Numan Kurtulmuş: Ekonomide şampiyon olup 'Süper Lig'e çıkacağız

Video: Numan Kurtulmuş: Ekonomide şampiyon olup 'Süper Lig'e çıkacağız

CNN TÜRK'te yayınlanan Hakan Çelik'le Hafta Sonu programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, "Futbol benzetmesiyle şöyle söylüyorum; 13’üncü büyük ekonomiyiz ama Türkiye için yeterli değildir. Tabiri caizse playoff oynuyoruz. İnşallah şampiyon olup 'Süper Lig'e çıkacağız" dedi.

Türkiye'de her seçimde demokrasinin olgunlaştığı ve ileriye doğru gittiğini belirten Kurtulmuş, "1946'dan itibaren baz alırsanız ki, o seçim problemli, açık oyun gizli tasnifin yapıldığı bir seçimdi. Sandıklardan Demokrat Parti, Adanan Menderes'in çıkmış olmasına rağmen 'CHP çıktı' diyerek sonuç ilan edildi. Ama o zamanlardan bugüne kadar yapılan seçimlerde her seçim, Türkiye demokrasisini adım adım yukarılara doğru çıkardı. Çok şükür, bugün dünyanın hem seçim yapma teknikleri bakımından, hem açık özgür kampanyalar bakımından, hem de herkese açık bir yarışın mükemmel bir şekilde icra edilmesi bakımından dünyada örnek gösterilecek bir seçim sistemine ve seçim kampanyasına sahibiz" açıklamasında bulundu.


Kurtulmuş açıklamalarına şöyle devam etti:


Bu anlamda bu kampanya da hakikaten güzel, keyifli, neşeli ve coşku işçerisinde, kimi sayın Cumhurbaşkanımız ve bizler gibi sürekli sahada, günde 7-8 mitingle, mesela Sayın Cumhurbaşkanımız dün 8 miting yaptı İstanbul'da... Türkiye'nin bir çok yerinde il il dolaştı. Kimisi daha çok salon toplantılarıyla ya da çarşı pazar ziyaretiyle ama nihayetinde herkes söyleyeceğini söyledi, açık bir şekilde bu kampanya boyunca herkes kendi görüşlerini ifade etti.


Bu kampanyada sistemin doğası gereği artık iki eksenli bir sisteme doğru geçiyoruz. Bir tarafta AK Parti'nin öncüsü olduğu bir ittifak, diğer tarafta da CHP'nin öncüsü olduğu bir ittifak söz konusu...


Kampanya boyunca biz, neler yaptığımızı ve bu ittifakla bundan sonra neler yapmayı düşündüğümüzü anlattık. Ama ne yazık ki, karşı taraftaki ittifak ne yapacağını, ne olduğunu değil, ne olmadığını anlatmakla kampanyayı geçirdi. İşte 'Tayyip Erdoğan gitsin de AK Parti düşsün de ne olursa olsun' anlamına gelecek bir kampanya yürütüldü.


İstikrar algısı en önemli etken. Önümüzdeki belki çok büyük büyüme olmayacak ama gelişen ekonomiler arasında daha ileri gitme potansiyeli olan ülkelerden birisi. Türkiye yeni bir altyapıya sahip olan bir ülke. 2023 – 2053 hedefimiz var.


Herhangi bir yabancı yatırımcı, iyi niyetli yabancı bir yatırımcı geldiği zaman zaten bir sürü analizler yapıyor. Geldiği zaman burada kendi yatırımını rahat bir şekilde yönlendirebilecek teşvikler, bürokrasi olduğunu biliyor. Türkiye uluslararası tahkim bakımından pozitif olarak ayrışmış ülkelerden birisidir.


Türkiye’deki yatırım ortamının, yatırımcı dostu olduğunu biliyor. Bir yatırım yapmak istiyorsa ona her türlü desteği sağlıyoruz.


15 Temmuz’dan sonra FETÖ’cüler çok yaptılar. “Aman ha Türkiye’ye yatırım yapmayın” Hatta ilan edilmiş kongrelerin iptal edilmesini sağladılar. Tabiri caizse, Trump da dedi ya “Türkiye gelişmiş bir ülkedir” Başka bir anlamda söyledi bunu ama bir realiteyi söyledi. Türkiye birçok bakımdan gelişmiş ülke olarak bakılabilecek durumda. Nihayetinde sermaye sahibi rasyonel davranır. Hiç kimse hibe yapmak için burada yatırım yapmaz.


Vatandaşlarımız bu konuda rahat olsun. Spekülatif atakların hepsini bertaraf edebilecek güce sahip. Seçimden sonra güven ortamı tesis edilir, ekonomik ve siyasi istikrarı bir kez daha onayladığı ortaya çıkar ondan sonra herkes kendi durumunu belirlemek durumunda kalır.


Türkiye üzerinden spekülasyon yapmak isteyenlerin heveslerini kırmak bakımından pozitif bir etkisi olacaktır. Öyle günler oldu ki biz gün gün takip ettik. Kurban bayramının olduğu hafta dolar neredeyse 8 liraya çıktı. Birden Türk varlıkları üzerine spekülatif ataklar oluyor. Bu TL’yi değersiz hale getiriyor. Bu tür ortamlar artık bundan sonraki, 4,5 yıl Türkiye’de inşallah bir seçim ortamı olmaksızın bir süre olacak. Bu süre içinde bu tür spekülasyonlara yeltenmek isteyenler artık bin kere düşünmek zorunda kalacaklar.


Bizim uluslararası ticarette bütün ticaret partnerlerimizle kendi milli paramız üzerinden ticaret yapma meselesi… Eğer burayı başarabilirsek bu zaten kendi para birimlerimizi garanti altına almak demektir. Çok rahatlatır, çok kolay değil ama önemli. Türkiye inşallah bunu da gerçekleştirecektir.


Orta gelir tuzağı meselesini yıllar evvel söyleyenlerden birisiyim. Bunun aşılmasının en önemli yollarından birisi sağlam bir üretim yapısıdır. Esas boğuştuğumuz alan burası. Küresel rekabette var olabilecek, rekabet olabilecek markalarımızı geliştirmek… Türkiye bu tarafa doğru yönelmiştir. Allah’ın izniyle bu 4,5 yıl Türkiye’nin her alanında kalkınma hamlemizi yaparak bu orta gelir tuzağı meselesinden de kurtulacağız.


"Süper Lig'e çıkacağız"


Futbol benzetmesiyle şöyle söylüyorum; 13’üncü büyük ekonomiyiz ama Türkiye için yeterli değildir. Tabiri caizse playoff oynuyoruz. İnşallah şampiyon olup 'Süper Lig’e çıkacağız. Daha çok üreteceğiz, küresel rekabette güçlü şekilde ayaklarımız yere basarak devam edeceğiz. Siyasi ve ekonomik istikrarla bunu sağladığımız takdirde Türkiye dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olur.


Türkiye kendisini tahkim etmek durumunda. Hele bu bölgede, sürekli ittifakların değiştiği… İsrail’in çok baskın bir güç olarak bölgedeki bütün siyaset unsurlarını değiştirecek duruma gelmiş olması. Brexit, NATO, Ukrayna – Kırım meselesi… Bütün bunların hepsi bize bir şey söylüyor. Türkiye çok güçlü olmak zorunda ve kendi eksenini tahkim etmek zorunda. Türkiye bu coğrafyada kendi eksenini tahkim etmek zorundadır. Bizim kimseyle kavga etmek gibi bir derdimiz yok.


10 yıl sonra konuştuğumuzda belki bambaşka bir dünyadan bahsedeceğiz. İkinci dünya savaşının oluşturduğu denge sistemi kalmadı. Sadece 5 ülke istedikleri gibi dünyayı yönetecekler. ABD İsrail’in önünü açacak… Böyle bir dünya yok. Ya da Trump tweetlerle dünyayı yönetecek. Bu sürdürülemez bir durumdur. Türkiye’nin yapmaya çalıştığı, haklının, haklıların yanında durabilmek ve dünya 5’ten büyüktür demek kolay değil.


Dünya sistemine diyoruz ki, BM’nin bu yapısıyla 5 tane ülkenin dudağından çıkan sözlerle dünya yönetilecek bir yer değildir. Böyle yönetmeye davranırsanız gayri adil davranırsınız.


Golan Tepeleri meselesi zaten 1967 savaşının konusu ve sonucudur. Suriye’ye ait olduğu herkes tarafından kabul edilen bir yeri, hangi akılla; diyorsunuz ki tweet atıyorsunuz önce. Sonra tiyatral bir törenle diyorsunuz ki ben bu tepelerin İsrail’e verilmesini istiyoruz. Adama sorarlar sen ABD’nin başkanı mısın? İsrail’in sözcüsü müsün?


Yalnızlaşacak olan biz değiliz, zorla kabul ettirmeye çalışanlar olacaklardır. İyice Ortadoğu’da saldırganlaşmaya başlayan İsrail olacaktır. Biz yeter ki bu ilkeli duruşumuzu sürdürelim. Belki İslam, Arap ülkeleri arasında, gelişmekte olan ülkeler arasında belki birileri yeterince destek vermiyor olabilir. Ama sizi temin ederim ki, Arap, Latin Amerika’da çok ciddi destek buluyor.


Adamlar Suriye’nin kuzeyinde terör koridoru oluşturuyor. Silah vermeye devam ediyorlar. Şimdi biz buna kayıtsız mı kalacağız? Türkiye Doğu Akdeniz’de petrolden uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Türkiye buna seyirci kalacak değildir.


Meselenin özü şudur. Türkiye’nin hava savunma sistemine ihtiyaç var. Çok sayıda kardeşimiz şehit oldu. ABD’ye diyorsunuz ki, verin hava savunma sistemini, NATO ülkesi olan Türkiye’ye gelecek olan tehditlere siz bir koruma kalkanı oluşturun. Hayır, vermem diyor. O zaman Rusya’dan alacağım. Hayır diyor. Kusura bakma sen Amerika’ysan ben de Türkiye’yim. Allah’ın izniyle Türkiye kendi savunma sistemine ulaşacaktır. O zaman ihtiyacımız kalmayacak.


F-35’ler ise zaten yapılmış bir anlaşmanın parçasıdır. Türkiye pilotların eğitimini aldırıyor. Bu meselenin üzerinden bir siyasi kriz çıkartmaya kalkmasınlar.


İttifak eyvallah, işbirliği eyvallah, stratejik ortaklık buna da eyvallah. Ama sonuçta bir de hayatın gerçeği var. Türkiye bu coğrafyada en büyük tehditlere karşı karşıya kalmış bir ülke olarak kendi savunmasını en üst seviyeye çıkartmak durumundadır. Şu anda son zamanlarda yüzde 65 seviyesinde Türk savunma sanayii yerli sanayiye dönmüştür. 5-10 yıla ihtiyaç var yüzde 80’lere çıkaracağız. Tam da endişelendikleri nokta budur.


Türkiye kendi ayakları üzerinde durabilen, kendi hedeflerini gören bir ülkedir. Ve inşallah hiçbir ülkeye muhtaç olmadan, bunun için de gayret sarf ediyoruz. Biraz istikrarın, huzur ortamının devamı; kendi içimizde birleşme Allah’ın izniyle bütün bu meydan okumalara karşı çok daha rahat karşı koyarız.


Burada aslolan İngiliz halkının tamamıdır. Esas burada tartışılması gereken, kendi ordusunu kuramamış bir AB… Ortak pazar, ortak para birimi, ortak bir hukuk sistemi oluştu. Bu kadar hızlı giden işbirliği, ordu kuramadığı için AB tıkandı. İngiltere’nin AB’den çıkması da buradan kaynaklanıyor. Sadece bir pazar olarak kalmak yetmiyor. Başka rakipler de var. Uzak Doğu Asya’da yeni rakipler geliyor. ABD pazarı hala büyük bir rakip pazarı olarak karşıda duruyor. Kırım meselesinde gerçekten altta kaldığını düşünürsek, Rusya’nın o ileri adımını bertaraf edecek adımı atamadığını düşünürsek AB Pazar kayıplarına uğradığı gibi siyaseten sorun çözme yeteneğini de kaybetmiş görünüyor.


Bir de AB’nin içinde var olan üç ana aktörün; o rol farklılaşmalarının, rekabetin zaman zaman gündeme geldiğini düşünürseniz AB de bir şeyler resetlenmesi lazım. Eğer Avrupa kendisini resetleyecekse Türkiye’nin yeri olmak mecburiyetindedir. AB genişleyecek mi? Daralacak mı? Daralacaksa bir tane siyasi sonucu olur. Irkçı, faşist, İslam düşmanı, siyasetin zehirli dini Avrupa’nın siyasetini de esir alır. AB’nin buradan çıkmasının yolu kendisini aşmaktır. Ortak ülke olarak göreceği ülke Türkiye’dir.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS