Çal Dağı'nda kopan kıyamet! Her şey bittiğinde 39. Alay'dan 2 subay kalmıştı!

Çal Dağı'nda kopan kıyamet! Her şey bittiğinde 39. Alay'dan 2 subay kalmıştı!

Geceli gündüzlü saldıran Yunan birlikleri savaş gücünü yitiriyordu. Aslında iki taraf da azalıyordu. Kıyamet Çal Dağı etrafında kopuyordu. Mustafa Kemal Paşa dağın kuzey tarafındaki tepelerden birinde gelişmeleri takip ediyordu... Mehmetçik var gücüyle atılıp, saldırdı. Çal Dağı’nın batı kesimleri hariç büyük kısmı geri alındı. Ancak 39. Alay’da sadece 2 subay kalmıştı. Diğer tarafta savaşan 135. Alay’ın neferlerinden geriye kalanlarla sadece 3 bölük kurulabildi... Milliyet'ten Cevdet Cantürk'ün yazısı...

29 Ağustos 1921 günü biterken, batıya dönük olan Türk cephesi daha çok batıdan doğuya doğru uzanan bir hale gelmişti. Yani cephenin yüzü güneye dönüyordu.

General Papulas, raporunda “Durum Yunan ordusunun lehinedir. Ankara’ya yürüyoruz” diye yazdığı sırada, 1. Kolordu komutanı, en kısa zamanda cephane ikmali için Tanrı’ya ve başkomutana yalvarıyordu.

Geceli gündüzlü saldıran Yunan birlikleri savaş gücünü de giderek yitiriyordu.

Bu sırada İstanbul’daki İşgal kuvvetleri Komutanı General Harrington’ın Londra’ya yolladığı rapor dikkat çekiciydi:

“Yunanlılar Ankara’ya yürüdüklerini söylüyor, zafer iddiasında bulunuyor. Benim aldığım bilgilerde böyle bir şey yok.”

Ölüm kalım savaşı

Mehmetçik, Sakarya boylarında ölüm kalım savaşı veriyordu. 30 Ağustos günü, savaşın yeni bir boyut kazandığı tarihti. Zira Yunan kuvvetleri bu kez de Türk cephesini yarmak için saldırmaya başlamıştı. Bir gün önce, düşman biraz arazi kazanmış, bunun üzerine Türk tarafı savunma hattını biraz geriye alarak, daha güçlü ve dayanıklı bir cephe tesis etmişti.

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa : “Bu manzara düşmanı çok ümitlere düşürdü. Onun için 30 Ağustos’ta tekrar düşman Beylik köprü mıntıkasında ve San Halil ile Kursak mıntıkasında ve buradan Şarkta Büyükçalış istikametinde ordumuzun sol cenahı aleyhine olmak üzere umumi taarruza geçti.”

Kolordu Komutanı Prens Andre: “Yunan ordusu grupları arasında boşluklar oluşmuş, meydan muharebesi adeta mevzii çarpışmalar haline dönüşmüştü. Sol taraftan bir kuşatma yapılması planı artık uygulanamazdı. Sebebi, düşman bunu önlemek için tedbirler almaktaydı. Bizim kuvvetlerimiz ise dağınık haldeydi.”

Akşama doğru Yunan komutanlar, 3 ve 4. Grupların arasından kuvvetlerini Çal Dağı istikametine hareket ettirdi.

Bir haftadır süren çarpışmalar, gelip Çal Dağı’nda düğümlenmiş gibiydi. Türk savunması cephenin yarılması için önlem alıp, kuvvetleri Çal Dağı civarında toplarken, Yunan komuta heyeti ise bunun kendi cephesine yönelik bir taarruz hazırlığı olabileceğinden endişe ediyor, tedbir alıyordu.

Artık roller değişiyordu

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa : “1 Eylûl’de düşman şarktan kaydırabildiği kuvvetlerin katılmasıyla, sağ cenahımız aleyhine ve merkeze, Haymana ve Dikilitaş‘a kadar olan sahada umumi taarruz yaptı. Bu taarruzlarda Yunan kuvvetlerine büyük zayiat verdirildi.”

2 Eylül’de Yunan ordusu bazı yerlerde tahkimata başlamıştı. Artık roller değişiyordu.

Yunan Ordu Komutanı Papulas: “Kolordular, yarın bulundukları yerde dinlenecek ve toparlanacaktır.”

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa: “ 3 Eylül’de düşmanın umum cephede sükûneti görülüyordu. Yorgunluğu görünüyordu.”

Yunan komutanlarının kafasındaki sorular giderek çoğalıyordu, çünkü Ankara hayali giderek uzaklaşıyordu…

Prens Andre: “Daha düşman birinci hattının ele geçirilmesinden evvel Yunan ordusu kuvvetinin üçte birini zayi etti. Sonrası felaket getirebilirdi. Bu ilerleme ne için devam edecekti? Harekâtın amacı Ankara’yı işgal etmek mi, düşmanın ikmal depolarını tahrip etmek mi?”

Öte yanda, Papulas’ın gönderdiği şifreli telgraflarda Savaş bakanı Theotokis’i daha fazla ileriye gidilmemesi konusunda bilgilendirdiği anlaşılıyordu.

“Kuvvetlerimizin savaş gücünün azalması ve azalmaya devam etmesi, az bir zaman sonra saldırılarımızın sürdürülmesini imkânsız kılacaktır. Ankara’yı işgal için bundan sonra yapılacak bir çabanın kesin zafere ulaşması olanağı vardır. Fakat bu talihsizliğe de yol açabilir. Bu talihsizlik ise şimdiye kadarki başarıyı bir başarısızlığa dönüştürebilir ki, bu başarısızlık da siyasal görüşmeler üzerinde yıkıcı bir etki yapar. Siyasi durumun böyle bir hezimeti göze almaya değer olup olmadığını bana hemen bildirilmesini rica ediyorum.”

Cephenin ağırlık merkezi değişiyor

31 Ağustos’ta cephenin ağırlık merkezi değişiyor, sol taraftan cephenin ortasına kaydırılıyordu. 

Atina gazeteleri ise zafer manşetleri atıyordu:

“Yunan ordusu komutası, Yunan ordusunu Pazar günü Ankara’ya hareket ettirmelerini umuyor.”

Ankara’ya varmak o kadar kolay olamazdı. Mecliste yapılan günlük bilgilendirme toplantılarından birinde, Yunan istila ordusunun her gün yıpranarak ilerlemekte olduğunu kavrayan biri, şöyle demişti: “Eğer böyle azala azala ilerleyeceklerse, buraya vardıklarında 40-50 kişi kalırlar. Onları da biz tepeleriz!”

3 bölük kurulabildi

Aslında iki taraf da azalıyordu. Kıyamet Çal Dağı etrafında kopuyordu. Mustafa Kemal Paşa da dağın kuzey tarafındaki tepelerden birine gelmiş, gelişmeleri takip ediyordu. Mehmetçik var gücüyle atılıp, saldırdı. Çal Dağı’nın batı kesimleri hariç büyük kısmı geri alındı. Ancak 39. Alayda sadece 2 subay kalmıştı. Diğer tarafta savaşan 135. Alayın neferlerinden geriye kalanlarla sadece 3 bölük kurulabildi…

 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS