Libya tezkeresi kabul edildi

Video: Libya tezkeresi kabul edildi

TBMM, Libya'ya asker gönderilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresinin görüşmeleri için olağanüstü toplandı. Görüşmelerin ardından yapılan oylamada tezkere kabul edildi. Libya Tezkeresi TBMM'den 325 oyla geçti. Tezkereye 184 milletvekili ret oyu verdi. Meclis'te elektronik oylama sonuçlandı.

Libya'ya asker gönderilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. 


Tezkere 184 ret oyuna karşı 325 oyla kabul edildi. 509 milletvekili oylamaya katıldı. Oylama elektronik ortamda yapıldı. Meclis'te grubu bulunan partilerden birer isim 20'şer dakikalık konuşma yaptı. 


CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, görüşmelere geçilmeden önce söz alarak, Genel Kurulun çalışmalarına ara verdiği dönemde, Şentop'un toplanma çağrısının "gündem güvencesinin" ihlali anlamına geldiğini, bunun Anayasa ve İçtüzük'e aykırı olduğunu savundu. Özel, Şentop'un, Meclis Genel Kurulunu, "bir kişinin tayin ettiği tarihte toplantıya çağırdığını" da iddia etti.


AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Doğan Kubat, TBMM Genel Kurulunun 7 Ocak 2020'ye kadar çalışmalarını hukuken ertelediğini belirterek, Meclisin olağan ve olağanüstü toplantılarının nasıl gerçekleşeceğinin İçtüzük ve Anayasa'da düzenlendiğini, bu bağlamda da Meclis Başkanı Şentop'un Genel Kurulu toplantıya çağırmasının kurallara ve şartlara uygun olduğunu vurguladı.


TBMM Başkanı Şentop da TBMM'yi değil, Genel Kurulu toplantıya çağırdığına dikkati çekerek, bunun Anayasa ve İçtüzük'e uygun olduğunu vurguladı.


Meclisi tatilde ve ara vermede toplantıya çağırmaya yönelik kuralların, Genel Kurulun ara vermesi halinde de geçerli olacağına işaret eden Şentop, "21 Aralık'ta alınan karar, bir tatil ve ara verme kararı değildi. TBMM bir tatilde ve ara vermede değildi. Sadece Genel Kurul toplanmama kararı almıştı. Ben TBMM'yi değil, Genel Kurulu toplantıya çağırdım. Aynı şey değil çünkü 21 Aralık'ta alınan karardan sonra TBMM'de komisyonların çalışmalarını sürdürmelerine bir engel yoktu." diye konuştu.


AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı da "Toplantıyı Anayasa'ya ve İçtüzük'e uygun bir şekilde yaptığınız kanaatindeyim. Buna ilişkin referanslar da verildi. Esasen bugün toplantıya gördüğünüz gibi Meclis de hazır bulunmakta ve yapmış olduğu yoklamada da Genel Kurulun iradesinin de toplanma istikametinde olduğu bir kez daha kayıtlara geçmiş bulunmaktadır. Tezkereyi görüştüğümüzde yeniden Genel Kurulun iradesi tecelli edecektir." ifadelerini kullandı.


TBMM Başkanı Şentop, daha sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla TBMM Başkanlığına gönderilen Libya'ya asker gönderilmesine ilişkin tezkereyi okuttu.



İLK KONUŞMAYI İYİ PARTİLİ AYTUN ÇIRAY YAPTI 


Libya tezkeresinin Meclis Genel Kurulundaki görüşmeleri, İYİ Parti Grubu adına İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın konuşmasıyla başladı.


İYİ Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray, Libya'ya asker gönderilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi hakkında, kürsüye gelerek konuşma yaptı. Çıray, "Ulusal mutabakat hükümetinin yıkılması durumunda mavi vatanın elden gideceği" tezinin doğru olmadığını ileri süren Çıray, "Hükümet Libya'da basiretsiz bir göçü teşvik etmektedir. Mehmetçik iç savaşın tarafı haline getiriliyor. Türkiye, Arap coğrafyasında nefret objesi haline gelecektir." ifadelerini kullandı.


Libya'nın yüzde 70'ine yakın bir alanı elinde tutan Hafter güçlerine Rusya başta olmak üzere birçok ülkenin destek verdiğine işaret eden Çıray, "Libyada ahlaksız bir iç savaş yaşanıyor. Bazıları aynı anda iki tarafa silah veriyor. Mehmetçik, bölgede Vietnam gibi bir iç çatışmanın içerisine sokulabilir. Mehmetçiğimizi milli güvenliğimizle hiçbir ilgisi olmayan bir iç savaşın belirsiz ateşi hattına bırakamayız." diye konuştu.


Türk askerinin savaşçı ve cesur olduğunu, Mehmetçiğin bu özelliğinin ancak milli davalarda değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Çıray, milliyetçiliğin ve vatanseverliğin gereği olarak bu tezkereye "hayır" dediklerini ifade etti.


"Libya ile sınırları olan ve milli güvenlik riski taşıyan Tunus, Cezayir ve Mısır neden asker göndermiyor?" sorusunu soran Çıray, "Sokakta vatandaşlar, 'Suriye'de ne işimiz vardı?' diyor, şimdi de 'Libya'da ne işimiz var?' diye soracaklar. Suriye'de PKK'ya devlet kurdurma planları devam ederken şimdi de Libya çıktı. Doğu Akdeniz'de bu kadar dert varken donanmanın gücünü neden ikiye bölüyorsunuz? BM ve uluslararası hukuk açısından büyük bir meşruiyet sorunuyla karşı karşıya kalma riski söz konusu. Bazıları Libya iç savaşında ellerini ovuşturarak bizi bekliyor. İYİ Parti olarak milli güvenliğimizin tehdit edilmediği bir yerde bu tezkereye hayır diyeceğiz." ifadelerini kullandı.


Çıray, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Meclis'e gelerek tezkereyi savunması gerektiğini ancak hükümetten bir bakanın bile tezkere görüşmesine katılmadığını belirtti.




HDP ADANA MİLLETVEKİLİ ORUÇ: TEZKEREYE NET BİR BİÇİMDE HAYIR DİYORUZ


HDP Grubu adına konuşan Adana Milletvekili Tulay Hatımoğulları Oruç ise tezkereyi "savaş tezkeresi" olarak nitelendirerek, "İktidar, savaş siyasetinden ve savaş merkezli dış politikadan vazgeçmeyeceğini daha senenin ikinci gününde Türkiye ve dünya kamuoyuna deklare etmiş oldu." ifadesini kullandı.


 
Meclisin olağanüstü toplanmasını yadırgadıklarını belirten Oruç, "Bu tezkereye net bir biçimde hayır diyoruz. Çünkü bu tezkere, iktidarın dış siyasette muhteşem başarısızlığının ve değerli yalnızlığının bir kez daha tescil edilmesi anlamına geliyor." diye konuştu.


MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ AKÇAY: AKDENİZ'DE MAVİ VATANIMIZI KORUYORUZ


Tezkere üzerinde MHP Grubu adına konuşan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ise emperyalist emellerini, bölgedeki istikrarsızlığı destekleyerek, Hafter gibi yasadışı aktörleri finanse ederek gerçekleştirmeye çalışan odakların yanında değil karşısında durmanın "milli duruşun kayıtsız şartsız gereği" olduğunu belirtti.


Libya ile yapılan anlaşmaların, Türkiye'nin Akdeniz'deki hak ve hukukunu koruma yolunda atılmış isabetli adımlar olduğunu anlatan Akçay, "Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki varlık ve egemenlik hakkının muhafazası, Libya'daki meşru hükümetin varlığını devam ettirmesine, bu ülkenin güvenlik, istikrar ve huzura kavuşmasına bağlıdır." diye konuştu.


Tezkerenin, Libya'nın istikrar, huzur ve güvenliğine destek veren Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hak ve çıkarlarını muhafaza ettiğini ve bölgesel barışa katkı verdiğini kaydeden Akçay, "Doğu Akdeniz dünya jeopolitiğinin önemli bir sahasıdır. Bölgesel gelişmeler Türkiye'nin bu sahada güçlü ve etkili olmasını zorunlu kılmaktadır." ifadesini kullandı. 


"AB'den gelen yaptırım açıklamaları, İsrail, Yunanistan, Mısır'dan gelen ve nazarımızda hiçbir kıymeti olmayan karşı açıklamalar hepimizin malumudur." diyen Akçay, şöyle devam etti:


"Doğu Akdeniz artık, Libya'nın da dahil olduğu daha geniş bir coğrafyayı işaret etmektedir. Anlaşmaları imzalayıp onaylayan Libya Ulusal Mutabakat Hükümetinin iktidarda kalması Türkiye ve Libya açısından olduğu kadar, Doğu Akdeniz'in geleceği bakımından da çok önemli bir meseledir." 


Libya'ya asker göndermenin, silah ve mühimmat ile teknik ve askeri bilgi desteği sağlanmasının uluslararası hukuk açısından meşru olduğunu kaydeden Akçay, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2015 yılındaki 2259 sayılı kararının, Türkiye'ye ve Birleşmiş Milletlere üye diğer ülkelere bu sorumluluğu verdiğini anlattı.


Akçay, uluslararası kuruluşlar aracılığıyla barış ve güvenlik alanında en kuvvetli katkıyı sunan Türkiye'nin, yine uluslararası hukuk bağlamında kendi güvenliğini korumak için sınır ötesi harekatlar gerçekleştirmesinin hiçbir yanlış ya da gayrihukuki yanı olmadığını vurgulayarak, şöyle devam etti: 


"Türkiye haklı, hukuki ve meşru bir zeminde faaliyet yürütmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, bütün operasyonlarda dünyaya en güzel insanlık dersleri veren asil ve şanlı bir ordudur. Türk askeri barışın güvercini, savaşın kartalı, kadife eldiven içinde çelik yumruktur. Tezkerenin kabulüyle Libya'yla akdedilen mutabakat muhtıralarıyla elde edilen kritik kazanımlar muhafaza edilecek, Türkiye için kritik öneme sahip Libya'yla ilişkiler güçlendirilecek, AB dahil çeşitli aktörlerin etkin olmaya çalıştığı Libya'da ve Afrika'da her bakımdan etkinliğimiz artacak, Doğu Akdeniz'deki ve Suriye'deki varlık ve politikaları nedeniyle Türkiye'ye karşı faaliyetler yürüten ülkelere karşı durum üstünlüğü elde edilecek ve mücadele yeni bir boyut kazanacak. Akdeniz'de merkezi bir konumda konuşlanma imkanı elde edilecek, Yunanistan'a yönelik çevreleme politikasını yürütme fırsatı daha da bir inisiyatif kazanacaktır."


"İçinde bulunduğumuz coğrafyanın geleceği bölgede tarihi ve emperyal emelleri olan ülkeler tarafından iç karışıklıklar ve vekalet savaşları vasıtasıyla şekillendirilmeye çalışılırken, Türkiye'nin bu duruma kayıtsız kalması akıl dışıdır." diyen Akçay, şu görüşlerini paylaştı:


"Bu tezkereyle Akdeniz'de mavi vatanımızı koruyor, haklarımızın gasbedilmesini engelliyor, kardeş ülke Libya'nın istikrarına ve bölgesel barışa katkı yapıyoruz. Masada oluşan realite bu tezkereyle sahada da perçinlenecektir. Türkiye, Doğu Akdeniz'de meselelere ve gelişmelere mahkum değil, hakim konumdadır ve bu konumunu sürdürmeye kararlıdır. Türkiye, Libya'ya savaşmak için değil, barış ve huzurun tesisi ve Birleşmiş Milletler kararlarında öngörüldüğü üzere, meşru Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne destek vermek için gitmektedir."

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS