SON DAKİKA... Terörsüz Türkiye'de kritik gün! Yasa teklifi TBMM'ye sunuldu
Son dakika haberine göre; AK Parti Grubu bugün basına kapalı toplandı ve Terörsüz Türkiye yasa teklifini görüşüldü. Toplantının ardından teklif, yasalaşma süreci için TBMM Başkanlığına sunuldu. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, teklifin 360 milletvekilinin imzasıyla sunulduğunu açıkladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Sayın Cumhurbaşkanımızın dirayetli liderliğinde Türkiye Yüzyılı vizyonu ile terörsüz bir Türkiye ortamında demokrasi ve kalkınma yolunda standartlarımızı yükseltmeye, güçlü iç cephemiz ile bölgemizdeki emperyalist tuzakları boşa çıkarmaya devam edeceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sanal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi bugün milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclisimizde geniş bir mütabakatı yansıtan imzalarla taktire sunuldu. Hayırlı olsun. Ülkemizin huzuru ve kardeşliği daim olsun. Sayın Cumhurbaşkanımızın dirayetli liderliğinde Türkiye Yüzyılı vizyonu ile terörsüz bir Türkiye ortamında demokrasi ve kalkınma yolunda standartlarımızı yükseltmeye, güçlü iç cephemiz ile bölgemizdeki emperyalist tuzakları boşa çıkarmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Terörsüz Türkiye yasa teklifine ilişkin açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kapsamlı istişareler neticesinde hazırlanan Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, aziz milletimizin çözüm iradesini yansıtan geniş bir mutabakatla bugün Gazi Meclisimizin takdirine sunuldu.
Türkiye’yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmayı, millî birlik ve beraberliğimizi perçinlemeyi, ülkemizde ve bölgemizde huzur iklimini güçlendirmeyi hedefleyen bu adımın hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Gerek kanun teklifinin tekemmül ettirilmesine gerekse sürecin başarıya ulaşmasına katkı veren başta Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere, siyasi parti gruplarımıza ve milletvekillerimize teşekkür ediyorum." dedi.

TBMM Başkanlığına sunulan teklifin gerekçesinde devletin temel amaç ve görevleri hatırlatılarak, kamu düzeninin korunmasının yanı sıra toplumsal barışın güçlendirilmesinin de devletin asli görevlerinden biri olduğu belirtildi. Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girildiği bu dönemde Türkiye'nin, güvenlik, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerini birbirini tamamlayan unsurlar olarak değerlendiren yeni bir perspektifle geleceğe yürüdüğü ifade edilen gerekçede, şunlar kaydedildi:
"Nitekim bu yüzyıl, yalnızca yeni bir zaman dilimini değil, aynı zamanda devletin demokratik hukuk devleti niteliğini daha da güçlendirecek, milli birlik ve beraberliği tahkim edecek, toplumsal huzuru kalıcı hale getirecek ve milletimizin ortak geleceğini güvence altına alacak bir vizyonu ifade etmektedir. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, milli egemenlik ilkesi ve ortak vatandaşlık bilinci etrafında şekillenen bu vizyon, yalnızca kamu düzeninin korunmasını değil, aynı zamanda toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini ve ortak geleceğin daha sağlam temeller üzerinde inşa edilmesini de gerekli kılmaktadır."
Terörün tamamen sona erdiği bir Türkiye'nin, güvenlik, demokrasi, ekonomik kalkınma ve hukuk devleti bakımından daha güçlü bir geleceği vaat ettiği vurgulanan gerekçede, "Güvenlik için ayrılan kaynakların eğitime, bilime, teknolojiye, üretime, altyapıya ve sosyal kalkınmaya yönlendirilebilmesi, ülkenin her köşesinde huzur ortamının güçlenmesine ve gelecek nesillerin şiddetin etkisinden uzak, güven içerisinde yaşayabilmelerine önemli katkı sağlayacaktır." değerlendirmesinde bulunuldu.
Uzun yıllara yayılan mücadele sürecinde yalnızca güvenlik tedbirleriyle yetinilmediği, ekonomik, sosyal ve demokratik nitelikte çok yönlü politikaların hayata geçirildiği aktarılan gerekçede, bu sorunun, sadece güvenlik temelli değerlendirilmediği, tüm boyutlarıyla ele alınarak bütüncül bir yaklaşım sergilendiği kaydedildi.
Özellikle 2002'den itibaren temel hak ve hürriyetlerin güçlendirilmesi, devlet ile millet arasındaki bağın kuvvetlendirilmesi ve demokratik standartların yükseltilmesi amacıyla kapsamlı reformlar gerçekleştirildiği anımsatılan gerekçede, TBMM tarafından kabul edilen ve milletin onayladığı anayasa değişiklikleri ve diğer kanuni düzenlemeler sayesinde hukuk devleti ve demokratikleşme alanında önemli ilerlemeler sağlandığı anlatıldı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, hukuk devleti ilkesi, demokratik siyasal düzen ve kamu güvenliği esas alınarak toplumsal huzurun kalıcı biçimde tesisinin amaçlandığı bildirilen gerekçede, silahlı yapılanmaların ortadan kaldırılması ve demokratik siyaset alanının güçlendirilmesi suretiyle toplumsal bütünleşmenin sağlanması ve milletin ortak değerlerinin korunmasının bu yaklaşımın özü olduğu belirtildi.
"Sorunun çözümü toplumsal düzenin tesisi bakımından stratejik öneme sahip"
TBMM bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun farklı siyasi görüşlerin, toplumsal beklentilerin ve hukuki değerlendirmelerin ortak bir zeminde ele alınmasına katkı sunan önemli bir istişare ve değerlendirme merkezi olarak görev ifa ettiği belirtilen gerekçede, Komisyon çalışmalarının ortaya çıkan sorunların bütün yönleriyle değerlendirilmesine, mağduriyetlerin tespitine, toplumsal uzlaşının güçlendirilmesine ve ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelerin kapsamlı şekilde ele alınmasına imkan sağladığı ifade edildi. Böylelikle Millet iradesinin tecelligahı TBMM'nin toplumsal sorunların çözümünde üstlendiği anayasal sorumluluğun bir kez daha somut biçimde ortaya konduğu bildirilen gerekçede, şunlar kaydedildi:
"Hukuk devleti, yalnızca suçların cezalandırılmasını esas alan bir sistem değildir. Hukuk devleti, adaletin sağlanmasını, kamu güvenliğinin korunmasını, toplumsal huzurun güçlendirilmesini ve suç işleyen bireylerin yeniden topluma kazandırılmasını da gözeten çok boyutlu bir anlayışı ifade etmektedir. Bu yaklaşım doğrultusunda ceza adalet sistemi, yalnızca geçmişte işlenmiş suçlara karşılık verme amacını taşımamakta, kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanması, yeniden suç işlenmesinin önlenmesi, hükümlünün hukuk kurallarına saygılı bir birey olarak yaşam sürmesinin teşvik edilmesi ile toplumsal barışın güçlendirilmesine hizmet etmektedir. Süreçte ulaşılan mevcut aşamanın kalıcı hale getirilebilmesi, güvenlik tedbirlerinin etkin şekilde sürdürülmesinin yanında ceza adalet sisteminin de kamu güvenliğini uzun vadede destekleyecek şekilde geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çerçevede hazırlanan teklifle gelecekte benzer acıların yaşanmasının önlenmesi, elde edilen kazanımların kalıcı hale getirilmesi, kamu güvenliğinin daha güçlü biçimde tesis edilmesi, ceza adalet sisteminin geliştirilmesi ve belirli şartların oluşması halinde ilgili kişilerin hukuk düzenine bağlı bireyler olarak toplumla bütünleşmesi amaçlanmaktadır."
"Anayasa'nın öngördüğü ölçülülük ve adil denge gözetilmiştir"
Kanun koyucunun ceza ve infaz politikalarını belirleme konusundaki takdir yetkisinin, hukuk devleti ilkesinin çizdiği sınırlar içinde kamu yararını gerçekleştirmeye yönelik anayasal bir yetki olduğuna işaret edilen gerekçede, "Toplumsal şartların değişmesi, güvenlik politikalarının ulaştığı seviye, ceza adalet sisteminin uygulama sonuçları ve kamu düzeninin ihtiyaçları dikkate alınarak ceza adalet sisteminde yeni düzenlemeler yapılması, çağdaş hukuk devletlerinde yasama organının doğal ve anayasal görevlerinden biridir." ifadelerine yer verildi.
Gerekçede, şunlar kaydedildi:
"Teklif, mahkumiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu sona erdiren bir düzenleme niteliğinde değildir. Devam eden soruşturma ve kovuşturma süreçleri ile kesinleşmiş mahkumiyet hükümleri bütün hukuki sonuçlarıyla varlığını korumakta, suçun vasfına, mahkumiyet kararına veya ceza sorumluluğuna ilişkin herhangi bir değişiklik öngörülmemektedir. Bu yönüyle teklif, hukuki niteliği itibarıyla ceza adalet sistemi ile infaz hukukuna ilişkin sınırlı ve koşullu bir kanuni düzenleme niteliği taşımaktadır."
"Terörsüz Türkiye" sürecinin sağlıklı, gerçekçi ve sürdürülebilir bir zemine oturtulabilmesi açısından uluslararası tecrübelerin de değerlendirildiği bildirilen gerekçede, 40 yılı aşan mücadele birikimi dikkate alınarak Türkiye'nin kendi tecrübesi, toplumsal gerçekliği ve devlet geleneğiyle şekillenen özgün bir "Türkiye Modeli" oluşturulduğu belirtildi.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunca ortak aklı ve asgari müşterekleri önceleyen bir yaklaşımla ortaya çıkan rapor doğrultusunda hazırlanan teklifin, süreç kapsamında öngörülen hukuki düzenlemelerin ilk adımını teşkil eden temel bir çerçeve oluşturduğu kaydedilen gerekçede, şu ifadeler kullanıldı:
"Sürecin dinamik yapısı dikkate alındığında, uygulama sırasında ortaya çıkabilecek ihtiyaçlar, elde edilecek tecrübeler ve değişen şartlar ile gereklilikler doğrultusunda, sürecin hedefine uygun şekilde ilerlemesini sağlamak amacıyla yasama organının takdiri çerçevesinde ilgili mevzuatta ilave değişiklikler yapılması veya yeni kanuni düzenlemelerin ihdas edilmesi söz konusu olabilecektir. Belirtmek gerekir ki süreç, yalnızca ülkemizde değil, ülkemizin de içinde bulunduğu tüm coğrafyada barış ve kardeşliği yeniden oluşturmaya yöneliktir. Bu kapsamda örgütün feshi ve silahların bırakılmasıyla başlayan süreç, ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelerin yürürlüğe konulmasıyla artık milletin eseri olacaktır."

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’muzun hazırladığı rapor doğrultusunda şekillenen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığımıza sunulmuştur.
Gazi Meclisimizin çatısı altında yürütülen çalışmalar, devlet aklı ile millet irfanını aynı amaçta buluşturan eşsiz bir demokrasi örneği olmuştur.
Farklı siyasi anlayışları, böylesine önemli bir ortak paydada buluşturan bu çalışma, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda ülkemizin iç kalesini tahkim edecek, millî birlik ve kardeşliğimizi daha da güçlendirecek önemli bir merhaledir.
İnanıyoruz ki bu adım; siyasi ve fikri iklimin değişmesiyle, Cumhuriyetimizin ikinci asrında ülkemizin önüne yeni imkânlar ve fırsatlar sunacak, demokrasimizin güçlenmesini, milletimizin refahının artmasını, güven ve kardeşliğin pekişmesini sağlayarak yeni bir dönemin kapısını aralayacaktır.
Bu sürece katkı sunan siyasi partilerimize, görüş ve önerileriyle çalışmalara değer katan sivil toplum temsilcilerimize ve süreci sağduyuyla takip eden basın emekçilerimize teşekkür ediyorum.
En büyük teşekkürü ise sabrıyla, ferasetiyle ve desteğiyle ülkemizin ortak geleceğine sahip çıkan aziz milletimiz hak etmektedir.
Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum.
Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’muzun hazırladığı rapor doğrultusunda şekillenen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığımıza sunulmuştur.
— Numan Kurtulmuş (@NumanKurtulmus) August 5, 2026
Gazi Meclisimizin çatısı altında yürütülen…
AK PARTİ GRUP BAŞKANI ABDULLAH GÜLER;
"CUMHURBAŞKANIMIZA VE DESTEK VEREN SİYASİ PARTİLERE TEŞEKKÜR EDİYORUZ"
Çok değerli basın mensupları, ismi itibarıyla Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifimiz toplamda 12 maddeden oluşuyor. Yürütme ve yürürlük maddeleriyle beraber. Biraz sonra kanunun içeriğine dair madde başlıkları hakkında da sizlere teknik olarak neler getirdiğine ilişkin açıklamalarımızı yapacağız. Ben bu sürece gelene kadar öncelikli olarak teşekkürlerimizi arz edeceğimiz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a, Sayın Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye ve biraz sonra imza sahipleri olarak DEM Parti Grubu'na, yine biraz sonra izahatını yapacağız Cumhuriyet Halk Partisi Grubu'na ve eş genel başkanlarına, genel başkanlarına teşekkür ediyoruz. Yine bu konuda imzalarını eksik etmeyen HÜDA PAR'a ve bağımsız milletvekillerimize, yine Yeni Yol Grubu'ndan bazı milletvekili arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz.
KOMİSYON CUMA GÜNÜ TOPLANACAK
Toplama baktığımızda yaklaşık 360'a yakın imzayla teklifimizi Meclis Başkanlığımıza arz ettik. Tabii bu teklife daha sonradan İçtüzük kapsamında teknik olarak desteklediklerini, imzaladıklarını ifade edecek milletvekillerimiz de olacaktır. Süreç açısından bu şekilde devam edecek. Tabii komisyonumuz, Adalet Komisyonu Başkanımızın kendi planlaması çerçevesinde, İçtüzük kapsamında 48 saat sonra, yani cuma günü öğleden sonra saat 14.30-15.00 gibi inşallah komisyon toplantısı için gerekli davetlerini yapacaktır.
"SÜREÇ BİR YIL ÖNCE KURULAN KOMİSYONLA BAŞLADI"
Değerli basın mensupları, şimdi bu sürece kadar biz nasıl geldik? Bu konuda biraz sizleri teknik olarak aydınlatmak istiyorum. 5 Ağustos 2025 tarihinde malumunuz Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde, Meclis Başkanlığımızın başkanlığında Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kuruluşundan itibaren ilk toplantısını bundan tam bir yıl önce, 5 Ağustos 2025 tarihinde yapmıştı. Devamında da yaklaşık 18 toplantı icra etti. Gerek başkan olarak, gerek şahıs olarak, gerek dernek başkanı, sendika başkanı, baro başkanı olarak, korucu ailelerimizin mensupları olarak, şehit ve gazi derneklerimizin başkanları olarak, yine ailelerimizin temsilcileri olarak, Diyarbakır Annelerinin temsilcileri olarak, Barış Annelerinin temsilcileri olarak birçok değerli hocamızı, ceza hukukçularımızı ve bu tür süreçleri akademik olarak yakından çalışmış hocalarımızı dinledik. Toplam 137 kişi. Hakikaten çok kıymetli, çok değerli fikirler orada konuşuldu ve dile getirildi.
"KOMİSYON RAPORU ŞUBAT AYINDA TAMAMLANDI"
Yine İçişleri Bakanlığımız, Milli Savunma Bakanlığımız, MİT Başkanlığımız, Dışişleri Bakanlığımız ve Adalet Bakanlığımız değişik dönemlerde komisyona gelerek mevcut durumları, gelişmeleri ve sürecin ilerleyişini komisyonumuza bildirdi. Peki komisyonumuz nihayetinde şubat ayına gelindiğinde çalışmalarını tamamladı. Raporları bir bütün hâline getirerek oraya temsilci veren gruplarımızın ve yine grubu olmayan siyasi partilerin temsilcileriyle beraber uzun istişareler ve müzakereler sonucunda bir rapor ortaya çıktı."
"EN KRİTİK EŞİK ÖRGÜTÜN SİLAH BIRAKMASININ DEVLET TARAFINDAN TEYİT EDİLMESİ"
Raporumuzu sizinle paylaşmak istiyorum. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu, 18 Şubat 2026 tarihi itibarıyla yayımlandı. Ortak mutabakatla hazırlandı. İki milletvekilimizin tabii farklı düşünceleri vardı ama büyük bir ekseriyet ve büyük bir çoğunlukla bu rapor yayımlandı. Bütün kamuoyuyla paylaşıldı ve internet sitesinde yer alıyor. Burada raporumuzun 6. başlığında, sürece ilişkin yasal düzenleme önerileriyle beraber bir başlık var. Buradan birkaç konu başlığını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Komisyonun bir diğer önemli görevi, örgütün silah bırakma süreciyle birlikte ortaya çıkacak durumu yönetecek yasal çerçeveyi belirlemektir. Milli dayanışma ve kardeşliğimizi pekiştirecek adımların atılmasının geniş katılımlı, temsil gücü yüksek, açık ve şeffaf bir istişare süreciyle temin edilmesi amaçlanmaktadır. Rapor devam ediyor değerli arkadaşlar. Özellikle 6.1 başlığı kritik bir eşik olarak örgütün silah bırakmasını ele alıyor. Raporda aynen deniliyor ki, süreçte en kritik eşik, PKK/KCK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bırakmasının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesidir. Raporumuzun önemli başlıklarından biri de budur.
"AMAÇ, SİLAHI BIRAKANLARIN TOPLUMA KAZANDIRILMASI"
Yine raporda, tespit ve teyit sürecinin sağlıklı bir şekilde tamamlanmasının yalnızca silahlı örgüt tehdidinin sona erdiğinin ilanıyla sınırlı kalmayacağı, aynı zamanda oluşan yeni durumun gerektirdiği hukuk ve politika çerçevesinin hayata geçirilmesi için bir başlangıç noktası olacağı ifade edilmektedir. Burada 6. maddenin 1. fıkrasında, örgütün tüm unsurlarıyla feshi, silahların teslimi ve bırakılması sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda da bütün partiler arasında genel bir anlayış ve mutabakatın varlığı rapora yansımaktadır. Peki 6.2 fıkrasında toplumsal bütünleşmeyi güçlendirecek yasal düzenlemelerin içeriği nasıl olacak? Raporda aynen şu ifadeye yer veriliyor. Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini temin etmek üzere, silah bırakmayla birlikte süreci ve sonrasını yönetecek, amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Tabii burada hazırlanacak kanunun, silahı ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını, silah ve şiddete kalıcı olarak son verilmesini ve meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini hedeflediği de raporumuzda ifade edilmektedir.
"AF YA DA CEZASIZLIK ALGISI OLUŞTURMAYACAK"
Yine raporda, bu doğrultuda gelişen olayların örgüt mensuplarının yalnızca silah bırakma sonrasındaki hukuki durumlarını tespit ve tayin etmeye yönelik olmaması gerektiği belirtilmektedir. Kanunun aynı zamanda ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı şekilde toplumla bütünleşmesi ve topluma kazandırılması noktasında da bir hedef ortaya koyması gerektiği ifade edilmektedir. Tabii burada yine raporun 6.3 maddesinde, yapılacak yasal düzenlemelerin toplumda asla bir cezasızlık ya da af algısı oluşturmaması gerektiği de açıkça ifade edilmektedir.
SÜRECİ TAKİP EDECEK MEKANİZMA KURULACAK
Değerli basın mensupları. Yine 6. maddenin 5. fıkrasında rapor, kanunla örgüt mensuplarının tabi olduğu sürecin izlenmesini ve raporlanmasını temin edecek, yürütme içerisinde bir mekanizmanın oluşturulmasını önermektedir. Kanunumuzda da bu husus biraz sonra ayrıntılarıyla anlatacağımız şekilde karşılık bulmuştur. Bu hedef doğrultusunda bir çalışma ortaya konulmuştur. Yine kanunda yürütmeye verilecek çerçevesi belirlenmiş yetki kapsamında kamu kurum ve kuruluşları arasında eş güdüm sağlanması ve bu suretle sürecin etkin bir şekilde yürütülmesi de raporumuzda hedeflenmekteydi. Kanunumuzda da bu konuda arkadaşlarımızla mutabakata varılarak metin hazırlanmıştır.
"SÜREÇTE GÖREV ALANLAR YASAL GÜVENCEYE KAVUŞTURULACAK"
Sonuç olarak raporumuzun 6.6 maddesinde de, yürütülen süreçte görev alanların, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplantılarına iştirak edip görüş, öneri ve değerlendirmelerde bulunanların, komisyon çalışmalarında yer alanların ve görevlilerin faaliyetlerinin yasal güvenceye kavuşturulması önerilerek raporda yer almıştır.
Değerli basın mensupları. 18 Şubat tarihinde yayımlanan ve kamuoyuyla paylaşılan bu raporumuzda yer alan başlıkların tamamına yönelik uzun zamandır özel bir çalışma yürütüldü. Kurumlardan görüşler alındı. Milliyetçi Hareket Partisi ile yakın çalışma içerisindeydik. Yine DEM Parti yetkilileriyle yakın diyalog halindeydik. Bu rapor doğrultusunda nasıl bir kanun metni ortaya konulabilir diye uzman arkadaşlarımızdan görüşler aldık. En son geçen hafta itibarıyla kanun teklifi belli bir olgunluğa erişmişti ve siyasi parti gruplarıyla görüşmelere başladık. Pazartesi itibarıyla şu anda Mecliste grubu bulunan Yeni Yol Partisi, Yeniden Refah Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, grubu olmayan HÜDA PAR ve diğer siyasi partilerle, raporun bu beklentisini karşılayacak şekilde belli konu başlıklarında nelerin olabileceğine dair istişareler yaptık. Dün itibarıyla ve pazartesi günü Abdülhamit Gül Bey ile Adalet Komisyonu Başkanımız da parti gruplarını ziyaret ederek rapordaki başlıklara yönelik nasıl bir kanun teklifi hazırlandığını ifade ettiler. Sonuç itibarıyla siyasi parti temsilcileri de kanun teklifine destek vereceklerini ve imza atacaklarını beyan ettiler. Bugün de huzurunuzda sizlere bunu açıklamış olalım.
MADDE MADDE TERÖRSÜZ TÜRKİYE YASASI
Kanunumuzun ayrıntılarına biraz girelim. Kanun, dediğim gibi, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi olarak hazırlanmıştır. Teklifimiz yürütme ve yürürlük maddeleriyle birlikte toplam 12 maddeden oluşuyor. Biraz önce rapordan bahsettik. Raporun 6. madde başlığının 1. bölümünde kritik eşik olarak PKK/KCK terör örgütü yapılanmasının silahlarını bırakması, teslim etmesi, imha etmesi ve bunun bir mekanizma aracılığıyla teyit edilmesi ifade ediliyor.
Değerli basın mensupları, kanun teklifimizin amaç ve kapsam bölümünde, raporun beklentisi doğrultusunda aynen şu ifadeye yer verdik.
Bu kanunun amacı, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve tasfiye süreciyle ilgili toplumsal bütünleşmeye yönelik yapılacak diğer işlemlerin usul ve esaslarının belirlenmesidir.
Peki kapsamında ne var? İlgili terör örgütünün kurulması, yönetilmesi, örgüte üye olunması, bilerek ve isteyerek yardım edilmesi, örgütün propagandasının yapılması suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ve bu örgüt lehine işlenen, 2013 tarihli 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki suçlar da teklifimizin kapsamı içerisinde yer alıyor. Yine mevcut durumda raporun konu başlığında, değerli basın mensupları, nihayetinde silahını bırakmış, örgüt feshedilmiş, tamamen varlığı ortadan kalkmış örgüt mensuplarının hukuki durumuna ilişkin adil, gerçekçi, topluma kazandırmayı ve bütünleştirmeyi esas alan bir düzenlemeye ihtiyaç olduğu ifade ediliyor. Kanunun buna cevap vermesi gerektiği belirtiliyor.
Bu beklentiye karşılık olarak kanunumuzun 3. maddesinde "Soruşturma ve Kovuşturmaların Ertelenmesi" başlıklı bir madde kaleme alındı. Burada aynen denildi ki, örgütün fiili varlığına son verildiğinin Resmî Gazete'de yayımlanması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten adam öldürme suçu ile 2005 tarihinden önce işlenen ve müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere düzenleme yapılmaktadır. Burada açıkça, değerli basın mensupları, kasten adam öldürme suçları ile 2005 tarihinden önce, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesi kapsamında örgüt yöneticisi olarak müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan ya da bu kapsamda soruşturma ve kovuşturması devam eden kişiler hariç tutulmaktadır. Çok net bir şey söylüyoruz. Kasten adam öldürme suçları hariçtir. Bunu farklı şekilde speküle edecek veya farklı anlamlar yüklemeye çalışacak kişileri de buradan uyarmak isteriz. Kasten adam öldürme suçları ile 2005 yılı öncesine ilişkin müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere diğer suçlara yönelik bir düzenleme getirilmektedir.
Peki diğer suçların düzenlenmesinde ne esas alındı? Değerli basın mensupları, bununla ilgili de sizlere teknik birkaç hususu anlatmak isterim. Malumunuz, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 221. maddesi bulunmaktadır. Başlığı "Etkin Pişmanlık"tır. Düzenlemelerimizin Türk Ceza Kanunu içerisinde bütünlüğünü sağlaması gerektiğinden hareketle bu madde esas alınmıştır. Mevcut yürürlükte bulunan düzenlemenin ikinci fıkrasında, örgüt üyesinin örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi hâlinde hakkında cezaya hükmolunmayacağı belirtilmektedir. Üçüncü fıkrada, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi hâlinde hakkında cezaya hükmolunmayacağı ifade edilmektedir.
Dördüncü fıkrada ise suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin gönüllü olarak teslim olup örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi hâlinde hakkında örgüt kurmak, yönetmek ve örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmayacağı düzenlenmektedir. Biz de üçüncü maddemizi kaleme alırken Türk Ceza Kanunu'nun 221. maddesindeki bu yaklaşımı esas aldık ve bütünlüğü muhafaza etmeye özen gösterdik. Bu kapsamda da kasten adam öldürme suçları hariç olmak üzere ve 2005 yılı öncesinde, eski Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesi kapsamında verilen cezalarla ilgili soruşturma ve kovuşturmalar dışında kalan suçlar bakımından düzenleme yaptık. Diğer suç tiplerinde ise yine 221. maddeye benzer şekilde örgüt yöneticiliği, örgüt üyeliği, yardım ve yataklık, propaganda gibi suçlar ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından örgüt mensupları için 15 yıla kadar olan cezalarda 5 yıl erteleme, 15 yıl ve üzeri cezalarda ise 10 yıl erteleme öngörüyoruz. Böylece örgütün tamamen feshedilmesi ve ortadan kalkması sonrasında bu kişilerin topluma kazandırılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanması amacıyla adil, gerçekçi ve hukuki belirliliği olan bir düzenleme yapılmış olmaktadır.
Üçüncü maddemizden sonra 4. maddemiz, koruma tedbirleri ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalarla ilgilidir. Hâlihazırda soruşturması devam eden, kovuşturmaya dönüşmüş, istinaf veya temyiz aşamasında bulunan ya da Yargıtay incelemesinde olan dosyalar bulunmaktadır. Dolayısıyla bunlarla ilgili de nasıl bir yol izleneceği düzenlenmiştir. Üçüncü madde uyarınca erteleme kararı verilecek suçlar nedeniyle uygulanmış tutuklama ve adli kontrol tedbirleri, soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu yerdeki yetkili hâkim veya mahkeme tarafından, ilgili bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay ilgili ceza dairesince değerlendirilecektir. Gerekli şartların oluşması hâlinde bu tedbirlerin kaldırılmasına karar verilebilecektir. İkinci fıkrada ise üçüncü madde kapsamında erteleme kararı verilecek suçlara ilişkin istinaf veya temyiz incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verilerek ilgili yerel mahkemeye gönderilmesi düzenlenmektedir.
Dördüncü maddemizde ayrıca erteleme kararlarının kaydedilmesi, 5 yıllık ve 10 yıllık takip süreleri ile yeniden suç işlenmesi hâli de düzenlenmektedir. Değerli basın mensupları, bu kişiler özel bir takip modeliyle izlenecektir. Cezası ertelenmiş olan örgüt mensupları doğrudan takip edilecektir. Terör suçları bakımından Terörle Mücadele Kanunu ile Türk Ceza Kanunu'nun 220 ve 314. maddeleri son derece açıktır. Terörle Mücadele Kanunu'nun 3. ve 4. maddeleri de açıktır. Bu kişiler yeniden terör suçu işlemeleri hâlinde verilen erteleme kararı ortadan kaldırılacaktır. Yani ilgili kişi bu düzenlemeden yararlandıktan sonra topluma entegre olmasını, uyum sağlamasını, bütünleşmesini ve iyi bir vatandaş olarak hayatını sürdürmesini arzu ediyoruz. Tekrar terör eylemlerine yönelmemesi ve farklı faaliyetler içerisinde bulunmaması temel amacımızdır. Aksi hâlde bunun yaptırımının ne olacağı da kanun metninde açıkça düzenlenmiştir.
Biraz önce soruşturma ve kovuşturma durumundan bahsettik. Peki mahkûmiyeti olanlar ne yapacak? Evet. Bu suçlardan mahkûm olanlarla ilgili de aynı istisnalar geçerlidir. Kasten adam öldürme suçları ile 2005 yılı öncesinde, Türk Ceza Kanunu değişikliği öncesinde müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış ve mahkûmiyetinin infazı devam edenler hariç olmak üzere, diğer suçlar bakımından düzenleme yapılmaktadır. Daha önce de ifade ettiğim gibi, Türk Ceza Kanunu'nun 221. maddesi kapsamında örgüt üyeliği, örgüt yöneticiliği, yardım ve yataklık, propaganda gibi eylemler nedeniyle ceza almış ve infazı devam eden kişiler bakımından da 15 yıla kadar olan cezalarda 5 yıl erteleme ve özel takip, 15 yıl ve üzeri cezalar ile müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları bakımından ise 10 yıllık izleme süreci öngörülmektedir. Bu kapsamda açık hükümleri kanun teklifine yazdık. Bu kayıtlar kendi sistematiği içerisinde takip edilecektir. Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içerisinde yeniden terör suçu işlenmesi hâlinde infaz hâkimi tarafından erteleme kararı kaldırılacaktır. Böylece hem mevcut soruşturma veya dava devam edecek hem de verilen erteleme kararı ortadan kalkacaktır.
Çok önemli bir maddeye geliyoruz. 7. madde. Biz aynı zamanda dedik ki mevcut raporda en önemli eşik geçildi. Tehdit mekanizması ortadan kalktı. Silahlar tamamen teslim edildi, imha edildi ve örgüt tamamen tasfiye edildi. Raporun 6. maddesinin 5. fıkrasında da örgüt mensuplarının tabi olduğu sürecin izlenmesini ve raporlanmasını sağlayacak yürütme içerisinde bir mekanizma oluşturulması öneriliyordu. Bu hedef doğrultusunda 7. maddeyi kaleme aldık. 7. maddede Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, MİT Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinden oluşan bir kurul oluşturuyoruz. Bu kurul süreci dönemsel toplantılarla takip edecek. Diğer kamu kurum ve kuruluşlarından her türlü bilgi ve belgeyi alabilecek. İhtiyaç duyulması hâlinde daha alt seviyede teknik çalışmalar yürütecek komisyonlar da oluşturabilecektir. Nihai hedef, örgüt mensuplarının bir an önce silahlarını bırakması, örgütün tamamen kendisini feshetmesi ve tasfiye edilmesi sonrasında bu kişilerin topluma entegre edilmesi, uyumlarının sağlanması ve toplumsal bütünleşmenin gerçekleştirilmesidir. Bu amaçla özel çalışmalar yapılacak, raporlar hazırlanacak ve alt komisyonlar kurulabilecektir. Bu konuda kurula gerekli yetkiyi vermiş oluyoruz.
Burada ayrıca ikinci bir komisyon daha öngörülmektedir. Bu kurul dönemsel çalışmalarını ve faaliyetlerini Türkiye Büyük Millet Meclisini düzenli olarak bilgilendirmek suretiyle yürütecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde de bu kanun kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere bir İzleme Komisyonu kurulacaktır. Bu komisyon süreci takip edecek ve ihtiyaç duyulması hâlinde gerekli tavsiyelerde bulunacaktır. Komisyonun üye sayısıyla ilgili şu anda kesin bir belirleme yapmadık. Anayasamızın 95. maddesi gereğince siyasi parti gruplarının milletvekili sayıları dikkate alınarak uygun bir dağılım yapılacaktır. Böylece hem aktif çalışabilecek hem de katkı sağlayabilecek bir komisyon oluşturmuş olacağız.
8. maddede silahların teslimi, malzeme ve mühimmatla ilgili süreç düzenlenmektedir. Millî Savunma Bakanlığımız ile İçişleri Bakanlığımız, diğer ilgili kurumların da görüşlerini alarak bu çalışmaların nerede ve nasıl yürütüleceğine ilişkin yönetmeliği hazırlayacaktır. Peki süre. Değerli arkadaşlar, bu önemli bir başlık. Raporumuzda geçici ve müstakil özel bir kanun hedefi vardı. Bu mekanizmaların tamamı, teyit mekanizmasının tamamlanıp Millî Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte yürürlüğe girecektir. Bu tarihten itibaren 6 aylık başvuru süresi başlayacaktır. İlgili başsavcılıklara müracaatlar bu süre içerisinde yapılacaktır. Yurt dışında bulunanlar bakımından ise büyükelçilikler ve başkonsolosluklar aracılığıyla başvuru yapılabilecektir.
Raporumuzda ayrıca süreçte görev alanlara yönelik yasal güvence sağlanması gerektiğine ilişkin bir başlık bulunuyordu. Bu doğrultuda 10. maddede, bu kanun kapsamında verilen görevleri yerine getiren kamu görevlileri hakkında görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluk doğmayacağına ilişkin düzenlemeye yer verdik.
11. madde yürürlük, 12. madde ise yürütme maddesidir. Böylece kanun teklifimiz teknik olarak tamamlanmış olmaktadır. Emeği geçen bütün milletvekillerimize, uzmanlarımıza ve kamu kurumlarımızdaki çalışma arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Tabii Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliği ve kararlı duruşu, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin yol gösterici, ufuk açıcı açıklamaları ve kararlı duruşu bizler için çok kıymetliydi. Kendilerine teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Yine İmralı heyetinin ve eş genel başkanların da süreç boyunca olumlu katkıları oldu. Sağ olsunlar. Elbette süreç boyunca olumlu ya da olumsuz birçok değerlendirme yapıldı. Bunların doğru ya da yanlış olduğu tartışılabilir.
"ŞEHİTLERİMİZİN VE GAZİLERİMİZİN HUKUKUNU ZEDELEYECEK HİÇBİR ADIMIN İÇİNDE OLMAYIZ"
Ben şunu ifade etmek istiyorum. Bu nokta, komisyonun uzun çalışmaları ve büyük emekleri sonucunda ulaşılan bir aşamadır. Şu an itibarıyla bu kadarını yapabiliyoruz. Bundan sonraki süreçte gerek kanunun uygulanmasında gerek kurulun çalışmalarında farklı ihtiyaçlar ve yeni durumlar ortaya çıkabilecektir. Zaten bu kurula gerekli yetkileri veriyoruz. Tasfiye sürecinden sonraki aşamada adli, idari ve yasal düzenlemeler konusunda ihtiyaç duyuldukça yeni çalışmalar yapılabilecektir. Önümüzdeki dönemlerde de gerek yasal gerek idari alanda yeni düzenlemeler yapılması kaçınılmazdır. Çünkü bu süreç çok değişken bir yapıya sahiptir. Uluslararası konjonktürün ve bölgesel krizlerin etkisi de göz ardı edilemez. Ben bu nedenle aziz milletimizin müsterih olmasını istiyorum. Biz çok net bir şey yapıyoruz. Bu topraklarda, bu coğrafyada sadece ülkemizde değil, bölgemizde ve diğer ülkelerde de kardeşliğin, barışın, huzurun ve güvenliğin sağlanması için çalışıyoruz. Yaklaşık 50 yıldır bu ülkede derin acılar yaşanmasına neden olan, birçok saldırıya ve büyük kayıplara yol açan terörün sona ermesini hedefliyoruz. Şehitlerimizin ve gazilerimizin hukukunu zedeleyecek ya da onların hatırasına zarar verecek hiçbir adımın içinde olmayız. Böyle bir hedefimiz asla olamaz. Ama şunu da biliyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti ikinci yüzyılına, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla daha güçlü ve daha müreffeh bir şekilde girmelidir. 86 milyon vatandaşımızın tamamının daha güvenli, daha huzurlu, daha hoşgörülü ve daha barış içinde yaşayacağı bir ortamı hedefliyoruz. Dolayısıyla herkesin, her bireyin bu sürece katkı vermesi gerekiyor. Bu topraklarda silahın ve şiddetin bir daha konuşulmaması gerekiyor. Kim ne düşünüyorsa demokratik ortamın zenginliği içerisinde, herhangi bir suç işlemeye veya suçu teşvik etmeye yönelmeden düşüncelerini özgürce ifade edebilir ve hedeflerini ortaya koyabilir. Önemli olan aziz milletimizin ve ülkemizin daha güçlü olmasıdır. Türkiye'nin sözüne ve kararlılığına dünyada saygı duyulmasıdır. Yakın zamanda Ankara'da NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi'ni gerçekleştirdik. Orada dünyanın ülkemize, Sayın Cumhurbaşkanımıza, ülkemizin güvenliğine ve dünya barışına katkısına yönelik yaklaşım çok açık şekilde ortaya konuldu. Türkiye'nin güçlü ve müreffeh geleceğe yönelik kararlı duruşu bugün dünyada etkisini göstermektedir. Bölgemizde yaşanan krizler, İsrail'in dönem dönem sürdürdüğü saldırılar, kuzeyimizde devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı, ABD-İsrail-İran gerilimi ve güneyimizde Kızıldeniz ile Yemen bölgesindeki krizler hepimizin malumudur. Böyle bir ortamda ülkemizin kararlı duruşunu, sahip olduğu imkânları ve dünya barışına katkı sunma iradesini Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sürdürmeye devam ediyoruz. Bundan sonra da aynı kararlılıkla devam edeceğiz. Kanun teklifimiz hayırlı olsun."





Terörsüz Türkiye sürecinin en çok konuşulan başlıklarından biri de yargısal düzenleme. Kamuoyunda "Af mı geliyor?" sorusu vardı, merak ediliyordu. Ancak metne bakıldığında daha farklı bir mekanizma öngörüyor. Hem soruşturma ve kovuşturmalar hem de kesinleşmiş cezaların infazı belirli sürelerle ertelenebilecek. 15 yıl ve altındaki suçlarda 5 yıl, daha ağır suçlarda ise 10 yıllık bir erteleme süresi söz konusu. Ancak bu süre içinde kişinin yeniden terör suçu işlemesi ya da terörün finansmanı gibi suçlara karışması halinde erteleme ortadan kalkacak ve süreç yeniden işleyecek. Bir başka önemli nokta da zamanaşımı. Erteleme süresi boyunca zamanaşımı işlemeyecek, yani dosya hukuken askıda kalacak. CNN TÜRK Editörü Duygu Ayaz Bayram, detayları CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Dicle Canova ile konuştu.
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, "çerçeve yasa" teklifine imza attı.
AK Parti'nin hazırladığı 12 maddelik kanun teklifinin taslağı diğer siyasi partilere gönderilmeye başlandı. Teklifin bugün saat 14.00 civarında Meclis Başkanlığı'na, AK Parti ve MHP milletvekillerinin ortak açıklamasıyla sunulması bekleniyor.
Detayları CNN TÜRK muhabiri Melike Görür Demirkıran aktardı;
"Kanun teklifinin taslağı diğer partilere gönderilmeye başlandı. Saatler yaklaşık 14.00'ü gösterdiğinde, bu kanun teklifinin Meclis Başkanlığı'na açıklama yapılarak sunulması bekleniyor. Şu an için merak edilen konu, diğer partilerin imza atıp atmayacağı. DEM Parti'nin imza atıp atmayacağı da henüz kesinleşmedi. DEM Parti kurmayları da kendi aralarında toplantı halindeler. Aynı zamanda AK Parti'nin sabah saat 10.00'da başlayan kapalı grup toplantısı vardı. Yaklaşık bir buçuk saat süren toplantıda AK Partili kurmaylar, AK Parti milletvekillerine süreç yasasının detaylarını anlattı. Bir buçuk saatlik toplantının ardından AK Partili kurmaylar kendi aralarında bir değerlendirme toplantısına geçti. O toplantının ardından da kanun teklifinin sunulması bekleniyor.
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ile Genel Başkanvekili Efkan Ala başkanlığındaki basına kapalı toplantı saat 10.15'te başladı. Toplantıda milletvekillerine, Terörsüz Türkiye kapsamında hazırlanan ve bugün TBMM Başkanlığına sunulması planlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi hakkında bilgi verildi.
Toplantı öncesinde Meclis'e gelen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, gazetecilere yaptığı açıklamada, her zamanki gibi ihtiyatlı ve iyimser olduklarını söyledi.
MHP lideri Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye yasası ile ilgili olarak yaptığı yeni açıklamada "Dili ve kimliği ne olursa olsun herkes kazandı, bin yıllık kardeşliğimiz bir kez daha tescillendi." dedi.

AK Parti, kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" süreci olarak bilinen ve toplumsal bütünleşmeyi hedefleyen yasal düzenleme çalışmalarında kritik bir aşamaya geldi.
AK Parti TBMM Grup Başkanlığı tarafından milletvekillerine gönderilen duyuruya göre, grubun bugün basına kapalı bir toplantı gerçekleştireceği bildirildi. Toplantı sonrası teklifin Meclis’e sunulmasıyla yasal süreç başlayacak.
TBMM’de düzenlenecek kapalı grup toplantısında, "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin içeriği ve izlenecek yol haritası ele alınacak. Toplantıda, teklifin hukuki çerçevesi, terörle mücadeledeki stratejik önemi ve toplumsal entegrasyona dair getirdiği yenilikler hakkında milletvekillerine kapsamlı bir sunum yapılması planlanıyor.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında yapılacak "çerçeve yasa" teklifine imza verdi.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, AK Parti Grup Başkanlığına gelerek, MHP Genel Başkanı Bahçeli, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, TBMM Başkanvekili Celal Adan, Grup Başkanvekili Filiz Kılıç ve kendisinin imzalarını teslim etti.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifini imzaladı.

AK Parti Grubunda imzaya açılan ve tüm milletvekillerinin eksiksiz imzalaması kararı alınan çerçeve kanun teklifi için verilen süre dün saat 17.00’de doldu. İmza sürecinin tamamlanmasının ardından bugünkü bilgilendirme toplantısıyla birlikte teklife son şeklinin verilmesi ve kısa süre içinde TBMM Başkanlığına sunulması öngörülüyor.
TBMM İçtüzüğüne göre teklifin görüşmelerine, TBMM Başkanlığına sunulduktan 48 saat sonra TBMM Adalet Komisyonunda başlanabilecek. Bu süre, karar alınması halinde kaldırılabilecek. Adalet Komisyonu'ndaki görüşmelerin ardından teklif, TBMM Genel Kuruluna sevk edilecek. Teklifin bu hafta yasalaşması bekleniyor.
Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda TBMM'de Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un başkanlığında Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kurulmuş, ilk toplantısını da 5 Ağustos 2025'te yapmıştı.
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifinin yarın sunulmasıyla, komisyonun ilk toplantısını yaptığı 5 Ağustos'ta (bugün) yasal adım atılmış olacak.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "iç cepheyi tahkim etme" ve "terörü ülke gündeminden çıkarma" vizyonu kapsamında hazırlanan teklif; terörün tamamen sona erdirilmesi, silahların bırakılması ve sürecin yasal bir zemine oturtulması için gereken idari ve hukuki düzenlemeleri kapsıyor.
Bugünkü toplantıda ayrıca, düzenlemenin Meclis komisyonlarındaki görüşme takvimi ve muhalefet partileriyle yürütülecek muhtemel diyalog zeminine dair görüş alışverişinde bulunulacağı belirtiliyor
Canlı Anlatım Özeti
Cevdet Yılmaz: Bölgemizdeki emperyalist tuzakları boşa çıkarmaya devam edeceğiz
ERDOĞAN'DAN TERÖRSÜZ TÜRKİYE YASASI AÇIKLAMASI
YASANIN DETAYLARI
10 SORU 10 CEVAP
ÖMER ÇELİK'TEN AÇIKLAMA
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin gerekçesi
İşte Terörsüz Türkiye Yasası'na atılan imzalar
KURTULMUŞ: YASA TEKLİFİ İÇ KALE TAHKİMİNDE ÖNEMLİ BİR AŞAMA
Terörsüz Türkiye yasası Meclis'e sunuldu
İŞTE TBMM'YE SUNULAN O KANUN TEKLİFİ
YASADA YER ALAN MADDELER CNN TÜRK'TE
DEM PARTİ'DEN YASAYA İMZA
YASA TEKLİFİ PARTİLİLERE GÖNDERİLDİ
TERÖRSÜZ TÜRKİYE YASASINDA NE VAR?
AK Parti kapalı grup toplantısı sona erdi
BAHÇELİ'DEN TERÖRSÜZ TÜRKİYE YASASI AÇIKLAMASI
YASAL SÜREÇ BAŞLAYACAK
Milletvekilleri kapalı oturumda bilgilendirilecek
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den "çerçeve yasa" imzası
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'tan imza
İmza süreci tamamlandı
Terörsüz Türkiye vizyonunun hukuki güvencesi
SON DAKİKA
EN ÇOK OKUNANLAR


Gizli bölmede saklanırken yakalandı! Yeni detaylar: Haberleşmede kuryeler kullanılmış

Meteoroloji bölge bölge uyardı: Sağanak ve fırtına geliyor

Alevler binanın garajını sardı, kardeşini kucağına alıp dışarı kaçtı

Nilda'yı öldüren katilden kan donduran itiraflar: Seni de kendimi de öldüreceğim

14 AĞUSTOS 2026 CUMA HUTBESİ KONUSU: Bu Hafta Cuma Hutbesinde Ne Anlatılıyor, Konusu Ne? Diyanet İşleri Açıkladı!


