Garipçe ve Rumeli Feneri’ndeki balıkçılar kontrolsüz avcılıktan şikâyetçi: ‘Bereketi kaçırdılar'

Garipçe ve Rumeli Feneri’ndeki balıkçılar kontrolsüz avcılıktan şikâyetçi: ‘Bereketi kaçırdılar'

Türkiye’nin en büyük balıkçılık kasabalarından olan Garipçe’deki reislerle konuştuk. 30-40 yıldır burada balıkçılık yapan reisler, “Geçmişte burada çok sayıda balık türü avlıyorduk. Ancak kontrolsüz avcılık kıt senelerin çoğalmasına neden oldu. Kaçak avcılar yumurtlama dönemindeki balıkları avlıyor. Her yaz 400-500 bin lira kazanıyorlar ama denizde balık kalmıyor. Kaçak avcılardaki hassas radarlar bizim donanmada bile yok” diyor. (Emre Eser/Hürriyet)

Artan çevre kirliliği, küresel ısınma ve kontrolsüz tüketim doğal kaynakların hızla azalmasına neden oluyor. Denizler de dünya ve doğal yaşamın devamı için kritik bir role sahip. Ancak insanoğlu denizler konusunda pek dikkatli davranmıyor. Özellikle kaçak avcılık ve zararlı atıklar denizlerdeki canlı türlerinin hızla azalmasına neden oluyor. Biz de Türkiye’nin en büyük balıkçı kasabalarından biri olan Garipçe’ye gidip yıllardır Karadeniz sularında balıkçılık yapan reislerle konuştuk.

ÖNCEDEN BALIK BOLDU

Reislerin hepsini av öncesinde köy meydanında çay içerken yakalıyoruz. 30 yılı aşkın süredir bu köyde balıkçılık yaptığını belirten İlyas Yalçın, geçen yılın balıkçılık anlamında kurak geçtiğini ancak bu yıldan beklentilerinin yüksek olduğunu söylüyor. Karadeniz’in yıllar önce balıksayısı ve türü anlamında çok büyük bir zenginliğe sahip olduğunu aktaran Yalçın, “Bu işe ilk başladığımızda bu sular çok bereketliydi. Her 10 yılda bir neredeyse birkaç balık türünü kaybettik. Bunun en büyük sebebi kontrolsüz avcılık oldu. O yıllarda balık işine girenler çok zenginleşti ama denizde sonraki kuşaklar için bir şey kalmadı” diyor.

 

YASAK DÖNEMDE AV

Son yıllarda kaçak avcılığın arttığını söyleyen Yalçın, “Bu yıl denizlerde palamut bol diyoruz ama aslında daha bol olması gerekiyordu. Biz geçen yıla göre bir bolluktan bahsediyoruz. Geçen yıl denizde balık yoktu çünkü. Bazı tekneler av yasağının sürdüğü 4 ay boyunca yavrulama dönemindeki bütün balıkları avladı. Bu çok büyük bir tehlike. Bütün ekosistemi yok ediyorlar. Daha balıklar büyümeden ölüyor. Onlar belki bir iki ayda bu avcılıktan 400-500 bin lira kazanıyor ama denizdeki yaşam bitiyor. Balıkçılık ekosistemi ölüyor” ifadelerini kullanıyor.

KIT YILLARIN SAYISI ARTIYOR

Rumeli Feneri’nde yıllardır balıkçılık yapan bir başka reis Mustafa Deniz (50) ise Karadeniz’deki bereketin hızla azaldığını ifade ediyor. Balıkta her yılın aynı olmadığını aktaran Deniz, “Önceden bazen bir yıl, bazen iki yıl balık olmazdı. Ama balık olmayan yılların sayısı gittikçe artıyor. Bu kontrolsüz avlanmadan dolayı oluyor. Artık sadece bir tür balık avlamaya başladık. Zaten avlayacak balık da kalmadı. Bütün meralar boş” diye konuştu.

 

‘SUDA PLANLAMA ŞART
 
45 yıldır Karadeniz sularına açıldığını ifade eden 62 yaşındaki reis Namık Kemal Gerçek ise üniversitelerin su ürünleri fakültelerinin acil olarak yeni bir balıkçılık planlaması yapması gerektiğini ifade ediyor. Gerçek, şunları söylüyor: “ABD’de balıkçılar tek tip tekne ile avlanıyor. Böylece daha sürdürülebilir bir sistem oluşturuyorlar. Bizde maalesef büyük teknelere ayrıcalıklar tanınıyor. Bir standart yok. Ayrıca aynı suları paylaştığımız Gürcistan ve Bulgaristan da balıkçılık bizden çok farklı yapılıyor. Su aynı yöntem farklı. Sürekli onların gerisinde kalıyoruz. Tüm bunların düzeltilmesi gerekiyor.”

 

‘HASILAT SEZON SONU BÖLÜŞÜLÜYOR’

Gençlerin balıkçılığa bakış açısının değiştiğini ifade eden reisler, şunları anlattı: “Burada çalışan 200’den fazla tekne var. Her tekne 20-30 tayfa istihdam ediyor. Bu küçük teknelerde 5’e kadar iniyor. Reisler sezon başında kendi tayfasına kişi başı 10-15 bin lira önden ödeme yapıyor. Bu en az 200 bin lira demek. Daha sonra düzenli olarak haftalık ücret ödeniyor. Ve sezon sonunda o dönemki hasılata göre reis ve tayfa arasında paylaşım yapılıyor. Bazı gençler de balıkçılık için Afrika’ya gidiyor. Orada en az aylık 10 bin lira kazanıyorlar. Köyümüzden 50’ye yakın genç yurtdışına gitti böyle.”

O RADARLAR DONANMADA BİLE YOK

Kontrolsüz avcılıkla balıkçılık faaliyetlerinin de büyük zarar gördüğünü anlatan İlyas Yalçın, “Ülkemiz denizlerle çevrili ama biz bunun değerini bilmiyoruz. Daha fazla denetim yapılması gerekiyor. Çok agresif yöntemler kullanıyor. Bazı teknelerdeki radarlar bizim donanmada yok. Bir kısmı kaçak avcılık da yapıyor. Bu radarlar denizdeki en küçük balığı bile kilometrelerce öteden tespit ediyor. Denizleri kurutuyorlar” dedi.

Her gün öğleden sonra denize açılan tekneler denizde 14-15 saat kalıyor. Yakalanan balıklar ise limana gelen kamyonlarla Gürpınar’a gönderiliyor.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS