Erdoğan: Kararlarımızı açıkladıktan sonra ne olacağını görmüş oluruz

Erdoğan: Kararlarımızı açıkladıktan sonra ne olacağını görmüş oluruz

BM Zirvesi için ABD'ye giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ziyareti takip eden gazeteciler ile sohbet etti ve temasları hakkında bilgi verdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Doğan TV Ankara Temsilcisi Hakan Çelik’in de arasında bulunduğu basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Erdoğan’ın medya yöneticileri buluşması New York’taki ünlü Harvard Club’ta gerçekleşti.


Değerli arkadaşlar, BM 72. Genel Kurulu vesilesiyle, malum, pazartesiden bu yana bir çok görüşme, bir çok toplantı yapmış olduk. Bu toplantılarda özellikle de gerek ikili bazı görüşmeler, gerekse de BMGK bazında yaptığımız Arakanlı Müslümanlarla ilgili toplantı, sizlerle şimdi gerçekleştirdiğimiz toplantı, ayrıca yabancı medyaya verdiğim mülakatlarla birlikte 20'ye yakın ikili görüşme gerçekleştirdim.


Gerçekten ara vermeden adeta nefes almadan diyebileceğimiz şekilde görüşmeler sürdü. Bu görüşmelerde Irak ve Suriye en öne çıkan konular oldu. Irak'taki son gelişmeler malum referandum konusu, Irak'ı da öne çıkarmış vaziyette.


Yaptığımız mülakatta aldığımız görüşmeler olumlu istikamette. Son olarak az önce iş adamlarıyla yaptığımız toplantı var. Onun öncesinde de Donald Trump ile yapmış olduğumuz görüşme var. Yapmış olduğumuz görüşmenin merkezinde yine Suriye ve Irak vardı. Yine malum FETÖ meselesi vardı. Onların gündeminde de papaz meselesi vardı. O tabii ki şu anda yargının hakkında tutuklama kararı verdiği bir kişi. Yargının verdiği karar nedeniyle içeride. FETÖ'nün başıyla ilgili olarak malum bizler, ABD makamlarına 85 koli belge bilgi verdik. Kendisi ABD'de yargı ve benzeri bir sürecin içinde de değil. Ama buna rağmen bize vermiyorlar. Halbuki isteseler, bunu kişisel tasarruflarıyla rahatlıkla Türkiye'ye gönderebilirler. Ama nedense buna yanaşmıyorlar. Bunlar düşündürücüdür. Vakti zamanı geldiğinde ne düşündüğümüzü çok daha açık ortaya koyarız. Burada özellikle de Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi'nin himayesinde Türk Amerikan ile Amerika Müslüman temsilcileriyle bir araya geldiğimiz toplantı önemliydi. 2 binin üzerinde katılımın olduğu ve sadece Türk-Müslümanlarının değil, dünyanın değişik yerlerinde bir çok ülke Müslüman halkının katılımıyla bir toplantı oldu. Doğrusu bundan önce ABD'de böyle bir toplantıyı yapmamıştık. Ondan dolayı da bunu düzenleyen arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.


Arakan konusuna gelince. Dünya maalesef Arakan konusunda halen sessiz. Arakanlı Müslümanlarla ilgili biz bir toplantı yaptık. Bu toplantıya Reis-i Cumhur noktasında bir ben katıldım, bir de İran Cumhurbaşkanı katıldı. Başbakan olarak Pakistan ile Afganistan başbakanları vardı. Endonezya devlet başkanı yardımcısı katılmıştı. Bunun dışındakiler dışişleri bakanı düzeyinde veya mülteci konularıyla ilgili bakanların katıldığı bir toplantı yaptık. Katılımda sayı iyiydi ama bana göre genel itibarıyla katılımcılar düşük düzeydeydi. Kim nasıl bir noktaya gelicek, tam olarak ne yapacak? Görünürde henüz ciddi bir şey yine yok.


Bangladeş Başbakanı, ülkelerinde bir adayı tahsil etmekten bahsetti. Biz bu adanın durumunu öğrenmek için Kızılay, AFAD gibi heyetlerle gidip adayı incelemekte fayda var. Bangladeş Kızılay'ı ile birlikte incelemekte fayda var. Burada ne gibi adımlar atmamız gerekir ki bu insanları şu sıkıntılı hayattan kurtaralım.


Bir diğer konu ise Irak'ta yapılacak referandum konusunda, bugün dönüşümüzün sebebi zaten yarın nasip olursa MGK'ya bu konuyu getireceğiz. Hükümetimize teklifimizi yapacağız. Bakanlar Kurulu ile ardından görüşeceğiz. Ve bugün Binali Bey ile bir görüşmemiz oldu. Görüşmemizin ardından da parlamentoyu toplantıya çağıralım dedik. Bu Irak merkezli bir adım. Bu adımı atmak suretiyle de herhangi bir durumda artık bütün adımlar atılmış olmalı ve buna göre de bu işin üzerine gitmeliyiz. Kuzey Irak yönetiminin de ne yapacağını düşünmesi lazım. Irak Anayasası zaten kararını verdi. "Attığınız adım yanlıştır. Geçerliliği yoktur" kararını vermiştir. Ama hala direniyorlar. Yalnız gördüğümüz kadarıyla ABD bizimle aynı düşünüyor.


İkili görüşmemizin ardından, ortak kısa bir basın açıklaması yapıldı. Bahsettiğim konudaki mutabakat o açıklamada da belirtildi. Yapılan işin yanlış olduğu, bunun olamayacağı vurgulandı. Tabii İran ile görüşmemiz çok önemli. İran'ın kararı bizimle örtüşüyor. Geleceğe yönelik bazı yaptırımlar konusunda İran ile adımları atmamız lazım ki geri adım atılmasın.
Suriye'ye gelince aslında Astana'nın son toplantısı yani 14'ündeki toplantıda alınan kararlara uyarak adımlar atılmaya başlandı. Ve bu konuyla ilgili olarak da İdlib, çatışmasızlık bölgesiyle ilgili sınırlarda dışardaki karakollar Rusya tarafından, içerideki karakollar ise bizim tarafımızdan kullanılıyor. ÖSO ile buradaki süreci kontrol altında tutuyoruz. Heyet Tahrir-i Şam burada dağılmaya başladı. Bunların dağılması güneydoğudaki terör örgütlerini zayıflatmış bulunuyor. El Nusra da dağılma sürecine girecektir diye düşünüyorum.


Pazartesi günü okullar açıldı. İdlib'te ilk defa çocuklar okula gitmeye başladı. Ancak rejim tarafından hastanenin bulunması kötü oldu.




Bizim burada görüştüğümüz Amerikalı Türkler FETÖ'nün diaspora oluşturduğunu ve finansal olarak da eski güçlerine kavuşmak üzere olduğunu söylediler. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?


Erdoğan: Ben bu tür bir şeye ihtimal vermiyorum. Olabileceğine de inanmıyorum. Çünkü bunların elindeki güç etnik milliyetçiliğe bağlı bir güç değil diğerleri gibi. Her yerde kan kaybediyorlar. Hele hele mahkumiyetler başladığı zaman bunların durumu çok daha farklı olacak. Mahkumiyet kararlarından sonra onlar düşünecek. Bu konu diğerlerinin durumuna benzemez. Diğer taraftan da tabii Türkiye'de barınma imkanlarının olamayacağız çok net ortada. Önemli olan bizim millet olarak kararlı duruşumuzu ortaya koymamızdır.


Amerika'nın Barzani konusunda birlikte hareket etmesi ancak PKK/PYD konusunda farklı hareket etmesiyle ilgili Trump'ın size bir izahı oldu mu?

Erdoğan: Bu konuyla ilgili bizim söylediklerimize karşı herhangi bir olumsuz bir yaklaşım sergilemedi. TIR'ların gönderilmesiyle ilgili bir şey söyleyemiyor. Seri numaraları falan bu konulara da girdiğimizde oraları da savunamıyor. Onun dışında mesela Trump bana S-400 konusunu açma gereği hissetmedi. Bu bizim kararlı duruşumuzun önemini gösteriyor. Tabii bir de şu var. ABD'liler benzer bir şeyi bize sunabilme noktasında değillerse bize bir şey diyemezler. Mesela Zigzaver'i verme hususunda kongreden onay çıkmamışsa bizim elbette bekleyecek halimiz yok. Biz o işi kendi yerli silahlarımızla da o işi görürüz. Atmaca ile Sarsılmaz ile işimizi görürüz. Öbürü marka, bizimki henüz marka değil. Ama bizimki de kullanmaya başladıktan sonra marka olur.


Trump ile görüşmeniz ne kadar sürdü? Başka hangi konuları görüştünüz?


Erdoğan: Görüşmemiz yaklaşık 45 dakika sürdü. Ağırlıklı olarak Irak ve Suriye'yi konuştuk. Onun dışında Rıza Zarrab, İzmir'de tutuklu olan papaz gibi konular da görüşüldü. Ayrıca 16 Mayıs'ta geldiğimizde korumalarla ilgili konu vardı. Bunları tekrar gündeme getirdik. Adalet Bakanlığımız tüm bu konuların takibini yapıcak.


S-400 konusunu Trump gündeme getirmediğine göre konuyu kabullenmiş görünüyorlar. Putin'le bir araya geldiğinizde bu anlaşma kesinliğe bağlanacak mı?


Erdoğan: Şu anda anlaşmamız tamam. O noktada bir sıkıntı yok. Bizzat Putin ile biz aramızda konuştuk.


Balistik füze olayı vardı bir de?


Erdoğan: Balistik olayı S-400'lerden çok önce konuşulan bir konuydu. Balistik konusunda da biz yine ABD'ye güvendik. Ama onlar o konuda da yine maalesef aynı tavır gelince biz bunu uykuya aldık. Balistik olayı, Başbakanlık dönemimdeki bir hadiseydi.


Ana muhalefetin başının ziyaretinizle ilgili bir yorumu oldu. Kimseyle yan yana fotoğraf veremeyeceğinizi ileri sürdü.


Erdoğan: (Gülerek) Ey ahali duyduk duymadık demeyin. Duyanlar duymayanlara, görenler görmeyenlere anlatsın. Burada kimlerle görüştüğümüz, kimlerle bir araya geldiğimiz, kimlerle görüştüğümüz, fotoğraflarıyla, videolarıyla basında yer almışken, o tür şeyler söylenebilmesi gerçekten gülünç.


Türkiye'nin Barzani ile ilişkileri iyiydi, nasıl oldu da neredeyse kopma noktasına geldi?


Erdoğan: Kopma noktasına geldi diyorsanız, bunu Barzani bu hale getirdi. Memurlarına maaş ödeyemez hale geldiklerine onlara biz yardımcı olduk. Başbakanlığım dönemiydi, 2 milyar dolar kredi verdik ki maaş ödesinler. Fakat bunlar kadir kıymet bilmiyorlar. Yoksa bizim onlarla alıp veremediğimiz bir şey yok. Ne ABD ne Rusya bizim gibi yardım etmedi.


Başta bölge ülkeleri olmak üzere, referandumun yapılmaması konusunda bu kadar uyarı gelmesine rağmen, Barzani neye güvenerek böyle hareket edebiliyor? Türkiye bu konuda ne yapacak?


Erdoğan: Cuma ve Cumartesi'yi izleyelim. O günler çok önemli.


Sınırlarımızı kapatabilir miyiz?


Erdoğan: Atılacak adımlar, yapacağımız değerlendirme neticesinde belirlenecek. Kararlarımızı açıkladıktan sonra ne olacağını görmüş oluruz. Ama o topraklar sadece Kürtlere ait değil. Orada Türkmeni var, Arabı var. Dolayısıyla birilerinin orada sadece kendileri varmış gibi hareket etmeleri son derece yanlış. İşin tarihi boyutuna girersek işler değişir. Orada Türkmenlerin parti merkezini ateşe tuttular. Birilerinin giderek istikametlerini iyice kaybettiklerini görüyoruz.


Referanduma en güçlü destek İsrail'den...


Erdoğan: İsrail'in bu tavrını doğru bulmuyoruz. Bunu New York'ta görüştüğüm Yahudi kuruluşlarının temsilcilerine de anlattım. İsrail'in ilişkileri menfi yönde etkileyecek tavırlardan uzak durması lazım.


FETÖ'ünün ele başını bize iade etmemek için hangi bahaneyi kullanıyorlar? Bir de TEOG ile birlikte LYS'nin de kaldırılması gündemde mi?


Erdoğan: Bizim eğitim öğretimde çok ciddi bir dönüşüme girmemiz lazım. Bunların hiç biri bizim geçmişimizde olan sistemler değil. Sonradan siyasi yaklaşımlarla eğitim öğretimin içerisine girmiş sistemler. Ben YÖK ile de bu konuyu görüştüm. Milli Eğitim ile de. Başbakanla da bu konuda mutabık kaldık. En kısa zamanda gereken adımlar atılacak. FETÖ'nün ele başıyla ilgili olarak biz, talebimizi bir kez daha tekrarladık. 400 dönümlük arazide beyler gibi yaşıyor. Kendilerine belgeleri bilgileri de gönderdik. Bahane üretilmeksizin, bize iade edilmesi lazım.


Gülen'in görüşlerinin dinle de bağdaşmadığını söyleyenler var...


Erdoğan: Mensupları ne diyorlar? O bize şahdamarımızdan daha yakın diyorlar. Ayet-i kerime çok açık ve net oysa. Sadece Rabbimizdir bize şahdamarımızdan daha yakın olan. Sorduğunuz konuyla alakalı Diyanet'in bir çalışması var. O çalışma, bu adamı İslam'ın içerisinde tutan hiç birşey kalmadığını açıkça gösteriyor.


Kapsamlı bir eğitim reformunu ne zaman tartışabiliriz?


Erdoğan: Şu anda tartışmıyoruz, yaşıyoruz. Mesela TEOG, ben o açıklamayı yapmamış olsam hala ülkenin gündeminde kalacaktı. Baktım ki bu işe yeterince kulak asılmıyor. En iyisi açıklama yaparak gündeme taşıyayım istedim bunu. Çünkü ailelerin hali ortada. Çocuklar bindirilmiş kıta. TEOG ne kazandırıyor bize? Sadece, stres stres stres... Masraf masraf masraf.. O sistem, paraların genelde o namussuzlara (FETÖ'ye) akmasını sağlıyordu. Bu nedenle dersaneleri kapattık, biz devlet olarak haftasonlarına takviye kursları koyduk. Çocuklarına kurs isteyen göndersin kurslara. İnat etmenin hiç bir anlamı yok. Sen devlet olarak çocuklarını yetiştiremiyorsan bir yerde suç bizimdir. Bunu aşmamız lazım. Ortayı düz ortaokulda okudun, buradan fen lisesine gidecek. Kendisine en yakın yere gidecek. Fazla müracaat varsa lise kendi imtihanını yapar.


ETÜT merkezleri kalkacak mı?


Erdoğan: ETÜT merkezlerinin kalktı diye biliyorum. Milli Eğitime talimatı verilmişti bunun. Takviye kursları var onların yerine.


28 Şubat çok konuşuldu, ama pek bir ilerleme kaydedilmedi sanki, ne dersiniz?


Erdoğan: Şu anda 28 Şubat ile ilgili yargının belirli bir hazırlığı var. Onu biliyorum. Çalışma nereye varır tabii onu yargıda göreceğiz.


 


 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS