12 No'lu hangarda 4 Ağustos günü ve öncesi

12 No'lu hangarda 4 Ağustos günü ve öncesi

Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta geçen ay yaşanan devasa bir patlama yaşanmıştı. Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök, 4 Ağustos günü yaşananları köşesine taşıdı. işte o yazı...

 Her şey 2013 yılının kasım ayında Moldova bandıralı bir gemiye Ukrayna’dan yüklenen 2 bin 750 ton amonyum nitratla başlıyor.

Geminin sahibi, Güney Kıbrıs’ta yaşayan bir Rus...

Yükün gideceği yer Mozambik’te patlayıcı madde yapan bir şirket.

Mal kime aittir, kim yüklemiştir hâlâ bilinmiyor.

*

Ancak gemi Ürdün’den gelecek bir yükü almak üzere Beyrut limanına geliyor.

İşte ne oluyorsa orada oluyor...

Mozambik’teki şirket parayı ödememiştir.

İki avukat Lübnan adli makamlarına başvurarak gemiye el konulmasını istiyor...

*

Lübnan mahkemesi de bunu doğru bulup geminin ayrılmasına izin vermiyor.

Böylece gemi, limandaki öteki gemilerin yanında duruyor.

Peki geminin sahibi Güney Kıbrıs’ta yaşayan Rus ne yapıyor?

Hiiç... Malı ve gemiyi orada bırakıp ellerini kollarını sallayarak gidiyor.

Gemi o yükle 11 ay limanda bekliyor...

Sonra...

 

BİR GÜVENLİK YETKİLİSİ ‘GEMİ UÇACAK’ DEYİNCE

Bir güvenlik yetkilisi, “Gemideki bu amonyum nitrat çok tehlikeli bir madde bütün limanı uçurabilir” diye uyarıyor...

Bir de şunu söylüyor:

“Patlayıcı maddeyi terör örgütleri çalabilir...”

Lübnan liman yetkilileri ve mahkeme “Doğru” diyor...

Diyorlar ama ne yapıyorlar?

2014 yılının ekim ayında o 2 bin 750 ton amonyum nitratı alıp liman sahasındaki 12 numaralı hangara koyuyorlar...

Böylece torbalar içindeki 2 bin 750 ton patlayıcı madde depoda kalıyor.

Hem de 6 yıl boyunca...


2 bin 750 ton amonyum nitrat, bir zamanlar Amerika’da Oklahoma’da devasa bir AVM’yi uçuran patlayıcının tam 1000 katı güçte.

Patlaması için gereken tek şey bir detanatör...

Pek yakında o da geliyor...

Ve 12 numaralı hangarın 2 kilometrelik çevresinde 100 bin insan yaşamaktadır.

KIRIK KAPIDAN GİREN GÖREVLİ NE GÖRÜYOR

Bundan 4 ay önce bir güvenlik görevlisi, 12 numaralı hangarın bir kapısının kırık olduğunu fark ediyor...

Adı Jozeph Naddaf...

Yüzbaşı rütbesinde bir güvenlik görevlisi...

Kapıdan girip içeri bakınca gözleri faltaşı gibi açılıyor...

İçeride binlerce amonyum nitrat torbası üst üste durmaktadır.

Biraz daha dikkatle bakınca ikinci felaketi fark ediyor. Bazı torbalar yırtılmış ve içindeki madde yerlere saçılmıştır...

Ama asıl dehşeti biraz sonra hemen o torbaların yanı başındaki “şeyleri” görünce yaşıyor...

Evet o torbaların dibinde binlerce havai fişek vardır...


Amonyum nitrat patlayıcı bir madde... Patlaması için tek gerekli şey, bir detanatör... Yani patlatıcı düzenek...

O da havai fişektir...

ÖTEKİ GÖREVLİLERİN TEPKİSİ:  ‘EE NE VAR BİLİYORUZ ZATEN’

Güvenlik görevlisi o dehşetle koşup keşfettiği bu durumu üstlerine ve liman yetkililerine anlatır...

Dehşet, orada büyük bir şaşkınlığa dönüşür....

Çünkü 12 numaralı hangarda ne olduğunu herkes bilmektedir....

Bilmektedir de niye bir şey yapılmamıştır...

İşte bu noktadan itibaren tam bir Ortadoğu pespayeliği başlar...

Bütün bir Ortadoğu’nun utanç hikâyesidir bu...

New York Times gazetesi Beyrut’a tam bir araştırma ekibi göndermiştir.

Giden gazeteci ve uzmanlar, yüzlerce kişiyle konuşup haberini hazırlar...

Vardıkları sonuç şudur:

Yolsuzluk, rüşvet, iç çekişme, devletin çeşitli siyasi kliklere bölünmesi, kutuplaşma, ihmal ve vurdumduymazlık...

Gelin şimdi bu sistemin karanlık odalarına girelim.

 ŞER İTTİFAKI GÜMRÜKTEKİ BOZUK DEDEKTÖR BAKIN NEDEN TAMİR EDİLMEMİŞ

FELAKET zinciri daha girişten başlıyor. Mesela limanın güvenlik dedektörü yıllardır çalışmamaktadır...

Neden mi?

Orada çeteleşen bir güvenlik ve gümrük kontrol şebekesi yüzünden.

Çünkü kargoyu elle ve gözle kontrol eden görevliler rüşvet almakta ve görmezden gelmektedir.

20’nci yüzyılda Amerika ve Kanada’da mafya hep limanların kontrolü için savaşırdı.

Lübnan’da da 1990’da iç savaşı bitiren anlaşmada liman yönetimi ülkedeki çeşitli siyasi ve askeri fraksiyonlar arasında bölüştürüldü.

Bölgenin en önemli limanı sayılabilirdi.

Yılda 1.2 milyon kargo konteyneri geçiyordu. Limanda yılda dönen para 15 milyar dolardı.

3 YAŞINDA DOWN SENDROMLU ÇOCUK İÇİN MİLYONLUK FERRARİ

Lübnan’ı paramparça eden her siyasi örgüt, parti, devlet görevlisi, tarikat, hizip o limandan çöplenmektedir.

Gümrük bir partinin, Hizbullah’ın veya rakip tarikatın elinde...

Polis ise bir başkasının...

Liman tam anlamıyla bir menfaat ve saadet zinciri haline gelmiştir.

New York Times’ın deyişi ile burası “Ali Baba’nın çiftliğidir”...

Aralarında çekişme vardır, ama aynı zamanda müthiş bir işbirliği...

Çok küçük bir örnek...

1 milyon dolarlık bir ihracat veya ithalat mı yapıyorsunuz...

Çeteler size 500 bin dolar vergi iadesi sağlıyor. Down sendromlu 3 yaşında bir çocuk adına ultra lüks bir arabanın ithalatına göz yumuluyor.

Tabii bunun tek şartı konteynerlerin kontrol edilmemesi...

Gümrükçü etmiyor, polis etmiyor, askeri yetkili etmiyor...

Maliyeci de damgayı basıyor.

İSLAMCI ÖRGÜTLERE MAL GEÇİRME YETKİSİ

Siyasetten bir örnek mi...

Mesela İslami Şii Konseyi ve Sünni bir örgüt olan Dar Al Fatva’ya ait, içinde milyonlarca dolarlık konfeksiyon ve elektronik eşya bulunan binlerce konteyner, hiç aranmadan girmektedir.

Bunların içinde silah da bulunduğu konusunda kimsenin şüphesi yok tabii...

Hizbullah derseniz, zaten öylesine ağır bir korku iklimi yaratmış ki, hiçbir kontrole tabi değil.

Hıristiyan ve Dürzi hizipler de tabii ki çöpleniyor bu düzenden.

Sorduğunuz zaman tabii ki hepsi inkâr ediyor. Ancak kapalı kapılar ardında durum çok farklı.

Kazadan hemen sonra başkanlık sarayında bir değerlendirme toplantısı yapılıyor. Cumhurbaşkanı, başbakan, Lübnan güvenlik ve istihbarat güçlerinin başkanları bir araya geliyor...

Katılanların hepsi orada yıllardır duran amonyum nitrattan haberdardır...

Patlamanın nedenini konuşacaklardır, ama daha 10 dakika geçmeden bu toplantı bir ağız dalaşı ve karşılıklı suçlamaya dönüyor.

Liman havaya uçunca, bu bir araya toplanmış kurtçuk sürüsü bir anda dağılıyor...

ALİ BABA ÇİFTLİĞİNDE ÜÇKÂĞIT ANAYASASI

Bu mafyadan beter liman koalisyonunda sistem şöyle çalışıyor:

 Gümrük görevlisi sivil memur ve polis, kaçak malın girmesine göz yumuyor.

 Kargoyu arayan askeri görevliler aramayı yapmıyor ve aramış gibi yapıyor.

 Maliye Bakanlığı ise gelen ihbarları bile sumen altı ediyor.

NOT: New York Times harika bir gazetecilik yapmış. Beyrut’a gazeteci ve uzmanlardan oluşan bir ekip göndermiş.
Bu yazıyı oradan senaryolaştırarak özetledim.

İŞTE BÖLGEMİZDEKİ ALİ BABA ÇİFTLİKLERİ

Gırtlağına kadar yolsuzluk ve rüşvete batmış bir Rusya ve Ukrayna...

 Her tür yolsuzluğun karapara aklama çiftliği Güney Kıbrıs...

 Ne idüğü belli olmayan patlayıcı üreten çiftliklerin Afrika’sı...

 Paramparça olmuş bir Lübnan...

Hıristiyan’ı, Müslüman’ı ile bu Ali Baba çiftliğinin leş kargalarına dönüşmüş iş dünyası...

Kokuşmuş bir polis, adalet, siyaset...

 Ve tabii ki üç dinin birbirinin gırtlağına sarıldığı, gırtlağına kadar yolsuzluk ve rüşvete batmış bir Ortadoğu.

Netice...

190 ölü...

6 bin yaralı...

250 bin insan evini terk etmek zorunda kaldı.

Ya hiç dokunulmadan ayakta kalanlar...

Limandaki çeteler...

Biz 100 yıl önce çıktığımız bu felaket coğrafyaya Suriye yüzünden yine dönmek zorunda kaldık.

Ne diyeyim, Allah bir an önce bizi buradan kurtarsın ve asıl istikametimize dönelim.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
 
LG
MD
SM
XS