Başbakan Davutoğlu yeni kabineyi bugün açıklayacak

Başbakan Davutoğlu yeni kabineyi bugün açıklayacak

Başbakan Ahmet Davutoğlu, ''Geçici seçim hükümeti kabinesini öğleden sonra takdim edeceğim'' dedi. Ankara'da partililere hitap eden Davutoğlu, ''AK Parti'den önce... Cılız bir beyin ve zayıf bir kas, onu besleyemeyen mide. Ama her an bölüneceğiz korkusuyla tekleyen bir kalp vardı'' dedi.

Konuşmasından satırbaşları


Ak Parti Erdoğan başkanlığında harekete geçtiğimizde Ağustos ruhu harekete geçti. Malazgirt ruhu harekete geçti. Ak Parti ne zaman birleşse içleriden Kafkas ruhu da, Karadeniz ruhu da çıkar. Şu salonda bir araya gelmiş arkadaşlarım bütün bu geçmişi temsil ediyorsunuz. Biz birbirimize baktığımızda hep bu ortak çağrıya ses verdik. Ümidini kaybetmiş bir halkı Ak Parti ayağı kaldırdı. Önümüzde dağ gibi meseleler vardı ama Ferhat gibi deldik. Önümüze konan engelleri aşmaya kararlıyız.


Neler yaptık? Yola çıktık, biz kardeşlik derken sadece terörü def etmek değil, insanların kendi ana dillerini konuşmasını istedik. İnsanlar kendi dilleriyle ve kardeşce dinler dedik, başörtüsü, katsayı zulmünü ortadan kaldırdık.


Bir büyük özgürlük hamlesi başlattık. Bu derlenip toparlanma hala devam ediyor. Sadece demokrasi değil, ekonomi alanında da derlenip toparlandık. Avrupa'dan Anadolu'ya geri dönüşler başladı. Büyük bir ekonomik hamleyi beraber gerçekleştirdik. Duble yollar, havaalanları, demir yolları yapıldı. Anadolu insanı kendini keşfetti. Yeni br yürüyüş başladı. Türkiye ayağa kalkmaya başladığında birileri rahatsız oldu.


2003'de başdanışman olduğumda şöyle bir benzetme yapmıştım: ''Ak Parti'den önce Türkiye bir insana benzetilirse pazusu zayıflamış bir insana benzetilebilirdi. Cılız bir beyin, zayıf bir kas ve onları besleyemeyen bir mide. Ama en önemlisi her an bölüneceğiz korkusuyla tekleyen bir kalp. Bu ülkeden AK Parti sayın cumhurbaşkanlığımız öncülüğünde ayağa kalktı. Özgüvenli bir yürek ortaya çıktı. Yürekleri akılları birleştirdik ve uyuyan dev uyandı. Birileri bundan rahatsız oldu. Kendimizi toparladıktan sonra adım adım etrafı da toparlamaya çalıştık. Gelin bu toprakları barış toprakları yapalım dedik. Hani şimdi Türkiye'yi savaş kışkırtıcılığı ile suçlayanlara sesleniyorum, hangi güç Sırbistan ile Bosna'yı bir araya getirebilirdi? Biz getirdik.


Tekrar kardeşi kardeşe kırdırmak lazım dediler. Ve özgürlük türkülerinin yerini Ortadoğu Arap coğrafyasında ağıtlar aldı. Rabia meydanındaki gençlerin ağıtı aldı. Biz barış için, özgürlük için yola çıkmıştık. Onlar zulüm için, böl ve yönet için hamleler yaptılar. Ve baktılar ki Türkiye'yi durduramadıkça, Ak Parti'yi durduramadıkça bu sesin kısılmasına mümkün değil Mısır'da, Türkiye'de Gezi hareketiyle bize karşı geçtiler.


2013 Mayıs'ından 7 Haziran seçimine bir bakın yükselişten sonra fetret dönemi yaşattırmak. Hızımızı kesmek. O günden bugüne neler yaşadık, , Kobani olayları dimdik durduk. Paralel çetelere karşı dimdik durduk. Zannetiler ki Ak Parti diz çöker, çökmedik, çökmeyeceğiz. Zannetiler ki sendeler, sendelemedik. Zihnimiz ak, yüreğimiz berrak. Ve yine bu çerçevede harekete geçenler bizim bütün kardeşlik projelerimiz için kardeşi kardeşe kırdırmaya başladılar.


7 Haziran seçimlerine mücadeleyle girdik. İş birlikçileri ve arkasındaki çevrelerle mücadele ettik. En yakın rakibimize yüzde 16 ile fark attık. 7 Haziran'dan sonra yaşananlara bakalım. Halkımızdan gelen mesajı yorumlayalım. 7 Haziran akşamı balkonda yaptığım konuşmada vurguladım. Halkımız şunu dedi, ben hala sizi Türkiye'yi yönetmeyle muktedir görüyorum. Ülke sorumluluğunu sana yıkıyorum dedi. Aldık başımızın üstüne koyduk. 7 Haziran'dan bu yana da kadrolardan tek bir fire söz konusu olmadı. Karşı karşıya kaldığımız meydan okumalar önünde biz geçiciyiz neler olur diye düşünmedik. Üç terörist grup Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı saldırıya geçtiğimizde hiç tereddüt etmedik. Kardeşliğimizi koruyacağız ama başlarına yıkacağız dedi. Ekonomide tüm tedbirlerimizi aldık. Ve ne güzel bir tablodur ki evvelsi gün 4.5 G ihalesi Türkiye'de gerçekleşti. Ne güzel ki paralelciler ve diğerlerine diyoruz ki var ya bu bereketli topraklarda biz onurlu şekilde yaşamaya devam ediyoruz.


Bugün Cumhurbaşkanımıza arz edeceğim hükümetle de geçici olarak çalışmışız. Puslu havalarda dışarı çıkalım diyen çakallar var ya merak etmesinler biz onlara havayı bırakmazlar. Bu mücadeleyi bugün kuracağımız kabine ile devam ettireceğiz. 1 Kasım’a da giderken 4 yıllık hükümet gibi çalışacağız.


Kurucu ilkelerinize geri dönün dedi bizim halkımız. O değerleri yaşatmak hepimizin görevidir. Halka kibirle bakan hiç kimse bu kadro içinde yer alamaz. Bizim kurucu değerlerimizde lüks şatafat yoktur. Hayat standartını siyasete girerek değiştirmiş olanlar bizde yoktur. Tek bir hırka ile dolaşmaya niyet edenlerin bu davada yeri vardır. Eşini dostunu akrabasını oralara dolduranların bizim aramızda yeri olmadı olmayacak. Sahip olduğu kamu görevinin üzerinden herhangi bir şekilde rant elde edenlere bu kapı kapalı oldu.


Erdemliler hareketi olarak 2001’de hangi değerleri öne çıkardıysak onu savunacağız. Bu hareket bir ortak akıl hareketidir demişti cumhurbaşkanımız partiyi kurarken. Hiç kimseyi küçük görmeden, tepeden bakmadan, herkesin beynindeki en küçük fikri dahi ciddiye alarak halkımızla bütünleşerek yürüyecek bir harekettir. Her siyasi harekette güçten kaynaklanan hatalar olabilir. Bir lüks dünyası, şatafat dünyası haline getirenlere karşı nefsimizle cihat demeye devam edeceğiz. Birbirimize gıybeti dedikoduyu değil, fitne hesaplarının partimize nüfuz etmesine yol açacak yanlış söylemleri değil."


Madem ki bu milli iradedir bakın Cumhurbaşkanımız erken seçim kararı alana kadar benim ağzımdan hiç erken seçim lafı çıkmadı. Çünkü biz halka mesaj veremeyiz. Halk ne demişse doğru demiştir. Biz bunu tartışmadık, gereğini yapmaya çalıştık. Hani en başından beri Ak Parti hep seçim istiyordu, terör olaylarını bile bunu yapan hainler var ya arşivlere baksınlar. 7 Haziran'dan bu yana neler olduğuna baksınlar. Biz kapımız herkese açık derken aynı saatler de Bahçeli şunlar şunlar hükümet kursun ama biz bu işte yokuz. Biz ana muhalefet görevi üstlendik diye başkalarına rol biçti. Üç gün sonra da 15 Kasım'a hazır olun dedi. Biz mi seçim istedik, şimdi seçimden kaçan Bahçeli mi istedi? Aynı günlerde CHP'nin bütün amacı blok siyaseti kurmaktı. 


 ''MHP'nin politikası rant için''


Biz yedi düvelin bloklarına direndik. Davos'ta, Mavi Marmara'da haykıran bizdik. Bize bağrında koca bir yürek barındıranlara blok dayanmaz. Blokları iki haftada çöktü. CHP hatasını fark etti, uzlaşmaz bir dil yer bulamayacak. Bizim uzlaşmacı dilimizi benimsedi. Görüşmeler başladı, seviyeli görüşmelerdi. Bence siyasi hayata katkıda bulundu. Bizim buna ihtiyacımız var. Bu sefer koalisyon kurma imkanı olmayınca, seçim hükümeti için sorduk, buna da onlar hayır dedi. Görüşmelerden hükümet çıkaramadık. Ama bakıyoruz ki erken seçim kararından sonra CHP'de blok kararı hortladı. Kabineye bakan vermeyeceklerini söyledi. Telefonları kapatırız, bizi aramayın dediler. Bir taraftan vekillerine bir taraftan bize baskı yaptılar.


MHP en başından belirlediği politikayı değişik söylemlerle sürdürdü. Terörle mücadele gibi bir ortamda Türkiye'yi hükümetsiz bir ortam olsun. Daha çok şehit cenazesi üzerinden siyasi rant elde edilsin. Kendisinin de ait olduğu siyasi harekete yakışmayan bir tavırdı bu. Kendisiyle son görüşmemizde bugün Türkeş'e saldıranlar hakaret edenler sayın Bahçeli'nin görüşmemizde 4 opsiyona da birer birer hayır dediklerini unutmasınlar.


Daha konuşmanın başında terörle mücadele ile ilgili bilgi verdikten sonra ben döndü dedi ki bizim 4 şartımız sebebiyle bunları kabul etmediğiniz için sizinle koalisyon, seçim hükümeti kurmayız. Azınlık hükümetinize destek vermeyiz. Siz eğer erken seçim için gelirseniz buna da oy vermeyiz. Ee peki ne istiyorsun mübarek? Mehmetçik teröre karşı kahramanca mücadele verirken sen sadece hayır diyorsun. Ve bizi de HDP ile bir koalisyona sürükleyerek prim toplamaya çalışıyorsun. Millet bunu görmez mi?Allah bunu reva görür mü? Görmedi işte.


Neden mektup gönderdim?


Yüz yüze görüşmek istedim. Telefonlarımız kapalı dediler.  Geriye bir tek postacı kalmıştı başka bir şey kalmamıştı. Bazıları onu da reddetmeye kalktılar da yolu yok bir şekilde ulaşacak. Şimdi diyorlar ki sarı zarfla davet olur mu? Keşke üçümüz otursaydık, nasıl bir hükümet olur, Mehmetçiğe nasıl destek olsaydık… konuşabilseydik. Kimse şimdi çıkıp AK Parti reddetti diyebilir mi?


Hükümet kurma görevi bana, başbakan olarak görevlendirdiğim için verildi. Ben şunu biliyorum, AK Partili hiçbir arkadaşıma sarı zarf göndermem. Çünkü AK Parti’liye bir davet geldiği zaman, devlet içinse millet içinse hayır demez ben onu biliyorum. Yerinde durmaz. Bir çağrı mı var Malazgirt ruhuna, yada Kosova ruhuna? Sağına soluna bakmadan ben buradayım der ve yürür AK Partililer. Sadece bir selamün aleyküm derim, o da aleyküm selam başımız üstüne der.


Şimdi de sayın Türkeş’i reddetmeye çalışıyorlar. Devletin ve milletin çağrısına evet demiş olan kim olursa olsun, onu millet reddetmez. Kendisiyle dün görüştüm. Teşekkür ettim kendisine. Bir, güçlü şahsiyetiyle baskılara direndiği için, iki, bir millet görevi düştüğünde başka hesap yapmadığı için. Ama en önemlisi üç, siyasi çizgisi nedeniyle tek başına yürüme iradesi gösterdiği için. Tekrar teşekkür ediyorum.


Bizler hasım değiliz, düşman değiliz, ever rakibiz. Ama hasım düşman değiliz. Bırakın bu çatışmacı dili. Bütün hesapları şuydu. AK Parti HDP ile bir hükümet kurmak durumunda kalacak ve onlara seçim kampanyası boyunca kullanacakları bir siyasi malzeme olacak. Kimse parti kimliğiyle bakan olmuyor. Ben geçici hükümetin başbakanı olarak oradayım. Onun için basın toplantısını genel merkezde değil başbakanlıkta yaptım. Bu hükümete giren herkes ülkeyi suhuletle seçime götürmek için giriyor.


İşte CHP, MHP çok kolay yol alabileceğimiz yoldansa küçük hesapların girdabına girdiler ve şuanda da kendi içlerinde debelenip duruyorlar. Suçlayacak adam arıyorlar.


''Sümeyye Erdoğan'a yaptığı ahlaksızlıklar...''


Daha sonra bir danışmana atfettiler ama CHP milletvekilinin yaptığı siyasi ahlaksızlık, Sümeyye Erdoğan’a yaptığı ahlaksızlıkta zihinlere geçti. Bilsinler ki, kimin evladı olursa olsun, bu ülkenin değerli bir hanımına yapılan her saldırı karşısında biz gereken her tedbiri göstereceğiz. 


''HDP yön değiştirdi''


HDP'ye gelince HDP'nin 7 Haziran'dan bu yana kadar izlediği siyaset terörün, hukuk tanımazlığın göstergisidir. 7 Haziran'dan sonra bir anda kimlik değiştirdiler. Silahlanmadan ayaklanmadan teröre yaslanmaktan bahsettiler. Biz bununla yeni karşılaşmadık. PKK uzun bir aradan sonra 99'dan sonra 1 Haziran 2004'de başladı. Dünyada itibarımız artmiş birileri PKK'nın kulağına bir şeyler fısıldadı. AK Parti'yi durdurmak lazım, en iyi maşa sensin dediler.


2007'de e muhtıradan sonra dimdik durunca büyük bir oyla kazandıktan sonra ülkede yeni bir hava oluşmuşken, demokratikleşme ileri bir aşamaya gitmişken aynı gün 21 Ekim 2007'de Dağlıca saldırısını yaptılar. 2011 seçimlerinden sonra iş başına gelmişken 14 Temmuz'da Silvan saldırısını yaptılar. Tesadüf değil. Ve o piyon çıkıyor ortaya karıştırmaya başladılar. Bu sefer daha ümitliydiler. Bir çok yerde askerimizi ve vatandaşlarımızı katlettiler. Biz de onun karşısında hak ettiği cevabı vermek üzere şah çektik. Sakın ola ki Türkiye'de bir zaaf durumu var diye hesaplara girme.


HDP emperyalizme karşı savaştan bahseden HDP bu sefer Türkiye'nin huzurunu bozmak için yapılan operasyonlarla beraber büyük güçlerden medet ummaya başladı. Çünkü Suriye üzerinden meşruiyet kazandıklarını zannettiler. 


Bütün teşkilatlarımıza tekrar ayağa kalkma çağrısında bulunuyorum. Kongremize giderken Türkiye'nin her yerinde gençleri barış için ayağa kaldıracaksınız. Bütün AK Parti gençlik kolları seferberlik ilan etmediler. 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS