Marmara'nın altındaki sessiz ateş: Olası İstanbul depremi için senaryolar sil baştan mı?
İstanbul’da beklenen olası büyük depreme ilişkin tartışmalar sürerken, Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş’tan ezber bozan bir değerlendirme geldi. Marmara Denizi’nin altındaki jeolojik yapıya dikkat çeken Bektaş, bölgedeki yüksek sıcaklık değerlerinin fay hatlarının klasik anlamda enerji biriktirmesini zorlaştırabileceğini ifade etti. Bu durumun, yıkıcı bir kırılma yerine uzun vadeye yayılan ve çoğu zaman hissedilmeyen “sessiz kayma” mekanizmasını öne çıkarabileceğini belirten Bektaş, İstanbul için sıkça dile getirilen büyük deprem senaryolarının bilimsel veriler ışığında yeniden ve çok boyutlu şekilde ele alınması gerektiğini vurguladı.
Haberin Devamı
/
İstanbul ve çevresinde olası büyük depreme ilişkin tartışmalar sürerken, Marmara Denizi’nin yer altı yapısına dair dikkat çekici bir bilimsel değerlendirme gündeme geldi. Jeoloji alanında önemli çalışmalarıyla bilinen ve Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden emekli olan Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara’nın altındaki jeodinamik özelliklere dair yeni verileri kamuoyuyla paylaştı.Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Marmara Denizi’nin altında alışılmışın üzerinde sıcaklık değerlerinin tespit edildiğini vurguladı. Bu durumun, yer kabuğunun manyetik özelliklerini etkileyen Curie derinliğini önemli ölçüde daha yüzeye yaklaştırdığına dikkat çekti. Prof. Dr. Bektaş, söz konusu değerlendirmesini, 2025 yılında Nature dergisinde yayımlanan ve Güvercin ile Barbot imzasını taşıyan bilimsel çalışmaya dayandırdı. Paylaşılan bulgulara göre, Marmara Denizi’nin altındaki yüksek ısı rejimi yalnızca bölgenin jeolojik yapısını değil, aynı zamanda fay sistemlerinin davranışını ve deprem dinamiklerini anlamada da kritik ipuçları sunuyor. Uzmanlar, Curie derinliğinin sığlaşmasının, yer kabuğundaki termal ve tektonik süreçlerin sanılandan daha aktif olabileceğine işaret ettiğini belirtiyor.
'Sessizce kayıyor kırılmayı azaltabilir'
/
Bektaş’a göre Marmara Denizi’ndeki sismik boşluğun altında yer alan bu yüksek sıcaklık koşulları, fay hatlarının klasik anlamda stres biriktirmesini engelliyor. Bu nedenle fayın, ani kırılmalarla büyük depremler üretmek yerine “sessiz kayma” (aseismik slip / creep) davranışı gösterebileceği değerlendiriliyor.
Haberin Devamı
/
Uzman isim, Marmara’daki fayın bu özelliği nedeniyle enerjiyi yavaş ve sürekli biçimde boşaltabileceğini, bunun da büyük bir kırılma riskini azaltabileceğini savundu.
'Termal bariyer' vurgusu
/
Bektaş, özellikle Orta Marmara segmenti için dikkat çekici bir değerlendirme yaptı. Bu bölümün, devasa bir deprem üretmek yerine beklenen büyük kırılmayı durduran bir “termal bariyer” işlevi görebileceğini belirtti. Paylaşımında şu ifadeleri kullandı:“Marmara Denizi’ndeki sismik boşluğun altında sıcaklık o kadar yüksek ki (Curie derinliği sığ), fay enerji biriktirip patlamak yerine sessizce kayıyor.”
Haberin Devamı
Haberin Devamı
Curie sıcaklığı ne anlatıyor?
/
Bektaş’a göre Marmara’daki Curie sıcaklığı (yaklaşık 580°C) derinliği, geçmiş depremlerin nedenlerini de açıklıyor. Bu bağlamda; 1999 İzmit (M7,4) ve 1912 Batı Marmara (M7,4) depremlerinin kilitli faylarda oluştuğunu, 1963 ve 2025 M6+ depremlerinin ise kısmen kilitli ve creep yapan faylar üzerinde meydana geldiğini, Deprem üreten sismik kabuğun Marmara’da inceldiğini ortaya koyduğunu ifade etti.
SENARYOLAR DEĞİŞTİ
/
Güvercin’in 2025 tarihli çalışmasına da değinen Bektaş, Marmara’da beklenen maksimum deprem büyüklüğünün M7,3 ile sınırlandırılmasının, klasik “boydan boya kırılma ile M7,5” senaryolarına karşı bilimsel bir üst sınır getirdiğini belirtti. Ancak creep davranışı ve geçmişte yaşanan 1963 ve 2025 M6+ depremlerinin, Marmara’da parçalı kırılma olasılığını desteklediğini de sözlerine ekledi.
Haberin Devamı
Haberin Devamı
'Deprem tehlikesine bakış değişebilir'
/
Osman Bektaş, Marmara Denizi’nin altındaki jeotermal koşulların, uzun süredir konuşulan büyük İstanbul depremi senaryolarını yeniden değerlendirmeyi gerektirdiğini vurguladı. Bektaş’a göre, Marmara’nın altındaki bu “ateş”, korkulan dev kırılmanın önündeki en önemli engellerden biri olabilir.