Dışişleri Bakanlığından BM yetkilisinin ifadelerine kınama

Dışişleri Bakanlığından BM yetkilisinin ifadelerine kınama

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, BM İnsani İşler Eşgüdüm Ofisi (OCHA) Bölgesel İnsani Koordinatörü Panos Moumtzis'in Suriye'de oluşturulacak güvenli bölge ile Srebrenitsa soykırımı arasında ilişki kuran ifadelerini şiddetle kınadı. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada da harekatta PKK'nın Suriye kolu PYD/YPG unsurlarını hedef alındığı belirtildi.

Hami Aksoy, Moumtzis'in ifadeleri hakkındaki soruya cevabında, "Birleşmiş Milletler İnsani İşler Eşgüdüm Ofisi (OCHA) Suriye Krizi Bölgesel İnsani Koordinatörü Panos Moumtzis'in Suriye'nin kuzeydoğusunda tesis edilecek güvenli bölge ile Srebrenitsa soykırımı arasında ilişki kuran ifadelerini şiddetle kınıyoruz ve külliyen reddediyoruz." ifadesini kullandı.


Türkiye'nin, 4 milyona yakın Suriyeli'yi barındırdığını, Suriye'de milyonlarca kişiye insani yardım sağladığını hatırlatan Aksoy, "Ülkemizin Suriye halkına yardımlarını en iyi bilmesi gereken Bölgesel Koordinatör'ün haddini aşarak yaptığı bu sorumsuz açıklamaya karşı tepkimiz BM'deki muhataplarımıza iletilmiştir." açıklamasını yaptı.


Aksoy, şunları ifade etti:


"Terör örgütü PYD/YPG tarafından Kürtler başta olmak üzere Süryaniler, Keldaniler, Aramiler ve bütün bölge halkına baskı ve şiddet uygulanırken, söz konusu şahsın herhangi bir hassasiyet göstermemesi de bu hastalıklı bakışın tezahürü olarak görülebilir. Keza, Srebrenitsa soykırımının önlenmesi için en güçlü çabayı ülkemiz sarf etmiş olup, bunun aynı coğrafyadan gelen bir BM görevlisince gayet iyi bilindiği aşikardır. Dolayısıyla, Türk kamuoyu açısından büyük hassasiyet arz eden Srebrenitsa soykırımının çarpık bir zihniyetle bu şekilde suistimali asla kabul edilemez."


"BARIŞ PINARI HAREKATI, PKK'NIN SURİYE KOLU PYD/YPG'Yİ HEDEF ALIYOR"
Dışişleri Bakanlığınca, Barış Pınarı Harekatı'nın, Avrupa Birliği (AB) ve NATO tarafından terör örgütü kabul edilen PKK'nın Suriye kolu PYD/YPG unsurlarını hedef aldığı bildirildi.


Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Türkiye'nin ulusal güvenliğine yönelik Suriye kaynaklı çok boyutlu terör tehditleri karşısında, 9 Ekim'de başlatılan Barış Pınarı Harekatı'nın nihai hedefinin sınır güvenliğini sağlamak, bölgedeki teröristleri etkisiz hale getirmek ve bu suretle Suriye halkını teröristlerin zulmünden kurtarmak olduğu vurgulandı.


Bazı ülke yetkilileri ve çevrelerce, çeşitli uluslararası medya kurumlarına da yansıyan bazı iddia ve yorumlara işaret edilen açıklamada, "Harekat, uluslararası hukuk temelinde, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın 51. maddesinden kaynaklanan meşru müdafaa hakkımız ve BM Güvenlik Konseyinin terörizmle mücadeleye ilişkin kararları uyarınca yürütülmektedir." ifadesi kullanıldı.


"Harekatın planlama ve icrasında sadece AB ve NATO tarafından da terör örgütü kabul edilen PKK'nın Suriye kolu PYD/YPG unsurlarıyla bu unsurlara ait barınak, sığınak, mevzi, silah, araç ve gereçler hedef alınıyor" vurgusu yer alan açıklamada, şu değerlendirmelerde bulunuldu:


"Sivillerin ve sivil altyapının zarar görmemesi için gereken her türlü tedbir uygulanmaktadır. Yeni bir insani krize ve kitlesel göç dalgasına yol açılacağı yönünde tedavüle sokulan iddialar, Türkiye'nin terörle mücadele çabasını itibarsızlaştırmak amacıyla üretilmektedir. Türkiye, Suriye'de DEAŞ terör örgütüne karşı en fazla mücadele veren ve en ağır bedeli ödeyen ülkedir.


DEAŞ terörüne karşı bir başka terör örgütüyle mücadele etme hatasını ısrarla sürdüren, PYD/YPG'nin DEAŞ'lı tutukluları çıkarları doğrultusunda serbest bırakmasına göz yuman ve kendi vatandaşı olan yabancı terörist savaşçıları dahi geri almaktan kaçınan ülkelerin, DEAŞ'a karşı mücadele konusunda ülkemize ders verme hakkı yoktur."


"PYD/YPG, KÜRTLERE BASKI UYGULAMIŞTIR"


"Türkiye'nin harekat alanının demografisini değiştirmek gibi bir amacı yoktur" ifadesine yer verilen açıklamada, PYD/YPG terör örgütünün ihtilafın başından bu yana Kürtler başta olmak üzere bölge halkına karşı baskı ve yıldırma politikası uyguladığı, yerel halkı zorla evlerinden ettiği belirtildi. Açıklamada, PYD/YPG'nin etnik temizlik başta olmak üzere insanlığa karşı işlediği suçların bağımsız uluslararası kuruluşlarca da belgelendiği anımsatıldı.  


Açıklamada, komşu Suriye'nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin korunması esasına vurgu yapılarak, "PYD/YPG terör örgütünün ayrılıkçı gündemine zımnen veya açıkça destek veren ülke ve çevrelerin bu hususta Türkiye'ye yönelik asılsız ithamları, Suriye'nin bölünmesini hedefleyen planlarının bozulmasından kaynaklanan bir tepkinin tezahürüdür. Barış Pınarı Harekatı'nın Suriye'de siyasi çözüm çabalarına zarar vereceği iddiası gerçeklikten uzaktır." değerlendirmesi yer aldı.


"ULUSLARARASI TOPLUMDAN BEKLENTİMİZ, MÜCADELEYE DESTEK OLUNMASIDIR"


Türkiye'nin diğer Astana garantörleri ve BM ile yakın iş birliğine dikkatin çekildiği açıklamada, şunlar kaydedildi:


"Anayasa Komitesinin kurulabilmesi için azami ve samimi çaba harcayan az sayıdaki ülkeden biridir. Siyasi çözümün üzerinde inşa edilmesi gereken toprak bütünlüğü ve siyasi birlik ilkesine zarar veren ayrılıkçı bir gündem izleyen ve Suriye halkının hiçbir kesiminin meşru temsilcisi sayılamayacak bir terör örgütüyle mücadele, bilakis siyasi sürecin ilerletilmesine katkıda bulunacaktır. 


Müttefiklerimiz başta olmak üzere uluslararası toplumdan temel beklentimiz, terör örgütlerine karşı verdiğimiz mücadeleye destek olunmasıdır. Türkiye, geçmişte olduğu gibi bundan sonra da her türlü terör örgütüne karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir."

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS