Başbakan: "Siz aynaya bakabiliyor musunuz?"

Başbakan: "Siz aynaya bakabiliyor musunuz?"

Başbakan Erdoğan, Suriye politikasında hükümeti eleştirenlere seslendi, "Suriye'de 150 binden fazla masum insan öldü. Siz aynaya bakabiliyor musunuz?" dedi.

Dünyada her zaman hakkı savunarak, haklının yanında durarak, dikleşmeden dik durarak, mazlumun, mağdurun yanında yer alarak Türkiye'nin itibarına itibar kattıklarını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kardeş ülke Bangladeş'te önceki gün Cemaat-i İslami liderlerinden Abdülkadir Molla idam edilmek suretiyle şehit edildi. Kendisine Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Ailesine, sevenlerine, Bangladeş halkına başsağlığı temennilerinde bulunuyorum. Bu insanlar ve idam edilen bu zat, 50 yıllık süreç içerisinde bunlar hükümetlerde bulundular, hükümet ortağı oldular bu insanlar. Düşünebiliyor musunuz, 50 yılın sonunda bir siyasi kalkıp idam edilebiliyor. Herhangi bir gerekçe, müdellel bir gerekçe ortaya konulamıyor.

Şu anda biz Türkiye olarak böyle bir idam kararının, böyle bir infazın Bangladeş'in yararına olmayacağını vurguladık. Bangladeş'in iç huzuruna, barışına fayda getirmeyeceğini vurguladık. İdamı durdurmak için çaba harcadık. Kendilerinden ricada bulunduk. Ne yazık ki böyle hassas meselelerde, böyle hak ve adalet nazarı gerektiren meselelerde hep susanlar, bu defa da sustular.

İşlerine geldiğinde idamı bir insanlık suçu olarak gösterenler, söz konusu şehit Abdülkadir Molla olunca susmayı ve susarak onaylamayı tercih ettiler. Bu meselede de biz susmadık. Türkiye olarak susup onaylayanlardan olmadık. Dışişleri Bakanımız bu idamı durdurmak için yoğun çaba harcadı. Cumhurbaşkanımız, Bangladeş'e yaklaşık iki ay kadar önce mektup yazarak, bu idamı durdurmak için çaba sarf etti. Bizzat ben, perşembe günü sabah Başbakan'ı arayarak kaygılarımı ilettim, endişelerimi ilettim. Maalesef dünyadan yeterli baskı, yeterli tepki gelmediği için bu infaz gerçekleştirildi."

"Vicdanınızla yüzleşebiliyor musunuz"

Hem şehit Abdülkadir Molla hem Bangladeş için dua ettiğini anlatan Erdoğan, aynı dik duruşu Suriye için de gösterdiklerini vurguladı.

Kendilerine içeriden ve dışarıdan çok tehditler geldiğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Suriye ile ilgilenmeyin, Suriye'de halkın, mazlumun yanında durmayın diye çok eleştiriler geldi. Anamuhalefet bunun başındadır. 'Türkiye dış politikada yalnızlaşıyor' dediler, 'Türkiye komşularıyla sorunlu hale geliyor'
dediler. Şimdi ben bu kesimlerin hepsine soruyorum, Türkiye'de ve dışarıda bizim Suriye politikamızı, Suriye'ye karşı tavrımızı eleştirenlere soruyorum: 150 binden fazla masum insan öldü, çocuklar öldü, kadınlar öldü, öldürüldü, Allah aşkına, siz aynaya bakabiliyor musunuz? 150 bin masum insanın katili olan Şam'daki diktatörle hatıra fotoğrafı çektirenlere soruyorum: Siz aynaya bakabiliyor musunuz?

Bunlarda vicdan yok, 'Vicdanınızla yüzleşebiliyor musunuz?' diyorum. Şu anda Suriye'de bombalardan, kurşunlardan korunsa bile soğuktan, açlıktan, kıtlıktan hayatını kaybedenler var. Her gün Suriye'de çocuklar soğuktan donarak ölüyor. Dünyaya soruyorum, dünyanın vicdanına sesleniyorum, çocuklarınızın yüzüne nasıl bakıyorsunuz? Biz Suriyeli çocukların hakkını savunmaya devam edeceğiz. Mısırlı çocukların hakkını savunmaya devam edeceğiz.

Gazze'de bile bugün çok ağır imtihandan geçen, çok ağır çileler çeken Filistinlilerin haklarını savunmaya devam edeceğiz. Türkiye'nin büyüklüğüne bu yakışır. Tarihten aldığımız miras bize bunu emrediyor, bize bu yakışır."

Türkiye'nin büyük bir ülke olduğuna işaret eden Erdoğan, büyük ülkelerin hakkın yanında durduğunu, dünya ne derse desin, onların hakkı ölçüt aldığını, kalpleriyle, vicdanlarıyla konuştuklarını söyledi. Erdoğan, "Biz de
hakkı ölçüt alacağız, kalbimizle, vicdanımızla konuşmaya devam edeceğiz" dedi.

Türkiye'yi, şehirleri büyütmeye devam edeceklerini anlatan Erdoğan, Türkiye'nin saygınlığını artırıp, altyapısını güçlendirip, çözüm süreciyle kardeşliği pekiştirip başta turizm olmak üzere sektörleri daha da güçlendireceklerini ifade etti.

Kadıköy ve Bakırköy'ü örnek verdi

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Şehir denilen Medine, dolayısıyla medeni olmak. Şehirli olmak, medeni olmaktır. İşte bunu köye ulaştırmak çok önemli. İstanbul'un bir Kadıköy'ü var, Bakırköy'ü var bilirsiniz, duymuşsunuzdur. Bunlar eskiden köydü ama şimdi artık onlar köy olmaktan çıktılar, şehir oldular ve şu anda Türkiye'nin hemen hemen kahir ekseriyetinden çok daha kalabalık nüfusa sahipler ama altyapılarıyla üst yapılarıyla da tabi modern şehirciliğin buralarda uygulamasını görüyorsunuz.

Şehircilik bizim işimiz, halka hizmet bizim işimiz. Biz bu millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik. İşimiz bu. İnşallah ben Gazipaşalılardan, tüm Antalyalılardan istiyorum ki bu akşam açıklayacağım büyükşehir adayımızla birlikte tüm ilçelerimizde el ele, omuz omuza verelim, Antalya'yı hem yerelde hem genelde, muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkan bir şehir haline getirelim."

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS