Netanyahu’nun haritaları ne anlatıyor? İsrail’in stratejisi masada
İsrail’in Orta Doğu’daki stratejisi yeniden tartışılıyor. Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe’ye göre Tel Aviv yönetimi, bölgedeki güvenliğini sağlamak için iki farklı yöntem izliyor. İlk olarak ABD Başkanı Donald Trump döneminde başlatılan İbrahim Anlaşmaları ile bazı Körfez ve Arap ülkeleriyle normalleşme sağlanmaya çalışıldı. Ancak bu sürece katılmayan ya da İsrail’le uyumlu hareket etmeyen ülkeler ve gruplar üzerinde askeri baskı ve şiddet politikası uygulanmaya başlandı. Gökçe, İsrail’in özellikle Suriye, Irak ve Filistin’i tehdit olarak gördüğünü ve bölgede uyumlu olmayan aktörleri zayıflatmayı hedeflediğini söyledi. İsrail’in savaşın başında 70 bin askerle seferberlik ilan etmesi ve ardından Lübnan’a kara harekatı başlatması, uzmanlara göre Tel Aviv’in bölgedeki askeri genişleme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Orta Doğu’da artan gerilim ve İsrail’in askeri hamleleri, Tel Aviv yönetiminin bölgesel stratejisinin yeniden tartışılmasına neden oldu. Uzmanlara göre İsrail, çevresindeki ülkelerle ilişkileri bir yandan diplomatik normalleşme adımları, diğer yandan askeri baskı ve güç kullanımı yöntemleriyle şekillendirmeye çalışıyor.
İbrahim Anlaşmaları: Şiddet İçermeyen Normalleşme Girişimi
Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe’ye göre İsrail’in temel hedefi kendi güvenliğini kalıcı ve sürdürülebilir hale getirmek. Bu amaç doğrultusunda ilk etapta diplomatik yolların tercih edildiğini vurgulayan Gökçe, İbrahim Anlaşmaları’nın bu stratejinin önemli bir parçası olduğunu belirtti:
“Tabii İsrail'in buradaki amacı kendi güvenliğini sağlamak ve bunu sürdürebilir kılmak. Bunun için de önce işte Trump'ın önceki yönetimine başlatmış olduğu bunu şiddet içermeyen bir yöntem olarak görülen İbrahim anlaşmaları adını verilen normalleşme anlaşmalarıyla yapmak istedi. Bazı ülkeler, Körfez ülkeleri buna katıldı. Bazı işte Arap ülkeleri de buna katılmadı.”
Arap Milliyetçiliğinin Güçlü Olduğu Ülkeler Hedefte mi?
Gökçe, İsrail’in özellikle Arap milliyetçiliğinin güçlü olduğu ülkeleri stratejik açıdan yakından izlediğini ifade etti. Bu ülkeler arasında Suriye ve Irak’ın öne çıktığını söyledi:
“Ama orada en çok Arap milliyetçiliğinin görüldüğü, Suriye ve Irak gibi ülkeler hedef alındı. Mesela burada Mısır hedef alındı. Ardından Mısır'da bir yönetim değişikliğine de gidildi. Bu Suriye ve Irak özelinde bir de tabii Filistin kendi coğrafyasındaki kendisi tehdit olarak gördü ki bunu zaten Netanyahu açıkladı.”

Uyumlu Olmayan Aktörlere Karşı Şiddet Politikası
Gökçe’ye göre İsrail, kendi politikalarıyla uyumlu hareket etmeyen ülke ve gruplara karşı daha sert yöntemler uyguluyor:
“Bu ülkeleri de buradaki gruplara da şiddet politikasını uygulamaya başladı. Ve bu da buradaki kendisiyle uyumlu hareket etmeyen ülke ya da grupları parçalayıp bölmek ya da kontrol altına almak amacıyla da bu şiddet politikasını sürdürüyor.”
“Şii Dünyadan Sonra Sünni Aktörler” İddiası
Gökçe, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun açıklamalarının bölgedeki stratejik hedeflere dair ipuçları verdiğini söyledi:
“Zaten Netanyahu'nun göstermiş olduğu haritalarda ve ardından yapmış olduğu açıklamalarda yani şu anda Şii dünyayı hedef alıyor. Daha sonra Sünni dünyanın da buradaki aktörlerin sıra gelecek mealindeki açıklamaları aslında bir bütün olarak İslam coğrafyasını düşündüğünü, herhangi bir ayrım yapmadığını ve bunu da sağlayabilmek için ya benimle uyumlu hareket edersiniz ya da işte ben sizi bir şekilde burada yok ederim ya da parçalarım şeklinde bir anlayışa sahip.”
70 Bin Asker ve Lübnan Hamlesi
Savaşın başında İsrail’in hızlı şekilde seferberlik ilan ederek asker sayısını artırmasının da dikkat çektiğini belirten Gökçe, bu durumun sonrasında yaşanan gelişmelerle anlam kazandığını ifade etti:
“Tabii bu arada bakınız şunu da hiç gözden kaçırmamak lazım. Yani bu savaş başladığında 28 Şubat'ta İsrail'in hemen seferberlik ilan ettiğini ve kuvvetleri 70 bine çıkardığını gördük. O dönem hemen şunu aklımıza geldi. Acaba İsrail fırsatı ganimete mi çevirmeye çalışıyor?”
“İran Savaşı Fırsata mı Çevrildi?”
Gökçe’ye göre İran’la yaşanan gerilim sürerken İsrail’in bölgedeki başka hedeflere yönelme ihtimali de tartışıldı:
“Buradaki bir istikrarsızlık devam ederken İran'ın üzerinde devam ederken bunu bir fırsat bilip mesela Lübnan'ın işgal politikası mı yürütecek? Çünkü 70 bin asker İran'a İran'a yapacağı ki şu anda kendisinin bunu yapma ihtimali biraz düşük. En azından sınırdaş olmadığı için kara harekatı yapmayacağına göre bu 70 bin askeri niçin topladı?”
Lübnan’a Kara Harekatı ve Genişleme Tartışması
Uzmanlara göre İsrail’in Lübnan’a yönelik kara harekatı açıklaması, bölgedeki askeri strateji tartışmalarını daha da alevlendirdi:
“Aklımıza gelen soru buydu ve o da kafamız şüphelerle bugünlerde doğrulandı. Yani Lübnan'a karşı bir kara harekatını başlattığını duyurdu. Şimdi bu ne anlama geliyor? Bu şekilde kendi coğrafyasında kendisiyle normalleşme anlaşması yapmayan ya da kendisiyle uyumlu hareket etmeyen küçük ülkeleri ya da grupları da yok etmek için genişleme politikasını sürdüreceğini gösteriyor.”
SON DAKİKA
EN ÇOK OKUNANLAR


ABD'nin 'Rus petrolü' kararına Ukrayna'dan tepki: O para savaşa gidiyor

Papa Leo'yu hedef almıştı: Trump, Oval Ofis’te İncil'den bölümler okuyacak

Çin'de insansı robotlar yarı maraton dünya rekorunu kırdı

Kolombiya ve Ekvador arasında gerginlik: "Kafasını yalanlarla dolduruyorlar"

1 asrın ardından ilk: Kerkük'te yönetim Türkmenlere geçti! Böyle kutladılar
