Eski savcılar Zekeriya Öz, Celal Kara ve Mehmet Yüzgeç hakkında iddianame

Eski savcılar Zekeriya Öz, Celal Kara ve Mehmet Yüzgeç hakkında iddianame

17 Aralık soruşturması kapsamında usulsüzlükler yapıldığı iddiasıyla, eski savcılar Zekeriya Öz, Celal Kara ve Mehmet Yüzgeç hakkında iddianame hazırlandı. Ergenekon davasını başlatan isim de olan Zekeriya Öz hakkında ağırlaştırılmış müebbet ve 72 yıla kadar hapis cezası isteniyor. İddianamede savcıların yurt dışına nasıl kaçtıkları da detaylı bir şekilde anlatılıyor.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca, Fetullahçı Terör örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) 17 Aralık soruşturması kapsamında usulsüzlükler yapmasına ilişkin hazırlanan iddianamede, "Her üç Cumhuriyet savcısı da gelen bilgi ve talimat doğrultusunda ve organize şeklinde aynı anda ikametlerini terk etti. Yakalama müzekkeresinin tanziminden saatler önce Celal Kara ve Zekeriya Öz’ün, Artvin ilinde bulunan sınır kapısından Gürcistan ülkesine 25 dakika ara ile kaçışları sağlandı." denildi.


Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekili Ömer Faruk Aydıner tarafından hazırlanan 557 sayfalık iddianamede, FETÖ’nün darbe girişiminin hatırlatıldığı ve şüpheliler Zekeriya Öz, Celal Kara, Mehmet Yüzgeç'in emniyet teşkilatının hiyerarşik yapısı, görev ve yetki sınırları içerisinde kaldıkları sürece, anayasal düzeni cebir ve şiddet kullanarak ortadan kaldıracakları değerlendirmesinde bulunuldu.


FETÖ'nün darbe girişiminin hatırlatıldığı iddianamede, "15 Temmuz 2016 tarihinde Silahlı Kuvvetler içerisinde yapılanan Fethullah Silahlı Terör Örgütü'ne mensup görevlilerin (şüphelilerin de dahil olduğu) Türkiye'de yüzlerce insanı öldürüp, binlerce insanı yaralaması, Türkiye Cumhuriyet Hükümetini yıkma teşebbüsünde bulunması, anayasal düzeni ihlal etmesi, yüzlerce masum insanı öldürmesi, adam öldürme, silahlı terör örgütü kurdukları tüm halkımızın şahitliğince ispatlanmakla birlikte, şüpheliler emniyet teşkilatının hiyerarşik yapısı dışında ve mensubu olmakla sahip oldukları silahlı güce ve kaynağını Anayasa'dan ve yasalardan almayan hukuka aykırı bir yetkiye dayanmak suretiyle meydana getirdikleri oluşumla, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmişlerdir" denildi.


İddianamede, şüpheli savcıların, Türkiye Cumhuriyeti ve Hükümetinin yatırımlarını etkilemek, ekonomik açıdan hükümeti zora sokmak için bazı şirketlere operasyon yaptıkları anımsatıldı. Şüpheli Kara hakkında iddianamede, "Fetullah Gülen’in liderliğini yaptığı PDY adlı örgüte üye olduğu, anılan örgütün hükümet politikasından duyduğu rahatsızlık nedeniyle de Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetini, gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak için İstanbul Emniyet Müdürlüğünde görevli bir kısım polis amir ve memurlarıyla fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği, eski Ekonomi Bakanı, İçişleri Bakanı ve AB Bakanı hakkında soruşturma yürütecek suç isnadında bulunduğu ve bu şekilde özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği, Türkiye Cumhuriyeti idarecilerini itibarsızlaştırmak amacıyla basın mensupları ile röportaj yaptığı, mensup olduğu Fethullah Gülen Terör Örgütü ile aynı kapsamda çalışan emniyet görevlilerinin kendi aralarındaki yazışmalarında resmi olmayan özel programlar kullandığı,
devlet hiyerarşisine aykırı olarak farklı birimlerde çalışan devlet görevlileri ile mesai içi ve sonrasında bir araya gelerek örgüt amacı doğrultusunda ortak hareket ettiği" tespitine yer verildi.


"Öz, hükümet politikasından rahatsız"


FETÖ/PDY adlı örgüte üye olduğu vurgulanan iddianamede Yüzgeç'in, İstanbul Emniyet Müdürlüğünde görevli bir kısım polis amir ve memurlarıyla fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği savunuldu. İddianamede, şüpheli Kara hakkında, "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı çalışma talimatına aykırı davranmak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti'ne, bakanlarına suç isnadında bulunulan soruşturma evrakını uhdesinde tuttuğu, hukuk dışı şekilde Halkbank çalışanı ve yöneticilerinden 60'a yakın kişiyi aynı zamanda gözaltına aldırıp, haklarında tedbir talebinde bulunarak, oluşturulan algının etkisi ile ekonominin bozulmasına ve bankayı zarara uğratıp spekülatörlerin haksız para kazanmasına sebebiyet vermeye çalıştığı, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını ve idarecileri itibarsızlaştırmak amacıyla basın mensubu ile yaptığı röportajda Türkiye Cumhuriyeti Başbakanını örgüt lideri gibi lanse ettiği, hedef aldıkları şahısları sahte isimlerle dinleyip elde edilen verileri suç oluşturacak şekilde kes-kopyala şeklinde bir araya getirip örgüt amaçları doğrultusunda kullandığı belirlenmiştir" değerlendirmesinde bulundu.


Resmi olmayan özel programla yazışma


İddianamede, şüpheli Öz’ün FETÖ yöneticilerinden olduğuna anlatılarak, "Hükümet politikasından rahatsızlık duyduğu, İstanbul Emniyet Müdürlüğünde görevli bir kısım polis amir ve memurlarıyla fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği, şahsi twitter hesabından yaptığı paylaşımlarda hükümeti yıkma kastını ortaya koyduğu, FETÖ üyeleri ve aynı kapsamda çalışan emniyet görevlilerin kendi aralarındaki yazışmalarında resmi olmayan özel bir program kullandığı, hedef aldığı şahısları sahte isimlerle dinleyip, elde edilen verileri suç oluşturacak şekilde bir araya getirdiği, yasama dokunulmazlığı bulunan 61. Hükümet Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile bazı kabine üyeleri hakkında soruşturma yürüterek usülsüz şekilde dinlemeye aldığı, istihbari dinleme kapsamında iletişim bilgileri tespit edilen hükümet üyeleri hakkında isimsiz ihbar ve mail dilekçelerine istinaden suç soruşturmalarını başlattığı anlaşılmıştır" denildi.


Örgüt emaresi “Kaçış planı”


İddianamede, şüpheli savcılar Öz ile Kara’nın haklarında tutuklama kararı çıkarılmadan önce bu bilgiye ulaştıkları öne sürüldü. Şüpheli savcılar hakkında Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başmüfettişliğince HSYK 3. Dairesinden soruşturma izni talebinde bulunması sonrasında şüpheli savcıların yurt dışına kaçtıkları belirtilen iddianamede, şu bilgilere yer verildi:


"Her üç cumhuriyet savcısı da gelen bilgi ve talimat doğrultusunda ve organize şeklinde aynı anda ikametlerini terk etti. Yakalama müzekkeresinin tanziminden saatler önce Celal Kara ve Zekeriya Öz’ün, Artvin ilinde bulunan sınır kapısından Gürcistan ülkesine 25 dakika ara ile kaçışları sağlandı. Şüphelileri karşılayacak kişilerce tanınmalarını kolaylaştırmak için her ikisinin de aynı renk ve şekilde kıyafetler giydikleri, kendilerini karşılayan örgüt elemanlarının yardımı ile değişik devletler üzerinden Almanya’ya geçiş yaptıkları, halen yurt dışında bulundukları, örgütlü bir yapının ekonomik ve siyasi yardımı ile koruması olmadan yurt dışına çıkış ve yaşamlarını idameleri mümkün bulunmazken, Mehmet Yüzgeç’in de aynı örgütün üyeleri tarafından saklanmak suretiyle korunduğu anlaşılmıştır."


Nitelikli dolandırıcılık da var


557 sayfalık iddianamede, şüpheli Zekeriya Öz'ün "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile "Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme", "Görevi kötüye kullanma", "Resmi evrakta sahtecilik", "Haberleşmenin gizliliğini ihlal etme", "Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenilmesi ve kayda alınması", "Özel hayatın gizliliğini ihlal", "İftira", "Suç uydurma", "Nitelikli dolandırıcılık", "Nitelikli tehdit", "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarına azmettirmeden 27,5 yıldan 72 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.


İddianamede, şüpheli Celal Kara hakkında "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis ile "Silahlı terör örgütüne üye olma", "Görevi kötüye kullanma", "Resmi belgede sahtecilik", "Haberleşmenin gizliliğini ihlal", "Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması", "Özel hayatın gizliliğini ihlal","İftira", "Suç uydurma", "Nitelikli dolandırıcılık" ve "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından 20,5 yıldan 62 yıla kadar hapis cezası talep edildi.


Şüpheli Mehmet Yüzgeç'in ise "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis ile "Silahlı terör örgütüne üye olmak", "Görevi kötüye kullanma", "Resmi evrakta sahtecilik", "Haberleşmenin gizliliğini ihlal", "Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenilmesi ve kayda alınması", "Özel hayatın gizliliğini ihlal"ve "Kişi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından 12,5 yıldan 38 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.


Almanya'dan Zekeriya Öz yanıtı


"Başsavcı Çolakkadı'nın haberi yoktu"


İddianamede, yürütülen soruşturmalarda, İçişleri Bakanı Muammer Güler, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, AB Bakanı Egemen Bağış ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verilmiş bir dinleme ve teknik araçla izleme kararı bulunmadığı halde, Çağlayan'ın 27, Bağış'ın 30, Güler'in 42, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 1 kere telefon görüşmesinin çözümünü yaptırarak soruşturma evrakına dahil ettirildiği ve soruşturmaların birinci dalga ya da 17 Aralık operasyonu olarak da adlandırıldığı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı'nın, yapılan operasyonlardan haberinin olmadığı, konuyu televizyonların haber bülteninden öğrendiği yönünde beyanda bulunduğu aktarıldı.


Cumhuriyet Savcıları Celal Kara ve Mehmet Yüzgeç tarafından yürütülen soruşturma dosyaları arasında hukuki ve fiili bir bağlantı bulunmamasına rağmen telefon dinlemeleri ile fiziki takip işlemleri devam ederken, tüm deliller henüz toplanmadan yasal bir gereklilik de olmamasına rağmen aynı gün birden fazla şüphelinin gözaltına alındığı bildirilen iddianamede, "Kamuoyunu yakından ilgilendiren bu mahiyetteki soruşturmaların hiçbir aşamasında Cumhuriyet Başsavcısına bilgi verilmemesi, işlemlerin UYAP sistemi dışında yapılmak suretiyle bilgi saklanması hususları birlikte değerlendirildiğinde soruşturmaların hükümete yönelik yapıldığı yönündeki genel kanıyı güçlendirmektedir." değerlendirmesine yer verildi.


Yakalama müzekkeresi tanzim edilmeden önce Zekeriya Öz ve Celal Kara'nın yurt dışına kaçtıkları, Öz'ün sınır kapısına götüren avukat Yusuf Danyal Kılıçalp'ın usulsüz şekilde tahliye edilmeye çalışılan Samanyolu Yayın Grubu Başkanlığı görevini yürütürken tutuklanan şüpheli Hidayet Karaca'nın da avukatlığını yaptığının tespit edildiği belirtilen iddianamede, Zekeriya Öz'ün Twitter adlı sosyal paylaşım sitesinden terör örgütünün propagandasını yaptığı, hükümet ve hükümet üyelerini hedef alan siyasi içerikli paylaşımlardabulunduğunun belirlendiği aktarıldı. 


Nedim Şener'den Zekeriya Öz'e: Alçak adam


"Celal Kara, FETÖ/PDY üyesi"


İddianamede, şüpheli Cumhuriyet Savcısı Celal Kara'nın Fetullah Gülen'in liderliğini yaptığı Paralel Devlet Yapılanması (PDY) adlı örgüte üye olduğu, anılan örgütün hükümet politikasından duyduğu rahatsızlık nedeniyle de Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetini, gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak için İstanbul Emniyet Müdürlüğünde görevli bir kısım polis amir ve memurlarıyla fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği kaydedilerek, şu ifadelere yer verildi:


"Bu yapının kontrolündeki basın ve yayın kuruluşlarının da desteğini alarak, yapının gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırarak görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek suretiyle, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte hükümlülüğü gerektirir suçlar işlemiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı çalışma talimatına aykırı davranmak suretiyle, Türkiye Cumhuriyeti bakanlarına suç isnadını içeren soruşturma evrakını uhdesinde tuttuğu, cumhuriyet başsavcısı ya da başsavcıvekili tarafından yürütülmesi için özel soruşturma bürosunadevretmemiştir." 


Şüpheli Celal Kara'nın hedef şahıslar olmadıkları, dolayısıyla haklarında verilmiş bir mahkeme kararı da bulunmadığı halde yasama dokunulmazlığı bulunan 61. Hükümetin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile bakanların görüşmelerini kayıt altına aldırıp tape haline getirttiği, CMK'nın 138. maddesinde belirtilen hükümler çerçevesinde işlem yapmadığı ve aykırı davrandığı kaydedilen iddianamede, hükme aykırı surette Türkiye Cumhuriyeti 61. Hükümetinin kabine üyeleri Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, İçişleri Bakanı Muammer Güler ve AB Bakanı Egemen Bağış ile ilgili soruşturmayı yürüterek suç isnadında bulunduğu, kolluğa hazırlattığı fezlekede adı geçenlere ait çok sayıdaki telefon görüşmelerine yer verdirttiği kaydedildi.


İddianamede, şüpheli Kara'nın birbiri ile bağlantılı olmayan soruşturma dosyalarında, 60'a yakın şüpheliyi aynı zamanda gözaltına aldırıp, haklarında tedbir talebinde bulunarak, oluşturulan algının etkisi ile ekonominin bozulmasına ve Halk Bankasının zarara uğramasına neden olduğu, haklarında soruşturma yürüttükleri memurlar bakımından durumu atamaya yetkili amirlerine, Bakanlar Kurulu Üyeleri yönünden ise durumu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bildirmediği, ayrıca Halk Bankası çalışanları yönünden ise Türkiye Halk Bankası Yönetim Kuruluna haber vermediği belirtildi. Anılan her iki soruşturma evrakının da kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanmasına karşın kamuoyunu provoke etmek, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını ve idarecileri itibarsızlaştırmak amacıyla şüpheli Kara'nın müşteki Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına karşı suçlama kastıyla ağır ithamlarda bulunarak, basın yoluyla hakaret ve iftira ederek, müştekinin kişilik haklarına açıkça saldırı gerçekleştirdiği ifade edilen iddianamede, gazetelerde çıkan yayımlarda Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının örgüt lideri olduğu izlenimi oluşturmaya çalıştığı, eski Başbakan halen halk oylamasıyla seçilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı yolsuzluk, rüşvet, para aklama, nüfuzunu kullanarak çıkar sağlama amacıyla kurulmuş bir suç örgütünün lideri ve yöneticisi olduğu isnadında bulunduğu, toplum nezdinde haksız algı oluşturmaya çalıştığı, 17 Aralık soruşturmasının amacını anlatırken hedefinin özellikle Başbakan olduğunu ortaya koyduğu gibi hakkında takipsizlik kararı verilen bahse konu soruşturma dosyasıyla ilişiği kesilmiş olmasına rağmen, görevini kötüye kullanarak TCK'da hüküm altına alınan hakaret ve iftira suçlarını oluşturan, müştekiyi örgüt lideri olmakla itham eden ifadeler kullandığı bildirildi.


O tatil için Öz'e 5 yıl hapis istendi


"17 Aralık hükümeti devirmeye yönelikti"


İddianamede, şüpheli Kara'nın yaptığı röportajda, müşteki Recep Tayyip Erdoğan ve müştekinin oğlu Bilal Erdoğan hakkında dosyada suç teşkil eden bir delilin olmadığını, fezlekelerde de yer almadığını itiraf ettiği, soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek müştekiyi zan altında bırakan tüm iddiaların çürütülmüş olmasına rağmen, herhangi bir dayanağı bulunmayan şekilde, müşteki hakkında ortaya attığı gerçek dışı iddialarla müştekiyi suçlayıp yeniden zan altında bırakmaya çalıştığı belirtildi.Kara'nın röportajındaki açıklamalarıyla, delillerin olaylar ve kişilerle ilişkilendirilmesi esnasında elde kuvvetli ve makul şüpheler olması gerekmesine ve bir savcının bu bağlantıyı kurmadan kendi öngörüsüyle "1 numara" oluşturmasının mümkün olmamasına rağmen, görevini kötüye kullanarak alenen iftira suçunu işlediği tespitlerine yer verilen iddianamede, şunlar kaydedildi: 
"17 Aralık operasyonunun, suçla mücadeleden öte hükümeti devirmeye yönelik bir girişim olduğunu ispatlayan anılan yazıda, müştekiye hitaben, "Doğrudan ismi olmasaydı, tapelerde bilgi olmasaydı da iddianamede ismi geçecekti" şeklindeki, sadece kendi kanaati ve yorumuyla sanığı belirlemeye çalıştığını ispat eden ifadesiyle, ceza muhakemesine aykırı ifşaatta bulunarak, 17 Aralık'ın bir yolsuzluk soruşturması olmayıp, sivil şahıslar üzerinden bakanlara, oradan da müşteki Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına ulaşarakhükümeti devirme operasyonunun bir parçası olduğunu gösterdiği anlaşılmıştır."


İddianamede Kara'nın soruşturmaları kolluk görevlilerinden aldığı şifahi bilgi doğrultusunda yürüttüğü, aralarında bağlantı bulunmayan soruşturma dosyalarında şüpheliler hakkında aynı gün gözaltı kararı vermesi ve çok sayıda şüphelinin adliyeye mevcutlu getirilmesi nedeniyle şüphelilerin lehine olan delilleri toplamadığı gibi ifadelerinin tespiti sırasında savunma haklarını kısıtladığı bildirildi.


"İki dakikan var anlat ve çık"


Şüpheli Kara'nın soruşturma dosyasında, ifadesini aldığı Fatih Belediye Başkanı şüpheli Mustafa Demir'e yönelik davranışlarına da yer verilen iddianamede, şu tespitler yer aldı:


"Şüpheli Kara, ifadesini aldığı Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'e, 'İki dakikan var, anlat ve çık' dediği, şüpheli ayrıntılı ifade verme konusunda ısrar edince 'Derdini mahkemede anlatırsın' dediği, sunduğu delilleri almadığı, Süleyman Aslan'ın emniyetteki ifadesini okumayıp, ayrıntılı olarak ifade almadığı, Barış Güler'in ifadesinin alınması sırasında da '5 dakika, 3 cümle hakkınız var' şeklinde belirterek ayrıntılı savunma yapmalarına imkan tanımadığı, sundukları delil ve belgeleri de incelemediği' tespit edilmiş,soruşturma dosyasındaki şüpheli Rıza Sarraf'ın 16 saat 10 dakika süren kolluk ifadesine yorgunluk nedeniyle ara verilmesine rağmen, kendisine yüklenen suçlar bütünüyle anlatılıp eksik kalan ifadesi tamamlanıp delilleri toplanmadan adı geçeni tutuklama talebiyle sorguya sevk etmiştir."


Bakanlar müşteki olarak yer alıyor


İddianamede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ve eski Başbakanlardan Ahmet Davutoğlu ile Beşir Atalay, Bülent Arınç, Ali Babacan, Taner Yıldız, Sadullah Ergin, Hayati Yazıcı, Mehdi Eker, Cevdet Yılmaz, Fatma Şahin, Egemen Bağış, Nihat Ergün, Erdoğan Bayraktar, Mehmet Zafer Çağlayan, Suat Kılıç,İdris Naim Şahin, Ertuğrul Günay, Ömer Dinçer, Muammer Güler, Haydar Keskin, Barış Güler, Süleyman Aslan, İbrahim Bilgehan Taşdelen, Uğur Horata, Ahmet Özköse, Fatih Aysan, Müşir Deliduman ve İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu müşteki olarak yer aldı.


Şüpheliler Öz, Kara ve Yüzgeç hakkında Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nden 18 Ağustos 2015'te tutuklama amaçlı yakalama kararı çıkartıldığı ve şüphelilerin yakalanamadığı belirtilen iddianamede, "Gündüz", "Korkut","Ayçiçeği", "Fatih" ve "Yavuz" isimli gizli tanıkların beyanları ilearalarında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı'nın da bulunduğu 9 kişinin tanık ifadeleri bulunuyor. İddianame, değerlendirme için Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.




{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS