seyahat

Almanya’da bir masal diyarı: Neuschwanstein

  1. Seyahat

Almanya’da bir masal diyarı: Neuschwanstein

Seyahat Blogger'ı Zerrin Hoşgör Polat, Almanya'nın masal diyarı Neuschwanstein'ı yazdı... İşte Almanya'nın en çok turist çeken yeri Neuschwanstein Şatosu ve Neuschwanstein hakkında bilinmeyenler...



Almanya benim için hiçbir zaman çekici bir seyahat rotası olmamıştı. Taki pasaportumun süresinin bitmesine yakın gidecek bir yer bulamayıp tercihimi Almanya-Bavyera’ya çevirene kadar…

Bavyera’ya gidene kadar Almanya’nın sakladığı bu derece büyüleyici ve ihtişamlı bir peyzaja tanıklık edeceğimi düşünmemiştim. Burası başlı başına ülkenin belki de en farklı, yaşam kalitesi en yüksek, huzurlu ve görsel açıdan bir çok güzelliği barındıran bölgesi. Tabii ki buradaki en çekici etken Alp dağlarının varlığı şüphesiz.

“Almanya” ve “masal diyarı” kelimelerini aynı cümle içinde kullanmak her ne kadar enteresan gibi görünse de şu ana kadar Avrupa’da gezip gördüğüm şehirler arasında beni en çok etkileyen en mistik yerlerden birisi, işte bu düzenli, kurallı ve sistematik bir yapıya sahip olarak düşündüğümüz Almanya’da karşıma çıktı. Bahsettiğim masal diyarı Almanya’nın belki de en çok turist çeken yeri olan Neuschwanstein Şatosu.

Avusturya sınırına yakın Füssen şehrinde yer alan şatoya Münih’ten 1-1.5 saatlik bir tren yolculuğu ile ulaştım. Füssen tren istasyonunda indiğimde küçük bir merkeze sahip sevimli bir şehirle karşılaştım. Merkezdeki binaların hemen hemen hepsinin cepheleri birbirinden güzel resimlerle kaplı ve gerçekten çok renkli bir manzara yaratıyordu.

Alp dağlarının eteklerindeki bu masal diyarı şato, herkesin hayalindeki ya da çizgi filmlerde gördüğü büyüleyici şato imajını gerçekçi bir şekilde canlandırarak gözler önüne seriyor. 19. yy Ortaçağ stilinde inşa edilen bu şato, Kral Ludwig II’nin kendisi için yarattığı alternatif bir dünya. Ludwig,  bu şatoda bir Ortaçağ kralı gibi yaşayabilmeyi hayal etmişti ve şatonun asıl inşa edilme fikrinin arkasında bu yatıyordu. Bir anlamda Ludwig kendi fantastik dünyasını gerçeğe dönüştürdüğü bir şato yaratmıştı. Bu görkemli şatonun dışı kadar iç mekanı da görsel zenginlik sunuyordu. Fakat hikaye maalesef üzücü bir sonla bitiyor. Şatosu kadar gizemli bir ölüm hikayesi olan Ludwig, yarattığı şatosunda sadece 11 gece uyuyabilmiş ne yazık ki. Şatoyu gezerken eminim herkes benim gibi Ludwig’in kaderine üzülüyordur. 

Şatodaki rehberli tur başlamadan önce biraz çevrede gezinmek istedim ve bir çok turistin toplandığı, fotoğraflamak için yarıştığı manzara noktasını gördüm. Bu noktaya yaklaştığımda önce karşımda kocaman yükselen Alp dağları, Alpsee ve muhteşem panoramanın tadını çıkardım. Bir süre sonra tabi ki fotoğraf çekme vakti geldi.

Makineyi elime aldım, manzarayı çerçeveledim. Bir fotoğraf çektim olmadı; bir daha çektim olmadı, sonra bir tane daha… Ama hiç biri istediğim gibi olmadı. O an orda gördüğüm ve hissettiğim güzelliği bu fotoğraflar yansıtmıyordu.  Tekrar tekrar denedim, ama sonuç negatif… Daha önce hiç böyle bir duyguya kapılmamıştım. Belki burayı o kadar çok beğendim ki döndüğümde fotoğrafı gösterdiğim kişiler de benim kadar beğensin ve benim hissettiğimi hissetsin istediğim için bunu en iyi ifade eden fotoğrafı yakalamaya çalıştım ama başaramadım. İşin özü, maalesef buraya gelip bu atmosferi yaşamadan ve o peyzajın içine girmeden bu güzelliği anlatabilmek mümkün değil. 

Diğer bir manzara noktası kalenin üzerindeki Marien brücke (Marien köprüsü). Buradan Schloss Neuschwanstein, Disney dünyasının bir parçası gibi büyülü görünüyor. Bildiğim kadarıyla satonun masal diyarı görünümü, Walt Disney’in en önemli esinlenme noktası olmuş zaten.

Schloss Neuschwanstein, Güney Almanya’da Füssen şehrinde. Füssen tren istasyonunda inildikten sonra otobüsle Hohenschwangau’ya gidiliyor. Buraya gelen herkes bu şatoyu ziyaret etmek için geldiğinden kalabalığı takip etmek de yeterli aslında. Otobüsten indikten sonra şatoyu gezmek için programınıza uyan tur saatlerinden biri için bilet almanız gerekiyor. Benim gittiğim dönemde ingilizce turlar 2 saatte bir vardı. Bilet alınan yerden şatoya ulaşmak için ise minimum 20 dk’ya ihtiyaç var. Şato tepenin en uç noktasında yer aldığında tur saatini iyi ayarlamak gerekiyor. Şatoya ulaşmak için otobüs kullanabilir, faytonu tercih edebilir ya da yürüyebilirsiniz. Benim için en güzel tercih karşıma çıkacak büyülü mekana adım adım ilerleme heyecanını yaşayabilmek açısından yürümek oldu…
{$ nextTitle $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}

{$ item.Description $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}

ilgili haberler

 
LG
MD
SM
XS