Uzmanlar: Rahim ağzı kanseri rutin muayene ile önlenebilir

A A

10.01.2022 - 10:28 | Haber Kaynağı: İHA

Rahim ağzı kanserinin önlenebilir bir kanser türü olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Sema Ağar Sezgin, “Rahim ağzı kanserinin en büyük risk faktörü HPV virüsüdür. HPV virüse karşı alınan önlemler rahim ağzı kanseri riskini önlemektedir” dedi.

Uzmanlar: Rahim ağzı kanseri rutin muayene ile önlenebilir

Serviks (rahim ağzı) kanserinin erken evrelerinde genelliklebelirti olmadığını dile getiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Sema Ağar Sezgin, en erken bulgunun rutin jinekolojik muayenede alınan pap smear veya HPV test sonucunun anormal olarak çıkması olduğuna dikkat çekti.

En önemli belirti ilişki sonrası kanama

Serviks kanserinin yavaş ilerlediğini, bu nedenlehiç belirti vermeden yıllarca sürebildiğini ifade eden Opr. Dr. Sezgin, “Serviks kanseri geliştikçe kadınlarda ortaya çıkan en önemli belirti ilişki sonrası kanamadır. Bunun yanında düzensiz kanama, sulu, pembe, soluk ve devamlı olan vajinal akıntılar görülebilir.Mesane, bağırsaklar, akciğerler ya da karaciğere yayılmış çok ileri düzeydeki serviks kanseri vakalarında ağrı kesicilere kısa süreli cevap veren bel-sırt ağrısı, kemik ağrısı ve kendiliğinden gelişebilen kırıklar, yorgunluk, halsizlik vajinadan istemsiz olarak idrar ve dışkı kaçırmak, bacak ağrısı, iştah kaybı şişmiş ayak ve ayak bilekleri, kilo kaybı görülebilir” diye konuştu.

Yüksek riskli HPV neden olabilir

Serviks kanserinin uzun süren,yüksek riskli HPV enfeksiyonu sonucu oluştuğunu söyleyen Dr. Sezgin, “Aktif cinsel hayatı olan kadınların yarısı yaşam boyu HPV enfeksiyonu ile karşılaşır ancakher HPV enfeksiyonu serviks kanserine ilerlemez. Serviks kanserine yol açabilen yaklaşık 15 HPV tipi yüksek riskli HPV olarak tanımlanır. HPV tip 16 ve 18dünyada ve Türkiye’de servikal kanserlerle ilişkili en sık görülen iki HPV tipidir” şeklinde konuştu.

Rutin muayenede teşhis edilirse önlenebilir

Rahim ağzı kanserinin yüzde 99.9’una HPV (Human Papilloma Virus) enfeksiyonunun yol açtığını vurgulayan Sezgin, “Serviks kanserleri servikal intraepiteiyal neoplazi olarak tanımlanan kanser öncesi hastalık döneminden sonra oluşur.Her preinvaziv süreç kansere ilerlemez. HPV enfeksiyonu ile serviks kanseri arasındaki kuluçka evresi yaklaşık 20-25 yıldır. Pap test (smear) veya HPV testleri ile yapılan taramalarda tesadüfen saptanırlar. Hastalık kanser öncesi dönemde saptanırsa tedavi edilerek kansere gidiş önlenir” ifadelerini kullandı.

Risk faktörlerine dikkat

Servikal kanserinin en önemli risk faktörünün HPV teşhisi konulması olduğunu belirten Sezgin, “Erken yaşta ilişkiye başlamak, partner sayısının çok olması da önemli risk faktörleri arasındadır. Bunun yanı sıra sigara kullanan, bağışıklık sistemi zayıf olan (HIV enfeksiyonu veya bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç kullanımı gibi), anormal Pap smear sonucu olan ya da kanser öncesi servikal hücre değişiklikleri tanısı öyküsü olan, düzenli Pap test yaptırmayan ve HPV aşısı yaptırmayan kadınların rahim ağzı kanserine yakalanma oranı yüksektir” açıklamasında bulundu.

Tarama programlarıyla erken teşhis mümkün

HPV testlerinin önemine dikkat çeken Opr. Dr. Sema Ağar Sezgin, rahim ağzı kanserinin teşhis ve tedavisine ilişkin şu bilgileri paylaştı;
“Günümüzde HPV testleri rahim ağzı kanseri taramasında yer almaktadır. HPV testi rahim ağzı hücrelerde virüsün tespiti esasına dayanan bir testtir. HPV’nin tespiti erken dönemde rahim ağzındaki kanser öncülü değişikliklere işaret etmekte ve kanser teşhisini kolaylaştırmaktadır. Ülkemizde ulusal kanser tarama standartlarına göre 30-65 yaş grubundaki her kadın 5 yılda bir HPV testi ile taranmakta, pozitif çıkan olgular Pap smear ile tekrar değerlendirilmektedir. HPV testi ve smear alınması son derece basit ve ağrısız işlemlerdir. Anormal Pap smear sonuçları varlığında veya yüksek riskli HPV tipleri saptandığında kolposkopi denilen özel bir yöntemle rahim ağzı büyütülerek ve özel kimyasal ajanlar sürülerek incelenir ve gerektiğinde biyopsi alınır. Böylece kanser öncesi dönemde hastalık saptanabilir.”

Erken evre tedaviyi kolaylaştırabilir

Serviks kanseri tedavisininkanserin evresine göre değiştiğini söyleyen Dr. Sezgin, “Serviks kanserinde temelde üç tedavi yöntemi vardır; cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi. Erken evrelerde cerrahi daha ileri evrelerde kemoradyoterapi tercih edilir” dedi.

Rahim ağzı kanserinde erken evrelerde tedavinin daha kolay olduğunun altını çizen Sezgin, şunları söyledi:

“Tedavi şeklini belirlemek için ilk adım serviks kanseri teşhisini doğrulamak ve hangi evrede olduğunu belirlemektir. Serviks kanseri teşhisiserviksten biyopsi almayı gerektirir. Bu biyopsi genellikle poliklinik şartlarında yapılır ve patolog tarafından değerlendirilir.Serviks kanseri evrelemesi, kanserin vücuttaki yayılımını ve serviks dışındaki bir vücut kısmına sıçrama olup olmadığını tanımlamaktır. Serviks kanserinde evreyi belirlemek için ileri tetkikler gerekebilir.Serviks kanseri tanısı koyulan hastalarda tedaviye karar vermeden önce sıklıkla yapılan uygulamalar; jinekolojik ve rektal (makattan) muayane, Pelvik MR ve PetBT çekimi şeklinde özetlenebilir.”

Anne olmaya engel değil

Erken evre serviks kanserlerinde tümör 2 cm’in altında ve çevre dokulara yayılmamışsa tümörlü kısmın çevre dokularla çıkarıldığını söyleyen Opr. Dr. Sezgin, “Bu işlemle rahmin büyük kısmını koruyarak ve onkolojik sonuçları kötüleştirmeden hastalara gebe kalma şansı verilebilmektedir. Serviks üzerindeki herhangi bir cerrahi, gelecekteki gebelikler için erken doğum ve düşük riski yaratabilir. Her hasta için bireysel durumları değerlendirilerek doğru olan tedavi yöntemi seçilmelidir” dedi.

Korunmak için aşı önemli

30 yaşından itibaren tarama testlerini düzenli bir şekilde yaptırmanın, güvenli cinsel ilişki konusunda eğitim almanın, sigara kullanmamanın, sebze ve meyvelerden zengin sağlıklı beslenmenin rahim ağzı kanseri riskini azalttığının altını çizen Opr. Dr. Sema Ağar Sezgin, korunmak için aşının önemine şöyle anlattı:

“Günümüzde HPV’nin en çok kanser yapan tiplerine karşı geliştirilen ve koruyuculuğu yüksek olan aşılar mevcuttur. Dünya Sağlık Örgütü rahim ağzı kanserine karşı 9-14 yaşlarındaki kız ve erkekçocuklara aşı yapılmasını önermektedir. 9-14 (14 yaş dâhil) yaş arası 2 doz HPV aşısı tavsiye edilir. 14-26 (26 yaş dâhil) yaş arası ise 3 doz HPV aşısı önerilmektedir.”

Önlenebilir bir hastalık

Son olarak rahim ağzı kanserinin önlenebilen bir hastalık olduğunu vurgulayan Opr. Dr. Sezgin, “Rahim ağzı kanseri erken teşhis edildiğinde yüzde 100’e yakın bir oranda tedavi edilebilir ve buna bağlı ölüm tamamen engellenebilir. Düzenli rahim ağzı kanseri taraması yaptıranbir kadının rahim ağzı kanserinden ölmeyeceği söylenebilir” diyerek sözlerini sonlandırdı.