CHP'de tansiyon yükseliyor: Kurultay tartışmasına hukuki yorum! Nasıl bir yol izlenecek?
CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel cephesi arasındaki kurultay gerilimi, mutlak butlan kararı sonrası yeni bir boyut kazandı. Özgür Özel’in partiyi olağanüstü kurultaya götürmek için imza sürecini başlatması, kurultayın hukuken yapılıp yapılamayacağı ve yapılması halinde Kılıçdaroğlu’nun yeniden şekillenen yönetim denkleminden uzaklaştırılıp uzaklaştırılamayacağı tartışmalarını beraberinde getirdi. Kılıçdaroğlu’na yakın isimler, tedbir kararı devam ederken olağanüstü kurultayın mümkün olmadığını ve Genel Başkan’ın bu süreci engelleyebileceğini savunurken, Özel cephesi yeterli delege imzasıyla kurultay yolunun açılabileceği görüşünde. Hukukçular ise yargı süreci tamamlanmadan atılacak her adımın yeni tartışmaları beraberinde getirebileceğine dikkat çekiyor. Parti içindeki krizin çözümü için öne çıkan ortak görüş ise mahkeme süreçlerinden çok, iki kanat arasında sağlanacak siyasi uzlaşıya işaret ediyor.
CHP’de 38. Olağan Kurultay’a ilişkin “mutlak butlan” tartışmaları, parti içinde yeni bir siyasi ve hukuki krizin kapısını araladı. Yargı kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden Genel Başkanlık makamına dönmesi süreçte, CHP Grup Başkanı Özgür Özel cephesinin olağanüstü kurultay için imza sürecini başlatması, parti içindeki dengeleri yeniden hareketlendirdi.
Özel’e yakın isimler, yeterli sayıda delegenin imzasının toplanması halinde CHP’nin olağanüstü kurultaya götürülebileceğini savunuyor. Ancak Kılıçdaroğlu’na yakın kurmaylar ise mevcut tedbir kararı varken partinin olağanüstü kurultaya gidemeyeceğini, Genel Başkan’ın da bu süreci engelleyebileceğini öne sürüyor.
Tartışmanın temelinde, olağanüstü kurultayın hukuken yapılıp yapılamayacağı ve yapılması halinde mevcut yönetim krizini çözüp çözemeyeceği sorusu yer alıyor. Bazı hukukçular, kurultayın gerçekleştirilmesi halinde dahi Kemal Kılıçdaroğlu’nun, 38. kurultaya ilişkin yargı süreci tamamlanmadan yönetimde kalabileceğine dikkat çekiyor.
CHP kulislerinde ise mesele yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasi bir kriz olarak değerlendiriliyor. Parti içinde iki farklı kanadın ortaya koyduğu tezler, olağanüstü kurultay sürecinin de yeni bir gerilim alanına dönüşebileceğini gösteriyor. Özel cephesi, delege iradesinin işletilmesi gerektiğini vurgularken; Kılıçdaroğlu cephesi, hukuki süreç sonuçlanmadan atılacak adımların parti içindeki karmaşayı artırabileceğini savunuyor.
Hukuk ve siyaset çevrelerinde öne çıkan genel değerlendirme ise krizin yalnızca mahkeme süreçleriyle çözülemeyeceği yönünde. Uzmanlara göre, partideki mevcut bölünmüşlük ve gerilim, yeni dava süreçleriyle daha da derinleşebilir. Bu nedenle CHP’de kalıcı çözümün, iki kanat arasında sağlanacak siyasi uzlaşmadan geçtiği ifade ediliyor.
Eski Yargıtay Savcısı ve Yargıtay’ın eski Siyasi Partileri Bölüm Sorumlusu Ömer Faruk Eminağaoğlu: Tedbir kararı devam ettikçe olağan kurultay yapılamıyor. Olağanüstü kurultay karar kesinleşmeden de yapılabilir. Delege imzalarından sonra genel başkanın takdir hakkı yok, çağrı yapmak zorunda. Parti Tüzüğü’nün 48. maddesi bu süreci ayrıntılı şekilde düzenliyor, 45 gün içinde kurultayı toplamak zorunda. Bunu yapmazsa herhangi bir partili sulh hukuk mahkemesine başvurabilir ve mahkeme kurultayı genel başkan yerine toplayacak ‘çağrı kurulu’nu partililer arasından belirleyebilir. Olağanüstü kurultay yapılabilecek olsa bile, mahkemenin tedbir kararı devre dışı bırakılamaz.
Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Doç. Dr. Vahap Coşkun: Mutlak butlan kararından atılan her adım, Özel-İmamoğlu ekibinin parti içinde kalmak için her yolu zorlayacaklarını gösteriyor. Parti içi muhalefet konumuna düştükleri için Genel Merkez işler böyle giderse sert tedbirlere başvurabilir. Fiilen iki CHP var, birbirine muhalefet eden iki CHP. İtinalı bir dil kullanmayarak uzlaşma ihtimalini de giderek azalttılar. Kılıçdaroğlu ilk geldiğinde kurultay kararı alsa bunların hiçbiri yaşanmazdı. Kurultaya gidilmezse çağrı kurulu gibi yine Genel Merkezin zora koşabileceği adımlar var. CHP krizden çıkmak isterse yapar, kurultay mahkeme kararıyla engellenemez. Büyük bir hukuki öngörülemezlik var.
Eminağaoğlu, Yargıtay’a partinin sicil kaydının güncellenmesi yönünde yaptığı başvuruya dikkat çekerek, “Parti Meclisi üyeleri ve delegeler için yenileri göreve gelene kadar eskileri devam eder şeklinde açık hüküm var ancak parti genel başkanı için durum böyle değil. En çok 3 yıl için seçilir diye vurgulanıyor. Kılıçdaroğlu’nun görevi Temmuz 2023’te son buldu. Tedbiren göreve gelen ekibin içinde olmaması gerekirdi. Hukuki bir yaptırımı olmasa da ihtar sebebi bir durum” değerlendirmesini yaptı. Bunun tedbir kararının uygulanmasını değiştirebilecek bir husus olduğuna dikkat çeken Eminağaoğlu, başvurusuna dönüş için bir sınırlama ise olmadığını belirtti.
Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk: En başta bölge mahkemesi görev ve yetkisini aşarak kazanılmış başkanlıkları düşürmüştür. Mutlak butlan kararı tam bir yargı darbesidir. Yargıtay tedbir kararıyla ilgili tereddütleri eminim en kısa zamanda giderecektir. Şimdi delege iradesi belli. Genel Başkan olağanüstü kurultayı toplamak durumunda. (Siyasi tartışmalar var) Hukuka uygun olanı yapmak gerekir. Kılıçdaroğlu ihtiyati şekilde atanmış olarak oraya geldi. Bu uyuşmazlıkların çözüleceği yer kurultaydır. Şimdi süreç olağanüstü butlan\olağanüstü sultan diye sloganlaştırıldı. Cumhurbaşkanının, hükümetin bu işe müdahil olduğunu düşünmek istemiyorum. Bölge mahkemesinin kararı, düşünelemeyecek bir karar olmuştur. Tam bir yargı darbesi.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Dr. Volkan Aslan: Tedbir kararı, CHP’nin kurultay yapmasına engel değil. Eylül 2025’te İstanbul kongresiyle ilgili olarak, benzer bir tedbir kararı alındı. Sarıyer İlçe Seçim Kurulu da süreci durdurmuştu. Yüksek Seçim Kurulu, ‘başlayan bir kongreyi durdurma yetkim yok’ dedi. Ortada yine benzer bir tedbir kararı olmasına rağmen ‘kongre toplanabilir’ dedi. Şimdi Kılıçdaroğlu’nun başkanlığa atandığı, kurulların eski haline döndüğü bir süreç var ama delegelelere bakıyoruz, oradaki delegelerin bazıları da (Kılıçdaroğlu döneminin) imza vermiş. Siyasi partilerin yapısı, tedbir kararıyla kongre toplanmasına engel olunmasına uygun değil. Yargıtay belki (hukuk mahkemesini) görevsizlik sebebiyle lağvedecek belki aynı hataya düşüp bir karar verecek. Karar ne yönde olursa olsun, yeniden yapılacak kurultayın sonuçlarına hiçbir şekilde etki edemez.