hourSON DAKİKA
left-arrowright-arrow
weather
İstanbul
down-arrowup-arrow

    Destici: Türkiye, ABD'nin posta koyacağı bir devlet değildir

    Destici: Türkiye, ABDnin posta koyacağı bir devlet değildir
    expand
    KAYNAK DHA

    Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, Amerika Birleşik Devletleri'nin istediği zaman posta koyacağı bir ülke olmadığını söyledi.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    Genel merkez binasındaki haftalık basın toplantısında konuşan Destici sözlerine, "Tüpraş’daki patlama milletimizi derinden yaraladı. Bu patlamada hayatını kaybeden işçi kardeşlerimize, çalışanlarımıza Allah'tan rahmet, yaralı olan kardeşimize de yüce Rabbimden acil şifalar diliyorum” diyerek başladı.

    ABD ile Türkiye arasında yaşanan vize gerginliğini değerlendiren Destici, “ABD'nin ölçüsüz uyarı ateşi niteliğindeki vize tepkisinin sebebinin sadece İstanbul Başkonsolosluğu’nda çalışan bir şahsın tutuklanması ile sınırlı olamayacağı kanaatindeyiz. Özellikle Türkiye'nin son dönemlerde Rusya ve İran’la Astana Zirvesi'nden sonra başlatmış olduğu İdlip harekatının, operasyonunda bu kararda etkili olduğu kanaatindeyiz” dedi.   

    Vize sorununun Türkiye ya da Türkiye'yi yönetenlerden kaynaklanmadığını söyleyen Destici, "Bu problemin sebebi ABD, ABD'nin siyasetçileri, orayı yönetenler ve onun Ankara'daki büyükelçisidir. ABD'nin şunu bilmesi lazım. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, asla ABD'nin canı istediği zaman posta koyabileceği, gözdağı verebileceği, uyarı ateşi yapabileceği bir ülke değildir. Bunun böyle olmadığını mütekabiliyet esasları çerçevesinde aynı seviye de verilen cevap da göstermiştir. Türkiye çok haklı bir durumda. Çok kararlı, inançlı bir adım atmıştır. Amerika Birleşik Devletleri'ne aynıyla mukabelede bulunmuştur ve bir yönüyle de sen kim oluyorsun deme kararlığını da göstermiştir" diye konuştu.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    ABD'nin PYD, YPG ile ortaklık yapma yanlışı içinde olduğunu belirten Destici şöyle devam etti:

    "Hiç unutmasınlar ki eğer bu yanlışlarından en kısa süre içerisinde dönmezlerse bunun da bedelini ağır bir şekilde ödeyeceklerdir. Çünkü terör örgütleriyle teröristlerle iş tutanlar, bugüne kadar nasıl bunun bedellerini ödemişlerse ABD de açık bir şekilde PKK'nın uzantısı olan PYD ve YPG ile iş tutmanın bedelini gün gelecek ve ödeyecektir.

    Biz ABD ile problem yaşayalım, sorun yaşayalım demiyoruz. Biz iyi ilişkiler kurmak istiyoruz. Ama bugün ABD, Türkiye ilişkilerinin bu düzeye gelmesinin müsebbibi Amerika Birleşik Devletleri ve onun hem Amerika'daki yöneticileri hem de Türkiye'deki büyükelçisidir. Büyükelçilerin görevi görev yaptığı ülkeler de kriz çıkarmak, krizleri körüklemek ya da ateşe benzin dökerek gitmek değildir. Tam tersine büyükelçilerin görevleri çıkabilecek krizleri önceden öngörerek bunların çıkmasını önlemektir. Ya da bir kriz çıkmışsa bu krizin aşılması noktasında büyük gayret göstermektir. Ama son ABD Türkiye arasındaki vize krizinde görülmüştür ki; Amerika'nın buradaki Büyükelçisi John Bas bırakın kriz önlemeyi tam tersine bu krizin çıkması için elinden gelen her türlü gayreti göstermiş ve bu krizin baş müsebbibi olmuştur. Ama hak ettiğini, layığını bulmuş Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden iktidarıyla, muhalefetiyle sivil ve askeri bürokrasi ve milletin tamamından da hak ettiği muameleyi görmüştür.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    Bu krizinde sağduyuyla ABD yöneticilerinin aklını başına almasıyla çözüleceğini ümit ederiz. Çünkü Türkiye'yi kaybeden çok şey kaybeder. Amerika Devlet Başkanı başta olmak üzere bütün yöneticilerinin bunu iyi bilmesi ve bundan sonra Türkiye ile ilişkileri de bu hassasiyetle koruması ve gözetmesinin kendi menfaatlerine coğrafyanın menfaatine ve dünya barışının menfaatine olduğunda bir kere daha ifade etmek istiyorum ve temennimiz odur ki inşallah bu kriz fazla sürmez ve bir an önce çözüme kavuşturulur.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    900 kilometrelik Suriye sınırımız ve Irak sınırımızın hemen öbür tarafında hiç istemediğimiz iç savaşlar yaşanmakta, hiç istemediğimiz oluşumlar meydana getirilmekte ve bunlar Türkiye'ye açık bir tehdit olarak devam etmektedir. Tabii Türkiye'nin buna karşı almış olduğu önlemler, Türkiye'nin buna karşı uyguladığı politikalar bugün çok doğru ve yerindedir. Özellikle Suriye'nin kuzeyinde PYD ve YPG'nin varlığı Türkiye için hem hudut ve güvenliği hem de devletin bekası ülkenin milletin birliği, bütünlüğü ve dirliği açısından çok uzak olmayan çok yakın diyebileceğimiz bir tehdit ve tehlikedir. Onun için Türkiye'nin İdlib operasyonunu bu çerçevede değerlendirmek gerektiğinin altını bir kere daha çizmek istiyorum. Evet, belki bugün İdlib de PYD ve YPG unsurları yok. Başka terör unsurları var. Ama zaten Türkiye'nin amacı, gayesi ve politikası sadece bir terör örgütüne terör grubuna yönelik değil o bölgede ne kadar terör örgütü varsa hepsinin bölgeden temizlenmesine yöneliktir. İdlib operasyonunda Türkiye hem İdlib’in teröristlerden kurtarılmasına öncülük ederken bu operasyon içinde bizatihi yer alırken öbür taraftan da PYD ve YPG'nin Afrin’e ulaşarak oradan Akdeniz'e ulaşma ve bir PYD, YPG koridorunu da önleme gayesi ile yola çıkıldığını herkesin bilmesi lazım. Hadise'ye böyle bakması lazım ve bu operasyonun arkasında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde sınır ötesi operasyonlara evet diyen iktidarıyla, muhalefetiyle meclis içi ve meclis dışı muhalefetin tamamen Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, ordumuzun, devletimizin yanında sonuna kadar durması bu operasyonu başarıyla tamamlanması açısından çok önemlidir. Bu operasyonu doğru, kararlı atılmış bir adım olarak görüyoruz ve destekliyoruz.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    Bu operasyon sadece İdlib ile sınırlı kalmamalı. Afrin başta olmak üzere PYD ve YPG'nin Suriye'nin kuzeyinde oluşturduğu bütün sözde kantonlara bu operasyonların yapılarak PYD / YPG’nin tamamıyla Suriye’nin Kuzeyinden hatta yeryüzünden temizlenmesi zaruretini bir kere daha İfade ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin buna gücü vardır. Allah'ın izniyle inşallah en kısa zamanda bu gerçekleşecektir.

    Başbakan Binali Yıldırımın'ın önümüzdeki günlerde yapacağı Irak ziyaretini anlamlı ve değerli buluyoruz. İnşallah bu işbirliği devam eder ve bölgenin huzuru açısından Barzani’nin yapmış olduğu bu gayrimeşru ve korsan referandum tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılır."



     

     



    Sıradaki Haberadv-arrow
    Sıradaki Haberadv-arrow