Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Teröristlerin önünde iki yol var''

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Teröristlerin önünde iki yol var''
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'ye PYD/YPG açıklamaları nedeniyle tepkilerini sürdürdü. Erdoğan, "Ne diyorlar? PYD/YPG terör örgütü değil. Bal gibi terör örgütüdür" dedi. Erdoğan, sonra da ABD'ye bir kez daha sordu: "Ey Amerika! Size kaç kere söyledim. Siz bizimle beraber misiniz yoksa bu terör örgütü PYD ve YPG ile mi berabersiniz? Kimin yanındasınız?"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ATO Congresium'da, Türk Kızılayı Olağan Genel Kurulu'nda konuşuyor. Terörle mücadelede karalılık vurgusu yapan Erdoğan, terörsitlerin önünde iki seçenek olduğunu söyledi.

Konuşmasından satırbaşları:


 Kızılay milletin konumu haline dönüştüğü halde, Türkiye'de, dünyada da büyük işlere imza atacaktır. Kızılay'ın kan bağışı konusunda elde ettiği başarı en somut örneğidir. Örnekler vereceğim, 2015 yılına kadar topladığı 342 bin ünite kan ile ülkemizin kan ihtiyacının ancak yüzde 19'unu karşılayabilen Kızılay, 2015 yılında 1 milyon 938 bin ünite kan toplayarak ihtiyacın yüzde 85'ini karşılar hale gelmiştir.


Aynı şekilde, son 3 yılda Suriye'den Afganistan'a, Filistin Somali'ye kadar yardım kampanyalarında 22 milyon yardım topladı. Son 3 yılda Kızılay'ın dünya genelinde 18 milyon ihtiyaç sahibine ulaşmış olması takdire şayan bir başarıdır. 


Devleti ve milletiyle güçlü bir Kızılay içn hep birlikte daha çok çalışacağız. Dünyada şuanda bir tarafta Kızılhaç bir tarafta Kızılay. Daha da yaygın bir coğrafyada Kızılayımızın etki alanını genişleteceğiz. Tüm vatandaşlarımızdan, tüm cep telefonları operatörleri için geçerli olan 2868 kısa mesaj numarasını asla unutmamalarını rica ediyorum. Her fırsatta bu numaraya mesaj göndererek, Kızılayımıza 10 lira bağışlayan ve bağışlayacak olan herkese minnetimi sunuyorum.


Geçtiğimiz hafta Nükleer Zirvesi vesilesi ile ABD'ye seyahatimiz oldu, çeşitli görüşmelerimiz oldu. Biz oraya çok önemli bir toplantıda ülkemizi temsil etmek için gittik. Buradaki bazı çevreler ise bizim orada attığımız her adımın başarısızlığa uğraması için adeta kendilerini yırttılar. Bölücü terör örgütünün, ermeni çetelerine destek vermekten, kalp krizi yalanına kadar sergilemedik çirkinlik bırakmadılar. Yapılanları, söylenenleri gördükten sonra dedim ki, ''Allah milletimizi bunlardan korusun.'' Dimdik ayaktayım, kalp krizi geçirdi diyorlar. 


Basın veya internet yoluyla işlenen hakaret, tehdit, terörü ve terörü övme gibi suçlar Avrupa'da düşünce ve ifade hürriyetiyle ilgili görülmez. Tüm dünyada bu tür suçlar adi bir vaka olarak değerlendirilir. Konu Türkiye olunca bir anda ölçüler değişiyor. Bakıyorsunuz şahıs terör örgütü mensubu, asker vurmuş, yakmış, yıkmış ama bu eylemleri yaparken cebinde de güya bir derginin kartı var. Sarı basın kartı değil, tanıtım kartı. Yakalandığında ben gazeteciyim diyor. İyi de sen gazetecilikten değil, terör örgütü adına eylem yapmaktan yakalanıyorsun. Gerçekten gazeteci dahi olsa yargılandığı konu casusluk gibi somut tanımı olan suçlar. Bunun takdirini yapacak olan yargı. Ama ülkemizde hemen bir yaygara oluyor hatta Anayasa Mahkemesi bile bunun etkisinde kalarak, Anayasa'ya aykırı karar verebiliyor. Böyle olmaz. 


Amerika'da bir Azeri gazeteci önümü kesti. O sabahta Azerbaycan ve Ermenistan sınırında çatışma olmuş. O kızımız bana soruyu sorarken baktım gözleri yaşardı, ağlamaya başladı. Azeri kardeşlerimiz şehit oldu. Ne diyorsunuz dedi. Ben de düşüncelerimi kendisine anlattım. anlattıkça ağladı. Yanımda diyanet işleri başkanı, eşim vs. Tabi onlar da duygulandı. Bir bu gazeteci kızımıza bakıyorsun bir de bizimkilere bakıyorsun. Fark bu. Bizimkiler, Brooking Enstitüsü'nde konferans vericem, bir grup var, o grubun içerisinde de bir tane bayan var. PKK'lı var, ASALA var, bunun yanında paralel devlet yapılanmasından var, hepsi bir araya gelmiş bağırıp çağırıyorlar. Bir tarafta bunlar bir taraftada Azeri kızımız. Bütün bunları görerek, attığımız her adıda hukuk devleti ilkesine azami derecede uyuyor, temel hak ve hürriyetlere hassasiyet gösteriyoruz. 


Hiç kimse kusura bakmasın, onların keyfi için kendi bekamızı tehlikeye atmayacağız. Biz bu zamana kadar demokrasiyi birileri istediği için, dayattığı için değil, milletimizin buna layık olduğu için savunduk. Milletimiz layık olduğu için demokrasiyi de savunmaya devam edeceğiz.  Amerika'da Sayın Obama'ya hakaret eden 3 yıla mahkum edildi, Almanya'da Merkel'e hakaret 2 yıla mahkum edildi bu açık gerçeklere rağmen ülkemizin sütüne bu kadar gelinmesinin demokrasiyle alakalı olmadığına iyice kanaat getirdim.


Bize demokrasi dersi vermeye kalkanlar, kendi ayıplarını görsünler. Kimlerin insan haklarından söz etmeye hakkı olduğunu, kimlerin de olmadığını görüyoruz. 


 Son terörist imha edilene kadar mücadelemize devam edeceğiz. Bu konuda en küçük bir tereddütümüz yok. Dün Fatih'te, araçla giderken yolumu kesenlerin, hepsinin söylediği şey şu: ''Sayın Cumhurbaşkanım nolur ara vermeyin.'' Nasıl ara vereceksin? Bakın, bodrumda çaydanlık içinde bomba hazırlayanları görüyorsunuz. Kahkahaları da atıyorlar mı, atıyorlar. Kahraman güvenlik güçlerimiz onları orada yakalamasalar, kimbilir o çaydanlıklar nerede ne zaman insanlarımızı şehit edeceklerdi. Biz, çözüm süreci dedik, bunlar aldattılar ve her numarayı yaptılar. Bunların hiçbir sözüne inanılmaz. Şimdi işi bitireceğiz. 


Terör örgütünü temsil edenler bazen çözüm, müzakere, görüşme gibi laflar ediyorlar. Ortada çözülecek de görüşülecek de bir konu yoktur. Bu böyle bilinsin. Silahlarıyla, roketleriyle, canlı bombalarıyla, güvenlik güçleriyle polislerimizi ve insanlarımızı hedef alanların önünde iki yol var; ya teslim olup, adaletin haklarında vericekleri karara razı olacaklar ya da kıstırıldıkları deliklerde birer birer etksizi hale getirileceklerdir. Başka çareleri yok. Türkiye'nin önünde üçüncü bir yol kalmamıştır. Çünkü biz diğer yolları denedik. Daha neyi deneyeceğiz. 


 Bu vatanda kimse operasyon yapamaz. Ankara Kızılay'da terör örgütünün gerçekleştirdiği bombalı eylem üzerine, Azerbaycan'da gerçekleştireceğimiz görüşmeye gidememiştim. Avrupa'daki saldırıların ardından oralara başsağlığı için koşan liderlerden hiçbiri de ülkemize kadar zahmet etmemişti. Aliyev, siz gelmeyin ben geliyorum demiş ve gelmiştir. Acımızı burada paylaştı. Biz de bugün Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanındayız. Zulüm ilelebet devam etmez. Karabağ bir gün mutlaka asli sahibine geri dönecek, Azerbaycan'ın olacaktır. 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS