlar kendiliğinden çözülüyor. Psikiyatride olduğu gibi çocukluk travmalarını getirip önüne açtığınız zaman anne babaya düşman çocuk ortaya çıkabiliyor. Bunun yerine kullandığımız metot o kişinin güçlü ve zayıf yönlerine bakıp güçlü yönlerini ortaya çıkarmak oluyor. Hangilerini daha çok öne çıkarırsak o kişinin psikolojik bağışıklığı güçlenir.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS