ÖZEL | Maskeye dönüş mü? Yeni pandemi endişesi: Hantavirüs! Uzmanından net sözler
Arjantin’den Cabo Verde’ye seyir halinde olan Hollanda bayraklı MV Hondius adlı gemide ortaya çıkan ciddi solunum yolu hastalığı vakaları, dünya kamuoyunun dikkatini hantavirüse çevirdi. Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, gemide şu ana kadar 8 vaka bildirildiğini, bunlardan 5’inin hantavirüs olarak doğrulandığını, 3 vakanın ise şüpheli olduğunu duyurdu. Vakalar arasında 3 ölümün bulunması endişeyi artırırken, sağlık otoriteleri süreci yakından takip ediyor. Uzmanlar ise hantavirüsün COVID-19 gibi olup olmayacağına dair sorulara yanıt verdi ve virüse dair ivedilikle dikkat edilmesi gereken noktaların da altını çizdi.
Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Arjantin’den yola çıkan MV Hondius adlı gemide görülen hastalık vakalarına ilişkin açıklama yaptı. Ghebreyesus, gemide şu ana kadar 8 vaka bildirildiğini, bunlardan 5’inin hantavirüs olarak doğrulandığını, 3 vakanın ise şüpheli olduğunu söyledi. Vakalar arasında 3 ölümün de bulunduğu açıklandı.
DSÖ’nün haftalık basın toplantısında konuşan Ghebreyesus, Birleşik Krallık sağlık otoritelerinin 2 Mayıs’ta, Arjantin’den Cabo Verde’ye giden Hollanda bayraklı gemide ciddi solunum yolu hastalığı görülen yolcular hakkında DSÖ’yü bilgilendirdiğini hatırlattı Ghebreyesus, hantavirüslerin, insanlarda ciddi hastalıklara yol açabilen, kemirgenler tarafından taşınan bir virüs grubu olduğunu belirterek, insanların genellikle enfekte kemirgenlerle ya da idrarları, dışkıları veya tükürükleriyle temas yoluyla enfekte olduğunu söyledi.
Hantavirüsle ilgili son uyarılar, özellikle sanal medyada “yeni bir salgın mı geliyor?” endişesine yol açtı. Ancak uzmanlara göre hantavirüs, COVID-19 gibi insandan insana hızla yayılan bir enfeksiyon değil. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burak Uzel, Avrupa’da gündeme gelen uyarıların toplumda yeni bir pandemi endişesi yaratmaması gerektiğini belirtti. Uzel, hantavirüsün temel bulaş yolunun kemirgenlerle temas olduğunu vurgulayarak, riskin özellikle farelerin idrarı, dışkısı ya da tükürüğüyle kirlenmiş kapalı ve tozlu alanlarda arttığını söyledi.
Hantavirüsün Amerika ve Avrupa kıtasında farklı özelliklerle seyir ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Önder Ergönül "Amerika kıtasındaki türü solunum yoluyla seyrederken Avrupa ve Asya kıtalarındaki ülkelerde ise daha çok böbrek tutulumuyla giden, kimi zaman öldürücü olabilen bir virüs ve Amerika kıtasındaki formunun yüzde 25 hatta bazen yüzde 50'ye varan ölümle sonuçlanıyor." ifadelerini kullandı. Kuluçka süresinin 2 hafta olduğunu vurgulayan Ergönül 8 haftaya kadar uzayabildiğini açıkladı. Hantavirüsün belirli bir tedavisi var mı? sorusunu da yanıtlayan Prof. Dr. Ergönül "Belirli bir tedavisi yok. Maalesef özel bir tedavisi yok, destek tedavisi var. Solunum sıkıntısı olunca oksijen verilecek ya da kan değerleri düşüyorsa o zaman kan verilecek. Ne eksikse o yerine konuluyor, buna da destek tedavisi diyoruz." dedi.
Hantavirüs, aslında doğada kemirgenler aracılığıyla yayılan ve oldukça dikkat edilmesi gereken bir hastalık türü. Bu virüsün en yaygın bulaşma yolu, fare veya sıçan gibi kemirgenlerin idrar, dışkı ya da salyalarının kuruyup toz haline gelerek havaya karışması... Eğer bu hava solunursa virüs vücuda giriş yapıyor Sadece solunum yoluyla değil, bazen bir kemirgenin ısırması veya tırmalaması gibi doğrudan temas durumlarında da bulaşma riski söz konusu. Hastalık ilk aşamada genellikle yüksek ateş, halsizlik ve şiddetli kas ağrıları gibi grip benzeri belirtilerle başlıyor. Ancak süreç her zaman bu kadar hafif ilerlemiyor; virüsün tipine göre akciğerlerde ciddi solunum yetmezliğine yol açabildiği gibi, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği gibi hayati risk taşıyan çok daha ağır tablolara da neden olabiliyor.
AB Komisyonu sözcülerinden Eva Hrncirova, MV Hondius adlı Hollanda bandıralı yolcu gemisinde hantavirüs vakalarının tespit edilmesinin ardından Hollanda Kraliyet Havayolları'nda (KLM) çalışan bir uçuş görevlisinin hantavirüs belirtileriyle Amsterdam'daki bir hastaneye kaldırılmasına ilişkin soruları yanıtladı. Durumu çok yakından takip ettiklerini aktaran Hrncirova, gerekli tüm makamlarla temas halinde olduklarını söyledi. Hrncirova, "Şu an elimizde bulunan verilere göre Avrupa'daki halk için, Avrupalılar için risk düşük seviyededir. Mevcut verilere göre şu aşamada endişe yaratacak bir durum bulunmuyor." diye konuştu.
