SON DAKİKA...Hürmüz'de ilk somut adım! Trump: İran ile 2. aşamaya geçtik... İmza için yer ve gün netleşti
ABD ile İran arasında varılan mutabakata ilişkin detaylar ortaya çıkmaya başladı. Anlaşmanın dijital ortamda gerçekleştiği, ABD Başkanı Trump ile Başkan Yardımcısı Vance'in, İran tarafında ise Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın elektronik imza attığı aktarıldı. Resmi imza töreninin ise cuma günü İsviçre'de gerçekleşmesi, böylelikle kritik 60 günlük sürecin başlaması bekleniyor. Vance, mutabakatın "yalnızca geniş bir çerçeve sağladığını ve önemli ayrıntıların sonraki müzakerelerde belirleneceğini" söyledi. Daha önce barış umudu yükseldiğinde Hürmüz’de yaşanan gerilimler ve İsrail’in Lübnan’a saldırıları, bu umuda gölge düşürmüştü. Şimdi ise gözler hem müzakere sürecinde hem de yeniden Hürmüz Boğazı’nda…
Arap basını, ABD ile İran arasındaki savaşı sonlandırmayı ve yaptırımları kaldırmayı öngören anlaşmanın detaylarını sızdırdı. 14 maddelik anlaşma metni, Lübnan dahil tüm bölgede askeri hareketliliğin derhal durdurulmasını, karşılıklı deniz ablukalarının kaldırılmasını ve İran'a yönelik uluslararası yaptırımların tamamen sonlandırılmasını öngörüyor.
CNN Türk ABD Temsilcisi Yunus Paksoy, 14 maddelik ABD - İran anlaşmasının detaylarını CNN Türk ekranlarında aktardı. ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptının ilk maddeleri kapsamında Washington yönetimi, İran'ın petrol ve petrokimya ihracatına yönelik yaptırımlarda muafiyet tanımayı taahhüt etti. ABD, İran'ın dondurulmuş fon ve varlıklarını da serbest bırakarak Tahran'ın kullanımına açacak.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) merkezli yayın organı Al-Arabiya, ABD ile İran arasında cuma günü imzalanması beklenen 14 maddelik gizli mutabakat zaptını (MoU) kamuoyuna açıkladı.
Savaşın durdurulmasından nükleer programın geleceğine, yaptırımların tamamen kaldırılmasından küresel piyasaları rahatlatacak ekonomi hamlelerine kadar uzanan bu tarihi metin, bölgede yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
LÜBNAN DAHİL TÜM CEPHELERDE SİLAHLAR SUSUYOR
Sızdırılan mutabakat metninin ilk maddesi, bölgedeki tüm vekalet savaşlarını ve sıcak çatışmaları doğrudan bitirmeyi hedefliyor.
CNN Türk ABD Temsilcisi Yunus Paksoy'un aktardığına göre anlaşmanın maddeleri şöyle:
1. İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, mevcut savaşta müttefikleriyle birlikte, bu Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasıyla birlikte, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşa derhal ve kalıcı olarak son verdiklerini ilan eder ve bundan böyle birbirlerine karşı herhangi bir düşmanca eylem başlatmayacaklarını ve birbirlerine karşı güç tehdidinde bulunmaktan veya güç kullanmaktan kaçınacaklarını taahhüt ederler. Nihai anlaşma, bu Madde ve diğer Maddelerin hükümlerini teyit edecektir.
2. İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi ve birbirlerinin iç işlerine müdahale etmekten kaçınmayı taahhüt ederler.
3. İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, karşılıklı mutabakatla uzatılabilecek en fazla 60 günlük bir süre içinde müzakere ederek nihai bir anlaşmaya varmayı taahhüt ederler.
4. Bu Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasının hemen ardından, Amerika Birleşik Devletleri deniz ablukasını kaldıracak ve İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı her türlü müdahale veya engellemeyi önleyecek ve en fazla 30 gün içinde trafiği tam kapasitesine geri döndürecektir; gemi trafiği, İran İslam Cumhuriyeti'nin savaş öncesi trafik hacmiyle orantılı olacaktır. Amerika Birleşik Devletleri ayrıca, nihai anlaşmadan sonraki 30 gün içinde kuvvetlerini çevredeki bölgelerden çekmeyi taahhüt eder.
BASRA KÖRFEZİ AÇILIYOR, DENİZ ABLUKASI KALKIYOR
5. Bu Mutabakat Anlaşmasının imzalanmasının ardından İran İslam Cumhuriyeti, teknik engellerin kaldırılması ve İran tarafından mayınların etkisiz hale getirilmesi gerekliliğini dikkate alarak, Basra Körfezi'nden Umman Denizi'ne ve Umman Denizi'nden Basra Körfezi'ne ticari gemi seferlerinin savaş öncesi seviyesine 30 gün içinde yeniden başlamasını sağlamak için derhal adımlar atacaktır.
6. Amerika Birleşik Devletleri, bölgesel ortaklarıyla birlikte, İran İslam Cumhuriyeti'nin rehabilitasyonu ve ekonomik kalkınması için her iki tarafın da üzerinde anlaştığı kapsamlı bir plan oluşturmayı ve en az 300 milyar dolarlık finansman sağlamayı taahhüt eder. Bu planın uygulama mekanizması, nihai anlaşmanın bir parçası olarak, 60 gün içinde formüle edilecektir.
7. Amerika Birleşik Devletleri, nihai anlaşmanın bir parçası olarak kararlaştırılacak bir takvim çerçevesinde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Yönetim Kurulu kararları da dahil olmak üzere, İran İslam Cumhuriyeti'nin şu anda karşı karşıya olduğu her türlü yaptırımı ve hem birincil hem de ikincil tüm tek taraflı ABD yaptırımlarını sona erdirmeyi taahhüt eder.
8. İran İslam Cumhuriyeti, nükleer silah üretmeyeceğini bir kez daha teyit eder. İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, zenginleştirilmiş malzemenin akıbeti ve İran'ın nükleer ihtiyaçları da dahil olmak üzere karşılıklı olarak üzerinde anlaşılan diğer tüm nükleer konuların akıbetinin nihai bir anlaşmada yeterince ele alınacağı konusunda mutabık kalmıştır; nihai anlaşma bu Maddenin hükümlerini teyit edecektir.
9. İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, nihai bir anlaşmaya varılana kadar statükoyu koruma konusunda mutabıktır: İran nükleer programında statükoyu koruyacak ve Amerika Birleşik Devletleri İran'a yeni yaptırımlar uygulamayacak veya bölgedeki güçlerini artırmayacaktır.
10. Amerika Birleşik Devletleri, bu Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasından hemen sonra ve yaptırımların kaldırılacağı tarihe kadar, Amerika Birleşik Devletleri Hazine Bakanlığı'nın İran ham petrolü, petrokimya ürünleri ve türevlerinin ihracatı ile bankacılık, sigorta, ulaşım ve benzeri tüm ilgili hizmetler için muafiyetler vereceğini taahhüt eder.
11. Amerika Birleşik Devletleri, nihai bir anlaşmaya yönelik müzakerelerin ilerlemesi ışığında, İran İslam Cumhuriyeti'nin dondurulmuş veya kısıtlanmış fonlarının ve varlıklarının serbest bırakılacağını ve tamamen kullanıma sunulacağını taahhüt eder. Bu fonlar, ister ana hesapta tutulsun ister transfer edilmiş olsun, İran İslam Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından belirlenen nihai alıcı ödemesi için kullanılacak ve tamamen kullanıma hazır olacaktır. Amerika Birleşik Devletleri, bu temelde gerekli tüm izinleri ve lisansları vermeyi taahhüt eder.
12. İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, Nihai Anlaşmanın başarılı bir şekilde uygulanmasını ve gelecekteki bağlılığını denetlemek üzere bir uygulama mekanizmasının kurulması konusunda mutabık kalmıştır.
13. Bu Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasının ardından ve bu Mutabakat Zaptı'nın 4, 5, 10 ve 11. maddelerinin uygulanmasına başlanması ve bu adımların devam ettirilmesi konusunda güvencelerin alınması üzerine, İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, yalnızca kalan maddelerle ilgili olarak Nihai Anlaşma için müzakerelere başlayacaktır.
14. Nihai anlaşma, BM Güvenlik Konseyi'nin bağlayıcı bir kararıyla onaylanacaktır.
İsrail ordusu, 17 Nisan'da yürürlüğe giren ve 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatılan ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyine yönelik saldırılarını sürdürüyor. Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail'e ait bir İHA önce Meyfedun beldesinde bir aracı hedef aldı. Saldırının ardından olay yerinde toplanan sivillerin bulunduğu bölgede ikinci bir araç hedef alındı. İsrail'e ait bir başka İHA da Şevkin beldesinde 3'üncü bir araca saldırı düzenledi.
Üç ayrı saldırıda ilk belirlemelere göre 4 kişinin yaşamını yitirdiği, çok sayıda kişinin yaralandığı belirtildi.
ABD Başkanı Donald Trump, Fransa'da katıldığı G7 zirvesinde basın mensuplarına İran'ın nükleer silah geliştirme planları hakkındaki görüşlerini aktardı. İran'ın gelecekte olası nükleer silah geliştirme planını değerlendiren Trump, "Eğer bunu yaparlarsa, inanılmaz sonuçlarla karşılaşırlar. Size sonuçlarını bile söylemeyeceğim, ama sonuçlar en ağır sonuçlar olacaktır." dedi.
Trump, Tahran'ın "nükleer silah geliştirmesine, satın almasına veya başka bir şekilde edinmesine" izin verilmeyeceğinin altını çizdi. Tahran'ın nükleer silah geliştirmeme taahhüdünün, İran ile ABD arasında hazırlanan mutabakat zaptının merkezinde yer aldığını belirten Trump, anlaşma dilinin Tahran'ın nükleer silah geliştirmesini engellemenin ötesine geçmesi gerektiğine dikkati çekti.
Trump, "Nükleer silah geliştirmeyecekler, satın almayacaklar, edinmeyecekler veya başka herhangi bir şey yapmayacaklar." diye konuştu. İran'ın nükleer silah edinmeyeceğini yineleyen Trump, "Eğer edinirlerse, başlarına cehennem azabı gelecek." ifadelerini kullandı. Washignton ile Tahran arasında ileride "çok iyi bir ilişki" kurabileceği umudunu paylaşan Trump, bununla birlikte İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemenin kendileri için her zaman öncelikli bir konu olmaya devam edeceğini kaydetti.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, ABD ve İran arasında sağlanan mutabakata dikkati çekerek, ABD’nin Lübnan’a karşı yürütülen saldırıları durdurmakla yükümlü olduğunu söyledi.
Azizi, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, ABD ve İran arasında sağlanan mutabakatın uygulamasına ilişkin açıklama yaptı.
İranlıların direncinin ABD’yi stratejik dönüşüme ve Tahran’ın şartlarını kabul etmeye zorladığını söyleyen Azizi, Washington’un Lübnan’a karşı devam eden saldırıları durdurarak yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini ifade etti.
Azizi, İran ile ABD arasında varılan mutabakatın ihlal edilmesi ihtimaline işaret ederek, "Herhangi bir ihlal, kararlı ve ezici bir yanıtla karşılaşacaktır." ifadesini kullandı.
İran ile ABD arasında sağlanan mutabakatın resmi imza töreninin, 19 Haziran'da İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında düzenlenmesinin planlandığı bildirildi.
İsviçre'nin resmi haber ajansı Keystone-SDA'nın haberine göre, İsviçre Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ABD-İran mutabakatının Bürgenstock kasabasında imzalanacağı doğrulandı.
Açıklamada, ABD ile İran arasında olası bir mutabakat zaptının imzalanmasına yönelik görüşmelerin sürdürülmesi ve taraf heyetlerinin İsviçre'ye gelişlerinin kolaylaştırılması amacıyla son birkaç gündür ABD, İran, Pakistan ve Katar ile yakın temas halinde olunduğu bildirildi.
Bürgenstock kasabasının Pakistan ve Katarlı arabulucuların yanı sıra ABD ve İran tarafından da önerildiği belirtilen açıklamada, İsviçre'nin arabulucu rolü üstlendiği ve görüşmenin kendi topraklarında yapılabilmesi için gerekli diplomatik ve pratik koşulları sağladığı ifade edildi.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht Revançi, İran ile ABD arasında sağlanan mutabakatın resmi imza töreninde İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in hazır bulunacağını söylemişti.
ABD-İran anlaşmayı Cuma günü İsviçre’de resmi olarak imzalayacak.
İsviçre/Luzern bölgesindeki tatil beldesinde bir araya gelecekler.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki zenginleştirilmiş uranyuma ilişkin "Ele geçirdiğimizde yok edeceğiz. Amacımız ona sahip olmak değil, yok etmek. Bizde (halihazırda) çok var." dedi.
Trump, Fransa'nın Evian-les-Bains kentinde düzenlenen G7 Zirvesi marjında Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile görüşmesinin ardından Orta Doğu gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Hürmüz Boğazı'nın 19 Haziran'a kadar "tamamen açılacağını" belirten Trump, İran ile mutabakata ilişkin, "(Hürmüz Boğazı'nda) Gemiler güzelce hareket etmeye başladı. Petrol akışı yeniden başlıyor ve fiyatlar hızla düşüyor. Borsa ise hızla yükseliyor. Çok güzel şeyler oluyor ve daha da önemlisi İran'ın nükleer silahı olmayacak." diye konuştu.
Trump, mutabakat zaptının imzalanmasından sonraki 60 günlük sürede müzakere konularında İran'ın "işleri tamamlamak istediğini" ifade ederek, "İşe geri dönmeleri lazım ve şimdi ilişkiler normalleşti. Bu nedenle (süreç) hızlı işleyecek. Hızlı da olabilir, uzun da sürebilir." dedi.
"Amacımız (uranyuma) sahip olmak değil, yok etmek"
Trump, Hürmüz Boğazı'nın gelecekte de açık kalacağından emin olmak için gerekenin "güçlü bir ABD Başkanı" olduğu değerlendirmesinde bulundu.
Zenginleştirilmiş uranyuma ilişkin planlara dair de konuşan Trump, bu konuda acelelerinin olmadığını söyledi.
Trump, B2 bombardıman uçaklarının hedef aldığı dağların içe doğru göçtüğünü ifade ederek, kazının "zor" olacağına da dikkati çekti.
Bunu yapacak ekipmana sadece ABD ve Çin'in sahip olduğunu kaydeden Trump, "(Zenginleştirilmiş uranyumu) Ele geçirdiğimizde yok edeceğiz. Amacımız ona sahip olmak değil, yok etmek. Bizde (halihazırda) çok var." ifadelerini kullandı.
"Nükleer silaha sahip olmayacaklar"
Mutabakatın detaylarını açıklamadan önce resmi bir çerçeve oluşturmak istediğini belirten Trump, "Nükleer silaha sahip olmayacaklar ve bunun benim istediğim şeyin yaklaşık yüzde 99,9'unu karşıladığını söyleyebilirim çünkü bunun olmasına izin veremezdik." dedi.
Trump, Hürmüz Boğazı'nın ücretsiz şekilde açık kalacağını da dile getirdi.
ABD-İran arasında sağlanan mutabakatı yayımladıktan sonra muhtemelen basın toplantısı düzenleyeceğini belirten Trump, "Size kelimesi kelimesine okuyacağım, böylece basın bunu doğru şekilde aktarır." ifadesini kullandı.
Söz konusu mutabakatın "eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde imzalanan Ortak Kapsamlı Eylem Planının (JCPOA) aksine çok önemli bir belge" olduğunu savunan Trump, "O, nükleer silaha giden bir yoldu. Benimki ise nükleer silaha karşı bir duvar." dedi.
Mutabakat kapsamında ABD'nin İran'a ödeme yapacakları yönündeki haberlere ilişkin soruya "Hayır, biz sadece istersek gelecekte bir gün yatırım yapmaya izinliyiz. Herhangi bir yükümlülüğümüz yok." diye konuştu.

İran devlet televizyonu, Washington ile varılan anlaşmanın ardından İran petrol tankerlerinin ve diğer gemilerin seferlerine yeniden başladığını duyurdu. Bu gelişme, ABD'nin bölgedeki deniz ablukasının kaldırıldığına işaret ediyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki bir bölgeden bildiren devlet televizyonu muhabiri, "Üç İran petrol tankeri şu anda Hint Okyanusu'nun kuzeyinde seyrediyor. Temel ihtiyaç maddeleri ve hayvan yemi taşıyan diğer iki gemi ise yolda, güney limanlarına doğru ilerliyor" ifadelerini kullandı.
Muhabir ayrıca, ABD'nin 13 Nisan'dan bu yana yürürlükte olan uygulamasına atıfta bulunarak, "Deniz ablukasını kaldırma operasyonu uygulamaya konuldu" dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile harika bir anlaşma yaptıklarını belirterek, “Artık ikinci aşamaya geçtik” dedi.
ABD Başkanı Donald Trump, Fransa’nın Evian kentinde düzenlenen G7 Zirvesi kapsamında Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile bir araya geldi. Trump görüşme öncesi yaptığı açıklamada, ABD-İran arasındaki anlaşmada ikinci aşamaya geçildiğini bildirdi. İran ile harika bir anlaşma yaptıklarını söyleyen Trump, “İran'da bir rejim değişikliğine inanmıyorum ve bu yıllar sürer. İran'a yatırım yapmıyoruz ama adil bir anlaşmamız var. İran'ın şu an rasyonel bir liderliği var. Obama döneminde 2015 yılındaki P5+1 nükleer anlaşmasını iptal etmemiş olsaydık İran 5 yıl önce nükleer sahibi olurdu. Ben bu anlaşmayı 2018'de sonlandırdım” ifadelerini kullandı.
Trump, ABD'nin İran'a herhangi bir mali kaynak aktarmayacağını dile getirerek, İran'a yatırım yapmadıklarını kaydetti. Anlaşmayla İran'ın asla nükleer silah sahibi olmamayı kabul ettiğini vurgulayan Trump, “Nükleer isterlerse cehennemi yaşarlar” diye konuştu.
‘ABD OLMASAYDI İSRAİL OLMAZDI’
ABD Başkanı Trump, İsrail'le ilgili değerlendirmesinde Netanyahu ile görüşmesine de değindi. Trump, “Bazı detaylar konusunda konuştuk. Beyrut'a saldırması hiç hoşuma gitmedi. O saldırıyı gördüm, gerçekten büyük bir saldırıydı. ABD olmasaydı İsrail olmazdı. Ben olmasaydım, İsrail olmazdı. Başka hiçbir ABD başkanı benim yaptığımı yapmadı. Bibi ile harika bir ilişkim vardı ancak şu an Bibi, Lübnan konusunda daha sorumlu davranmalı. Lübnan geçmişte harika bir ülkeydi, entelektüellerin ülkesiydi. Kendilerini savunma imkanları da yok. İsrail'in Lübnan konusunda davranışlarından hiç memnun değilim. Büyük resmi de etkiliyor, İran'la anlaşmayı da etkiliyor” açıklamasında bulundu.
İsrail'in anlaşma konusunda atacağı adımların sorulması üzerine Trump, “Hizbullah konusunda Suriye lideri çok becerikli ve ülkeyi de toparlamayı başardı. Eğer İsrail bunu yapamıyorsa Suriye başarabilir. İsrail uzun süredir Hizbullah ile savaşıyor ve çok fazla insan hayatını kaybetti. İsrail'e ‘Bırakın Hizbullah ile Suriye ilgilensin' dedim. Açık konuşmak gerekirse İsrail'den daha iyi bir iş çıkarırlar” ifadelerini kullandı.
Trump, Rusya-Ukrayna Savaşı'na ilişkin ise "Rusya bir anlaşma yapmalı. Putin ve Zelenskiy arasında birçok ihtilaf var. Her iki taraftan onlarca insan hayatını kaybediyor. Bunun böyle olmasını istemiyorum” dedi.

ABD ile İran arasında varılan anlaşmanın pürüzsüz bir şekilde hayata geçirilmesi durumunda, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin bir ay içinde savaş öncesi dönemin yüzde 50’sine ulaşabileceği belirtiliyor. Trump'ın "motorlar çalışsın, petrol aksın" çağrısının hayata geçirilmesi için ise denizcilik firmaları, cuma günü imzaların atılmasını bekleniyor.
Kpler tarafından yayınlanan analiz notunda, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırılardan önce boğazdan günde 100 geminin geçtiği, anlaşmayla birlikte bu sayının ilk etapta günlük 40’a yükselebileceği ifade edildi.
İlk Etapta Bekleyen Gemiler Geçecek
Analistlere göre, Basra Körfezi’nde mahsur kalan yüklü gemiler Hürmüz’ü ilk terk edenler olacak. Körfez’de sıkışıp kalan ve 15 gün içinde bölgeden çıkabileceği tahmin edilen yaklaşık 118 tanker bulunuyor.
Uzmanlar, mahsur kalan bu gemilerin yaratacağı yoğunluğun tek seferlik bir durum olduğunu ve kalıcı bir trafik artışı olarak yorumlanmaması gerektiğini vurguluyor.
Bu noktada asıl kritik soru, mevcut yığılma eridikten sonra Körfez’e kaç geminin giriş yapacağı.
Kpler’in baş nakliye analisti Matt Wright, çok sayıda geminin Hürmüz’ün açılmasını beklediğini belirterek, anlaşmanın ilk 30 gününde Basra Körfezi’ne giren tanker sayısının günde 12’ye yükselebileceğini, bunun da savaş öncesi seviyenin yaklaşık yüzde 50'sine tekabül ettiğini kaydetti.
Daha temkinli hareket eden taşımacılık şirketlerinin ilk geçişlerin nasıl sonuçlanacağını görmek isteyeceğini ifade eden Wright, gemilerin saldırıya uğramaması ve bölgede mayın bulunmadığının anlaşılması halinde bölgeye yeniden girmeyi değerlendireceklerini aktardı.
Petrol tankeri şirketi Frontline’ın CEO’su Lars Barstad ise CNBC’ye verdiği demeçte, “Anlaşma imzalanır imzalanmaz gemilerin çok hızlı bir şekilde hareket etmeye başlayacağına inanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Frontline’ın şu an Körfez’de mahsur kalmış 5 tankeri bulunuyor.
Görüş Ayrılıkları
ABD ve İran’ın yapılan anlaşmanın içeriğine dair farklı yorumlara sahip olduğu görülüyor. İran devlet medyasında yer alan haberlere ve Tasnim haber ajansına göre Tahran, gemilerin 60 gün boyunca Hürmüz’den geçiş ücreti ödemeden geçebileceğini, bu sürenin ardından boğazın İran ve Umman tarafından yönetileceğini savunuyor. Buna karşın ABD Başkan Yardımcısı JD Vance pazartesi günü CNBC’ye yaptığı açıklamada, ABD’nin beklentisinin Hürmüz’ün uzun vadede de ücretsiz kalması yönünde olduğunu belirtti.
Diğer bir belirsizlik konusu ise mayınların gemiler için ne kadar büyük bir tehdit oluşturduğu

İran gemilerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişi, ABD ile varılan mutabakat zaptının ilk somut sonucu olarak görülüyor. Bu durum süreçte bir ilerleme kaydedildiğinin işareti olarak yorumlanıyor.
ABD'nin deniz ablukasını kaldırmasının ardından ilk İran gemilerinin abluka bölgesinden sorunsuz bir şekilde geçtiği bildirilmişti.
İsrail ordusu, ateşkese ve ABD ile İran arasında sağlanan mutabakata rağmen Lübnan'ın güneyindeki Reyhan beldesi çevresine topçu saldırıları düzenledi.
İsrail ordusu, 17 Nisan'da yürürlüğe giren ve 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatılan ateşkese ve dün sağlanan ABD-İran mutabakatına rağmen Lübnan'ın güneyine yönelik saldırılarını sürdürdü.
Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail ait topçu birlikleri, Cizzin ilçesine bağlı Reyhan beldesi çevresini hedef aldı.
İsrail ordusu gece yarısında da Secid ve Mahmudiye beldelerine topçu saldırıları düzenledi.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 15 Haziran'da ABD ve İran'ın mutabakata varıldığını duyurarak, "Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini ilan etti." ifadesini kullanmıştı.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de ABD ile mutabakata varıldığını doğrulayarak, mutabakat zaptının 19 Haziran'da İsviçre'de imzalanacağını açıklamıştı.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Washington ve Tahran yönetimleri arasında sağlanan mutabakatın "yalnızca geniş bir çerçeve sağladığını ve önemli ayrıntıların sonraki müzakerelerde belirleneceğini" söyledi.
Vance, Amerikan yayın kuruluşu CNN'de katıldığı bir programda ABD-İran mutabakatını değerlendirdi.
Mutabakat metninin "yaklaşık bir buçuk sayfa" olduğunu aktaran Vance, bu nedenle bu belgenin "çok genel" olduğunu ancak İran'la yapılan görüşmelerin önemli bir parçası olduğunu ifade etti.
Vance, "Birçok konuda, bu konuları teknik müzakere aşamasında çözmemiz gerekecek, ancak mutabakat zaptı, İranlıların anlaşmanın faydalarından yararlanarak yükümlülüklerini yerine getirmelerini sağlayacak bir çerçeve oluşturuyor." ifadelerini kullandı.
Başkan Yardımcısı Vance, anlaşma kapsamında İran için iki olası yol olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Birinci seçenek, olağanüstü ekonomik yaptırımlar altında kalmaları, bu da askeri güçlerini asla yeniden inşa edemeyecekleri ve nükleer programlarını asla yeniden oluşturamayacakları anlamına geliyor, ya da denetim, rejiminin güvenle nükleer programlarını yeniden inşa etmeyeceklerini doğrulanabilir bir şekilde göstermeleri. Bunu yaparlarsa, bu durum tüm bölgeyi dönüştürecek."
Vance, söz konusu mutabakatın "en önemli yanının" İran'ın nükleer silah üretmeme konusunda doğrulanabilir bir taahhüt vermesi olduğunu vurgulayarak, Tahran yönetiminin bunu yerine getirmesi durumunda bundan fayda göreceğini ifade etti.
Söz konusu mutabakatta İran'ın varlıkların dondurulmasının kaldırılması veya yaptırımların hafifletilmesi konusunda yazılanlarla ilgili soruya Vance, "Ne ABD'den ne de Körfez'deki müttefiklerimizden tek bir dolar bile yaptırım hafifletmesi veya varlıkların dondurulmasının kaldırılması olmadı." dedi.

Trump, mutabakat zaptının elektronik ortamda kendisi, Başkan Yardımcısı Mike Pence ve İran tarafı adına Meclis Başkanı Kalibaf tarafından imzalandığını bildirdi.
Sürece ilişkin teknik detayları paylaşan Trump, şunları kaydetti:
"Hürmüz Boğazı tamamen açıldı. Mayınların temizlenmesi için kısa bir süreye daha ihtiyaç var ancak temizlik biter bitmez petrol akışı tam kapasite sağlanacak. Ayrıca, ilk etapta İran’a ait 7 milyar dolarlık fon serbest bırakılacak. İran yükümlülüklerine uyduğu takdirde yaptırımların tamamen kaldırılması da gündemimizde. İran nükleer silaha sahip olmayacak."

Cuma günü Cenevre'de atılacak fiziksel imzaların ardından başlayacak 60 günlük kritik müzakere süreci başlayacak. Nükleer programın geleceğinden yaptırımların kaldırılmasına kadar tüm önemli başlıklar teknik heyetler tarafından masaya yatırılacak.
Canlı Anlatım Özeti
İşte ABD ile İran arasındaki 14 maddelik anlaşma
İsrail, Lübnan’da 3 aracı hedef aldı
Trump’tan İran’a nükleer silah tehdidi: İnanılmaz sonuçlarla karşılaşırlar
İRAN'DAN ABD'YE LÜBNAN ÇAĞRISI
İMZALAR İSVİÇRE'DE ATILACAK
YER VE GÜN NETLEŞTİ
Trump, amaçlarının İran'daki uranyuma "sahip olmak değil yok etmek" olduğunu savundu:
HÜRMÜZ'DE SON DURUM
Trump: İran ile 2. aşamaya geçtik
G7 Zirvesi protestolarla başladı: Masadaki kritik başlıklardan biri 'İran'
GÖZLER HÜRMÜZ'DE
MUTABAKATA DAİR İLK SOMUT ADIM
İsrail ordusu, ABD-İran mutabakatına rağmen Lübnan'ın güneyine topçu saldırıları düzenledi
'ÇERÇEVE ANLAŞMA'
Trump: Hürmüz Boğazı tamamen açıldı
60 GÜNLÜK KRİTİK SÜREÇ CUMA GÜNÜ BAŞLAYACAK
SON DAKİKA
EN ÇOK OKUNANLAR


Felaketin üzerinden 25 gün geçti: Venezuela'da enkazın altında kalan kedi kurtarıldı

Rusya’dan Ukrayna'ya dev misilleme: Savaşın başından beri en yoğun balistik füze saldırılarından biri!

Gazzeli Cumane'den kahreden sözler: "Annem cennete gitti hepinize küstüm"

İngiltere’de Burnham dönemi başlıyor: İşçi Partisi'nin yeni liderinden ilk mesajlar!

İki ülkede maskeye dönüş! Ama bu kez nedeni farklı: Kentler duman altında...
