Evinde bir kez daha puan kaybeden Beşiktaş'a eleştiri: Tam Rafa Silva'nın maçıydı
Süper Lig’in 15. haftasında Beşiktaş, sahasında Gaziantep FK ile 2-2 berabere kaldı. Siyah-beyazlılar, lider Galatasaray’ın 11 puan gerisine düşerken puanını 25’e yükseltti ve haftayı 5. sırada tamamladı.
Tüpraş Stadyumu’nda oynanan mücadelede konuk ekip, 7. dakikada Muhammed Bayo’nun vuruşuyla 1-0 öne geçti. Beşiktaş 35. dakikada El Bilal Touré’nin doğru baskısıyla skoru 1-1’e getirdi ve devre bu şekilde tamamlandı.
İkinci yarıda yine Bayo sahneye çıktı; 66. dakikada attığı golle Gaziantep FK’yı yeniden öne geçirdi: 1-2. Beşiktaş’ın yanıtı gecikmedi; 70. dakikada Tammy Abraham sahneye çıktı ve skoru bir kez daha eşitledi: 2-2. Kalan bölümde iki taraf da galibiyet golünü bulamayınca puanlar paylaşıldı. Gaziantep FK puanını 23’e yükselterek 7. sıraya yerleşti.
Beşiktaş, bu sezon Tüpraş Stadyumu’nda oynadığı son 4 lig maçında galibiyet göremedi. Siyah-beyazlılar, daha önce Eyüpspor, Başakşehir ve Kocaelispor’u mağlup ederek iç sahada 9 puan toplamıştı. Ancak bu maçların ardından, Gençlerbirliği’ne 2-1, Fenerbahçe’ye 3-2 yenildi. Kartal, Samsunspor ile 1-1, Gaziantep FK ile ise 2-2 berabere kaldı.
Beşiktaş, bu sezon evinde oynadığı 7 lig maçının tamamında kalesinde gol gördü ve toplam 11 gol yedi. Lig genelinde ise sadece 3 karşılaşmada kalesini gole kapattı.
Maçın bitiş düdüğüyle birlikte Beşiktaş taraftarları tepki gösterdi. Kuzey Tribün başta olmak üzere stadyumun büyük bölümü, yönetim kurulu başkanı Serdal Adalı ve teknik direktör Sergen Yalçın aleyhine “Yönetim istifa” ile “Sergen istifa” tezahüratlarında bulundu.
Hürriyet gazetesi spor yazarları Güntekin Onay ile Uğur Meleke, dünkü maçın ardından bugünkü köşelerinde Beşiktaş’ın durumunu detaylı şekilde ele aldı. İki yazarın değerlendirmeleri, siyah-beyazlı camiada geniş yankı uyandırdı.
Beşiktaş'ın her maçı Rus ruleti gibi. Takım her an gol atabilir, pozisyona girebilir ancak ortada hiçbir şey yokken de gol yiyip rakibine pozisyon verebilir! Bu durumun nedeni siyah beyazlıların güvenilir olmayan bazı oyunculara sahip olması. Dün Gökhan Sazdağı ve Emirhan bireysel hatalar ile gole sebebiyet verdiler. Büyük bir takım bu kadar çok bireysel hata ile gol yer mi? Yemez...
Sergen Yalçın bireysel hatalardan sürekli şikayet ediyor ama gerçek şu ki: Çok güvendiği Emirhan, Fenerbahçe maçında da bireysel hata ile gol yedirdi. Dün de... Yalçın’ın çok güvenip eldivenleri verdiği kaleci Ersin de hiç güven vermiyor, ekstra kurtarış yapmıyor.
Beşiktaş’ta herkes canla başla iyi niyetle savaşıyor, kazanmak için her şeyi ortaya koyuyor ancak bu kadar çok pozisyona girip de tuhaf goller yiyip kazanamıyor olmak da ilginç. Dün kaleci Zafer yediği ilk golde hatalı da olsa harika bir oyun ortaya koydu. Samimiyetle vurguluyorum; rakipler belki Beşiktaş’tan çok daha düşük tempoyla ve az pozisyona girerek oynuyor ama hiçbiri rakibe bu kadar gol ve pozisyon hediye etmiyor.
Futbol böyle bir oyun. Hata yaparsanız ve fırsatları kullanamazsanız bedelini ödüyorsunuz. Öyle bir maç oldu ki Beşiktaş kazanamadığı için üzgün ama Gaziantep de galibiyeti alamadığı için buruk ayrıldı. Beşiktaşlı futbolcuların iyi niyetinden ve mücadelesinden kimsenin şüphesi yok. Orkun ve Cerny maçı çok istedi, Ndidi çok savaştı, Toure ve Abraham çok kaçırdı ancak büyük takım oyuncularının yapmayacağı hatalar Beşiktaş’ı yine vurdu.
Ayrıca Beşiktaş takımında telaşlı oyun ile hızlı oyun arasında bir nüans var. Siyah beyazlılar telaşlı ve bir an önce sonuca gitme telaşı ile oynuyorlar. Bu da çok fazla hata ve dağınıklık getiriyor. İlk yarıda Beşiktaş’ın penaltı beklediği bir pozisyon var; Jota sakatlandı ve maça devam edemedi. Dün VAR hakemi olan Halil Umut Meler artık Beşiktaş takımı ile ne sorunu olduğunu kamuoyuna açıklamalı. Bir hakem bir kulüp ile sürekli bu kadar ters düşen kararlara imza atıyorsa bu durum bir izaha muhtaçtır.
Süper Lig’de üst sınıfla orta sınıfı karşı karşıya getiren enteresan bir haftaydı bu. Pahalı kadroları ve büyük yatırımlarıyla dört büyükler, ligin baş altı grubu diye tabir edebileceğimiz Samsun, Göztepe, Gaziantep ve Başakşehir’le oynadılar.
Nasıl bir ülkenin refah seviyesini zenginlerin malvarlıkları değil sıradan vatandaşın alım gücü belirliyorsa; bir ligin kalitesini de büyükler değil, orta sınıf tayin eder. Orta sınıf güçlüyse, temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyorsa, çocuklarına bakabiliyor, yılda bir-iki kere tatile gidebiliyorsa müreffehtir o ülke. Yoksa bir ülkenin beş yüz tane milyarderi olması değildir mesele. Bizim Süper Lig’de de durum biraz oraya doğru evriliyor sanki: Orta sınıf gün geçtikçe zayıflıyor. Üst grupla diğerleri arasında gelir ve kalite makası açılıyor. Orta sınıfa “işçisin sen işçi kal” diyen bir lig oluyoruz yavaş yavaş. Ortada bir “gelir piramidi” yok. Bir “gelir kum saati” söz konusu. Büyükler var. Orta sınıf yok. Diğerleri var sonra...
Samsun-Galatasaray’î yenebilse zirvenin ritmini değiştirecekti. Göztepe Trabzon’u yense yarışın içine girecekti. Gaziantep Beşiktaş’ı yense, sıralamada rakibinin üstüne çıkabilecekti. Başakşehir de Fenerbahçe’yi öyle formsuz yakalamışken pekalâ arayabilirdi galibiyet
Hiçbiri olmadı... Orta sınıftan bu hafta yukarıya kimse göz kırpamadı.
Dün Dolmabahçe’de oynanan Beşiktaş-Gaziantep maçı bir tür Rus ruleti gibiydi aslında. Orta sahalar çok kolay geçildi, iki takım da organizasyondan çok uzak, dağınık görüntüler verdiler. Beşiktaş elbette daha fazla aradı, daha çok pozisyon buldu ama kaleci Zafer’e takıldı çoğunlukla. Orta sahaların çok kolay geçildiği, geçiş üstüne geçiş yakalanan bir gündü dün. Sahada olsa, tam bir Rafa Silva maçıydı bu bence.
Göreve geldiği günden itibaren takımını dönüştüren, Maxim’den maksimum verim alan, izlemesi büyük keyif veren Camara’yı, Bayo’yu her geçen gün geliştiren Burak Yılmaz’ı da tebrik etmek lazım çalışmalarından dolayı.