Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan sert açıklamalar

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan sert açıklamalar

Cumhurbaşkanı Erdoğan 28. Muhtarlar Toplantısı'nda konuştu. Sert açıklamalarda bulunan Erdoğan'ın gündeminde Lozan Anlaşması, Misak- Milli sınırları, Musul Operasyonu ve terör örgütleri vardı. Terörle mücadelede yeni bir dönemin başladığını söyleyen Erdoğan, 'artık bıçak kemiğe dayanana kadar beklemeyeceğiz' dedi. Suriye ile Irak'taki gelişmeler hakkında da önemli açıklamalar yaptı.


Konuşmasından satır başları: 


19 Ekim Muhtarlar Gününüzü tebrik ediyorum. Bugün en genç muhtarımız, en uzun süre görev yapan muhtarımız, karı- koca muhtarlarımız ve anne- oğul muhtarlarımız da bizlerle birlikteler. Muhtarlarımız, seçimle işbaşına gelinen görevlerin ilk basamağı olarak demokrasinin temel taşlarıdır. 


Bir atanmışlar var bir de seçilmişler. Aslında seçilmiş gibi görünenlerin bir kısmı da atanmış hükmündedir. Çünkü bunlar kendi bileklerin hakkıyla değil, dalavera ile bulundukları yere gelmişlerdir. O yüzden de milletin tercihlerini küçümserler. Halbuki bu kişilerin çoğu gerçek anlamda bir seçime girseler, belki evlerindeki eşlerinin, çocuklarının, komşularının bile oyunu alamayacak durumdalar. Millete hizmet etmek üzere atanmışların da benzer yanlışlara kapıldıklarını görüyoruz. Müsteşardan memuruna kadar atanan kamu görevlileri millete hizmet etmekle mükelleftir. İster seçilmiş, ister atanmış olsun, kendilerine tahsis edilen imkanlar birer emanettir. Asıl olan bu emaneti namus bilip korumak, görevini yerine getirmektir. 


15 Temmuz gecesi yolları ve meydanları dolduran milletimiz, bu anlayışla devletinin yanında yer almıştır. Darbecilerin karşısına dikilen kahraman vatandaşlarımız istiklaline sahip çıkarsa güvenli geleceğini olacağını biliyordu. Biz bu yüzden 15 Temmuz'a 2. Kurtuluş Savaşı diyoruz. 


Kurtuluş Savaşı'nı çok iyi anlamak mecburiyetindeyiz. YÖK'ün dün yaptığı toplantıda, tarihimizi yavrularımıza iyi öğretelim. Çünkü bizi yalan söyleyen tarihle aldattılar. Öğrencilerimize de kendi tarihlerini iyi öğrenmelerini tavsiye ettim. Son zamanlarda gündemde olan Lozan'ı ifade ederek gündeme düşürdüğümüz konu, ardından Misakı Milli konusu bu sürecin nasıl yönetildiğini, bizlere nasıl bazı gerçekleri yanlış öğrettiklerinin en açık ifadesidir. Gençlerimizin Lozan'ı incelemesi, araştırması; birileri rahatsız oluyor, varsın rahatsız olsun. Tartışılsın, incelensin görülsün. Doğru-yanlış bilelim. Partimin kurucusu Lozan'da imza atmış diye 'bu doğrudur' böyle bir mantık olamaz. 'Acaba doğru mudur' bu soruyu soralım. Tek tipçi bir insan, biz böyle bir gençlik istemiyoruz; sorgulayan, araştıran bir gençlik istiyoruz.  Sorguladığı, araştırdığı zaman gerçeğe ulaşacaktır. Ben gençliğimizi bal arısı gibi görmek istiyorum, eşek arısı gibi değil.


Benim partimden birisi o anlaşmada vardı diye neden rahatsız olalım. Biz sorgulayan, araştıran bir gençlik istiyoruz. Ben gençliğimizi bal arısı gibir görmek istiyorum eşşek arısı gibi değil. Daldan dala çiçekten çiçeğe dolaşsın ve gelsin o balı yapsın ki millete faydalı olsun.


Misak-ı Milli'yi gündeme Gazi Mustafa Kemal getirdi


Misak-ı Milli niye rahatsız ediyor. Misak-ı Milli'yi gündeme getiren Gazi Mustafa Kemal. Neden rahatsız oluyorsunuz. Burada bir tarih yok mu? Burada bir milletin geçmişi yok mu? Onun için de bunu da öğrenelim bilelim dün neydi bugün ne? Bunu birileri anlamak istemiyor! Ama anlayanlar var hamdolsun. 


Bahçeli'ye teşekkür


Sayın Bahçeli'nin dünkü konuşmasında ifade ettiği gibi kendisine teşekkür ediyorum. Çünkü siyasi hareketler de doğruda bütünleşmeyi ortaya koyduğu sürece bu millet kazanacaktır. Bunu başarmamız lazım. Osmanlı öylesine büyük bir devletti ki, bu devin yıkılışı milletimiz üzerinde maddi- manevi yıkımlara yol açmıştır. 1914 yılında 2.5 milyon kilometre olan topraklarımızın büyüklüğü 9 yıl sonra Lozan'ı imzaladığımızda daha sonra topraklarımıza katılan Hatay ile birlikte 780 bin kilometre kareye düşmüştür. 


Kurtuluş Savaşımıza girerken hedefimiz Misak-ı Milli sınırlarımıza sahip çıkmaktı. Ama koruyamadık. Dönemin şartları itibariyle bu durumu maruz görenler olabilir. Asıl vahimi zorunluluklardan kaynaklanan bu durumu esas kabul edip, kendimizi kabuğun içine hapsetme anlayışıdır. Biz bunu reddediyoruz. 


Yeni güvenlik anlayışı


Cumhuriyetimizi kurduğumuzdan beri dünyada her şey değişirken, 1923'teki konumumuzu korumakla övünemeyiz. İstiklalimizi bu anlayışla kazandığımız halde, Cumhuriyetimizi hattı müdafaa anlayışıyla savunmaktan vazgeçmeliyiz. Sorun kapıyı çalmadan, bıçak kemiğe dayanmadan harekete geçemediğimizi görüyoruz. Kapımız hiç boş kalmadı. Her dönem bu tür bedeller ödedik. Siyasette büyük bedeller ödedik. Darbelerle, muhtıralarla büyük zaman kaybettik. Aynı zaman yarışa başladığımız ülkelerin fersah fersah gerisinde kaldık. Terörle mücadelede, kardeş kavgalarında binlerce neslimizi kaybettik. Artık bedel ödemek istemiyoruz. Türkiye artık bu yanlış güvenlik anlayışını terk etmiştir, bitirmiştir. Bundan sonra sorunların kapımızı çalmasını beklemeyeceğiz, bıçak kemiğe dayanana kadar sabretmeyeceğiz, artık sorunların üzerine biz gideceğiz. Terör örgütlerinin bize saldırmasını beklemeyeceğiz, nerede yuvalanıyorsa tepelerine bineceğiz. 


Suriye'de, Irak'ta bize yönelik tehditler mi var? Tehditleri kaynağında yok etmenin kaynağına bakacağız. Sineklerle uğraşmak yerine bataklığı kurutacağız. Türkiye 30 senedir PKK ile mücadele ediyor. Bu örgüt üyelerinin 40 binini yok ettik. Ama durduramadık. Neden çünkü biz şimdiye kadar onların eylem yapmasını bekliyoruz. Ama artık PKK'yı sakladığı inlerinde bulup bertaraf edeceğiz. Ülke içinde bunların saklandığı yerleri tespit ettik, birer birer hepsini yok edeceğiz. Bölücü örgüte destek veren, imkan sağlayan kim varsa kökünü kurutacağız. Biz kendilerini bulup yok etmeden, nereye gideceklerse gitsinler. Aynı şekilde yurt dışında rahat nefes alabildikleri tek günleri olmayacak. Niye? O ülkelerin devlet başkanlarını da bu konuda sürekli rahatsız edeceğiz.


Suriye ve Irak sorunu


Türkiye, Suriye ve Irak karşısında da işte bu yeni güvenlik anlayışına uygun bir davranış sergiliyor. Bir yanda DEAŞ terör örgütü bir yanda PYD/ YPG terör örgütü karşımızda bayrak sallamaya başlayınca anladın ki kimseden bize fayda yok. Kendi göbeğimizi kendimiz kesmemiz lazım. Türkiye Cerablus Operasyonuna başlarken elbette ilgili ülkelere bilgi verdi. Ama kimseden izin almadı. Bu operasyonu başarıyla yürütüyoruz. 


İşte Cerablus DEAŞ'tan temizlendi, aynı şekilde RAİ'de temizlendi. Şimdi oraya da RAİ'nin halkı yerleşmeye başladı. Şimdi bunların meşhur kutsalları olan Dabık, aynen DEAŞ'tan boşaltıldı. Oraya da oranın sakinleri yerleşiyor. Şimdi bize birileri akıl veriyor, 'Dabık'a girdiniz, iyi. Kutlarız ama daha aşağıya gitmeyin.' Kusura bakmayın biz oraya da gideceğiz.


Asıl mesele bölgenin yeniden yapılandırılması meselesidir. Bağdat hükümeti, Esed rejimi gibi yapılar ile terör örgütleri eliyle hayata geçirilmeye çalışılan bu proje Türkiye'nin bekasını tehdit ediyor. Kimsenin bu oyunda bize biçtiği role rıza göstermek zorunda değiliz. 


İşte 3 milyon, devletin resmi harcaması 13 milyar doların üzerinde. Bir o kadar da STK ve belediyeler var; 26 milyar dolar. Bize BM'den gelek 550 milyon dolar. AB 3 milyar avro dedi, 200-300 milyon avrodan fazla değil. Temmuz başı itibariyle bu para gelecekti, bu para mültecilere geliyor. Biz kapıları açık tutsak, mültecilerin geleceği yer Avrupa. Sözlerinde durmuyorlar. Biz de 'Bombaların altında bu insanı bırakamayız' dedik.


Musul'u terk edemeyiz


Türkiye'ye laf atarken, söz söylerken bunu düşüneceksin. Böyle bir dost bulamazsın, bu dostluğu incittiğin takdirde kaybedersin. Biz hem sahada hem masada olacağız. Musul meselesini Musul'da çözmek mecburiyetindeyiz. Musul'u feda edersek, sorunun kendi sınırlarımıza dayanmasını engelleyemeyiz. Tüm bölge bu süreçten zarar görecektir. Suriye'de nasıl harekete geçtiysek, Musul'da da aynı şekilde davranmaya kararlıyız. Biz orayı farklı bir mezhebi anlayışa terkedemeyiz. Biz Şia'nın düşmanı değiliz, mezhepçiliğe karşıyız. Sünni, Şia din değildir, bizim için İslam tektir, İslam ne emrediyorsa onu yaparız. Diğerleri bir yorumdur.


Sınırı olmayanlar istediği gibi kesecek, biçecek, elbiseyi yapacak. Biz duracağız. Yok böyle bir şey. 


Bu tavrımızın ne savaş çığırtkanlığı, ne egemenlik ihlaliyle ilgisi yoktur. Bunun yeri Musul'dur, öyleyse Musul'da olacağız. Hava unsurlarımızın Musul operasyonuna katılması konusunda ABD'lilerle mutabakata varıldı. Diğer konularda da ilerleme sağlanacaktır. Suriye'de de El Bab'a kadar inilerek, 5 bin kilometrekarelik güvenli bölge konusunda önemli mesafe kaydettik. Halep'te dökülen her damla gözyaşı, yıkılan her ev bizim gönlümüzde açılan yaradır. 


Putin'le konuşma


Dün Sayın Putin ile Halep'i konuştuk. Saat 22.00 itibariyle hava operasyonunu durduracaklarını ifade ettiler. El Nusra'nın orayı terk etmesi konusunda ricası oldu, arkadaşlara talimat verdik. El Nusra'yı Halep'ten çıkarma konusunda bir çalışma için görüştük. Suriye'deki, Irak'taki, Balkanlar'daki bütün yerler gibi Halep'i kendimizden ayrı göremeyiz. Halep nerenin sınırı; Kilis, Gaziantep. Halep'te Allah göstermesin bir göç başlarsa en az 1 milyon insan Türkiye'ye gelecek. Bunun bedelini biz ödeyemeyiz. Bunu özellikle tahrik edenler, Türkiye ile masaya oturup bunu konuşmak zorundadır. Suriye'deki çatışmalar bittiğinde Halep'i birlikte yeniden ayağa kaldıracağız. O tarih şehri ne hale geldi. Halep'i iyi bilen birisi olarak içimiz kan ağlıyor. Geçici olsa da bir ateşkesi önemli görüyoruz. Üzerimize düşenleri yapacağız. 


Ülkemiz içindeki PKK ve DEAŞ saldırılarının yoğunlaşması, FETÖ'nün diri tutulmaya çalışması doğru yolda olduğumuz göstergesidir. Türk ordusunun darbe girişimi sonrası kendi içinde başlattığı temizlik çalışmaları nedeniyle operasyonel kabiliyetini yitirdiği düşünülüyordu. Cerablus harekatını başlayarak böyle olmadığını gösterdik. Şimdi bizi PKK ve DEAŞ'la oyalayıp Musul'dan uzak tutmaya çalışıyorlar. 


3 bin teröristini oraya göndermiş, DEAŞ var, küresel iletişim ağları batılı ülkelerin kontrolü altında olduğu halde, PKK da, FETÖ de, DEAŞ da bunları kullanıyor. Bu doğrultuda en küçük kıpırdanma gösterenlerin hareket alanı kapatılır. Batı'ya yönelik eylem hazırlığı yapan herhangi bir terörist operasyona maruz kalır. Buna rağmen Türkiye'yi hedef alan failler Batı'da ellerini kollarını sallayarak yürür. Biz daha fazla tahammül gösterebilir miyiz? Terör silahının çok yakında onların ellerinde patlayacağını biz biliyoruz.


Meseleyi inceldiği yerden kopsun noktasına getirmedik


Bağdat yönetimi kendi ordusunun mezhebi yapısını dünyaya açıklasın. Yüzde kaçıyla hangi mezhepten oluşuyor. Burada yıllarca Sayın Maliki'ye başbakanlığım döneminde söyledim, nüfusunuzdaki mezhebi oran neyse ordunuzu da düzenleyin dedikçe bildiklerini okumaya devam ettiler. Bizi saf dışı bırakmaya çalışan her hamle, bölgenin yeni acılara sürüklenmesine yol açan adım demektir. Küresel değerlerin bölgedeki en önemli temsilcisi Türkiye'nin karşılaştığı durumlar çok tehlikeli olacaktır. Meseleyi inceldiği yerden kopsun noktasına getirmedik, getirmek istmeiyoruz. Sorunları kapımıza dayanmadan çözme konusunda kararlıyız. Allah'ın izniyle biz bu zorlukların üstesinden geliriz. Dostlarımızı da, yollarımıza mayınlar döşeyenleri de unutmayacağız.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS