Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ey Amerika hani biz koalisyon güçleriydik?"

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ey Amerika hani biz koalisyon güçleriydik?"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD'ye PYD açıklamaları nedeniyle tepki gösterdi. "Dost dostluğunun gereğini yapmalıdır" diyen Erdoğan, "Ey Amerika" diye seslendi ve "Hani biz koalisyon güçleriydik?" sorusunu yöneltti. Anayasa Uzlaşma Komisyonunun dağılması nedeniyle CHP'yi "ipe un sermekle" eleştiren Erdoğan, parlamentoya "millete gitme" kararı almaları çağrısı yaptı ve "Başkanlık sistemi de inşallah bu şekilde hayata geçecektir" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde "Mülki Amirler Toplantısı"nda vali yardımcıları ve kaymakamları ağırladı. Burada konuşan Erdoğan, Suriye konusuna değindi.

Son günlerde Suriye krizinin derinleştiğini ve Rusya'nın müdahalesiyle daha da derinleştiğini ifade eden Erdoğan, mülki amirlerin görevli oldukları illerde sığınmacılarla ilgilendiğini belirtti. Türkiye'nin komşuluk vazifesi, insani görev ve uluslararası yükümlülüklerini yerine getirdiğini belirtti. Erdoğan, Türkiye'nin dünyaya insanlık dersi verdiğini söyledi. Şu ana kadar Suriyeli sığınmacılar için 10 milyar dolara yakın harcama yapıldığını belirten Erdoğan, sözü terörle mücadeleye ve Suriye konusuna da getirdi.

BM'ye tepki: "Küvezdeki fotoğrafları görmediniz mi?"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları söyledi:

"Terörle mücadele adı altında kirli mücadelelerin hayata geçirildiği bir dönemi yaşadık. Batı hala sessiz. Yapılan toplantılar var. Bu toplantılardan bir netice çıkıyor mu? Hayır. Rusya şu anda 500 bin insanın ölümüne neden olan zalim, katil Esed'in yanında yer almak suretiyle kendi kimliğini ortaya koymuştur. Şu anda işte yağdırdığı bombalarla bir savaş suçu işlemekle karşı karşıyadır. Ne diyor BM? 'Eğer tespit edilirse, belirlenirse bu bir savaş suçudur.'Daha ne arıyorsunuz? İşte buyurun hastaneler bombalanıyor. Küvezlerin içindeki fotoğrafları görmediniz mi? Gönderin elemanlarınızı oralarda yerinde tespitlerini yapsınlar.

ABD'ye PYD, YPG tepkisi: "Dostun kim?"

Şu anda 'YPG, PYD terör örgütüdür' diyemeyen veya 'YPG'ye desteğimiz sürecektir' diyen Amerika'yı da anlamakta zorlanıyorum. Terör örgütü PKK'nın bütün kayıtlarında PYD'nin, YPG'nin kurucusunun kim olduğu bellidir. Geçenlerde de söyledim, 'Biz Amerika ile NATO'da beraber değil miyiz? Senin dostun biz miyiz, yoksa YPG mi, PYD'mi?' Bunu da öğrenmek istiyoruz. O zaman çık bunu da açıkla. 'Dostum YPG'ye, dostum PYD'ye silah yardımı yapıyorum' de. Bunu da bilelim. Bilelim ki ondan sonra bu meseleleri sizinle konuşmamıza da gerek kalmasın. Gizli kapıların arasında veya arkasında bazı şeylerin konuşulması bizleri üzüyor. Dost dostluğunun gereğini yapmalıdır. Biz dost bildiğimize gereğini yaparız ama bizi dost olarak görmeyenler lütfen açıkça net bunu ifade etsinler.

ABD'li sözcüye: "Teröristlere sorulur mu?"

İşte dün sözcünün açıklaması 'YPG'ye yardımımız devam edecektir ama orada yapılan mücadelede işimizi zorlaştırmasın'. Lafa bak. Bir defa temelden bu yaklaşım sakat. Bu bilgileri sen bizden alacaksın yahu. Bu kalkılıp da bu tür insanlara, teröristlere sorulur mu? Ona soracaksın, onun verdiği bilgiye göre hareket edeceksin...

"DAİŞ söz konusu olduğunda adeta dünyayı yıkmayı göze alanlar"

Terör örgütleri ve teröristler arasında ayrım yapıldığını, iyi terörist-kötü terörist şeklinde sınıflandırma gidildiğini görüyoruz. Türkiye tüm bu süreçte ilkeli, tutarlı ve kararlı duruşundan taviz vermemiştir. Suriye'de dün de bugün de demokrasiyi ve meşruiyeti savunuyoruz. İlk gün ne diyorsak, bungün de aynısını söylüyoruz. Suriyeli kardeşlerimizin Esed ve devlet terörüyle, PKK'dan DAİŞ'e kadar çeşitli terör örgütleri arasında bir tercihe zorlanamayacağını ifade ediyoruz. Suriye halkını, kırk katır mı kırk satır mı tercihine zorlayanlar insanlıktan nasibini almamış olanlardır. İyi terörist-kötü terörist yoktur, El Nusra ile El Kaide arasındaki ilişki neyse, PKK ile PYD arasındaki ilişki de odur. DAİŞ söz konusu olduğunda adeta dünyayı yıkmayı göze alanlar, PYD-PKK terör örgütünün yanında yer alarak, samimiyetsizliklerini gösteriyorlar.

ABD'nin YPG çağrısına yanıt: "Kusura bakmayın bizim böyle bir düşüncemiz yok"

'Eğit-donat' bunun yanında, 'terörden arındırılmış güvenli bölge', 'uçuşa yasak bölge' bu üç başlığı söylediğim zaman buna yanaşmayanlar, şimdi bakın diyorlar ki, 'uçuşa yasak bölgeye evet diyoruz'. 'Terörden arındırılmış bölge' noktasında evet diyenler de var ama 'uçuşa yasak bölgeye' hala evet demiyorlar. Soruyorum, ey Amerika, bak sen uçuşa yasak bölgeye evet demedin ama bak orada Rus uçakları cirit atıyor ve oradaki binlerce, on binlerce masum, mağdur insan ölüyor. Hani biz koalisyon güçleriydik? Koalisyon güçleri olarak beraber hareket edecektik, hani ne oldu? Ve kalkıp Türkiye'ye şu söyleniyor: 'YPG'ye PYD'ye top atışlarını durdurun.' Kusura bakmayın bizim böyle bir düşüncemiz yok. Türkiye'ye kalkar da bir kişi bu topu atarsa, kalkar da bir mermi atarsa, bu kat be kat fazlasıyla karşılığını bulacaktır, bunu bilmeleri lazım. Bu uluslararası angajman kurallarının işletilmesi demektir, bunu yapıyoruz, yapacağız.

"PYD'ye verilen silahlar güvenlik güçlerimize dönüyor"

Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da güvenlik güçlerimize karşı kullanılan silahların ve militanların büyük bir bölümünün Suriye ve PYD kaynaklı olduklarını biliyoruz. Güya DAİŞ'le savaşması için örgüte verilen lojistik destek, ülkemize yönelik tehditlerin aracı haline dönüşmüştür. Suriye içinde de PYD'ye verilen silahlar DAİŞ yerine bölge halkına ve onun meşru temsilcisi olan muhaliflere dönmüştür. Her şey apaçık ortadayken PYD ve PKK arasındaki bağı yok saymak körlük değilse, ülkemize karşı hasmane bir tutumdur. Onlar gözlerini bu gerçeğe ne kadar kapatırlarsa kapatsınlar biz terör örgütüne, terör örgütü demeye ve o şekilde muamele etmeye devam edeceğiz.

"Suriye'de herkes kendi iktidarının hesabında"

Kimsenin kimseyi kandırmasına gerek yok, Suriye'deki fotoğraf çok açık ve nettir. DAİŞ'e karşı mücadele bahanesiyle Suriye'ye gelen güçlerin hiçbirinin de terörizmle mücadele diye bir derdi yoktur. Rusya'nın da DAİŞ'le mücadele için bir gayreti yoktur. DAİŞ'le mücadele bahanesi kimi ülkelerin bölgedeki çıkarlarını hayata geçirmesinin aracı haline gelmiştir. Açıkçası bugün Suriye'de herkes kendi iktidarını, çıkarını, kendi küresel ve bölgesel hesaplarını hayata geçirmenin çabası içindedir. Sadece Türkiye'nin komşusu olan Türkiye, Lübnan, Ürdün gibi ülkeler bu sorunun can acıtıcı boyutunu hissetmektedirler. Diğerlerinin burada canı acımıyor, bizim canımız acıyor. 

Avrupa'ya eleştiri

Avrupa ülkelerinin mülteci krizinin ardından takındığı tavrı eleştiren ve Türkiye'nin durumunu anlamamalarını da eleştiren Erdoğan, "Bölge üzerinde oynanan oyunlar, doğrudan Türkiye üzerinde sonuçlara yol açıyor" dedi. Rusya'nın bölgeye DAİŞ'e karşı mücadele gerekçesiyle geldiğini ancak şimdiye kadar rejime karşı mücadele edenleri vurmak dışında bir iş yapmadığını söyleyen Erdoğan, "Aynı şekilde PYD terör örgütü, DAİŞ'le mücadele maskesi altında işgal ettiği bölgelerdeki, Türk, Kürt, Arap nüfusu baskıyla tabi etmenin boyun eğmeyenleri de tehcir etmenin peşindedir. Rejimi desteklemek için harekete geçen çeşitli örgütlerin ve mezhep taassubuyla onları destekleyen kimi ülkelerin Suriye'de gerçekleştirdikleri insanlık dışı uygulamaları da gayet iyi biliyoruz" diye konuştu.

"Güney sınırımızda yeni bir Kandil'e asla izin vermeyeceğiz"

"Dikkat edin DAİŞ'in Suriye ve Irak dışında en çok hedef aldığı ülke Türkiye'dir" diyen Erdoğan, şunları söyledi:

"Çünkü Türkiye bu örgütle en ciddi mücadeleyi yürüten, bu sebeple en büyük bedelleri ödeyen ülkedir" ifadesini kullandı. PYD'nin faaliyetlerinin Türkiye için hayati tehlikeler içerdiğini belirten Erdoğan, "Biz bölücü terör örgütünün Suriye'deki kolunun izlediği politikayı diğer ülkeler gibi uzaktan izleme lüksüne sahip değiliz. Topraklarımızın bütünlüğü, milletimizin birliği bakımından sınırlarımızın içinde sürdürdüğümüz mücadeleye bakışımız neyse o sınırların Suriye tarafındaki gelişmelere bakışımız da aynısıdır. Çünkü bunlar birbiriyle yakından ilişkilidir. Suriye konusunda Türkiye meşru müdafaa konumundadır. Yani yaptığımız her şeyin, attığımız her adımın meşruiyeti vardır. Bu hassasiyeti anlamayan veya saygı duymayan herkes öyle veya böyle bunun bedelini ödeyecektir. Türkiye can evine yöneltilen silahlar karşısında geri çekilecek veya teslim olacak bir ülke asla değildir. Bu milletin bekası söz konusu olduğunda neler yapabileceğini görmek isteyenler açsınlar tarih kitaplarını okusunlar, orada bolca örnek göreceklerdir. Bugün angajman kurallarımız ülkemize yönelik silahlı saldırılara karşılık vermekten ibaret olabilir ama yarın gerekirse aynı kurallar ülkemize yönelik her tehdidi kapsayacak şekilde genişleyebilir. Bundan hiçkimsenin şüphesi olmasın. Buradan açık ve net olarak ifade etmek istiyorum, güney sınırımızda yeni bir Kandil'in olmuşmasına asla izin vermeyeceğiz. PYD terör örgütünün Halep'in kuzeyinda attığı provokatif adımlara ve hayata geçirmeye çalıştığı emrivakilere asla müsaade etmeyeceğiz. Bölgede Türkiye'ye rağmen oldu bittilerle fiili durum yaratılmasına sessiz kalamayız, kalmayacağız. Suriye'de ülkemizin güvenliğini tehdit eden tüm terör yapılarına karşı gerekli adımları atmakta tereddüt göstermeyeceğiz. Bu konuda baskı yapılması gereken adres Türkiye değil, rejim ve destekçileridir."

Suriye'de çözüm için konsensüs çağrısı

Batı'ya mülteci uyarısını yineleyen Erdoğan, "Batı ülkeleri ne kadar hoyrat, ne kadar insafsız, ne kadar vicdansız davranırlarsa davransınlar bu akını kontrol altında tutma şansları yoktur. Bunun için bir an önce Suriye'deki meselenin çözümü konusunda bir konsensüs sağlanmalıdır" dedi.

Suriye krizine ilişkin, "Artık denizin bittiği yere gelinmiştir" diyen Erdoğan, "Ya bu mesele kısa sürede çözüm yoluna girecek ya da kar topu gibi büyüyen ve yakın uzak tanımadan tüm dünyayı etkisi altına alacak daha büyük sorunların kapısı açılacaktır" diye konuştu.

Anayasa Uzlaşma Komisyonunun dağılması

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gündeminde Anayasa Uzlaşma Komisyonunun CHP'nin başkanlık sistemini tartışmayı reddetmesi nedeniyle dağılması da vardı. Erdoğan, "İpe un sermek denir buna. Bunların iş yapmak, iş üretmek diye bir derdi yok. Bu sadece ülkeyi kilitlemektir. Bunlardan bir şey çıkmaz. Öyle veya böyle ben inanıyorum ki aklı selim sahibi olan parlamentonun diğer üyeleri kesinlikle bu işe kararlı bir şekilde yürürlerse masadan çekilenlere de 'hayırlı olsun' demekten başka söyleyecekleri bir şey yok" şeklinde konuştu.

Meclis'e çağrı: "Yeni anayasa için millete gidin"

Yeni anayasayla ilgili milletvekillerine seslenen Erdoğan, şunları söyledi: "Ey Parlamento'daki saygın üyeler, değerli arkadaşlarım, gelin bir karar alın. Deyin ki 'Biz millete gideceğiz'. Millete gidin. Bakın bakalım millet size ne diyor. Hazırlayın, sunun millete. Millet 'evet' diyorsa, egemenlik kayıtsız şartsız milletin değil mi? Siz Atatürkçü değil miydiniz? Atatürkçü olduğunuza göre, Gazi Mustafa Kemal ne diyor? 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir'. Öyleyse haydi millete gidelim, 'Millet bu kararı versin' diyelim. Milletin verdiği karara da uyalım."

"Başkanlık sistemi de hayata geçecektir"

Erdoğan, "Yeni Türkiye'nin inşası çerçevesinde yeni anayasamızı da çıkartacağız. Başkanlık sistemi de inşallah bu şekilde hayata geçecektir. Benim milletim başkanlık sistemini istemiyorsa, bizim milletimize söyleyecek hiçbir şeyimiz yoktur, onu da öper başımıza koyarız. Olay bu kadar basittir" dedi.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS