"MOSSAD: Türkiye, İran'dan tehlikeli"

İranlı nükleer fizikçi Muhsin Fahrizade’nin başkent Tahran yakınlarında suikast sonucu öldürülmesiyle ilgili dikkat çeken satırlar kaleme alan Hürriyet yazarı Nedim Şener, Uğur Mumcu suikastını hatırlattı. İsrail'in suikastı gizlemediğine de işaret eden Şener, İsrail'in istihbarat teşkilatı MOSSAD'ın, İran'dan çok Türkiye'yi tehdit olarak gördüğünü ileri sürdü. İşte Nedim Şener'in "MOSSAD'ın hedefindeki Türkiye" başlıklı bugünkü yazısı



Gazeteci Uğur Mumcu öldürülmeden kısa süre önce, bugün artık iyice açığa çıkmış olan terör örgütü PKK ve onu kullanan Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) ile İsrail gizli servisi MOSSAD arasındaki ilişkiyi araştırıyordu.

24 Ocak 1993’te aracına konulan bir bomba ile suikasta uğrayan Uğur Mumcu’nun, 7 Ocak 1993’te Cumhuriyet’te yayınlanan ‘MOSSAD ve Barzani’ başlıklı köşe yazısı şu cümle ile bitiyordu:

“(...) Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD’ın Kürtler arasında? Yoksa CIA ve MOSSAD, antiemperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?”

Uğur Mumcu, PKK terör örgütünü yazdıkça, terör örgütünün medyası onu “Kürt düşmanı” ilan ediyordu. PKK’nın yayın organı Özgür Gündem gazetesinde örgüt yöneticilerinden Yaşar Kaya, Uğur Mumcu’yu şu sözlerle tehdit ediyordu:

“Kürtler Cumhuriyet’in kurulmasında temel taş oldular. 1925’ten sonra Kürtler inkâr edildi. Bu konuda Mumcu’nun Kürtler için istediği bir şey var mı? Herkes maskesini çıkarsın! Yoksa yüzlerindeki maskeyi biz yırtacağız. Biz yırtmazsak bile Kürt halkının dinamiği yırtacak. Herkesin notu, karnesi belli olmuştur. Kürt düşmanlığı yapmamak bile namus borcudur...”

Mumcu, bunun kendisini öldürmeye yönelik bir tehdit olduğunu eşine söylemişti.

7 Ocak’taki MOSSAD üzerine yazısından bir gün sonra Uğur Mumcu’yu, İsrail’in Ankara büyükelçisi görüşmeye çağırdı. Sohbetten sonra büyükelçi Uğur Mumcu’ya, “Öldürülmekten korkmuyor musunuz?” diye sordu. Bu görüşmeden 17 gün sonra Uğur Mumcu, aracına konulan bir bomba ile havaya uçuruldu.

Geçen cuma günü, İran’ın nükleer programının mimarı olarak görülen nükleer fizikçi Muhsin Fahrizade’nin başkent Tahran yakınlarında uğradığı suikast sonucu yaşamını yitirmesi, nedense aklıma Uğur Mumcu suikastını getirdi.

Çünkü İsrail Başbakanı Netanyahu, 30 Nisan 2018’de yaptığı bir sunumda İran’ın nükleer füze projesi Amad’ı ve proje başkanı Muhsin Fahrizade’yi anlatırken, “Fahrizade, bu ismi unutmayın” demişti. Daha önce bir saldırı girişiminden kurtulan Fahrizade, bu kez yine başka taşeronlar tarafından suikastla öldürüldü.

Olay gerçekleşir gerçekleşmez, suikastın arkasında İsrail’in olduğunun bilinmesine yönelik gayretler dikkat çekiciydi.

Nitekim Amerikan medyası da İsrail ve Amerikalı yetkililerle konuşarak bunu teyit etti.

Konuyu takip edenler, MOSSAD’ın CIA ile birlikte, İranlı bilim adamlarına suikastlar yaptığını zaten biliyordu.

Nitekim fizikçi Mesut Ali Muhammedi ve Feridun Abbasi ile nükleer fizikçi Mecid Şehriyari, 29 Kasım 2010 günü MOSSAD ve CIA işbirliği ile öldürüldü. Elektrik mühendisliği doktora öğrencisi Daryuş Rızayi Nejad 23 Temmuz 2011 günü, kimya mühendisi, nanoteknoloji uzmanı, Natanz Nükleer Tesisler Malzeme Satın Alma Müdür Yardımcısı Mustafa Ahmedi Ruşen de MOSSAD suikastıyla hayatını kaybetti.

Muhsin Fahrizade’nin 27 Kasım 2020’de öldürülmesiyle 10 yıl içinde İran’ın nükleer alanındaki 6 bilim adamı CIA ve MOSSAD eliyle katledilmiş oldu.

İsrail, dünyanın gözü önünde gerçekleştirdiği saldırıyı ismini vermeden üstleniyor. Her istihbarat operasyonunda olduğu gibi, bir görünen bir de görünmeyen fail vardır. Yani bir kukla vardır, bir de onu oynatan kuklacı. İsrail, kuklacı olarak hem hedefe koyduğu bilim adamını öldürerek İran’ın nükleer projesine darbe vurdu, hem de İran ile nükleer konusunda yeniden görüşebileceği sinyalleri veren yeni Amerikan yönetimini bu politikasından uzaklaştırdı.

Daha önce üç Amerikalı yetkilinin, saldırının arkasında İsrail’in olduğunu yazan New York Times gazetesine konuşan üst düzey bir İsrailli yetkili de “İran’ın bir numaralı nükleer bilimcisini öldürdüğümüz için dünya bize teşekkür etmeli” diyerek suikasttaki rolünü ortaya koydu.

Elbette bu olay, İran’ı olduğu gibi tüm dünyayı etkileyecek. İsrail Başbakanı Netanyahu, arkasında oldukları suikastın sonuçlarını iyi hesaplamış olacak ki “Size Ortadoğu’da bir hareketlenme olduğunu söylemek istiyorum. Gergin günler bizi bekliyor” diyerek işareti verdi.

MOSSAD: TÜRKİYE, İRAN’DAN TEHLİKELİ

Bu olay Türkiye’yi nasıl etkiler?

Onun cevabını ise MOSSAD Başkanı Yossi Cohen’in, 18 Ağustos 2020 günü İngiliz Times gazetesine yansıyan sözlerinde görmek mümkün. Haberin giriş cümlesi şöyle: “İsrail ile BAE arasında çığır açan bir anlaşmayı müzakere ettiği için kamuoyunda en çok itibar gören kişi, Mossad’ın başkanı Yossi Cohen. Yıllardır Körfez ülkelerindeki casuslarla gizlice konuşuyor ve ortak bir düşman paylaştıklarına dikkat çekiyor: İran. Ancak yaklaşık 20 ay önce başka bir gündemi öne çıkardı. Mısır, Suudi Arabistan ve Emirlikler’den casuslara ‘İran’ın gücü kırılgan, ama asıl tehdit Türkiye’den’ dedi.” Haberin devamında, “Türkiye’nin neden tehdit olduğu” da anlatılıyor.

TÜRKİYE’DE DE SUİKAST YAPABİLİR

Silahlanmada teknolojisindeki seviyesi ve bölgesel bir güç haline gelmesi, Türkiye’yi, İsrail’in gözünde İran’dan da büyük bir tehdit haline getiriyor.

Tüm bu yaşananlardan çıkarılacak sonuç şudur: MOSSAD bu gücü kırmak için Türkiye’de her türlü operasyona girişebilir. Buna suikast dahil. Taşeron mu? Ondan bol ne var, başta PKK’lılar olmak üzere terör örgütleri...

“Yok canım, yapamazlar” diyebilirsiniz, o zaman da hemen yanımızdaki İran’da 27 Kasım’da gerçekleşen Fahrizade suikastına bakın...

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS