İmralı'ya statü çıkışı! Bahçeli'nin mesajlarının perde arkası... Hande Fırat yazdı
Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. "Terörsüz Türkiye teslimiyet değildir" diyen Bahçeli, terör örgütü elebaşı Öcalan'ın statüsüne ilişkin de "Statü açığı varsa ele alınmalı, konuşulması önemli" dedi. Bahçeli'nin açıklamalarıyla ilgili Hande Fırat Hürriyet Gazetesi'ndeki köşesinde bir yazı kaleme aldı.
Abdullah Öcalan için statü açığı varsa; bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ olmasını öneriyorum.”
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin bu açıklamaları Ankara’da büyük yankı uyandırdı. PKK’nın feshinin birinci yılında Devlet Bahçeli’nin açıklamaları sıradan bir siyasi değerlendirme değil. Çünkü Bahçeli, uzun süredir devlet güvenlik aklının stratejik başlıklarını kamuoyuna taşıyan isimlerden biri olarak görülüyor. ABD-İsrail-İran gerilimininin Türkiye’nin tüm dengelerini etkileyebilecek büyük bir deprem potansiyeli taşıdığını belirten MHP Lideri’nin sözlerinden hareketle;
- Ortadoğu yeniden şekilleniyor. Gazze savaşı sonrası dengeler değişti.
- İran baskı altında. ABD yeni bölgesel güvenlik mimarisi kurmaya çalışıyor. İsrail topraklarını genişletme derdinde.
- Suriye dosyası hep masada. Irak’ta yeni denklem oluşuyor.
Tam bu süreçte Bahçeli’nin yaptığı çıkışın zamanlaması tesadüf değil. Çünkü Türkiye artık yalnızca “terörle mücadele” yürütmüyor. Türkiye aynı zamanda yeni bölgesel düzen kurulurken kendi güvenlik kuşağını inşa etmeye çalışıyor. Bu güvenlik kuşağında temel soru şu: PKK tamamen tasfiye edilecek mi? Yoksa bölgesel denklem içinde kontrol altında yeni bir forma mı dönüşecek? İçindeki fraksiyonlar da göz önünde bulundurulursa, başka ülkelerce devşirilecek mi? İşte Bahçeli’nin sözleri tam da bu tartışmanın merkezine oturuyor. Özellikle Abdullah Öcalan’ın “koordinasyon” benzeri bir rol üzerinden tartışılması, klasik güvenlik anlayışının ötesinde yeni bir stratejik yaklaşımın sinyali olarak yorumlanabilir. İsim farklı da olsa, sürecin ilerlemesi için bir mekanizma üzerinde çalışılabilir. Çünkü artık mesele sadece Kandil değil. - Suriye sahası,
- Kuzey Irak dengesi,
- ABD’nin SDG/YPG politikası,
- İran sonrası oluşabilecek boşluk,
- İsrail sonrası yeni Ortadoğu hattı, Hepsi aynı dosyanın içinde.