Darbeci general Semih Terzi'yi taşıyan helikopterin pilotu konuştu

Darbeci general Semih Terzi'yi taşıyan helikopterin pilotu konuştu

Darbe girişiminde öldürülen Tuğgeneral Semih Terzi'yi hastaneye taşıyan helikopterin ikinci pilotu, darbeden haberinin olmadığını ileri sürerek, "Kimin düşman kimin dost olduğunu anlamadım. Her şey birbirine karışmıştı" dedi. Özel Hava Alayı'nın darbecilerce tutuklanan komutanını Akıncı Üssü'ne götüren helikopterin pilotu İzzet Henek de emirleri uyguladığını öne sürerek kendini, "Aslar amirlerinin niyetlerini sorgulamaz" diye savundu.

Darbe girişiminde öldürülen Tuğgeneral Semih Terzi'yi hastaneye taşıyan helikopterin ikinci pilotu, darbeden haberinin olmadığını ileri sürerek, "Kimin düşman kimin dost olduğunu anlamadım. Her şey birbirine karışmıştı" dedi. Özel Hava Alayı'nın darbecilerce tutuklanan komutanını Akıncı Üssü'ne götüren helikopterin pilotu İzzet Henek de emirleri uyguladığını öne sürerek kendini, "Aslar amirlerinin niyetlerini sorgulamaz" diye savundu.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimine ilişkin Etimesgut'taki Özel Hava Alay Komutanlığı personeli hakkında açılan davanın sanıklarından eski kara pilot İzzet Henek, "Aslar amirlerinin niyetlerini sorgulamaz. Bu nedenle sicil amirimin verdiği emri sorgulamadım. Kanuna aykırı bir emir olmadığı için sorgulamamam normaldir. Askerliğin temeli mutlak itaat kuralını esas almalısınız. Uçmak istemediğim için geçerli bir sebep olmadığını bildiğim halde Akıncı Üssü'ne daha önce gitmediğim bahanesiyle uçmak istemediğimi ilettim ancak kabul görmediği için gitmek zorunda kaldım" dedi.

Darbe girişimi sırasında Etimesgut'taki Özel Hava Alay Komutanlığında yaşanan olaylara ilişkin 27 sanıklı davanın ikinci duruşması, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinde başladı. Sincan Ceza ve İnfaz Kurumu yerleşkesindeki duruşmaya, 21'i tutuklu 27 sanık ile avukatları ve müşteki avukatları katılıyor. Duruşmada, Özel Hava Alay Komutanı Albay Ümit Tatan'ı, Akıncı Üssü'ne götüren helikopterin pilotu İzzet Henek savunma yaptı.

Henek, 15 Temmuz günü izinli olduğunu, Tabur Komutanı Halit Kabil'in arayarak alaya çağırdığını söyledi. Alaya geldikten sonra Halit Kabil'in, "Alarm verildi, Alay Komutanını Akıncı Üssü'ne götüreceğiz" dediğini aktaran Henek, daha önce cezalandırılmak için Silopi'de görevlendirildiğini, dönüşte tayin dilekçesi verdiğini anlattı. Kabil'e, Akıncı Üssü'ne uçmak istemediğini söylediğini, Kabil'in ise "Çatlak ses istemiyorum, uçacaksın" emrini verdiğini savunan Henek, "Uçmamak için gerekçe uydurdum ama komutanım azarlar biçimde söyleyince emre uydum" ifadesini kullandı. Henek, kalkış için hazırlık yaptığını, kule operatöründen kalkış için izin istedikten sonra Ümit Tatan ile Halit Kabil'in helikoptere bindiklerini, Tatan'ın helikoptere zorla bindirilmediğini öne sürdü.

'Uçuş yasağı bilgisi bize verilmedi'

Kule operatörünün, "Hava Kuvvetleri Komutanı telefon başında, Genelkurmay Başkanından bilgi istendi bekliyoruz" dediğine dikkati çeken Henek, bu sırada Genelkurmay Başkanlığınca tüm uçuşların yasaklandığına dair emrin kule tarafından kendilerine bildirilmediğini de iddia etti. Operatör ile yaptıkları telsiz konuşmalarının kaydının dinlenmesini isteyen Henek, operatör ve sıralı amirlerin kendilerinden bilgi sakladığının bu kayıtlarla ortaya çıkacağını savundu. İzzet Henek, operatör konuşmaları nedeniyle 40 dakika alanda beklediklerini, Halit Kabil'in helikopterden inip karargahta yaptığı telefon görüşmesinin ardından kalkış emri verdiğini bildirdi.

Ümit Tatan'ı Akancı Üssü'ne götürdükten sonra alaya döndüklerine işaret eden Henek, bu süreden sonra gece yarısını geçtikten sonra alayda televizyondan olanları gördüğünü, Kabil'e eve gitmek isteğini ilettiğini ancak izin alamadığı için alayın bahçesindeki çardakta birkaç kişiyle beklemeye başladıklarını belirtti. Bu saate kadar darbeden haberi olmadığını ve ertesi gün öğlene kadar beklediklerini ileri süren Henek, "Bu süre boyunca kimseyi mesaiye çağırmadım, kimseye emir ve talimat vermedim. Darbeyi öven veya hükümet aleyhine tek bir söz sarf etmedim. Bunlar tanık ve şüphelilerin ifadelerinden de anlaşılacaktır." şeklinde konuştu.

'Kimse tarafından korunup kollanmadım'

İzzet Henek, erken terfi alması gerekirken verilmemesi nedeniyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açtığını, davanın reddedildiğini dile getirerek, şu savunmayı yaptı:

"Hayatımın hiçbir döneminde dersaneye gitmedim, gazete aboneliği yapmadım. Yasa dışı haberleşme kullanmadım. Hiç kimse tarafından korunup kollanmadım. 10 sene operasyon bölgesinde görev icra etttim. Mesleği bırakmak için bir yıldır hazırlık yapıyordum. Askeri kalkışmadan bilgim ve haberim yoktu. Öğrendikten sonra da başarıya ulaşması için faaliyette bulunmadım. Aslar amirlerinin niyetlerini sorgulamaz. Bu nedenle sicil amirimin verdiği emri sorgulamadım. Kanuna aykırı bir emir olmadığı için sorgulamamam normaldir. Askerliğin temeli mutlak itaat kuralını esas almalısınız. Uçmak istemediğim için geçerli bir sebep olmadığını bildiğim halde Akıncı Üssü'ne daha önce gitmediğim bahanesiyle uçmak istemediğimi ilettim ancak kabul görmediği için gitmek zorunda kaldım."

Hakkındaki iddiaları reddeden İzzet Henek, tahliyesi ve beraatine karar verilmesini istedi.

Helikopter pilotu Yeşil'in savunması

Duruşmada daha sonra darbeci general Semih Terzi'yi Özel Kuvvetler Komutanlığına götüren helikopterin ikinci pilotu Özalp Yeşil savunma yaptı. Yeşil, 12 Temmuz'da Silopi'den döndüğünü, bu nedenle darbe gecesi izinli olduğunu söyledi. Arkadaşları ve eşiyle Çayyolu'nda bir restoranda yemekte olduğu sırada, amiri pilot binbaşı Dursun Varlı'nın arayarak alaya gelmesini istediğini anlatan Yeşil, "Restoranda jetlerin alçaktan uçtuğunu duydum ama anlam veremedim. Eşimle alaya gittim. Dursun Varlı, üniformamı giyip gelmemi, eşimi eve göndermemi söyledi. 'Darbe olacak, sıkıyönetim ilan edilecek. Olağan dışı duruma karşı hazırlıklı olacağız.' dedi. Varlı, herkesin örnek aldığı, çalışkan bir subaydı. Darbeci olacağından asla şüphelenmedim. Zaten 'Biz darbe yapacağız' demedi. TSK'nın göz bebeği Özel Kuvvetler Komutanlığının bu işin içinde olacağını düşünmedim. Önceden planlanmış bir darbe girişimine karşı durduğumuzu düşündüm" diye konuştu.

Yeşil, silahının üzerinde olmadığını, komutanının emri üzerine depodan silahını aldığını, ardından uçuş için hazırlık yapması emrinin verildiğini ifade ederek, Diyarbakır'dan gelen Semih Terzi ve beraberindeki ekibi Özel Kuvvetler Komutanlığına götürmesinin söylendiğini kaydetti.

'Alkol aldığım için uçmak istemedim'

Yemekte alkol aldığı için uçuşa çıkmak istemediğini, bu durumu komutanına ilettiğini vurgulayan Yeşil, ancak sorun olmayacağının söylendiğini aktardı. Semih Terzi'nin götürülmesinde sakınca görmediğini, Terzi'nin diğer helikoptere bindiğini, kendisinin de Terzi ile gelen ekibi Dursun Varlı ile götürdüğünü dile getiren Yeşil, "Dursun Varlı yol gösterici, örnek bir pilottu. Onun verdiği emirlerin yanlış olacağını düşünmedim. Ekibi bırakınca alaya geri döndük" değerlendirmesinde bulundu.

Özalp Yeşil, ardından Semih Terzi'nin yaralandığı haberinin geldiğini, Terzi'nin GATA'ya götürülme görevinin de kendisine verildiğini belirtti.

Helikopterde telsizden başka helikopterlere "Emniyet araçlarını vurun" emrinin verildiğini duyduğunu, ardından Semih Terzi'nin de Zekai Aksakallı'nın emriyle vurulduğunun söylendiğini anlatan Yeşil, savunmasını şöyle sürdürdü:

"Kimin düşman kimin dost olduğunu anlamadım. Her şey birbirine karışmıştı. Sabaha karşı silahımı depoya teslim ettim. Beklemeye başladık. Kimin hangi taraftan olduğunu anlamadım. Yanımızdakilerden biri Zekai Paşa'yı aradı. Zekai Paşa, 'Ahmet Kemal Yılmaz' ile hareket edin demiş. Sabaha olaylar duruldu. Özel Kuvvetler personeli geldi. Bizi serbest bıraktılar. Ahmet Balaban ve Kabil ile diğerlerini tutukladılar. Alay Komutanımız 'Sizden şüphelenmiyorum.' dedi, bizi bıraktılar. Hatta Ümit Tatan komutanım, benim komutanlığa vekalet edeceğimi söyledi. Pazartesi gününden perşembe gününe kadar mesaide kaldım. Perşembe günü gözaltına alındım. Ben ikinci pilot olarak uçtum. Birinci pilot Dursun Varlı'nın emrini yerine getirdim. Zekai Aksakallı'nın emirlerini yerine getirdiğimizi düşünüyordum. Semih Terzi'nin olumsuz bir davranış içinde olacağını da düşünmedim. Personel emrin ne olduğunu sorgulamaz. Onlarca general taşıdım, hiç sorgulamadım. Azınlık bir grubun kalkışma içinde olduğu söyleniyordu. Bu azınlık içinde olduğumuzu anlamadık çünkü olağan dışı bir emir verilmemişti. Darbeye karşı durduğumu düşünerek görev icra ettim."

Özalp Yeşil, Alay Komutanı Ümit Tatan'ın götürüldüğünü görmediğini de dikkati çekerek, tahliyesi ve beraatini istedi.

 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS