Azra Gülendam Haytaoğlu, Osmaniye'ne son yolculuğuna uğurlandı

Antalya'da ormanlık alanda cesedi bulunan üniversite öğrencisi Azra Gülendam Haytaoğlu'nun cenazesi, Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde toprağa verildi.



Antalya Adli Tıp Kurumundaki otopsisinin ardından yakınları tarafından teslim alınan Hatyaoğlu'nun cenazesi, tören için Cumhuriyet Mahallesi'ndeki İstiklal İlkokulu bahçesine götürüldü.

Cenaze törenine Haytaoğlu'nun babası Mustafa, annesi Mezide, ablası Ezgi Tuğba ve kardeşi Hazan Haytaoğlu, yakınları, Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mücahit Demirtaş, Osmaniye Valisi Erdinç Yılmaz, AK Parti Osmaniye milletvekilleri Mücahit Durmuşoğlu ve İsmail Kaya ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Bakan Yardımcısı Demirtaş, baba Mustafa Haytaoğlu'na başsağlığı diledi, onu teskin etmeye çalıştı.

Üzerine Türk bayrağı örtülen tabuta, ablası Ezgi Tuğba Haytaoğlu, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencisi kardeşi için mezuniyet cübbesi serdi.

Cenaze namazının ardından Haytaoğlu'nun naaşı, Durmuşsofular köyündeki mezarlıkta defnedildi.

NE OLMUŞTU?
Antalya'da 28 Temmuz'dan beri kızlarından haber alamayan Haytaoğlu ailesinin durumu İlçe Emniyet Müdürlüğüne bildirmesinin ardından arama çalışması başlatılmış, genç kızın cesedi Varsak ormanlık alanında gömülmüş halde bulunmuştu.

Şüpheli M.M.A. çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı.

İFADELERİ
Antalya'da, Azra Gülendam Haytaoğlu'nu vahşice öldüren Mustafa Murat Ayhan'ın, polisteki ifadesinin detayları ortaya çıktı. Mustafa Murat Ayhan, 16 Temmuz'da Konyaaltı'nda kafeye gittiğini, kafede servis elemanı olan Azra ile tanıştığını söyledi. Genç kıza iş teklif ettiğini belirten Ayhan, karşılıklı telefonlarını aldıklarını aktardı. Azra'nın korona hastası olduğunu öğrenince mesaj yazdığını kaydeden Ayhan, genç kızın 'Bakanım yok, beş gün oldu bir şey yemedim, ilaçlarımı alamadım, ölmek istiyorum. Her yerim çok ağrıyor' dediğini ileri sürdü. Azra'yı evden aldığını ve lokantaya gittiklerini belirten Ayhan, kızın ilacını alıp eve dönmek üzere yola çıktıklarını belirterek, şöyle devam etti:

“Azra, arkadaşına telefon açtı. Arkadaşı cevap vermedi. 'Uyumuş, telefonu duymuyor' dedi. 'Evine bırakayım mı?' diye sordum. 'Ablam ile kalmak istemiyorum' demesi üzerine 'Bende kalabilirsin' dedim. Azra, ablası aradığında 'Eve dönmeyeceğim, sana bahsettiğim arkadaşımda kalacağım, beni merak etme' dedi."
'NABZININ ATMADIĞINI FARK EDİNCE ÖLDÜĞÜNÜ ANLADIM'
Saat 01.30'da eve geldiklerini kaydeden Ayhan, Azra salonda uyurken, kendisinin odaya geçtiğini ifade etti. Alkol ve uyuşturucu hap aldığını anlatan Ayhan, odadan çıktığında Azra'nın üzeri açık halde uyuyor olduğunu öne sürerek, şöyle devam etti:

“Üzerini örttüğüm sırada elim kalçasına değdi. Panikle uyanıp 'Ne yapıyorsun' diyerek, bağırıp yüzümün sol tarafını tırmaladı. Panikledim ve 'Sus ne bağırıyorsun' diyerek, iki elimle Azra'nın boğazını hareketsiz kaldığı ana kadar sıktım. Nefes almadığını, nabzının atmadığını fark edince öldüğünü anladım."

BABA, DHA'YA KONUŞTU

Kızının cenazesini memleketine getiren Mustafa Haytaoğlu, muhtarı da olduğu Dervişpaşa Mahallesi'ndeki evinin yanındaki İstiklal İlkokulu'nun bahçesinde taziyeleri kabul etti. DHA'ya konuşan Haytaoğlu, katil zanlısına seslenerek, "Onun 8-9 yaşlarında oğlu varmış. Görsem başını okşarım. Babalık böyle olmayı gerektirir. Eğer beni duyuyorsa adamlık, insanlık görsün. Çocuklar bir melektir, onları suçu yoktur" dedi.

'KİMSE KİMSEYE GÜVENEMEYECEK Mİ?'

Kızının katili Mustafa Murat Ayhan'ın ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılması gerektiğini kaydeden Haytaoğlu, “Benim kızım üniversite öğrencisiydi, bunları hak etmemişti. Bu dünyada kimse kimseye güvenmeyecek mi? Ben yüce Türk adaletine güveniyorum. İnşallah hak ettiği cezayı alır. Ağırlaştırılmış müebbet cezasından aşağısı kurtarıyor mu sizce? Hak etmedi mi? Hiç olmasa iyi. Tamam çocuğu boğdun, öldürdün, parça parça edip götürüp ormana atmak ne?" dedi.

Mustafa Haytaoğlu, kızının kaybolduğu gece ablası Ezgi Tuğba ile tartıştığı iddialarına ilişkin şunları söyledi:
“Küçük kızım aradı, delta varyantı olduğunu söyledi. 'Kızım kendine niye dikkat etmedin?' dedim. 'Baba oldu bir kere' dedi. 'Niye aşı olmadın?' dedim. 'Olmadım' dedi. O zaman 'ablan yanında, her dediğini yapacaksın' dedim. 'Tamam babacığım' dedi. Ondan sonra da ablasına bağışıklık sistemini güçlendirecek şeyler içirmesini söyledim. Kızım biraz hareketli, sıkılırdı. Ablası ona çok güzel bakıyordu. Kızım öğretmen, cahil değil. Şimdi o akşam 'abla aşağı inmek istiyorum' diyor saat 20.00 gibi. Kızım 'İnemezsin' diyor. Sonra da 'Aşağı banka gidip oturabilirsin' diyor. Tartışmanın hepsi bu. O da gidip banka oturuyor. Ablası sabahlara kadar bekliyor. O kadar duyarlı insan ki. Yorgun bitap düşüyor, sonra içeri kanepeye uyuyor. Sonra bakıyor kardeşi orada yok. Olay böyle başlıyor. Ben onları arkadaş gibi büyüttüm."

İDAM KURTULUŞ OLUR
Azra'nın annesi Mezide Haytaoğlu ise acısının çok büyük olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

"Annelerin ciğerini yaktılar. Ne olur bunun devamı gelmesin. Ne olur benim kuzumu yaktılar, başka annelerin yanmasın. Gelen herkese sorun Azra ile bir anısı vardır. Hepsinin bir konuşması vardır. Azra'mı herkes severdi. Emanet verdi Allah'ım, emanetini geri aldı. Şehit oldu benim kızım, melek gibi uçtu gitti. Televizyonda izlediğim başıma geldi, istemezdim. Müge Anlı'yı, Hakan Ural'ı hiç kaçırmazdım reklam hangisine girerse öbürünü açar izlerdim. Kızımın ölüm haberini Hakan Ural'dan duydum. Yeter artık devamı gelmesin, ben dayanamıyorum, 1 haftadır yavrumu dağlardan taşlardan topladım. 3-4 gündür de buzdolaplarında bekletiyorum yavrumu."

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS