'Obezite hastaları, koronavirüs sürecini daha ağır geçiriyor'

'Obezite hastaları, koronavirüs sürecini daha ağır geçiriyor'

Uzman diyetisyen Banu Süzen, "Obezite hastaları koronavirüs sürecini daha ağır geçiriyor. Özellikle kronik hastalığı ve obezitesi olan hastalarda bu süreç çok daha ağır geçiyor. Dolayısıyla normal kilomuzda olmamız bizim bağışıklık sistemimizi koruyan bir etmendir" dedi.

Uzman diyetisyen Banu Süzen, koronavirüs tedbirleri kapsamında evde kalanlarda ciddi kilo artışının yaşandığını söyledi. Süzen, kilo artış oranının 3 aylık süre içinde yaklaşık yüzde 3 ile 5 arasında olduğunu belirtti. Kilo artışının her zaman risk anlamına geldiğini kaydeden Süzen, "Obezite ile kronik hastalıkların birbiri ile paralel gittiğini, vücut ağırlığının artışının kronik hastalıkları da beraberinde getirdiğini biliyoruz. Bu süreç içerisinde kronik hastalığı olan kişilerde de kilo artışı oldu. Bu kilo kontrolünün yapılamamasından dolayı kronik hastalıkların komplikasyonlarının çok daha fazla görülmesine neden olabilecek. Bu süreçte aldığımız enerjiyle harcadığımız enerji arasındaki dengeyi bulmamız gerekiyor. Aldığımız enerji fazla harcadığımız enerji düşük olduğunda biz kilo almaya başlıyoruz" diye konuştu.

'Kronik hastalıklardan kendimizi koruyalım'

Kilo artışında özellikle bel çevresinin kalınlaşmasının hipertansiyon, tip 2 diyabet (şeker hastalığı), kardiyovasküler hastalık riski gibi kronik hastalıkların tetikleyicisi olduğunu belirten Süzen, şunları kaydetti:

"Bu hastalıkları daha ilerleyen zamanlarda metabolik sendrom olarak adlandırdığımız sağlık harcamalarında artışa neden olan ciddi bir sağlık problemidir. Bu obezite ile doğrudan ilişkilidir. Özellikle bel çevresindeki yağlanma buna neden oluyor. Aşırı kilo artışı ile beraber şeker hastalığı gibi durumlarla karşılaşabiliyoruz. Aşırı kilo kas iskelet sistemini de etkiliyor. Bu durum dizlerde ve belde ağrılara neden olabilir. Bunların tamamı kronik hastalık sınıfına giriyor. Dolayısıyla aldığımız kilolar ileride bunlara neden olabilecek. Koronavirüs süresince kronik hastalığı olan kişilerde de kilo artışı görüyoruz. Dolayısıyla onlarda göreceğimiz komplikasyonların da artışı mutlaka olacaktır. Bu nedenle yeni normalleşme sürecine geçerken fazla kilolardan kurtulmamız gerekiyor. Gelecekte kronik hastalıkların komplikasyonlarından kendimizi koruyabilelim."

'Hastanede yatış süresinin daha uzun olduğu görüldü'

Yapılan klinik gözlemler sonucu obezitesi olan hastaların 'Covid-19’u daha zor ve sancılı geçirdiğini kaydeden diyetisyen Süzen, şöyle konuştu:

"Obezite hastaları koronavirüs sürecini daha ağır geçiriyorlar. Özellikle kronik hastalığı ve obezitesi olan hastalarda bu süreç çok daha ağır geçiyor. Dolayısıyla normal kilomuzda olmamamız bizim bağışıklık sistemimizi koruyan bir etmendir. Normal kilosunda olan bir kişi zaten sağlıklı beslenen bir kişidir. Bağışıklık sistemi de ona göre güçlü kalacaktır. Kronik hastalık zemininde eğer kilo almaya devam edersek, bir de 'Covid-19' enfeksiyonuna yakalanırsak, bu hastalığı çok daha ağır geçirmesine neden olacaktır. Virüse yakalanmasa da bu bağışıklık sistemini zayıflatacak bir nokta olacaktır. Çünkü vücut hem kronik hastalıkla mücadele ederken hem de kendini korumaya çalışacaktır. Dolayısıyla pandemi sürecinin başından itibaren özellikle 65 yaş üstü ve kronik hastalığı olan bireylerin çok daha dikkatli olması yönünde Sağlık Bakanlığı’nın uyarılarını dikkate almak gerekiyor. Normal kilosu olan bireylere göre aşırı obez bireylerde 'Covid-19' ile ilgili bildirilen vakalarda ölüm oranının daha yüksek olduğu görülmüştür. Bir tek ölüm oranı değil, hastanede yatış süresinin de çok daha uzun olduğu görüldü."

'Sabah kahvaltısı, akşam yemeğinin belirleyicisi'

Diyetisyen Banu Süzen, sabah kahvaltısının bu süreçte çok önemli olduğunu belirterek, kahvaltıda yenilenlerin akşam yemeğindeki besinlerin belirleyicisi olduğunu kaydetti. Sabah besleyici kahvaltı yapımının akşam yemeğinde gıda alımını miktar azalttığını belirten Süzen, "Bu durum dengeyi korumamızı sağlar. Öğün atladığımız zaman diğer öğünlerdeki miktar ister istemez fazlalaşacaktır ve kontrolsüz bir şekilde yemeye başlayacağız. Soframızda bir bardak süt, peynir, zeytin, yumurta, bir dilim tam buğday ekmeği, mevsimine göre yeşillik ya da domates, biber, salatalık mutlaka olması gerekiyor. Öğle yemeğinde de ızgara veya et, salata ile yoğurt tüketilebilir. Akşam yemeğinde ise, sebze ya da etli sebze yemeği, salata ile ekmek ya da bir miktar pilav, makarna ve yoğurt tercih edilebilir. Ara öğünlerde de meyve ya da kuru meyve, atıştırmalık olarak ceviz, badem gibi yağlı tohumlar yenilebilir. Bu hem iştahı baskılayacaktır hem de daha dengeli besin alımını sağlayacaktır" diye konuştu.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS