CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu: 'Biz enkaz edebiyatı asla yapmayacağız'

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu: 'Biz enkaz edebiyatı asla yapmayacağız' © AA

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 24 Haziran seçimlerinin "demokrasi mi, dikta mı" arasında bir tercih olacağını söyledi, parlamenter demokrasiye dönüşle ilgili, "Bize 'Eski sisteme mi dönmek istiyorsunuz?' diye soruyorlar. Hayır. Eski sisteme asla dönmek istemiyoruz. Eski sistemle demokratik parlamenter sistem arasında dünya kadar fark var" dedi. Kılıçdaroğlu, yüzde 10 seçim barajını, YÖK'ü, lider sultasını kaldıracaklarını; sivil bir anayasa yapacaklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, "Enkaz devralacaksınız" yorumlarına da yanıt verdi: "Biz enkaz edebiyatı asla yapmayacağız."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Denizli'de Dedeman Oteli'nde düzenlenen toplantıda STK temsilcileriyle bir araya geldi. CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun konuşması satır başlarıyla şöyle:


'Mutlu değiliz, mutlu olmak istiyoruz'


"Belki bir miting meydanında konuşulmayan ayrıntıları ve ufkumuzu sizlere sunmaya çalışacağım. Dünyanın en güzel ülkesinde yaşıyoruz. Olağanüstü bir coğrafyamız var. İnsanlarımız güzel ve çalışkan. Tarihimiz, kültürümüz, her şeyimiz var. Ama bu ülkede mutlu değiliz, mutlu olmak istiyoruz. Sorunlarımız var, bunları aşmak istiyoruz. Nasıl aşarız? Önümüzde sorunlar var, gideceğiz hep beraber sandığa oyumuzu kullanacağız. Size bunları anlatacağım.


Muharrem İnce Kürt seçmenden oy alır mı?


'Dört aşamalı stratejiyi hayata geçirmeliyiz'


Dört aşamalı bir  stratejiyi hayata geçirmezsek bu ülkenin sorunlarını aşamayız. Birincisi şu; bir ülkede demokrasi yoksa, orada huzur, kalkınma, düşünceyi açıklama özgürlüğü, bağımsız medya olmaz. STK'lar rahatça düşüncelerini ifade edemezler. Türkiye demokratik hayatını süratle geliştirmek isteyen bir ülke.


'Birinci adım, çağdaş demokratik standartlar'


Atacağımız birinci adım, size sözüm söz, bu ülkeye çağdaş ülkelerdeki bütün demokratik standartları getirmektir. Almanya'nı, Japonya'nın, Finlandiya'nın, Avustralya'nın öngördüğü demokratik standartları ülkemize getirmektir. Kimseyi düşüncesinden ötürü suçlamamak, ötekileştirmemektir. İnsana saygı duyup, yaşadığı coğrafyada huzur içinde yaşamasını sağlamaktır.


Kılıçdaroğlu'ndan 'apolet' yorumu


'1 ay içinde OHAL kaldırılacak'


Bu bağlamda Sayın Muharrem İnce'nin Cumhurbaşkanı, Millet İttifakı'nın da parlamentoda çoğunlukta olduğu bir düzlemde, en geç 1 ay içinde OHAL uygulaması bitecektir. Yok böyle bir uygulama. Bütün dünyaya ilan edeceğiz, 'Bizim ülkemizde demokrasi, yargı, medya bağımsızlığı var' diyeceğiz. Bunu sağlayacağız. 


'Gönül isterdi ki, dolar artınca TOBB çıkıp konuşabilsin'


Ekonomiyle ilgili ciddi sıkıntılar var, bunu dile getirmesi gereken organlar konuşamıyorlar. Gönül isterdi ki, dolar değer kaybettiğinde TOBB çıkıp konuşabilsin, derdini anlatabilsin. Enflasyon çift haneli rakamlara taht kurdu yeniden. Bu çıkıp konuşulabilsin. Beton ekonomisinin ülkenin geleceğini ipotek altına aldığını konuşabilsin. Çiftçi içinde bulunduğu tabloyu anlatmaktan korkuyor, son çare kendini yakıyor. Demek ki, demokrasiden yana bir sorunumuz var. Birinci yapacağımız iş bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi getirmektir. Bu ülke insanı üçüncü sınıf bir demokrasiye layık değildir.


İmam hatipler kapatılacak mı? Kemal Kılıçdaroğlu açıkladı...


Önümüzde iki tercih var: 'Demokrasi mi, dikta mı?'


Önümüzde seçimler var. Gidip sandığa oyumuzu kullanacağız. Bu seçimler bir siyasal partinin seçimi olmaktan çıktı. Bir siyasi parti seçimi değil bu seçimler. Bu seçimlerde iki tercih kullanacağız. Bir, demokrasiden yana olanlar, iki tek adam rejiminden yana olanlar. Bu kadar açık. Tek adam rejiminden yana olanlar gider oylarını kullanırlar ama sonucuna da katlanırlar. Demokrasiden yana olanlar da gidip oylarını kullanacaklar ama onlar da rahat bir nefes alacaklar. 'Benim ülkemde demokrasi var, düşüncelerimi özgürce ifade ediyorum, telefonlarım dinlenmiyor, hakkımı bağımsız mahkemelerde arayabiliyorum, derdimi rahatlıkla medya dile getirebilir' diyecekler. Demokrasiden yana oy kullandığımızda çocuklarımıza şunu söyleyebileceğiz; 'Önümüze iki tercih geldi: Demokrasi mi, dikta mı? Ben senin geleceğin için demokrasiden yana oy kullandım'. İster çiftçi olalım, ister emekli, ister sanayici, ister tacir... Hayatın her alanında insanlar demokrasiden yana tercihlerini kullanmalılar. Çocuklarımıza bırakacağımız en güzel miras budur.


Kılıçdaroğlu: Yargı siyasallaştı, buna Bahçeli'nin isyan etmesi lazım


'Zaten 25'inden sonra olmayacaksın ki'


Bunu yapmak zorundayız. Yapmak yetiyor mu? Hayır. Türkiye'nin bölgesinde de dünyada da çok önemli bir yeri yakalaması lazım. Ekonomi var. Ekonomide ne yapacağız? Dikkat buyurdunuz mu bilmiyorum. Sayın Erdoğan her şeyden söz ediyor, ekonomiye gelince tek cümle yok, niçin? Niye ekonomiden söz etmiyor? 'Karar 25'inden sonra'. Niye 25'inden sonra?  Zaten 25'inden sonra olmayacaksın ki, şimdi açıkla da millet öğrensin. Niçin şimdi açıklamıyor? Deniz bitti de ondan. Ne söyleyeceğini bilemiyor. 'İşsizliği, yoksulluğu azaltacağım' dese kendisi çoğalttı. 'Üretim ekonomisine geçeceğiz' dese bütün tasarrufları beton ekonomisine yönlendirdi. 'Çiftçiyi mutlu edeceğiz' dese, çiftçi kendisini yakıyor. Ne diyecek? Dikkatinizi çekiyorum, 16 yıldır ülkeyi yöneten kişi, ekonomiye, geleceğe yönelik tek kelime edemiyor. Bu kadar hazin bir tablo tarihimizde ilk kez karşılaştığımız tablodur. 


Ekonomide yapacaklarımız... Beton ekonomisini bıracağız, üretim ekonomisine geçeceğiz. Türkiye ürettiği zaman güçlü olur. Üretim derken sadece sanayinin üretiminden bahsetmiyorum. Tarlada çiftçi, üniversite bilgi, sanatçı sanat eseri, sanayici sanayide üretecek. Hayatın her alanında üreteceğiz. Alın teri döken, üreten ülke dünyada güçlü olur. 


Denizli'nin bir özelliği var, yabancı sermaye değil, kendi iç dinamikleriyle büyümüştür. Çalışkan, yaratıcı bir insanı var. Kendi gücüyle büyümeye, kendi gücüyle Türkiye ve dünyada söz sahibi olmaya çalışan bir ilimizdir. Tekstil sektöründe ne kadar önemli başarılar sağladığını biliyoruz. Ama bugün geldik Türkiye'deki tıkanma gibi Denizli'de de tıkanma görüyoruz, sanayide yavaşlama görüyoruz. Yapacağımız iş sanayinin önünü açmaktır, üretim yapsın diye her türlü teşviği vermektir. Bu konuda bir projemiz var.


'Faiz lobisiyle mücadele edeceğim' dedi, ayaklarına gitti'


Projeyi anlatmadan önce bir konuya daha dikkatiniz çekeyim. Kaçıncı af çıktı bilmiyorum. Her seferinde af çıkarıyorlar. Sonuç ne vergisini ödeyenin cezalandırıldığı, ödemeyenin de mükafatlandırıldığı bir durum ortaya çıktı. Biz bunun tam tersini yapacağız. Bir sanayici, küçük ve orta boy dahil olmak üzere, vergi ve prim borcu olmamak kaydıyla, bunları düzenli ödemek kaydıyla, ödediği vergi ve sigorta primi kadar 1 yıl süreli sıfır faizli kredi alacak. Ne kadar vergi, prim ödedin o kadar sıfır faizli kredi alacaksın. Bundan sanayici de hükümet edenler de yararlanacak. Bugün yüz milyarlarca liralık devletin alacağı var, tahsil edemiyor. Edemeyince ne oluyor? Gidiyor Londra'ya. Önce Erdoğan gidiyor, sonra Mehmet Şimşek gidiyor, yetmiyor bürokratlar gidiyor. Ne diyor? Yalvarıyorlar 'Bize borç para verin' diye. İçeride meydan okuyor, 'Asarım keserim, siz kimsiniz' diyor. Sonra ayaklarına gidiyor, yalvarıyor, 'Borç para verin, dolar verin bize'. Diyorlar ki, 'Dolar vereceğiz de bunun şartları var. Öyle her gelene vermiyoruz. Faizi yükselteceksiniz. Yoksa dolar vermeyiz' diyorlar. Geliyor içeriye, 'Faiz lobisiyle mücadele edeceğim, onları bu ülkede tutmayacağım' diyor. Ayaklarına gidiyor, yalvarıyor, sonra Türkiye'ye geliyor Merkez Bankası faizi yükseltiyor. Sonra? Dolar bir parça aşağı iner gibi oluyor, aslında dolar yerinde duruyor. Aslında dolar yerinde duruyor. Amerikan parası duruyor yerinde, değer kaybeden Türk Lirası. Geldiğimiz noktada devlet yüz milyarlarca borçlanmasa gidip o kapıyı çalmayacak veya daha küçük bir rakamla borçlanacak.


'16 yılda yurt dışındaki faiz lobilerine 151 milyar dolar ödendi'


Ödediği faiz miktarı 16 yılda 151 milyar dolar. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti dünyanın en yüksek faiz oranıyla borçlanan ülkesidir. İçerideki faiz lobisine ödediği miktar da 687 milyar TL. Bizim projemizi hayata geçirirsek inşallah 25 Haziran'dan sonra ilk yapacağımız işlerden birisi sıfır faizli kredidir. Vergi kaçırmayacak, kayıt dışı istihdam büyük ölçüde önlenecek. Ne kadar çok sosyal güvenlik primi öderse, vergi öderse o kadar çok sıfır faizli kredi alacak. Üretim artacak. Bir şey daha yapacağız. Bir firma katma değeri yüksek ürün üretiyorsa, ona açacağımız kredi 2 katı olacak. Böylece Türkiye daha çok ihracat yapacak, daha çok ülkeye döviz gelecek. Denizli'nin tekstil konusundaki sorunun da böylece çözmüş olacağız. 


İnsani Gelişme Stratejileri ve Bilgi Politikaları Kurumu


Karşılaştığımız sorunun temelinde ne yatıyor? Planlama denen bir kavram vardır. Her ailede, firmada vardır. Aile gelirine göre planlama yapar. Şirket de yapar bunu. Kaç işçi çalışacak, maaşlar, borçlar nasıl ödenecek. İhracat var, maliyet var. Bütün bunlar planlanır, yol haritası çizilir. Ülkelerin de vardır. Bizde 1960'larda Devlet Planlama Teşkilatı kuruldu, şimdi böyle bir kuruluş yok. Elin oğlu 50 yıl, 100 yıl sonrasını planlar, biz yarın sabah ne olacak onu konuşuyoruz. Geldiğimiz sorunların kaynağındaki unsurlardan biri de plansızlıktır. Sağlıklı bir planlama olsaydı, Türkiye üretim ekonomisini bırakıp beton ekonomisine yönelmezdi. Yatırımı ona göre yapar, kaynaklarını yönlendirirdi. Biz İnsani Gelişme Stratejileri ve Bilgi Politikaları Kurumu kurmak zorundayız. Güney Kore'de 2013'te tek bir firmanın elde ettiği patent sayısı, Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin Cumhuriyet boyunca elde ettikleri patent sayısının 15 katı. Dünyadaki hızlı gelişime bakıyor musunuz? Sandığa giderken neleri düşünmemiz gerekiyor görüyor musunuz? Nasıl ve kimin için oy kullanacağız? Nasıl bir gelecek düşünüyoruz ve onun için  nasıl oy kullanacağız? Hepimizin sorumluluğu var.


'Tarımı terk etmek gibi bir sürecin içine sokulduk'


Bize telkinde bulunuyorlar, 'Türkiye tarımdan çıksın, ekmesin'. Batının egemen güçleri kendi aralarında yarışıyorlar. 81 milyonluk Türkiye'yi kim besleyecek? Almanya mı, Hollanda mı, Fransa mı, Amerika mı, Kanada mı? Bunun mücadelesi veriliyor. Biz tarımı terk etmek gibi bir sürecin içine sokulduk. Çiftçi ekemiyor, ekse karşılığını alamıyor. Nohut, mercimek, et, canlı hayvan, saman dışarıdan. Niye böyle oluyor? Hangi gerekçeyle böyle oluyor? Planlamanın ne kadar önemli olduğunu vurgulamak için bu örnekleri anlatıyorum. Sanayicinin, hizmet sektörünün ne kadar önemli olduğunu anlatmak için söylüyorum.


'Organize sanayi bölgelerinde teknoloji liseleri kuracağız'


Hangi organize sanayi bölgesine gitsem, 'Nitelikli ara elemana ihtiyacımız var' deniyor. Bütün organize sanayi bölgelerinde teknoloji liseleri kuracağız. Yönetimi o organize sanayi bölgesi ile Milli Eğitim Bakanlığı ortak yapacak. 6 yıl olacak, yatılı olacak. 3 yılın sonunda o sanayi bölgesinde gidip staj yapacak. Öğrenci çalıştığı sürece sosyal güvenlik primlerini Milli Eğitim Bakanlığı yatıracak, mezun olunca da orada çalışacak. Üniversiteye gitmek isterse, iz düşümü olan fakültede ek puan verilecek. Böylece ihtiyaç duyduğumuz alanı hayata geçirme şansımız olacak.


'Tarım teknoloji liseleri kuracağız'


Tarımla teknolojinin buluşması lazım. Yoksa sağlıkıl verim elde edemezsiniz. Tarım teknoloji liseleri kuracağız. Bütün bu söylemlerim önümüzdeki 50-100 yılı nasıl yakalayacağız, bölgemizde ve dünyada saygın, üreten, güçlü bir Türkiye olacağımızı düşünerek söylüyorum. Bizim dışımızda bunu düşünen ve açıklıkla ortaya koyan bir parti yok. Bunu da büyük bir özgüvenle söylüyorum.  


Dijital devrimi kaçıramayız. Osmanlı sanayi devrimini kaçırdı ve battı. Cumhuriyet kurulduğunda toplu iğne üretecek fabrika yoktu. Sanayi devrimini yakalamak isteyen Cumhuriyet devrimidir. Her alanda fabrikaların kurulmasıdır. Şimdi dijital çağdayız. Zaman çok daha hızlı ilerliyor ve bunu yakalamak zorundayız. Hepinizin sorumluluğu var. Gün bir siyasi parti olmanın çok ötesine taşmıştır. 


'Eski sisteme asla dönmek istemiyoruz'


Bizim Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Muharrem İnce, 'Ben 81 milyonun Cumhurbaşkanı olacağım, tarafsız, herkese eşit mesafede ve devletin sigortası olacağım' diyor. Çünkü Muharrem İnce'nin de benim de anlayışıma göre, Cumhurbaşkanının bağımsız olması gerekir. Çünkü bir partinin genel başkanı Anayasa Mahkemesine hakim tayin etmez, hakime, yargıya talimat vermez. Tarafsızlığın ne kadar önemli olduğunu vurgulamak için bu örneklerimi veriyorum. Adayı seçerken Türkiye'nin geleceğini düşünmek zorundayız. Parlamentoda çoğunluk olduğunda, Cumhurbaşkanı olduğumuzda bütün bunları hayata geçireceğiz. Lider sultasını kaldıracağız. Bize 'Siz eski sisteme mi dönmek istiyorsunuz' sorusunu soruyorlar. Hayır. Eski sisteme asla dönmek istemiyoruz. Eski sistemle demokratik parlamenter sistem arasında dünya kadar fark var. Eski sistem, 12 Eylül darbe hukukunun getirdiği bir sistemdir. Yüzde 10 seçim barajı, YÖK, lider sultası, parlamentonun iradesine ipotek vardır. Bunların kalkması lazım. Biz bunların hiçbirine dönmek istemiyoruz. Yüzde 10 barajının kalktığı, sivil anayasanın yapıldığı, kadın erkek eşitliğinin sağlandığı, seçim yasasında cinsiyet kotasının olduğu, gençlerin parlamentoda daha fazla görünür olduğu bir rejim istiyoruz. Lider sultasını getiren seçim kanunudur. O kanun da değişecek. Eğer siz darbe hukukundan hukuk sistemini arındırmazsanız, darbecilerden bir farkınız kalmaz. Biz bütün bu ayıklamaları yapmak istiyoruz.


'Millet İttifakı'nın hedefi budur'


Gerçek anlamda demokratik parlamenter sistem kurmak istiyoruz. Millet İttifakı'nın hedefi budur. Sayın Akşener'in de, Saadet Partisi'nin Sayın Genel Başkanının da temel hedefi budur. Demokratik parlamenter sistem, yargı bağımsızlığı, medyanın özgür olması, bütün bu altyapı hepsi oluşacak.


'Kısa adı OBİT olan Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı kuracağız'


Bir şey daha yapıyoruz. Dış politikada da önemli projelerimiz var. Bunu tarihimizde yapan ilk partiyiz. Dış politika konusunda proje üreten ilk partiyiz. Ortadoğu onca yıllardır kan akan, terör üreten bir bölgedir. Bu bölgeyi bir barış havzasına döndürmek inşallah bize nasip olacak. Kısa adı OBİT olan Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı kuracağız. Kurucuları İran, Suriye, Türkiye ve Irak. 4 ülke bir araya gelecek. Sayın Muharrem İnce, 4 ülkenin başkanını ziyaret edecek. Ortadoğu'da niye kan akıyor, kavga oluyor? Suriye'nin alt yapısı, kablosu nereden gidecek? Niye Amerika'dan, Kanada'dan gidiyor, niye Denizli'den gitmiyor? Bizim sanayicimiz ürettiklerini niye o bölgeye satamıyor, ambargolar var? Niye biz Mısır'la kavga ediyoruz, 5 ülkede neden büyükelçimiz yok? Bunları kaldıracağız. 4 ülkenin başkanı bir araya gelecek, 'Biz kendi bölgemizde barış istiyoruz, terörü sonlandıracağız. Kan akmayacak, egemen güçlerin de istedikleri gibi at oynatmasına izin vermeyeceğiz' diyecekler.


'Şimdi ön yargıyla değil, geleceği düşünerek sandığa gitme zamanı'


Müslüman kanı akıyor, silahlar Amerika ve Rusya'dan geliyor. Niye böyle oluyor? Üstelik bu bölgeyle bizim tarihsel, kültürel köklerimiz, inanç benzerliğimiz ve akrabalarımız var. Niye kavga ediyoruz? Egemen güçlerinin oyununa geliyor. İlk kez CHP, OBİT denen Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı kurmaya karar verdik. Kararlıyız. Yetkiyi vereceksiniz bunu kurmak için. O bölge terörden tamamen temizlenecek. Türkiye'ye dolar yağdıracağız. Göreceksiniz. Bunların hepsini yapmak mümkün. O nedenle oy kullanırken düşüneceksiniz. Şimdi ön yargıyla değil, geleceği düşünerek sandığa gitme zamanı. 


'Her kuruşun hesabını vermek siyaset adamının namusudur'


Esnaf kardeşlerim için de şunu söyleyeyim; bir kira stopajı belası var. Bunu kaldıracağız. Niye, hangi gerekçeyle getirdiler? Çiftçinin faiz borçlarını tamamen sileceğiz. 'Para yok' diyorlar, para var. Bütün mesele parayı kim için ve nerede kullanacaksın. Örnek vereyim. Gerçekten rakamları toplumun önüne koyunca neyin ne olduğu çok net ortaya çıkıyor. 1923-2002 arasında 79 yılda bütün Cumhuriyet hükümetlerinin harcadığı para, 713 milyar dolar. Keban, Atatürk, Karakaya barajları, Marmara depremi, Kıbrıs çıkarması, Amerikan ambargosu, 3 tane darbe, bütün bunların hepsi oldu. 713 milyar dolar harcandı ve Türkiye bir noktaya getirildi.  2003-2017 arasındaki son 14 yılda harcanan para 2 trilyon 94 milyar dolar. Ne oldu? Karakaya, Keban, Atatürk gibi baraj mı yaptılar? Telekom gibi şirket mi kurdular? Ne yaptılar Allah aşkına. Köprü yaptılar, yol yaptılar. Eyvallah, hiç itiraz etmedik. Sadece şunu sorduk, 'Bu köprüyü kaça yaptın sen?' Bunu sorunca 'Bak gördün mü bu CHP'liler köprüye, yola karşı'. Niye karşı olalım, köprü, yol yapmayan iktidar mı var? Sorun harcadığın her kuruşun hesabını millete vereceksin, bu milletin parasıdır. Demokrasilerde her kuruşun hesabını vermek siyaset adamının namusudur.


'Biz enkaz edebiyatı asla yapmayacağız'


Göreceksiniz Türkiye en geç 4 yılda bütün sorunlarını aşar. Efendim, 'Enkaz devralacaksınız'. Biz enkaz edebiyatı asla yapmayacağız. Biz ülkenin sorunlarını çözmeye geliyoruz. Büyük değişimi ve dönüşümü yapmak istiyoruz. Türkiye'yi çağdaş uygarlığa ulaştırmak, eğitim sistemini tepeden tırnağa değiştirmek istiyoruz. Eğitim sistemi deyince hemen atlıyorlar, 'Vay efendim siz imam hatipleri kapatacaksınız'. Niye kapatalım? İlahiyat fakültelerini, imam hatipleri açan biziz. Yok öyle bir şey.   


Eğitimde yapılacakları anlattı


Her mahallede kreş olacak. Okul öncesi eğitimden başlayacağız. On binlerce çocuk sabah kahvaltısı yapmadan aç karnına okula gidiyor. Sabah kahvaltılarını okulda, öğretmen ve öğrenci arkadaşlarıyla yapacak. Öğretim tam zamanlı olacak. En nitelikli okullar. Nitelikli-niteliksiz ayrımı. Atama bekleyen 180 bin öğretmeni 1 yıl içinde atayacağız. Taşımalı eğitime de son vereceğiz. Eğitimine önem vermeyen bir ülkenin geleceği yoktur. Eğitim sistemimiz bozuldu. Anne çocuğunu hangi okula göndereceğini bilmiyor. Hangi sınavlara gireceğini çocuklar bilmiyor. Bu sınav rezaletinden de çocukları kurtaracağız. Bırakın çocuklar çocukluklarını yaşasınlar. Bırakın çocukları düşünsünler, soru sormayı öğrensinler. 


'Öğretmenlik Meslek Kanunu çıkarılacak'


Öğretmenler için özel bir düzenleme yapacağız. Öğretmenlik Meslek Kanunu çıkarıp, öğretmenleri Devlet Memurları Kanunu'ndan çıkaracağız. Hiçbir öğretmen yoksulluk sınırının altında ücret almayacak. Ücretli ücretsizine son vereceğiz, bütün öğretmenler kadrolu olacak. Öğretmenler Günü'nde bir maaş ikramiyesi olacak. Neden ayrı kanun? Hakimler için ayrı kanun var, devlet memurları için ayrı kanun var. Bir de öğretmenler için kanun yapacağız, onları toplumun en saygın kişileri haline getireceğiz. Türkiye'nin geleceğini belirleyen kişiler öğretmenler. Ay başını nasıl getireceğim diye düşünün öğretmen, çocuğunuzu iyi yetiştiremez." 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS