Bakan Çelik: "Bugünler 12 Eylül'den bile beter' sözü büyük nankörlük"

Bakan Çelik: "Bugünler 12 Eylül'den bile beter' sözü büyük nankörlük"

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, çözüm sürecinin AK Parti hükümetiyle başladığını ve bir çok zorluklarla uğraşıldığını belirterek, "Şimdi açık ve net söylüyorum. Bu topraklarda en utanç verici laflardan biri şudur. Birileri çıkıp diyor ki, 'Bugünler 12 Eylül'den bile beter' diyor. Bundan daha büyük nankörlük, ağır bir laf olamaz. 12 Eylül politikalarını bitiren biziz. Biz devletten kaynaklanan ret ve inkar ve asimilasyon politikalarını bitirirken biz ret, inkar ve asimilasyonun her türlüsüne karşıyız" dedi.

Diyarbakır'da Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Kalkınma Bakanlığı'nın Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı kapsamında 72 bin metrekare alana sahip, 20 burç ve 4 kapının yer aldığı tarihi İçkale'deki restorasyon çalışması tamamlandı. 2005'ten bu yana restorasyona alınan İçkale'nin açılışı bugün Kültür Ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Vali Hüseyin Aksoy, Ak Parti milletvekillerinin katıldığı törenle açıldı.

Çelik: "Devlet oligarşik grupların zemini değildir"

Kültür Bakanı Ömer Çelik, geçmişten beri bütün devletlerin hayatlarında inişler çıkışlar olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Donanması, ekonomisi yok edilmiş, şehirler işgal edilmiş bazıları yok olmuştur. Yok olmayanlar ise kendi kültürel varlıklarını kormuş ve bunu bir sonraki nesile aktarabilmiştir. Bizim Diyarbakır'da kuşkusuz bu eserlerin ortasında bulunmak bu büyük medeniyet armonisinin ortasında bulunmak bizim için çok heyecan verici. Ama bana sorarsanız Diyarbakır'a, Diyarbakır'ın kültürel hayatına, Diyarbakır'ı var eden ruha hükümetlerimizin yaptığı en büyük katkı nedir? Geçmişte devlet içerisinde bir takım çetelerin, bir takım oligarşik  grupların bizim Kürt kardeşlerimizin kültürel kimliğini yok etmesine karşı ortaya koyduğumuz direniş ve asimilasyon politikalarını bitirmemiz. Kürt kimliğini korumaya almamız, her türlü asimilasyondan korumamız. Bugün de bu kimliğin gelişmesi için gerekli teşvikleri ortaya koymamız. Bu kuşkusuz binalar önemli ama bunlar bunu yaşatan insanlar sayesinde geçmişte devlet herkesin devleti değildi. Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşı olarak söylüyorum. Devlet içerisindeki bir takım gruplar, insanların Kürtçe konuşmasını yasaklıyor, başörtülü okula gitmesini yasaklıyor, okula gitmesini yasaklıyor. Bir başkasını Alevi olduğu için dışlıyor. Bir başkasını Sünni olduğu için başka muamele yapıyor. Devlet vatandaşların içerisindeki özel bir örgütlenme değildir. Devlet bir takım oligarşik grupların zemini değildir. Devlet vatandaşının tamamının örgütlenmiş halidir. O sebeple sokaktaki vatandaşın kimliğini koruyamayan devlet demokratik devlet olmaz. Ama şimdi ret, inkar ve asimilasyon politikalarını bitiren biziz, kimlikleri koruma altına alan biziz. Kimliklere karşı devlet içerisinde bir takım kişilerin bu dışlayıcı politikalarına son veren biziz" dedi.

"Bundan daha büyük nankörlük olmaz"

Çözüm sürecinin Ak Parti hükümetiyle başladığını ve birçok zorluklarla uğraşıldığını söyleyen Bakan Çelik, şöyle dedi:

"Şimdi açık ve net söylüyorum. Bu topraklarda en utanç verici laflardan biri şudur. Birileri çıkıp diyor ki, 'Bugünler 12 Eylül'den bile beter' diyor. Bundan daha büyük nankörlük, ağır bir laf olamaz. 12 Eylül politikalarını bitiren biziz. Biz devletten kaynaklanan ret ve inkar ve asimilasyon politikalarını bitirirken biz ret, inkar ve asimilasyonun her türlüsüne karşıyız. Biz çıkıp da herhangi bir siyasi parti veya örgüt adına Kürt vatandaşlarımıza yine asimilasyon politikası uygulamaya çalışıyoruz. Makbul Kürt nedir ? Makbul olamayan Kürt kimdir? Bunu yukarıdan dayatmayla belirlemeye çalışıyoruz. O asimilasyon politikasına karşı durduğumuz gibi bu asimilasyon politikasına da karşı duruyoruz. Kürt kimliği nasıl korunacak, Kürtçe nasıl geliştirilecek? Bu tüm Anadolu'daki tüm vatandaşlarımızın karar vereceği bir meseledir. Örgüt adına, siyasi parti adına kim olursa olsun, bunu hangi kimliğe karşı yaparsa yapsın, ister Kürt, Sünni, Alevi, isterse Türk kimliğine yaparsa yapsın. Hiç kimse vatandaşa bir takım otoriter yapı kurarak yeniden ret, inkar, asimilasyon politikaları dayatamaz. Neyin makbul neyin makbul olmadığına vatandaşımız karar verir. Devlet içerisindeki o olumsuz uygulamaları sona erdirmek için nasıl bir çözüm süreci başlatılmışsa, vatandaşımızın da bir takım sivil görünümlü yapılardan gelen bu ret ve inkar, asimilasyon politikalarına karşı otantik Kürt kimliğini tehdit eden bu suni yapılara karşı aynı şekilde çözüm sürecine sahip çıkması gerekir."


Cumhurbaşkanı Erdoğan'a salavat getirmekle suçlanan Yasin Aktay'dan yanıt


Binali Yıldırım'dan AKP'li Cuma İçten'e tepki


Batman'da AKP seçim otobüsüne silahlı saldırı


Cumhurbaşkanı Erdoğan esnafla buluştu


Yılmaz: "Diyarbakırlılar hesap sormalı"

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz,  Diyarbakır'ın geçmişte farklılıkları bir arada yaşatan bir il olduğunu belirterek, farklı din, inanç yapıların bir arada barış içerisinde yaşadığını söyledi. Yılmaz , "Herkesin fikir ve önerileri olabilir. Ama bütün hayatı ideolojik hale getirirseniz. Düğün ve taziyeyi dahi ideolojik propaganda alanı haline dönüştürürseniz bu topluma yazık edersiniz. Bunu yapanlardan Diyarbakır'ın gerçek sahibi olan Diyarbakırlıların hesap sorması lazım. Her şeyin bir adabı, edebi, ölçüsü var. Tek tipçilikten şikayet eden bazı kesimlerin, bugün kendilerinin tek tipçi bir mantelite içinde hayatın bütün alanlarını ideolojik hale getirdiğini görüyoruz. Buna karşı hep birlikte durmamız lazım. Oyu, siyaseti bir tarafa bırakıyorum Diyarbakır'ın bu aziz şehrin hatırasına saygı için buna karşı koymamız lazım" dedi.

Eker: "Şehrin mimarlık felsefesi örnek"

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Diyarbakır'ın birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını belirterek, İçkale kompleksinde sergilenecek eserlerin 12 bin 500 yıl önce yaşayan insanlara ait sanat eserleri olduğunu söyledi. Eker, "Bu kadim şehrin bir çok medeniyete beşik olmuş ama ne yazık ki, bir imparatorluk yıkılırken, önce arkasından gelen süreçte gönüller kırılmış. Türkiye'nin yanlış idari uygulamaları, insan haklarını dikkate almayan yönetim sistemi tekçi anlayışın ki, bu günlerde de o tekçi anlayışı birebir taklit eden o manada da o zulümlerden de çok olumsuz bir şekilde etkilenen bir anlayışın bu şehirde tekrar baskıyı, zulmü ve tek tipçiliği geliştirmeye, uygulamaya ve yayamaya çalıştığını da maalesef görüyoruz. Bu son derece de önemli ders alınması gerekir ki ve o hataların bir daha tekrarlanmaması gerçekte sağlamak gerekirken şimdi o geçmişte yapılan tekçi uygulamaların bir benzeri başka bir aktör veya başka aktörler tarafından yapılıyor. Bu şehrin mimarlık felsefesi dünya mimarlık tarihine örnek teşkil edecek özel bir tasarımdır" dedi.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS