Avrupa'dan Trump'a savaş resti! ''NATO'nun konusu değil''
Avustralya, Japonya ve Almanya’dan ABD’nin Hürmüz Boğazı’na gemi gönderme talebine ret geldi. Avustralya Ulaştırma Bakanı, “Bölgeye gemi göndermeyeceğiz” dedi. Almanya Başbakanı Merz de, “Orta Doğu’daki savaş NATO’nun meselesi değildir. Bu nedenle askerî olarak Hürmüz Boğazı’nı açma faaliyetine katılmayacağız” açıklamasını yaptı. NATO konusunda da net konuştu. ABD Hürmüz’de yalnız mı kaldı? Hürmüz krizi ABD’yi bitirecek mi? Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Hakan Sezgin Erkan ve Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağla Gül Yesevi değerlendirdi.
Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Hakan Sezgin Erkan:
''Askeri olarak ve ekonomik olarak bu yükü kendisiyle paylaşabilecek ülkeleri yardıma çağırıyor aslında. Müttefiklerine bir açık çağrı bu. Fakat burada “kimseye ihtiyacımız yok” tarafı da var.
“Kimseye ihtiyacımız yok” tarafı da aslında iç politikaya, iç düzene, iç siyasete ve iç kamuoyuna verdiği “Ben hâlâ çok güçlüyüm ve bağımsızım. Tek başıma da bunu hallederim.” mesajı. Bu neyi gösterir? ABD dış politikasının giderek maalesef iç siyaset tarafından belirlendiğini, bizim “iç siyaset tuzağı” dediğimiz şeye doğru evrildiğini ve düştüğünü gösteriyor.

"BU SAVAŞ NATO'NUN KONUSU DEĞİL"
İkinci olarak popülist söylemle stratejik zorunluluklar arasında bir sıkışma var, git-gel var. Yani popülist söylemler güzeldir. Kısa vadede halkı konsolide edersiniz; kendi müttefiklerinizi de belki konsolide edersiniz ama bu tarz çok denklemli olaylarda stratejik zorunluluklarınız da vardır. Burada Trump aslında ikisi arasında sıkışmış vaziyette. Biz bu tarz durumları nerede görürüz? Genelde seçim dönemlerinde veya liderlerin iç siyasette desteklerinin düştüğü dönemlerde görürüz. Anketlerde onu gösteriyor.
Özellikle ABD'nin genç nüfusunun bu savaşı ve İsrail’le bu müttefiklik konusunda son araştırmalar, desteğin düştüğünü gösteriyor. Yanlış hatırlamıyorsam %63 çıkmıştı son destek. Bu daha yüksekti önceki zamanlarda. Peki bu tür çelişkili söylemler neye yol açar? Birincisi, müttefikler arasında bir güven sorunu yaratır. Müttefikler net bir söylem bekler ve politikalarını buna göre şekillendirmeyi bekler.
Ama sizin söylemleriniz çelişkili olursa müttefikleriniz de izleyeceği ve kuracağı politikalarda çelişki yaşarlar.

Bir diğeri nedir?
Karar alma süreçlerinde öngörülebilirliği azaltır. Bu da diplomatik kanalların yeniden açılması veya açıldığında bu diplomatik kanalların sürdürülebilmesi konusunda da ciddi soru işareti yaratır bütün aktörler arasında. Trump iki farklı kitleye aynı anda konuşuyor. Yani dışarıya çağrı yaparken içeride “kimseye muhtaç değiliz” mesajı veriyor.
Bu da aslında şu anda ABD dış politikasını biraz öngörülemez kılıyor.''
TRUMP'IN ÇELİŞKİLİ AÇIKLAMALARI
Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağla Gül Yesevi:
“Hangi konuda yardıma ihtiyacı olduğu meselesi bence burada gündemde. Hürmüz’ün açılması konusunda ihtiyacı var. İngiltere'nin geç gelen yardımı konusunda da ciddi tepkileri olmuştu Amerika Birleşik Devletleri'nin. Buradaki ana meseleyi bence şöyle değerlendirebiliriz: Bu savaşın hedeflerinin belirgin olmaması… Yani bugün Almanya’dan, Avustralya’dan, Japonya’dan onların bu ittifakın neresinde olacağından bahsederken belirsiz hedeflerden bahsediyoruz. Bu savaşın hedefleri çok belirgin değil. Hürmüz Boğazı'nın açılması tek mesele değil. Bu savaşa girme meselesi Amerika Birleşik Devletleri'nin nükleer programın durdurulmasından direniş ekseninin sonlandırılmasına kadar pek çok konuyu içeriyordu.
Savaşın ilk günlerinde biz rejimin düşürülmesinden de bahsediyorduk. Tüm bu kocaman hedefler arasında acaba Avustralya, Almanya ve Japonya'dan ne bekleniyor? Bence ittifakların ve ittifak sisteminin de sınandığı bir dönemden bahsediyoruz, hassasiyetler var.

ALMANYA, FRANSA, İSPANYA, İNGİLTERE: YARDIM ETMEYİZ
Hangi konularda yaralanabilir olduklarını görmeye çalışıyorlar. Bir de “yardım gerçekten isteniyor mu?” var. Söylemlere ne kadar güvenebileceğiz? İki farklı söylem söz konusu. Tabii ki kapalı kapılar ardında Amerika Birleşik Devletleri'nin kurumlarıyla ittifakın diğer üyelerinin kurumları görüşmeler yapıyorlardır.
Bunun tabii ki daha net bir takım açıklamaları oluyordur. Ancak şunu çok net olarak ifade etmek lazım: Hedefi belirgin olmayan bir savaştan bahsediyoruz. Yine süresinin de belli olmadığını görüyoruz. Çünkü savaşın ikinci gününde “4 gün içinde bitecek” denilmişti. Bugün ben basına şöyle bir baktığımda “bir hafta içinde bitebilir” de deniliyor. Yani bu noktada hedefi belli olmayan bir savaştan bahsediyoruz. Bir de en önemlisi, tüm devletler tehdit varsa çevrelerinde buna göre birlikte hareket edebilirler. Ancak bu ülkeler demek ki bir tehdit algılamasında bulunmuyorlar.”
SON DAKİKA
EN ÇOK OKUNANLAR


Kurye şovunda Amerikan Trajedisi: Trump'ı zora sokacak dram!

ABD Başkan Yardımcısı Vance'i sahnede terleten tepkiler! "Hazreti İsa soykırımı onaylamaz"...

Dubai zenginleri bu kente akın ediyor! İran füzeleri sonrası adresleri değişti...

Kim daha uzun dayanacak? 'Abluka' satrancı!

Avrupa Netanyahu'ya sırt mı dönüyor? Önce Almanya şimdi de İtalya: O anlaşma yenilenmeyecek!
