Ahmet Davutoğlu sert çıktı: Burası Suriye değil

Ahmet Davutoğlu sert çıktı: Burası Suriye değil

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "İmralı ile görüşmemizi gerektiren bir durum yoktur. İmralı ile geçmişte yapılan görüşmelerin ana odağı silahsızlanmaydı. Silahsızlanmayı, silahların Türkiye'yi terki...2013'te bu çerçevede yapılan görüşmelerdi. Şu anda böyle bir irade, böyle bir yaklaşım, böyle bir perspektif oluşmadan görüşmenin bir anlamı yok" dedi. Özerklik ilanları için de sert konuşan Davutoğlu, "Burası Suriye değil, öyle kafasına göre herkes kanton falan ilan edemez" diye konuştu.

Davutoğlu, A Haber'de "Gündem Özel" programında, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Davutoğlu, vatandaşların bütün yerleşim yerlerindeki can güvenliklerinin sağlanmasının, devletin en asli görevi olduğuna dikkati çekerek şunları kaydetti: "Kim bunu tehdit ederse sadece devlete karşı değil, kamuya karşı suç işlemiş olur. Yani bir yerde hendekler kazılmışsa, mayınlar döşenmişse ve bir sokaktan diğer sokağa geçmek mümkün olmuyorsa, bu sadece devlete karşı bir tavır değil, aynı zamanda orada yaşayan halka karşı bir tavırdır ve o tavırla o halkın normal hayat şartları bozulmak istenmektedir. Cizre'de yaşanan bu, Silvan'da yapılmak istenen buydu. Nusaybin'de, Şemdinli'de, Yüksekova'da bunlar yapılmak istendi. Biz, bunu gördüğümüz için Türkiye'nin hiçbir yerinde, bunu çok açık söylüyorum, bugün istismar eden HDP'lilere, hani 'Orada şu oluyor, bu oluyor' diye, eğer gerçekten özgürlüklerini savunuyorlarsa önce kamu düzenini ve kamunun haklarını savunmaları lazım. Şunu söylüyorlarsa onlarla problemimiz var ve olacak. Yani 'Bir tarafta polis olsun ama öbür tarafta hendekler olsun, damlarda kanasla, uzun namlulu tüfeklerle bekleyen birtakım eşkıya olsun ama onlara dokunulmasın.' Ama dokunulacak, çünkü aksi takdirde bir daha orada düzen kurmak mümkün olmaz."

HDP heyetinin Cizre'ye gitmek istemesi

Başbakan Davutoğlu, "HDP heyetinin şehre girmesine müsaade edilecek mi?" sorusunu yanıtlarken şu ifadeleri kullandı: "Şu anda hangi heyet olursa olsun, AK Parti'den de heyet gitse oradaki kamu düzeni bağlamında alınan tedbirlere uymak zorunda. HDP, eğer bu konuda iyi niyetliyse geçmişte Cizre'yi neredeyse iç savaş başlatma gibi tabirlerle, Belediye Başkanının 'İç savaşı Cizre'de başlatacağız' gibi tabirleri kullandıktan sonra, böyle bir savaş deklarasyonu yaptıktan sonra neyin barışına çağrıda bulunuyorlar? O görüntülerin çoğunun aslı yok. Birtakım başka ülkelerde yaşanan görüntülerle sanal medyada panik havası oluşturmaya çalışıyorlar. Güvenlik güçlerimiz son derece titiz bir şekilde çalışıyor ve bu çalışma yapılacak. Bizim güvenlik güçlerimize talimatımız çok açık ve nettir: 'Her türlü tedbiri alın, halkımıza, sivil halka hiçbir rahatsızlık vermeyin, bütün ihtiyaçlarını karşılayın ama hendekleri kapatacaksınız. Mayınları temizleyeceksiniz. Kimse, sokaklarda, damlarda, değişik yerlerde kendisine göre mevziler oluşturup 'şurası benim etki alanım' diye bir çağrıda bulunamayacak."

"Sokağa çıkma yasağı, halka ıstırap vermek için değil"

Sokağa çıkma yasağının adım adım ilerlenmesinden dolayı uzun sürdüğünü anlatan Davutoğlu, "800 kilogram patlayıcı şu ana kadar orada imha edildi. Yani bir patlayıcı yerleştiriliyor, o imha ediliyor. Bir de zaiyat vermek istemiyoruz, bu kadar şehit haberinden sonra. 'Dikkatli çalışın, sivillere hiç zarar
vermeyeceksiniz, kendi güvenliğinizi alacaksınız. Adım adım, bir sokak bitiyor, başka bir sokağa geçerken metre metre ilerleniyor. Peki, bu HDP heyeti, dönüp bu eşkıyalara, 'Ne işiniz var? Hedefiniz ne ki 800 kilogram patlayıcı, mayınlar döşeniyor?' bunu sormaları lazım" diye konuştu.

"Kamu düzenine herkes uyacak"

Davutoğlu, "Peki girmekte ısrar ederlerse?" sorusuna, "Kamu düzeni dedik mi herkes uyacak. Çok açık ve net söylüyorum, herkes uyacak. Bu ilelebet böyle devam edecek değil tabii ki. Silahlar teslim edilir ki birçok silah yakalandı, mayınlar temizlenir, hendekler kapatılır, Cizre ahalisi ki Cizre kadim bir şehirdir ve önemli bir şehirdir, Cizre ahalisinin her mahalleye, sokağa rahatlıkla girip çıkabileceği şartlar oluşur, o zaman bütün bu alınan tedbirlere ihtiyaç kalmaz" yanıtını verdi.

İmralı ile görüşme

Başbakan Davutoğlu, "Abdullah Öcalan ile bu süreçte özellikle Dağlıca'dan sonra devlet, hükümet bir temas kurdu mu kurduysa bir talepte bulundu mu bulunduysa yanıt ne oldu?" sorusunu yanıtlarken şunları söyledi:

"Açık söyleyeyim. Bu teröre karşı verdiğimiz mücadele kendi doğası içinde ve Türkiye'nin güvenliğini temin etmek üzere sürdürülen tutarlılık barındıran bir faaliyettir. Yani herhangi bir yerden öyle veya böyle bu
çalışmanın demin söylediğim gibi, Kuzey Irak kırsal mücavir şehir merkezlerine kadar giden alanın temizlenmesi bizim için bir kamu borcudur. Kamuya olan bu sorumluluğun yerine getirilmesi için İmralı ile görüşmemizi gerektiren bir durum yoktur. İmralı ile geçmişte yapılan görüşmelerin ana odağı ise silahsızlanmaydı. Silahsızlanmayı, silahların Türkiye'yi terki...2013'te bu çerçevede yapılan görüşmelerdi. Şu anda böyle bir irade, böyle bir yaklaşım, böyle bir perspektif oluşmadan görüşmenin bir anlamı yok. Önce Türkiye'nin her santimetrekaresinde sadece meşru güvenlik güçlerinin kamu düzenini sağladığı bir durum ortaya çıkacak ve silahsızlanma etrafında silahları terk, silahları bırakma anlamında bir süreç başlayacak o zaman tabi yürütülen bütün faaliyetler o bağlamda yürür."

"HDP'nin buna cevap vermesi lazım"

Davutoğlu, seçim güvenliğine de değinerek, şöyle devam etti: "Cizre'nin Nur Mahallesi'nde, biz o sokakların her birine, oradaki her bir kardeşimize muhabbetle bakarız. Öyle bir hava estiriliyor ki sanki orada mayınlar yoktu, silahlar yoktu, terörist yoktu da devlet bir gün karar verdi, buraya bir operasyon yaptı, sanki hayat normal akıyordu da. Oradaki suç unsurlarını ortadan kaldırmak, hayatı normalleştirmek devletin görevi. Niçin hendek kazılır, niçin barikatlar kurulur, neden yollar mayınlanır, neden damlarda değişik yerlerde uzun namlulu silahlarla bulunulur? HDP'nin buna cevap vermesi lazım. Cizre'ye yürümek kolay. İşte yürüyorlar, Türkiye, demokrasi. Peki aynı şekilde Kandil'e yürüyüp de 'durdurun bu terörü' diye yürüme cesaretini niye göstermiyorlar? Tek bir sivil kayıp olmayan Cizre'de sanki büyük bir kayıp varmış gibi yansıtıyorlar da kızının yanında şehit edilen polisimizin kızının çektiği travmayı ya da Dağlıca şehitlerinin olduğu yerlerde 'barış istiyoruz' diye niye seslenmiyorlar? Niye teröristlere herhangi bir şey söylemiyorlar? Çünkü temel mesele Cizre'deki durumu öğrenmek değil, temel mesele Cizre'deki operasyonun üzerine gölge düşürmek ve oradaki teröristlerin silahlı bir şekilde orada mevcut olmalarına zemin hazırlamak."

"Demirtaş önce bunun hesabını versin"

"Cenazelerimiz var, alamıyoruz" şeklindeki iddiaların hatırlatılması üzerine Davutoğlu, "Oraya gönderilen küçük bir bebek cenazesinden bahsediliyor. Her bir bebek bizim yüreğimizdir. Oraya giden ambulanslara ateş açılırsa nasıl alınır onlar? Yangın söndürmek için giden araçlara ateş açılırsa nasıl alınır? Cenaze araçları gönderiliyor, ateş açılıyor, belediye kendi iş makineleriyle vaktinde o hendekleri kazdıran belediye o cenazeleri almakla da yükümlü. Hangi belediyenin cenaze arabası engellenmiş? Çünkü cenaze arabaları, ambulanslar girdiği anda saldırıya muhatap oluyor. Kimseye yargı ve adalet dışında bir davranış sergilenmez ama Cizre Belediye Başkanı'nın işi, sağlık hizmetine ya da yol hizmetine yardımcı olmak değil de iç savaş başlatmaksa 'dur orada' denir. Bu ülkeyi kan gölüne çevirtmeyiz, onun da hukukta hesabı sorulur. Demirtaş önce bunun hesabını versin" diye konuştu.

Kuzey Irak'a operasyon

Başbakan Davutoğlu, "(Kuzey Irak'a kara operasyonu) Gerektiğinde giriliyor ama kapsamlı bir kara operasyonu başlamış değil. Gerektiğinde silahlı güçlerimiz, özel birliklerimiz girerek, geri çıkıyorlar. 2008'de olduğu gibi kapsamlı bir harekat ihtiyaç olursa da başlar" dedi.

Davutoğlu, HDP heyetinin Cizre'ye girmek istemesiyle ilgili, "Şu anda hangi heyet olursa olsun AK Parti'den de heyet gitse, oradaki kamu düzeni bağlamında alınan tedbirlere uymak zorunda" diye konuştu.

Özerklik ilanları

Özerklik ilanları için de sert konuşan Başbakan Davutoğlu, "Burası Suriye değil, öyle kafasına göre herkes kanton falan ilan edemez. Demokratik hukuk devletinde yönetim sisteminin ne olduğu, nasıl yürüyeceği belli" ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, "Herkesin katılacağı bir barış yürüyüşü için değişik sendikalardan ve sivil toplum kuruluşundan, DEAŞ ve PKK terörüne karşı bir teklif gelmişti. Bugünlerde de böyle bir çalışma içinde olduklarını biliyorum. Bunun olması halinde tabii ki destek veririz. Önemli olan barış içinde olması, halkın tepkilerini açıkça dile getirebilmesi. Ama kesinlikle şiddete, ötekileştirmeye, etnik ya da mezhebi anlamda bir karşıtlığa yol açmaması lazım" diye konuştu.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS