Oyuna dön Schumi

Oyuna dön Schumi

F1 efsanesi Michael Schumacher hayatta kalmak için savaş veriyor. Pistte onca tehlikeden sağlam çıkan Schumacher'in görkemli hayat öyküsünü CNN TÜRK Spor spikerlerinden Emre Tilev'e sorduk. İşte Tilev'in anlatımıyla bir efsanenin öyküsü...

Klavyenin tuşları canınızı yaktı mı hiç? Yada sanki yıllardır tanıdığınız bir dost çok sıkıntılı ve siz onu yazıyorsunuz hissiyle karşısına geçtiniz mi bilgisayarınızın…


İçim acıyor…


Canım yanıyor..


Ve ilk kez 1994 yılında tanıdığım sonra yarışları anlatırken ara ara selamlaştığım isim şimdi komada…


Üzgünüm…Gazeteci olarak ve İstanbul’a geldiğinde birkaç kez röportaj yapma şansı bulan bir  Formula 1 sever olarak…


Onu tanımayanlara anlatmak istedim… O değeri anlamak adına…


Dualarımız seninle kırmızılı adam, Ferrari seven bir Tifozi olarak çabuk iyi ol..İşte  Michael Schumacher:


O ana kadar isim benzerliği dışında pek de akılda kalan biri değildi. Fenerbahçe kalecisi kıvırcık saçlı, muhteşem kurtarışlar yapan Türk dostu Schumacher’i bilirdik. Ama ismini onun öne taşıyacak genç adam ile tanışmamıştık. Zaten yüzünden öte önce sesini, onun da değil arabasının sesini duyduk, sonra hızla önümüzden geçen silüetini  , ardından zafer için podyuma çıkarken kırmızı arabadan inip kaskını çıkardığındaki yüzünü…Fakat hiçbiri net değildi.Ta ki, podyumda adı zirvede okunduğunda,     1 numara yazan podyuma çıkıp sağ elini havaya kaldırarak iki bacağını yana açarak yaptığı kutlamanın fotoğrafları çekilip sayfalara basılana kadar. İnce yüzlü, uzun çeneli, hep kısa saçlı, ince yapılı adam. Formula 1 tarihinin en büyük rekortmenlerinden.. . Mıchael  Schumacher...  Futbol mu? Hayır ama,  içinde futbolun  tutkusu da olan adamdı bu...


Yeşil çimler yanağına bir buse kondurdu. Sallanan kanatları gökyüzüne çıkmayı amaçlayan bedenini yukarı itti. Sonra gözleri ile çevresini taradı. Sesler tanıdık geldi. Geçen güz tüm uyarılara karşın ailesinin sözünü dinlemeyip çıktığı yolculukta yanından en az onun kadar hızla geçen nesnelere hayranlıkla bakakalmıştı. Bir tel örgünün üzerinde durmaya çalışmış ama başaramamıştı. Çünkü gördüğü şeyler o kadar hızlıydı ki… Hele kırmızı olanı... Sonra yine çimlerde özgürlüğü düşleyerek havaya, havaya ve havaya derken sert bir vuruş ile yere...Şaşkındı ne olmuştu, nasıl olmuştu? Yarılanmış gözlerini açarken aynı tanıdık yüzü gördü. İnce uzun suratlı, kısa saçlı adam onun avuçlarının arasındaydı, anlamsızca çevreye baktı. Bu adamı pistte görmüştü de bu futbol  sahasında özgürlüğün adresi diye düşündüğü yerde işi neydi? Seslere kulak verdi…


- Schumacher haydi, topun çarptığı kuşu bırak ve  oyuna dön...


Şefkatle yere bırakıldığında kanatlarını yeniden enerji ile yükledi ve yükseldi. Yükseldi . Aşağıda ona bakan gözlere minnetle kanat çırparken hızı, futbolculuğu ve birde insanı insan yapan kimliği hiç unutmayacaktı.. Minik kuş iç geçiridi ve....


-Tanıdım dedi ..Bu O.


İşte kuşların bile tanıdığı adamın hikayesindesiniz. Hoşgeldiniz. Kulak veriniz, gözlerinizi sayfalardan ayırmadan onun hızına ortak olunuz…. Bu  O’nun hikayesi.




Yer Kerpen, Almanya Köln yakınları… Yazın nehrin kenarından gelen müziğin esintisi coşkuyu taşırken, gündüzleri bu esintiyi çevredeki evlerin bahçelerinden yükselen çim biçme makinelerinin sesi böler. Makinelerin çalışan motorları bahçede oynayan 2 yaşındaki sarı kafalı minik çocuğu hep etkilemiştir. Bir kış günü doğan bu ufaklık 1971 yazı tamamlanırken 2 yaşındadır.  Hürth Hermülheim’de, Rolf ve Elizabeth Schumacher çiftinin oğulları gelecekteki meslek seçimini o günlerde mi yaptı, yoksa ailesinin isteği ile mi bu noktaya geldi bilinmez ama o çim biçme makinesinin sesi de dahil olmak üzere tüm mekanik yapılara ilgi duyardı. 3 yaşına geldiğinde  arabalar tutkusu oldu. 4 yaşındayken babası onu go-kart pistlerine götürüyor yarışları izletiyordu. Ondan yaklaşık 6 yıl sonra bir yaz günü dünyaya gelecek olan kardeşi Ralf’de de Mıcheal’de de mekanik duygularını hızla besleyen kimlikler olarak büyüyeceklerdi, yoksa büyütülecekler miydi? .  Ailesi her iki oğlunun da yarış pilotu olmalarını istiyordu (Michael Schumacher’in kardeşi, 30 Haziran 1975 doğumlu Ralf Schumacher de ağabeyi gibi Formula 1 pilotu oldu).


Zaman hızla akarken ve minik Schumi’nin sesi koridorlardan sokağa taşarken bu sevimli miniğin sesine yeni bir ses ekleniyordu. Bu bir motorun çığlığıydı. Eski bir traktör motorunun bir kısmı, artık otomobil maddeleri ve garaj eşyalarından yapılmış bir kart aracı… Bu süreci Schumacher hayatının en keyifli süreci, ama hafızamda silik silik diye anlatacaktı.  Schumacher pistlerdeki kariyerine, dört buçuk yaşında, babasının evde yaptığı üstü açık mini yarış arabasıyla, kart racing yaparak başladı. Hızı, korkusuz tavırları Kerpen’in dışına çıkarken o pistte en iyi tutunan çocuklardan oldu. Bir yarış için çok ama çok önemli olan viraj dönüş noktasını yani apex çizgisini o kadar mükemmel ayarlıyordu ki tutulması imkansız bir hız makinesine dönüşmüştü. Onun için asıl başarıyı getiren faktör ise işin mekaniğini hiç göz ardı etmemesiydi. En ince ayrıntıya kadar keşfe gayret etti. Bu ilerde yarışlarda Formula 1 efsanesi olması için çok, ama çok yararlı olacak bir bakış acısıydı.




Almanya'nın Köln şehri yakınlarında Hürth-Hermülheim'de, Rolf ve Elisabeth çiftinin çocukları olarak doğan Schumacher'i ailesi, Kerpen-Horrem'de bir karting pistine götürürler ve Schumacher bu karting kulübünün en genç üyesi olur. Evde yapılan aracın gelişimi her aşamada sürer. Babası sürekli kullanılmış eski malzemeler ile bu aracı daha da yeniler. Altı yaşına geldiğinde  yeni  kart aracı ile Michael ilk kulüp şampiyonluğunu kazanır. Spor pahalıdır. Sokaktan , ordan burdan bulunan parçalar ile minik olsa da kart araçları yapmak maliyet ister. Ailesi ise onun yeteneğini bilir ve babası onun için çok özverili davranır. Schumacher’in  özverili babası Rolf, oğlunun yarışmasını desteklemek için ikinci iş olarak karting pistinde tamirat yapmaya ve karting araçlarını kiralamaya başlar. Bu arada annesi buna seyirci kalmaz. Baba bu kadar çalışırken anne de taşın altına elini koyar ve katkı için elinden geleni yapar. Oğlunu zaten hep izlemek için piste gittiğinde görür ki bu piste bir eksik var , çocuklar yarış sonrası iyi beslenemiyor. Hemen devreye girer ve anne  Elisabeth de karting pistinin kantininde çalışmaya başlar. Birden fazla işte çalışmalarına karşın, Schumacher ailesinin Michael'in ihtiyaç duyduğu nitelikte motor alabilmek için yeterli imkânları hala yoktur. Zaman zaman yerel gazetelerde haberleri çıkan Michael için gereken destek  bulunabilecek midir? Formula 1 gönüldaşları bu pahalı sporun yetenekli isimlerini hemen anlar onların becerilerini fark eder. İşte yine gazetelerde çıkan haberler ardından onu pistte izleyen bir kaç yerel işadamı tam bu süreçte süper yıldız olmaya aday Schumacher’e yardım eder. Artık yarışlarda eski arabası, bozulur mu korkusunu yaşadığı süreçler ve eski malzemelerle dolu bir süreç tükenmek üzeredir.


Zafere giderken hiçbir zaman çiçekler arasında yürümezsiniz. Bazen çakıllar, kaktüsler-bazen güller bazen engin çimlerde koşarsınız. Zordur, meşakkatlidir ama en önemlisi gayret ve azim beklentili olur başarı. İşte tüm bu engelleri aşma inancı zaferi getiren gizemdir.


Alman yasaları uyarınca, karting pilotu lisansı alabilmek için istenilen yaş sınırı 14'tür. Lisans olmadan ulusal yarışmalara katılamayacak olan Michael'ın gelişiminin durmaması için, 1981'de, henüz 12 yaşında iken, lisansını Lüksemburg'tan alır. Lüksemburg Almanya’ya çok yakındır. Komşudan çok rahat geçişler yapılabilir. Asıl önemlisi Almanya’nın gözde pistlerine de yakınlığı ile bu ülke tam bir adres olur. Çalışmalar-yarışlar bitmeden tükenmeden sürer. 1983 yılında 14 yaşını kutlayan Schumi ,  ayrıca yeni yaşına ek olarak onun önünü açacak lisans alma mutluluğunu da yaşar. Schumacher  Alman kart lisansını da alır. Artık başarılar yağmur gibi gelecektir.  İlk yılında  1984’de Almanya Junior Karting Şampiyonası'nı kazanır. 1985'te gözde olan ve sayılı isimleri kabul eden  Adolf Neubert'in Eurokart takımına katılır. 1987 yılına gelindiğinde  yani 18 yaşında artık Almanya ve Avrupa Karting Şampiyonudur. Karting ötesine geçme zamanı gelmiştir. 19 yaşındadır ve hedefleri büyüktür. 1988'de Almanya Formula Ford ve Formula König serileri ile tek koltuklu yarış araçları serilerine ilk ciddi adımını atar. Çok başarılı olur. 1989 yılı için Willi Weber'in WTS Formula 3 takımı ile anlaşma sağladıktan ve  bu imzayla gelecek iki yıl için Weber'in finansmanı altında yarıştıktan sonra  1990'da ilk meyvesini yer. Almanya Formula 3 şampiyonluğunu kazanır.  1991 yılında World Endurance Championship’te, Mercedes’in gençler yarış programına katılır. Eğitimi için çok zorlu bir süreç yaşar. Çok çalışır. Aracının ayrıntıları ile hep tek tek ilgilenir. Mekanik yapıları ezbere bilir. Milimetrik ayar ve öngörü becerisi mükemmele yakındır.  Ve aynı yıl  Sauber-Mercedes C291 model aracıyla, Mexico City yarışında ilk sırayı aldı. Aynı yıl  World Sports-Prototype Şampiyonası'nda yarışır. Bu karar, aslında genç bir sürücü için yanlış bir harekettir, zira Michael'in birçok rakibi, Formula 1'e giden yol için F3000 serisine katılmaktadır. Fakat Weber, Michael'e güçlü araçların, uzun soluklu yarışların ve basın toplantılarının, kariyerinin geleceği açısından çok daha faydalı olacağı tavsiyesinde bulunmuştur. 1990 sezonunun son yarışı olan Autódromo Hermanos Rodríguez'de bir Sauber-Mercedes C11 ile zafere ulaşır ve sezonu pilotlar şampiyonasında 5. tamamlar. 1991 sezonunda da aynı takımla yarışmaya devam eder. Yine sezonun son yarışında Japonya'da Autopolis pistinde zafere ulaşır, pilotlar şampiyonasını 9. tamamlamıştır…  Artık F1 için geri sayımın başladığının farkındadır. Ama Senna-Prost-Berger-Alesi gibi isimler arasında tutunabilecek midir?


s



Onun için zaman o kadar hızlı akmaktadır ki beslenmesine, spora ve yaşam serüvenine çok dikkat eder. Oldum demez. Olacağımız peşinde koşar. Ve  1989 yılının sonunda Formula 3 serisinden de rakipleri olan Heinz-Harald Frentzen ve Karl Wendlinger ile birlikte katıldığı Mercedes Junior Racing programında çok başarılı olur. Kalça yapısı adeta F1 aracı için şekillenmiş gibidir. Aynı sezon, Japonya Formula 3000 serisinde bir yarışa katılır ve o yarışı da 2. tamamlar. Aslında birlikte çalıştığı  Heinz-Harald Frentzen'in ve hatta Karl Wendlinger'in  en az onun kadar hatta bazı testlerde ondan daha iyi ve büyük yetenekler olduğu ve çok büyük gelecekler vaad ettikleri ifade edilmesine karşın Formula 1 tarihinde yerleri hiçbir zaman , Schumacher gibi olmamıştır...Peki neden?


Michael, kritik anlarda hızlı turlar atma ve gerektiğinde limitleri sonuna kadar zorlama gibi hususlardaki yeteneklerini, kariyerinin her döneminde geliştirme gayretinde olmuştur. Henüz onlu yaşlarının ortalarında karting pistinde yağmur altında, tek başına antrenmanlar yaptığı görülmüştür. Aynı çaba,  geçmişte Ayrton Senna gibi yağmur altında üst düzey performansı sergileyebilen tüm büyük pilotlarda gözlenebilen bir özelliktir. Aynı gayret antrenmanlar bitsin eve ya da eğlenceye gidelim demeyen tüm sporcular için geçerlidir. Fazladan yapılan her çalışmanın sağlayacağı engin deneyim-farkındalık-başarı yolculuğunun kritik anahtarıdır. Schumacher bu bilinci 10 yaşında yakalamıştır. Günümüzde takımlar, teknoloji marifetiyle pistlerde yağmur koşulları yaratarak pilotlarının ıslak zemin performansını geliştirme gayretindedirler.  Rüzgar tünelleri ve daha bir çok özel teknoloji ile hedefe yürüme gayretleri vardır....


Michael Schumacher ilk Formula 1 deneyimini, 1991 Belçika Grand Prix’sinde yaşar. Bertrand Gachot  çok başarılı olmayan ama kendine Formula 1 dünyasında kapı açmış bir pilottur. Bir gece kulübü çıkışında , Londra’da bir taksi sürücüsüyle  yarışır ve tutuklanır. Ceza ertelenmez ve Gachot hapse atılır. Takımı şaşkındır, test pilotları vardır ama ismi duydukları genç yetenek  M.Shumacheri denemek isterler. Tarihi  an budur.  Schumacher  Jordan-Ford takımındaki koltuğa oturur. Sürücülük yeteneklerini ön plana çıkaran bir pist olarak bilinen Belçika  Spa-Franchorchamps’ta daha önce hiç yarışmamış olan Schumacher, yarış öncesinde pisti tanımak için bisikletle sadece 1 tur atmasına rağmen, sıralama turları esnasında 11 yıllık Formula 1 deneyimine sahip takım arkadaşı Andrea de Cesaris’i de geride bırakarak yedinci en iyi zamanı elde eder.  Bu artık tüm takımların dikkatini çekecek bir performanstır. Şansı iyi kullanılmıştır. Belki yarışta ilk turda mekanik bir arıza nedeniyle yarışı terk etmek zorunda kalmıştır ama ortaya koyduğu teknik mükemmeldir.



Motor sporları yazarı Christopher Hilton'ın başarıya giden yolda pilotajı anlatırken ve Schumacher’e atıfta bulunurken şöyle der ;  "bir pilotun yeteneğinin önemli bir ölçüsü de ıslak zemin performansıdır, çünkü en hassas araç kontrolü ve en nazik sürüşe bu gibi ağır pist koşullarında ihtiyaç duyulur". 


Diğer büyük pilotlar gibi Michael de parlak bir ıslak zemin performansına sahiptir. Michael 1991'den 2003 sezonunun sonuna kadar katıldığı Grand Prixlerde, ıslak zeminde koşulan 30 yarışın 17'sini kazanmıştır. Michael'in en iyi performanslarından bazıları bu tür ağır koşullar altında gerçekleşmiştir, bu performanlarıyla da "Regenkönig" (yağmur kralı) ya da "Regenmeister" (yağmur ustası) unvanlarını almıştır.


25 Ağustos 1991'de koşulan Belçika Grand Prix'ine Jordan Ford takımının pilotu Schumacher 32 numaralı araçla başarılı işler yapınca finansal olarak da takıma katkı sağlayacak bir pilot arayan takımın sahibi Eddie Jordan’ın objektifine girer. Akıllı ve çok kurnaz olan Jordon , Willi Weber'in 150.000 sterlin ödemesiyle ayrılmasının ardından boş koltuğu Michael'e verir. Sürücülük yeteneklerini ön plana çıkaran pist olarak tanınan Spa-Franchorchamps pistinde yapılan bu yarışta, daha önce bu pistte hiç yarışmamış deneyimsiz bir pilot olarak gelen yarışın daha ilk turunda debriyaj problemi nedeniyle yarışı terk etmek zorunda kalan Schumacher o yılı Jordon takımı ile tamamlar.


O artık pistlerde yeni ismi ile anılacak ve farklı dillerde farklı telaffuzlar ile hayat bulacak bir isimdir. Michael Schumacher için "Schumi", "Schuey" ya da "Schu" lakapları kullanır. Formula 1, Michael Schumacher ile birlikte, Almanya'da arka sıralarda bir spor olmaktan çıkmaya, futbola denk bir güç olmaya ve yeni nesillere ilham kaynağı olarak adeta spor dünyasına şimşek hızı ile girmeye başlamıştır. Bugünün şampiyonu Alman Vettel’i, Schumi başarılarının beslediği açık bir gerçektir.


Schumacher 1991 Belçika Grand Prix’inde gösterdiği muhteşem performansla, yarışın hemen ardından Benetton-Ford takımıyla bir anlaşma imzalar. Jordan takımı, bu anlaşmaya karşı İngiliz mahkemelerinde itiraz başvurusunda bulunsa da, bu başvuru Jordan takımı ile bir kontratı bulunmaması nedeniyle reddedilir. Bunun üzerine sezonu Benetton takımında tamamlar. 1991 yılındaki en iyi derecesi, katıldığı ikinci yarışta elde ettiği 5.lik olur.  Bu dereceyi, İtalya Grand Prix'nde, takım arkadaşı Nelson Piquet'nin önünde elde eder.  Sezonu 6 yarışta aldığı 4 puanla, 14. sırada tamamlar.


1992 sezonunun başında Sauber takımı, Formula 1 yarışlarında yer almak için planlar yapar. Sauber, böyle bir durumda Mercedes motoru kullanmayı planlar. Alman markası emek verdiği Schumacher’in kontratına yıllar önce , Mercedes'in Formula 1'e girmesi durumunda onlarla yarışabileceğine ilişkin bir madde koydurmuştu.İşte bu madde 1992 sonunda işleme alınır. Ama anlaştığı takımdan ayrılmak istemeyen Schumacher Benetton’da  kalmak ister. Nedeni açıktır. Flavıo Briotore gibi çok iyi bir yol gösterenle harika bir ilişki kurmuş ve başarının anahtarlarını biriktirmeye başlamıştır.   Michael, Benetton'da yarışmaya devam kararı aldıktan sonra takımın patronu  Peter Sauber "Schumacher bizimle yarışmak istemedi, neden zorlayayım ki" diye açıklama yapacaktır.


1992, Williams F1 takımının Nigel Mansell ve Riccardo Patrese ile yarışları domine ettiği bir sezon olur. Michael kariyerinin ilk podyumunu Meksika Grand Prix'inde üçüncü sırayı alarak elde eder. Ama her gün gelişimini sürdürmekte ama en önemlisi mekanik anlamda deneyimlerini mühendisler ile gece gündüz çalışarak geliştirmeye, daha kaliteli bir araç yapısı için çalışmaya ara vermeden devam eder.  Ardından da ilk galibiyet, kariyerinin ilk yarışına çıktığı Spa-Francorcamps pistindeki Belçika Grand Prix'inde gelir. İlk adımını attığı pist onu adeta kucaklar.  Nigel Mansell'in pol pozisyonunda, Ayrton Senna'nın da ikinci sırada başladığı yarışta üçüncü sıradan start alan Michael, yağmurun yağmaya başlamasıyla birlikte ön sıralarda yarışan Ayrton Senna dışındaki bütün pilotlar gibi yağmur lastiklerini seçer. Ama ıslak piste yağmurda yaptığı yoğun antrenman burada meyvesini verir. Schumi harika performansını yağmur desteği ile sürdürürken,  oynadığı kumar tutmayan Senna da ilerleyen turlarda yağmur lastiklerine geçer, ancak pozisyonunu kaybetmiş olur. Pistin kurumaya başlamasıyla birlikte bazı pilotlardan spinler gelir. Michael da bir pist dışına çıkma yaşayıp lastiklerine zarar verince, o turun sonunda pit stop yaparak kuru zemin lastiklerine geçer. Mansell ve Patrese lastik değiştirmekte geç kalınca Michael liderliği ele  geçirir... Şans, strateji ve yeteneğin birleşiminden oluşan bir galibiyet ile  Michael, yarışı Mansell'in 36 saniye önünde lider olarak tamamlar. Daha sonra Michael, Spa Francorchamps için "açık ara en sevdiğim pist" diyecektir. Schumacher  1992 sezonunu, 53 puanla 3. sırada bitirir.


1993 sezonu yine Williams F1 pilotları Damon Hill ve 'Profesör' lakaplı Alain Prost tarafından domine edildi. Aslında Schumacher her zaman hayranıyım dediği Prost’un arkasında kalmayı kabullendi belki ama en önemlisi ileride büyük fırtınalar yaşayacağı Damon Hill ile rekabeti buralarda başladı. Schumacher 1993 yılında mekanikler ile uyumunu ve yeni kuralların getirdiği farklılıkları doğru hamleler ile zafere nasıl dönüştürebilirim mücadelesini verdi.  Benetton Formula takımı, aktif süspansiyon ve çekiş kontrolü sistemlerini sezonun ilerleyen yarışlarında kullanmaya başladı. Çekiş kontrolünü ilk kez Monako Grand Prix'inde, aktif süspansiyonu ise ilk kez Avrupa Grand Prix'inde kullandılar ve bu sistemleri en geç kullanıma sokan takımlar arasında yer aldılar. Williams F1 takımının aktif süspansiyon sistemini ilk kez 1987 sezonunda, McLaren ve Ferrari ise 1992 sezonunun son yarışlarında aktif sistemleri araçlarında kullandılar. Michael, 1993 sezonunda sadece Portekiz Grand Prix'ini kazanabildi, bu yarışda  Alain Prost'un 0.9 saniye önünde galibiyete ulaştı.  Schum için 2 tam sezon  yani 1993 sezonunu, 52 puanla  4. sırada geçti.  Ama deneyim ve beceri konusunda kendini çok iyi yetiştirdi ve 1994 yeni şampiyonu karşılarken gözyaşları ile eski şampiyonu uğurladı...


1994 yılı belki Schumi isminin tarihe geçtiği yıl ama bu zafer hep gölgede kaldı. Çünkü İmola’da San Marıno Grand Prixinde bir efsane  Formula 1 tarihin en büyük ismlerinden Aytron Senna geçirdiği kaza ile hayatını kaybetti. Bu tüm dengeleri değiştiren kaza  Schumacher’in , şampiyonluk için Williams F1 adına yarışan Ayrton Senna ile rekabet etmesi yanında, Williams F1'in diğer pilotu Damon Hill ile sezon sonuna kadar mücadele etmesine neden oldu.  1994 yılında sezonun ilk 7 yarışından 6'sını kazanarak 1965'te Jim Clark'ın kırdığı rekora ortak olan ve sezona çok iyi bir başlangıç yaparak büyük bir puan farkı oluşturan Schumacher, sezon ortasında bir takım cezalar alması nedeniyle bu avantajını kaybetti. İngiltere Grand Prix'nde, ısınma turunda önündeki pilotu geçerek siyah bayrak ile yarıştan diskalifiye edildi. Ancak bunu umursamayıp yarışa başlamak isteyen Schumacher, bir sonraki yarış için de ceza aldı. Belçika Grand Prix'sini kazanmasına rağmen, yarış sonrasında aracında yapılan inceleme sonucunda, aracının alt kısmında bulunan tahta parçasının kurallara aykırı olduğu anlaşıldı ve birinciliği iptal edildi. Hele hele, sezonun son yarışı olan Avustralya Grand Prix'nde, rakibi Damon Hill'in arkadan yaptığı atağı görmeyerek virajda iç kısıma Hill'in önüne kırması sonucu rakibine çarpması ve takla atarak yarış dışı kalışı hafızalara kazındı. Bu yıl içinde sempatisinden empati kurulamayınca kayıplar yaşadı. Ancak bu kazada aracı hasar alan Damon Hill de yarışa devam edemedi. Ona öfkelenen bebek yüzlü İngiliz Damon Hill yanında olanlar hiç de az değildi.  Aralarında sadece 1 puan fark ile 92 puana 01 ile M.Schumacher şampiyon oldu. Yeşil araba sarı tulum geride kalmıştı. Mavi araba ve mavi tulumu ile gök mavisi renklere bürünen Alman pilot zafere ulaştığı yıl çok büyük sevinç yaşamadı, yaşayamadı. Ama tarih onu tüm olumsuzluklar arasında dünya şampiyonu diye yazacaktı ve bu asla değişmeyecekti. Schumacher'in 1994'te şampiyonluğu kazandığı Benetton B194 aracı ile podyumda buruk ama geleceğin kararlı duruşunda bir isimdi. Tarihin gelmiş geçmiş en büyük pilotu ile Türkiye ‘de tanışacaktı.


1995 yılı Türk halkının Formula 1 sporuna merhaba dediği yıl oldu. Cine 5 ekranlarından yayınlanan yarışlar ile F1 ile tanışanlarımız yanında sporu çok uzun süredir takip edenler  farklı heyecanlar yaşadı. Ben Aytaç Kot ile bu yarışları yerinden ve pilotlar ile tanışma şansı yakaladığım toplantılar ile aktarırken ilk kez karşı karşıya geldiğim Schumacher’i fazla ufak tefek bulmuştum. Ama olması gereken buydu. Salatalar sebzeler ve meyveler arasında geçen öğünler. Bol spor ve müthiş konsantrasyon için büyük çaba...Tırlar ile kurulan sessiz pistlerdeki yeni hayatlar. Her yarış sonrası başlayan yeni maraton . Aslında her yarış tamamlanışı sonrasının başlangıcı için sinyaldi. Ve bunu doğru anlayan zafere koşuyordu.


1995 sezonuna başlamadan Benetton Formula takımı, Renault motoruna geçiş yaptı. Williams F1 takımı da o sezon için Renault motorunu kullanıyordu. 1995 sezonu da yine Williams F1 pilotu Damon Hill ile çekişmeli bir mücadeleye sahne oldu. İngiltere Grand Prix ve İtalya Grand Prix'nde Damon Hill'in geçiş hamlesi esnasında arkadan çarpması sonucunda iki pilot da yarış dışı kaldı. Belçika Grand Prix'inin sıralama turlarında 4. olmasına rağmen aldığı ceza nedeniyle yarışa 16. sıradan başladı. Yağmur altında yapılan yarışta, ıslak zemin lastiği kullanan rakiplerine karşı kuru zemin lastikleriyle mücadele ederek zafere ulaştı. Sezon sonunda en yakın rakibi Damon Hill ile arasında 33 puan fark oluşturarak şampiyonluğu elde etti. Bu yıl, aynı zamanda 9 yarış kazanarak, Nigel Mansell'a ait olan ve 1992 sezonunda kırdığı "bir sezonda en fazla yarış kazanma rekoru"na da ortak oldu Schumacher, 1995 sezonundaki  17 yarışın 9'unu kazanmış, 11 kez podyumda yer almıştır. Sadece bir kez, Belçika Grand Prix'nde 4.lükten kötü bir sıralama derecesi elde etti, ancak o yarışta da birinci gelmeyi başardı. Sezonu 102 puanla şampiyon olarak tamamladı. Zirvedeydi ve rekorları kırarak yürüyordu. Ayrılık kaçınılmazdı. Çünkü efsanelerin takımı Ferrari ona kapısını açmıştı. AYRILIK YAKINDI. Flavıo çok üzülsede yeni bir ismin yanına Jean Todt ile buluşmaya gidiyordu.


Schumacher, Benetton Formula kontratının bitmesinden bir yıl önce, 1996 sezonu ve sonrası için Scuderia Ferrari ile yarışmak üzere anlaşmıştı. Başarılı bir pilotun takıma gelmesi bazı kişiler tarafından iyi, F1 sever bazı farklı düşüncedeki spor tutkunları için yanlış hamleydi.  Scuderia Ferrari takımı, 1979 sezonundan beri sürücüler şampiyonluğunu ve 1983 sezonundan beri de markalar şampiyonluğunu kazanamıyordu. 1982 ve 1990 sezonlarında şampiyonluğa çok yaklaşmış ancak kıl payı kaçırmışlardı. 1990ların başından itibaren takım büyük bir düşüşe geçmişti. O yıllarda Ferrari'nin ünlü V12 motoru daha küçük, daha hafif ve daha verimli olan rakip motorlar karşısında hiçbir zaman rekabetçi olamıyordu. Birçok pilot, özellikle Alain Prost, Ferrari aracına "kamyon", "domuz" ve "kazayı davet eden" gibi lakaplar takmıştır. Ferrari pit ekibinin zayıf performansı, sürekli şakalara konu olmaktaydı. 1995 yılının sonunda takım her ne kadar gelişme göstermiş, sıkı bir yarışmacıya dönüşmüş olsa da, Williams F1 ve Benetton Formula gibi başa güreşen takımların ardında, orta sıralar için mücadele eden ikinci sınıf bir takımdı. Bu göreceli gelişimin arkasında da, takıma 1993 sezonunda dahil olan Jean Todt bulunmaktaydı. Todt efsaneyi yeniden yapılandırırken sonradan oğlum diyeceği Schumacher ile buluşmayı uygun gördü. Mekanik anlamda sonradan adı çok duyulacak harika bir mühendis ekibi kurdu ve  Schumacher, Jordan takımından ayrılan Eddie Irvine ile takım arkadaşı oldu. Bu harika Ferrari yılları ve Schumacher için yapılan her şey eh işte birde Irwıne var yarışlarının başlama süreciydi.  Todt hamleleri bitmedi az öncede söylemiştik sonradan ismi çok duyulacak hatta takım direktörü olacak.Rory Byrne ve Ross Brawn da Ferrari'ye katıldı. Bu katılımlar, Michael'in motivasyonu için çok büyük artılar getirdi. Takım direktörü, pilotlar, mekanik yapı… Uyum için her şey vardı. Ferrari eski günleri için hazırdı.....


Ferrari onunla yeniden ışıldadı. Bir yarıştan çok şov tarafını öne çıkardı. Taraftar grubu Tifoziler için kararlı ve özlemle süren bekleyiş doruklara taşındı. Alman İtalyan ortak yapı başarılar 1996 sonrası art arda geldi. İspanya 1996 yarışında öyle bir başarı ortaya koydu ki alman pilot efsanevi yarıştı Stirling Moss  "Bu sadece bir yarış değil. Bu mükemmeliğin bir gösterisi..." tanımını yaptı.


Michael, 1996 sezonunda nispeten yavaş aracıyla 3 Grand Prix galibiyeti elde etti ki bu rakam Ferrari takımının 1991-1995 döneminde elde ettiği toplam galibiyetten daha fazlaydı. Sonra Todt, Brawn ve Schumi birlikteliği ile sayısız başarı geldi. Dayanıklılık sorunu yaşansa da  Alman pilot 1996 yılının üçüncü zaferi, tifosilerin önünde Monza'da pistindeki İtalya Grand Prix'inde elde etti. Sezonu 3. sırada tamamlandı.


1997 sezonunda Michael Schumacher ve Jacques Villeneuve şampiyonluk için sıkı bir mücadele içine girdi. Kanada’nın Fransa tarafından olan eski  yarışçının oğlu yine eski bir yarışçının oğlu olan İngiliz Damon Hıll gibi Schumi’yi çok zorladı. Hele hele olaylı yarışlar tek tek anlatamayacağım ama  Jacques Villeneuve Schumacher'i geçmek için ataklar yaptığında Schumi hiç kaçmaz hatta son yarışta kaçınabilir çarpışma konumundan uzaklaşmadığı için diskalifiye edilir. 1997 yılında Schumi yarış dışında kalır. Çok hırslanmıştır.. Ama bu kez karşısına Hakkınen çıkar. Onun ile mücadele eder. Aslında tüm pilotlar Schumi ve o diğer rakipler ile yarışır. Bir yıl sonra Fin pilot Mika Hakinen ardından 2. olur.


Ve şampiyonluklar ile geçen yıllar. 2000 ile 2004 arası 5 büyük zafer. 2000 yılında Mika önünde dünya şampiyonluğu 2001 yılında Nigel Mansell'e ve kendisine ait olan bir sezonda en çok yarış kazanma rekorunu bir kez daha egale ederek 9 yarış kazanıp yine dünya şampiyonluğu ve aynı yıl Alain Prost'a ait olan 51 yarışlık "en çok yarış kazanan pilot" rekorunu paramparça edişi.


2002 yılında yine eser pistlerde ama nasıl eser. Michael elde ettiği 11 galibiyetle, Nigel Mansell'le paylaştığı bir sezonda en çok yarış kazanma rekorunu da tek başına ele geçirmiş olur. Sezon bitimine 6 yarış kala şampiyonluğunu ilan ederek bu alanda da rekor kırar.  Puanlamalar değişir sistemler onu zorlamaya ayarlanır ama kırmızılı Alman, 2003 sezonunu da  93 puanla şampiyon olarak kapatır.


2004 sezonu Scuderia Ferrari takımı ve Michael Schumacher için 2002 sezonunu aratmayacak başarılar getirdi. Michael ilk 5 yarışı rahat bir şekilde kazanır.  Altıncı yarış olan Monako Grand Prix'inde yarış dışı kalır ama Monako Grand Prix sonrasında Michael üst üste 7 yarış daha kazanarak bu alandaki rekoru kıran Michael, ilk 13 yarışın 12’sini kazanarak "sezona en iyi başlama rekoru"nu da kırar. Belçika Grand Prix'i sonrasında sezonun bitmesine dört yarış kala şampiyonluğu garantiler. 18 yarışın 13'ünü kazanan Michael, kendisine ait olan "bir sezonda en çok yarış kazanan pilot" olma rekorunu da geliştirmiş olur.  2004 sezonunu 148 puanla şampiyon olarak tamamlar.  Bu aynı zamanda Alman pilotun üst üste 5. , kariyerindeki 7. ve son şampiyonluğu olur.


Michael, bu sezondan sonra düşüş yaşar. Değişik sorunlar ama en çok lastik problemleri yüzünden geride kalır ve  2005 sezonunu tek galibiyet, 62 puan ile  3. sırada tamamlar.  Schumi  2006 sezonu, Fernando Alonso’nun , 134 puanla şampiyon olduğu yıl Formula 1 kariyerini noktalar. Ta ki 2009 yılına kadar. Alman pilotun pistlerden kopuşu yeni şampiyonların aranmasına neden olur. Yeni isimler onun kadar korku duymadan, zorlayarak ve sınırların ötesine geçerek başarı yakalamayı çalışanlar arasından aranır. Yoktur. Ve  Macaristan yarışı sırasında ciddi bir kaza geçirerek takımı sezonun kalan bölümünde yalnız bırakan Felipe Massa'nın yerine geçici olarak tekrar Ferrari koltuğuna oturur. İşte o yeniden dönmüştür. Ama aradan geçen yıllar farklı bir Schumacher ismini taşır pistlere evet hala yetenekli ama yıllara meydan okuyan zihnine karşın bedeni ortak düşüncede hareket etmez. Dönüş düş kırıklığı olur.


2010 yılında Michael Schumacher, Montezemolo ile görüşerek çok büyük bir ihtimalle Mercedes Gp ile yarışacağını söyleyeceği ve bu konuşmanın Montezemolo tarafından basına aktarılmasının ardından bu dönüşün gerçekleşeceği kesinleşir.  2010 sezonu Schumacher'in en kötüleri yaşadığı yıl oldu.15 yıllık kariyerinde ilk kez yarış kazanamadığı bir sezon olur.  Bir kısım tarafından ağır eleştirilere maruz kalır. İlerleyen yaşı sürekli konu edilir. Bir kısım ise onun büyük cesaretini, azmini ve yarışma tutkusunu ayakta alkışlar.  Schumacher açıklamalarında sürekli Formula 1'e dönüşünü savunur.  İsmine zarar vermeyi önemsememiştir ve Formula 1'e dönüşünden mutlu olduğunu dile getirmiştir. Alain Prost ve Niki Lauda gibi şampiyon isimler: “Böyle bir geri dönüş sonunda başarılı olmak çok zor, ama bunu biri başarabilecekse oda Michael Schumacher'dir .” demişlerdir. Yaşının ve fiziksel durumunun başarısızlığa neden olduğu düşüncesine karşılık takım patronu Ross Brawn Michael hala aynı. Telemetri verilerine baktığımızda sürüş tepkilerinden onun 3 yıl önceki Michael'dan hiçbir farkı olmadığını anlıyoruz demiştir. Geri dönüşteki başarısızlık sebepleri olarak düşünülen genel kanılar, Mercedes’in 2010 aracının Jenson Button'a göre tasarlandığı ve Schumacher'in sürüş tarzının çok uzağında bir araç olduğu, bunun yanı sıra test yasakları ile araca ve özellikle lastiklere uyum sağlayamaması da sebeplerin başında gelir. Ve pistlere büyük tutkuyla bağlı isim fırtına gibi geri dönüşünü tamamlar ve Formula 1 dünyasına noktayı koyar.


Üzerinden tank geçirilen, 50 küçük hava deliğinden hava alan ve içinden sıvı tüketimi desteği için özel pipet bölgeleri olan değişik dizaynlarda izlediğimiz kaskı artık kenardadır. Şahlanmış at şeklindeki beyaz kaskının başarıları ve onun ismi hep daim kalacak olan koca bir ömür geride kalır. Tarih ise onu altın harfler ile yazar. Alman devi M. Schumacher.


İstatistiklere göre dünyanın en iyi Formula 1 pilotu olan Michael Schumacher, 1 Ağustos 1995’te evlendiği eşi Corinna Betsch, 17 Ocak 1997 doğumlu kızı Gina-Maria ve 22 Mart 1999 doğumlu oğlu Mick ile birlikte Vufflens, İsviçre’de yaşıyor...

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS