Mutlak butlana yakın mercek: İtiraz edilebilir mi? Kılıçdaroğlu görevi kabul etmezse ne olur?
Ankara BAM, kurultay davasında Kılıçdaroğlu yönetiminin CHP yönetimini devralmasına hükmetti. Daire, CHP'nin 4-5 Kasım 2023'te yapılan 38. Olağan Kurultayı'nın iptaline ilişkin açılan davada, "davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına" dair hükmüne ilişkin Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesince 24 Ekim 2025'te verdiği kararla ilgili istinaf kanun yolu incelemesini tamamladı. Buna göre, esas dava ile birleşmesine karar verilen dosyalar yönünden yapılan istinaf başvurularının kabulü ile Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesinin ilgili kararının kaldırılmasına karar verildi. Söz konusu davanın kabulüne karar veren Daire, CHP'nin 4-5 Kasım 2023'te yapılan 38. Olağan Seçimli Kurultayı'nın mutlak butlan nedeniyle malul olduğunun tespiti ile yapıldığı tarihten itibaren iptaline hükmetti.
"Mutlak butlan, bir hukuki işlemin ağır ve asli sakatlık nedeniyle baştan itibaren hukuk düzeninde geçerlilik kazanmamış sayılması sonucunu ifade eder" diyen Avukat Elvan Kılıç, "Bu nedenle her hukuka aykırılık mutlak butlan doğurmaz; bunun için işlemin kurucu unsurlarını etkileyen, ağır ve somut biçimde ortaya konulabilen bir sakatlık bulunması gerekir" dedi ve ekledi:
"Hukuken asıl mesele, ileri sürülen aykırılıkların işlemi sadece iptal edilebilir hale mi getirdiği, yoksa baştan itibaren hükümsüz sayılmasını gerektirecek ağırlıkta mı olduğudur. Bunu bilmek için kararı bilmek gerekir. Tek başına istinaftan bozularak gelmiş olması hukuken bir sonuç doğurmaz. İstinaftan hangi gerekçe ile geldiğine bakmak lazım yani mutlak butlanı gerektirecek ağır ve somut aykırılıklar var mı görmek gerekir."
“Bu yorum, ancak gerçekten son kurultayların yok hükmünde sayıldığı yönünde uygulanabilir bir karar varsa tartışılabilir” diyen Elvan Kılıç, şöyle devam etti:
“Böyle bir durumda geçerli son kurultay hangisi? Hukuken hangi organlar ayakta kabul edilir? soruları gündeme gelir. Ama bu, tek başına ve otomatik olarak eski genel başkan hemen göreve döndü anlamına gelmez. Bunun için kararın kapsamına, kesinleşme durumuna ve hukuki sonuçlarının nasıl uygulanacağına bakmak gerekir. Kısacası, bu doğrudan fiili görev değişimi değil hukuki sonuçları ayrıca değerlendirilmesi gereken bir süreç.”
Burada belirleyici olanın kişisel kabul değil hukuki statü olduğunun altını çizen Elvan Kılıç, “Yani mesele, bir kişinin görevi kabul edip etmemesinden önce, ortada uygulanabilir ve bağlayıcı bir yargı sonucunun bulunup bulunmadığıdır. Eğer hukuken böyle bir sonuç doğmuşsa, konu kişisel iradeden çok kararın hukuk düzeninde ne sonuç doğurduğu meselesine dönüşür. Dolayısıyla bu soru daha çok siyasi değil, kararın hukuki etkisiyle ilgilidir” dedi.
“İlk bakılacak husus bunun temyize açık olup olmadığı” diyen Elvan Kılıç, “Kararın niteliğine göre dosya Yargıtay incelemesine gidebilir. Kanun yolu süresi ise kararın türüne, usulüne ve tebliğ durumuna göre belirlenir. Sonuçta karar onanabilir, bozulabilir ya da dosya yeniden incelenmek üzere alt dereceye gönderilebilir” ifadelerini kullandı.