Kemal Kılıçdaroğlu: ''Söz veriyorum 400 vekili ben tamamlayacağım''

Kemal Kılıçdaroğlu: ''Söz veriyorum 400 vekili ben tamamlayacağım''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenlendi. Terör örgütünü kınadı. Gençlere seslendi, ''Provokasyonlara gelmeyin, gelirseniz terör örgütünün değirmenine su taşımış olursunuz'' dedi. Türkiye'nin bir ateş çemberi içine atıldığını ifade etti. ''Hala 400 milletvekili diyenler var söz veriyorum terörü bitireceksen 400 vekilin tamamlanmasına yardım edeceğim'' diye ekledi. Basına yönelik saldırıları da kınadı.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları


Türkiye çetin bir toplumsal barış sınavından geçiyor. Bu sınav hepimiz için geçerli. Bu sınavı iyi vermek, başarmak zorundayız. Cumhuriyetimiz, çocuklarımız, çağdaş Türkiye için başarmak zorundayız. Terör örgütü tam 30 yılı aşkın süredir bizi ayrıştırmaya, bölmeye, kardeşi kardeşe düşman etmeye çalışıyor. 30 yılda bunu başaramadı. Bütün eylemlerine rağmen toplumun sağduyusu galip geldi. Bu bizim toplumumuzun derin irfanını gösteriyor.


Ama bugün çok zor bir zamandan geçiyoruz. Teröre karşı çıkıyoruz elbette karşı çıkacağız, lanetliyoruz elbette lanetliyoruz. Elimizde bayraklar sokağa çıkıyoruz elbette çıkacağız. Ama bütün bunları yaparken terör örgütünün beklentilerini yapmayacağız. O bölünmemizi istiyor, bölünmeyeceğiz. Tasada ve kıvançta beraber olacağız her koşulda beraber olacağız. Ama provokasyonlara alet olursak farklı bir sürece çekilmiş oluruz. 77 milyon yurttaşın duyarlı olması lazım.



Gençlere seslendi


Özellikle genç arkadaşlarıma seslenmek istiyorum, bu ülkenin umudu, geleceği gençler, sizin vatan sevginizden kimsenin endişesi yok. Bayrağınıza olan sevgiyi, saygıyı biliyoruz. Ne olursunuz provokasyonlara izin vermeyin. Kendinizi birdenbire o sürecin içinde bulunabilirsiniz. Özenle kaçının. Kim gelir size etnik kimlik üzerinden, inanç üzerinden, yaşam tarzınız üzerinden siyaset yaparsa onun bölücü olduğunu unutmayın. Şunu söyleyin onlara bu ülkede yaşayan herkesi kucaklıyorum, her inanca saygı duyuyorum. Kimsenin yaşam tarzına müdahale edilmesini istemiyorumn deyin onlara. Onlar bölmek istiyor, böldürmeyin.


Bunları neden söylüyorum? Genç arkadaşlarıma söylüyorum. Yolcu otobüslerini taşlamak asla doğru değil. Bu vatan hepimizin. Ayrıştırırsak orası bizim değil algısını yaratmış, terör örgütünün ekmeğine yağ sürmüş oluruz. Etnik kimlik üzerinden ayrıştırmak ortaçağ düşüncesidir. Plaka üzerinden ayrıştırma yapılır mı, bizim vatanımız orası da. Neden ayrıştırma yapıyoruz, neden bölünüyoruz?


Bu ülkeyi bölmek için PKK değirmenine su taşımaktır, bu eylem. Ne olursunuz ülkenizi, bayrağınızı sevin, bölücülerin değirmenine su taşımayın. Siyasi partilere saldırmak, siyasi partiler yasalara göre kurulur- kapatılır. Bir partiyi sevmeyebilirsiniz, oy vermezsiniz ama yakıp yıkmak olmaz. Bu provakasyonlar çok tehlikelidir. Ben isterdim ki bu uyarıları Cumhurbaşkanı yapsın, kardeşliği, bütünlüğü savunsun. Bu memleket hepimiz desin. Nazım söylemiş, bu memleket hepimiz. Biz birilerinin vatanseverliğini ölçecek bir arayış içinde değiliz. Hepimiz vatanseveriz öyle kabul edeceğiz. Farklı olabiliriz ama aynı havayı paylaşıyoruz. Sevinçli günlerimizde de hüzünlü günlerimizde de beraber olmak zorundayız. Evet siyasi partiler vardır ama Türkiye'deki bütün partilerin terör örgütüyle aralarına set koymaları lazım, amasız, lakinsiz. Terör insanlık suçudur, karşıyız, nokta. Teröre karşı ortak çaba harcayacağız, nokta. O zaman biz oluruz. Dünya görüşlerimiz farklı olabilir, bunlar kendi ülkemizi sevmeyeceğiz anlamına gelmez. Biz ulusal kurtuluş savaşında beraber değil miydik o zaman veremeyeceğimiz bir şey yok. Kinle, nefretle değil akıl ve mantıkla sorunlarımızı çözeceğiz.


Medya ve basın bizim kulağımız, gözümüzdür. Bir gazeteyi okur veya okumayız, bir yazarı okuruz veya okumayız ama medya üzerine baskıyı asla kabul etmeyeceğiz. Medya özgürce yayınını yapacak. Bizim havuz medyası diye suçladığımız en sert eleştirilere muhattap olan gazetelere saldırı yapıldığında ilk telefonu açan geçmiş olsun diyen benim. İki şey farklı. Medyaya özgür alan bırakacaksınız. Kırmak, dökmek asla doğru değil. Sizinle beraber bir siyasetçi gidebilir o medyanın önüne, asarız keseriz diyebilir. O siyasetçi terör örgütünden farklı değil. Ayrıştırıyor çünkü.


Gençler sizin bizim geleceğimizseniz bu ülkenin değerlerine sahip çıkacaksınız. Birbirimizi eleştirebiliriz ama birbirimizi öldürmek doğru değil. Terör örgütü yıllardır bunu istiyor zaten. Siz gider de bir Diyarbakırlının dükkanını batıda yağmalarsanız nolacak, onu terör örgütünün kucağına atmış olacaksınız. Terör örgütünün 30 yıldır yapamadığını sakın yapmayın. Bayrağınızı alın, sloganınızı atın, terörü lanetleyin ama şiddet terör örgütünün değirmenine su taşımaktır.


Bu soruları sorun


Bazı sorularımız var. Sormak hepimizin ortak görevidir.


Doçka silahları bunlar ağır silah. Yüzlercesi terör örgütü tarafından tepelere konuşlandırıldı. Kimin zamanında nasıl konuşlandırıldı? Oraya hayvan sırtında gidiyor, konuşlanıyor. Bu silahlar konuşlanırken bu ülkeyi kim yönetiyordu? İstihbarat örgütü ne yapıyordu? Bu soruları soracaksınız.


Araçlar yolda gidiyor, zırhlı araçlar gidiyor. Bir ton bomba. Yolu kazıyorsunuz, gömüyorsunuz. Üstünde asfalt var. Askerlerimiz ve polislerimiz giderken patlatılıyor. Şu soruyu soracaksınız, bu bombalar oraya konulurken kim iktidardaydı ve neden önlemini almadı? Heronlar var, yerdeki karıncayı da tespit ediyor. Bıraktık karıncayı tonluk bombayı bile göremiyorsunuz. Siz nasıl hükümetsiniz diye sormalısınız.
Terör örgütü mensupları kimlik kontrolü yapıyor. Bunlar yapılırken kim iktidardaydı? Bu soruların yanıtını bilmeden bu sorunu çözemezsin. Bu soruların yanıtını kendi vicdanında arayacaksın.


22 Ağustos 2013, dönemin Başbakanı konuşuyor. Kullanılan cümle şu: ''Hazmedilemeyen bazı durumlara rağmen operasyon yapmıyoruz.'' O hazmedilemeyen durumlar neydi? Ne oldu da hazmedilmediği halde hazmettiniz. Ve toplumu bugün ateş çemberi içine attınız. Dönemin Başbakanına bunu sormalısınız.


Başka bir soru daha. 7 Eylül 2015 bakın ne diyor şimdiki Cumhurbaşkanı. ''Çözüm sürecini silah stoklama süreci olarak değerlendirdiler.'' Ee şu soruyu sormayacak mısın, ''bu stoklama yapılırken siz neredeydiniz?'' Bizi kandırdılar mı diyeceksiniz, siz çocuk musunuz? Şehitlerimiz geliyor, vatandaşım sormayacak mısın bu şehitlerin kanlarından kim sorumlu? Ve genç arkadaşım şunu bir kez daha kendine sor, bu ülkede devlet yönetiliyor mu acaba? Yoksa ciddi bir boşluk mu var? Bütün bunlara rağmen 400 milletvekili arayanlar var. Buradan söylüyorum terörü bitireceksen 400'ü ben tamamlayacağım. Hiçbir çocuğumuzun burnunun kanamasını istemiyorum. 


''400'ü ben tamamlayacağım''


Bütün bunlara rağmen 400 milletvekili arayanlar var. Buradan söylüyorum terörü bitireceksen 400'ü ben tamamlayacağım. Hiçbir çocuğumuzun burnunun kanamasını istemiyorum.


Böyle bir tabloyu ülke haketmiyor. Bir sonraki seçimi düşünüp vatandaşını ateşe atanlar bu ülkeyi yönetemez. Defalarca söyledik yine söyledik bu sorunu çözmek için bir masa kurulacaksa o masanın parlamentoda kurulmalı. En tutarlı görüşleri biz ortaya koyduk. Çünkü biz akılcıyız, aklın üstünlüğüne inanırız. Onlar ortak akla değil üst akla inanıyorlar. O akıl da Türkiye'yi bu hale getirdi.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS