hourSON DAKİKA
left-arrowright-arrow
weather
İstanbul
down-arrowup-arrow

    İstanbul cuma namazı saat kaçta? İşte Diyanet'in namaz vakitleri...

    İstanbul cuma namazı saat kaçta İşte Diyanetin namaz vakitleri...
    expand

    İstanbul cuma namazı saati 30 Kasım 2018 günü ibadetini gerçekleştirmek isteyen kişiler tarafından araştırılmaya devam ediyor. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından paylaşılan namaz saatleri içerisinde İstanbul’da cuma namazının saat kaçta kılınacağı yerini aldı. İşte 30 Kasım İstanbul cuma namazı saati…

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    İstanbul cuma namazı saati Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi internet adresi “diyanet.gov.tr” içerisinde paylaşıldı. Bugün Cuma namazına gidecek olan kişilerin dinleyeceklerin hutbenin konusu ise “Nefis: İyi ile Kötünü Mücadele Alanı” olarak belirlendi. İşte yeni haftanın hutbesi ve Diyanet’in paylaştığı namaz vakitleri…

    İSTANBUL CUMA NAMAZI SAAT KAÇTA?

    30 Kasım 2018’de İstanbul’da cuma namazı ezanı saat 12:59’da okunacak. İbadetlerini gerçekleştirmek üzere namaza katılanlar günün cuma hutbesini her hafta olduğu gibi dinleyecek.

    30 KASIM 2018 CUMA HUTBESİ

    NEFİS: İYİ VE KÖTÜNÜN MÜCADELE ALANI

    Muhterem Müslümanlar!

    Varlık âleminin en nadide üyesi, vahye muhatap olan insanoğludur. Yeryüzünün en şerefli varlığı olmak, nimetin yanı sıra imtihanı da beraberinde getirir. İnsan kimi zaman korkuyla, açlıkla, canıyla ve evladıyla, kimi zaman da varlıkla, servetle, makam ve mevki ile imtihan olur. En büyük imtihanlardan birisi de insanın nefsiyle mücadelesidir.

    Nefis; kulun içindeki olumsuz duyguların, meşru olmayan isteklerin, kötü huy ve fiillerin kaynağıdır. Kur’an-ı Kerim’de, Hz. Yusuf’un dilinden nefsin bu özelliği şöyle anlatılır: “Yine deben nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis, Rabbimin acıyıp koruması dışında, daima kötülüğü emreder; şüphesiz Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir.”1

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    İL İL CUMA NAMAZI SAATLERİ

    Kıymetli Müminler!

    Cenâb-ı Hak insanı en güzel şekilde yaratmış, onu selim bir akıl, sağlam bir irade ve engin bir gönül ile donatmıştır. Doğruyu yanlıştan ayırt etmesi için ona Kur’an’ı ve peygamberlerin örnekliğini bahşetmiştir. Verdiği nimetleri gereği gibi kullanmasını ve nefsinin sınır tanımayan istekleriyle mücadele etmesini emretmiştir. Tercihlerini doğrudan yana yapan, iradesine sahip olan, nefsine dur diyebilen, günahlarından arınıp kendini ıslah eden kişi, kurtuluşa erer. Nefsinin isteklerine boyun eğen, hevâsının esiri olan, aklını kullanarak arzularını kontrol edemeyen ise hüsrana uğrar. Yüce Rabbimiz,

    Kur’an-ı Kerim’de bu hususu bizlere şöyle hatırlatmaktadır: “Nefse ve onu şekillendirip düzenleyene; ona kötü ve iyi olma kabiliyeti verene yemin olsun ki, nefsini arındıran elbette kurtuluşa ermiştir. Onu arzularıyla baş başa bırakan da ziyana uğramıştır.”2

    Değerli Müslümanlar!

    Nefis, iyiyle kötünün mücadele alanıdır. İnsanlık tarihi, nefsine uyup kendini ve yaşadığı toplumu felakete sürükleyen nice örneklerle doludur. Hz. Âdem’in çocuklarından biri olan Kâbil, hırsına, hasedine yani nefsine uymuş ve kardeşi Hâbil’i öldürmüştür. Hz. Yakub’un oğulları, nefislerinin esiri olmuş, kıskançlıkları yüzünden kardeşleri Hz. Yusuf’u kuyuya atmıştır. Firavunlar, Nemrutlar, Karunlar, Ebu Cehiller hep nefislerinin peşinden koşmuş, vahyin rehberliğine sırtlarını dönmüş, kimi tahtına, kimi gücüne, kimi servetine, kimi de benliğine güvenmiş, hem dünyada zelil hem de ahirette azaba düçar olmuşlardır.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    Kıymetli Müslümanlar!

    Mümin için asıl olan, nefsini lanetlemesi değil, onu terbiye etmesi ve güzel huylarla donatmasıdır. Allah’ın çizdiği sınırlara, ahlâka ve vicdana aykırı olan her türlü isteğine karşı, nefsini kontrol altında tutmasıdır. İyiliğin ve iyilerin tarafında, kötülüğün ve kötülerin karşısında yer almasıdır.

    Aziz Müminler!

    Resûl-i Ekrem (s.a.s), bir hadislerinde şöyle buyurur: “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölümden sonrası için çalışandır. Zavallı kişi ise, nefsinin her türlü arzu ve isteklerine uyan ve buna rağmen hâlâ Allah’tan iyilik temenni edendir.”3 O halde, geçici dünyanın aldatıcı renklerine heves eden nefsimizin peşine düşmeyelim. Aklımızı, irademizi, sabrımızı daima canlı tutalım. Hayatın bir imtihan olduğunu, ölümün ve hesabın ansızın gelebileceğini hafızamızda canlı tutalım. Yüce Rabbimizin gizli açık her halimizi gördüğü şuuruyla yaşayalım.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    Böylelikle küfrün karanlığından uzak, günahın yükünden arınmış, huzurlu ve kâmil bir mümin olalım. Hutbemi Sevgili Peygamberimizin şu duasıyla bitiriyorum: “Allah’ım! Nefsime takvayı ver. Nefsimi arındır; onu en iyi arındıracak olan sensin. Onu koruyan da onun sahibi de sensin.

    Allah’ım! Faydasız ilimden, huşu duymayan kalpten, doymak bilmeyen nefisten ve kabul edilmeyen duadan sana sığınırım.”4

     

     

    Sıradaki Haberadv-arrow
    Sıradaki Haberadv-arrow