hourSON DAKİKA
left-arrowright-arrow
weather
İstanbul
down-arrowup-arrow

    Son dakika: İşte Türkiye'nin "baraj" serüveni | Video

    { title }

    SONRAKİ VİDEO

    KAYNAKCNN TÜRK

    Önce Ilısu Barajı, ardından Yusufeli, şimdi de Kars Barajı... Peki, milyonlarca liraya mal olan barajların Türk siyasi ve ekonomik tarihindeki yeri ne? Barajlar bu ülke için neden önemli? Dünden bugüne Türkiye'nin baraj projeleri, Seda Akan'ın inceleme haberinde...

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    CUMHURİYET'İN İLANINDAN BUGÜNE TÜRKİYE'NİN BARAJLARI

    Bugün çeşmelerden gürül gürül akan suda, karanlık çökünce tek tuşla aydınlanan evlerde, fabrikalarda dönen çarkların ardında, genç bir Cumhuriyet'in medeniyet yolunda atılmış adımları ve inşası yılları almış emeğin ve azmin öyküsü var. Çatlamış topraktan yeşeren tarlalara, enerjide dışa bağımlılıktan kurtulup kendi yönünü tayin eden bir ülkeye dönüşen bir öykü bu.

    Bugün henüz 100 yaşına basmış bir Cumhuriyet ülkesi, geçtiğimiz yüzyılda genç yaşında tanık olduğu savaşları, yaşanılan kıtlığı ve zorluğu üzerinden atıp 20. yüzyılın ikinci yarısı ayağa kalkmak için silkelenmeye başlamıştı.

    ATATÜRK DÖNEMİNDE ÇUBUK BARAJI HİZMETE ALINDI

    Aslında Cumhuriyet, baraj yatırımına kuruluşundan beri önem vermişti. Ankara’nın başkent ilan edilmesinden sonra kentte hızlı bir göç oldu. Başkent susuz kalmamalıydı. 1929 yılında başlayan çalışmalar 1936 yılında tamamlandı. Mustafa Kemal Atatürk döneminde ilk yapılan baraj, Çubuk Barajı oldu.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    MENDERES DÖNEMİNDE BARAJ YATIRIMLARI ÖNCELİKLİYDİ

    Merhum Başbakan Adnan Menderes'in iktidarında da Türkiye büyük atılım peşindeydi. Dev barajlar inşa edildi. 3 Haziran 1955 Elmalı Barajı, 8 Nisan 1956 Seyhan Barajı, 2 Aralık 1956 Sarıyer Barajı, 31 Aralık 1858 Demirköprü Barajı ve 8 Ocak 1960 tarihinde İrfanlı Barajı açıldı. İlerleme vardı ama atılım için yatırıma gerek vardı. Batının, Amerika, İngiltere ve Almanya'nın engellerine takıldı.

    1960'LARIN KAOSUNDA EKONOMİ NASIL TOPARLANACAKTI?

    1960'lı yıllarda, siyasi belirsizlikte, ekonomik krizin tam ortasında borçlu ve nüfusu hızla artan bir ülkeydi Türkiye ilk bakışta. Ne üretebiliyor ne de dışarıdan almaya gücü yetiyor. Satabildiği bir hammaddesi de yok. Peki, bu ülke nasıl ayağa kalkacak, kendi ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaktı?

    SİYASİ BELİRSİZLİK, EKONOMİK KRİZ, ARTAN NÜFUS...

    Dönemin kaygan siyasi yapısına rağmen, değişen her iktidarın ortak bir hedefi vardı. O da üretimi artırmak. Türkiye'nin coğrafi yapısı buna uygundu. Tarım artırılabilir, ihracat hız kazanabilirdi. Ve ülke, sanayiye kendi kaynaklarından elde ettiği para ile yönelebilirdi. Ama öncelikle tarım için suyun doğru kullanımına ve sulama sistemlerine ihtiyaç vardı. Dünya var oldu olalı su kaynaklarını doğru kullanan her toplum gibi Türkiye de ekonomik açıdan bir adım önde olacaktı. Ve su, modern dünyada artık elektrik anlamına geliyordu. Güneydoğu Anadolu Projesi'nin gelişmeye başladığı o yıllarda en doğru yatırım yeni ve güçlü bir baraj yapmaktı.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    EKONOMİNİN UMUDU "KEBAN BARAJI"

    Yapılan alan araştırmaları sonucu barajın Fırat Nehri üzerine, Elazığ'ın Keban ilçesine yapılması kararlaştırıldı. Yıllar sonra "barajlar kralı" lakabıyla anılacak olan Başbakan Süleyman Demirel, dev projenin temelini 1965'te attı. Başbakan Süleyman Demirel'in o dönem danışmanı olan Turgut Özal, büyük projeyi böyle anlattı:

    "Bizi büyük çapta heyecanlandıran bir projeydi. Türkiye'nin 2,5 kw saat elektrik kullanımı vardı. Keban'ın bütün üretimi ise 6 milyar kw saat civarındaydı. Tabi o tarihlerde böyle bir projenin realize edilmesi imkansız gibi gözüküyordu."

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    ÜRETİLEN ELEKTRİĞİN YÜZDE 20'SİNİ KARŞILIYORDU

    Ama imkansız değildi. 10 yılın sonunda 1975'te tamamlanan Keban Barajı, Türkiye'nin ilk dev yatırımlı enerji projelerinden oldu. Kurulduğunda Türkiye'de üretilen elektriğin yüzde 20'sini tek başına karşılıyordu. Bugüne geldiğimizde bu oran, yapılan diğer barajların da etkisiyle yüzde 8'e düştü. Ama özellikle o yıllarda elektrik üretimi ve tarıma yaptığı büyük katkının yanı sıra, baraj gölü çevresindeki mesire alanları ve balıkçılık faaliyetleriyle bölgenin sosyal hayatında da köklü değişikliklere vesile oldu.

    BİR "MEGA" KENT DOĞUYOR

    1970'lere yaklaşırken Türkiye, Anadolu'dan fırsatlar şehri İstanbul'a hızla göç vermeye devam ediyordu. Bu da "mega" olma yolunda ilerleyen kentte içme suyu ihtiyacının artmasına neden oldu.

    ANADOLU'YA ÖMERLİ, AVRUPA'YA TERKOS BARAJI YAPILDI

    Dönemin iktidarı tarafından hazırlanan proje ile Anadolu Yakası'nda Ömerli Barajı'nın yapımına başlandı. Riva Deresi üzerine kurulan baraj, 1973'te tamamlandı. Ama İstanbul, büyük bir şehirdi. Daha fazla suya ihtiyaç vardı. Bu nedenle aynı yıllarda Avrupa Yakası'nda da bir baraj yükseliyordu. O da Terkos Barajı'ydı. İnşaatı 1971'de tamamlandı. Ve bu iki baraj da hala İstanbulluların içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılıyor.

    Haberin Devamıadv-arrow
    Haberin Devamıadv-arrow

    GÜNEYDOĞU'YA CAN SUYU: GAP GÜNEYDOĞU'YA CAN SUYU: GAP

    Memleketin bir başka köşesinde ise Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı ve maliyetli yatırımı olan Güneydoğu Anadolu Projesi’nin tohumları atılmaya başlanmıştı bile. Yukarı Mezopotamya'da Fırat-Dicle havzasının can veren suyu, yıllardır berekete gebe toprakla buluşturacaktı. Güneydoğu Anadolu Projesi bir devlet projesiydi ve hayati öneme sahipti. Tamamlandığında ise 22 baraj ve 19 hidroelektrik santrali ile 1,8 milyon hektar alanda sulama yatırımlarının yapılması hedefleniyordu. Böylece bölgede yaşayan insanların gelir düzeyi ve yaşam kalitesi artacaktı. Üstelik bu kez Keban Barajı'ndan bile daha büyük bir proje yapılacaktı. Cumhuriyetin kurucusu Atatürk'ün adı verilen bu baraj ile su, ülkenin Güneydoğu'daki damarlarına da kan olacaktı.

    ATATÜRK BARAJI İÇİN YÜZLERCE HANE YER DEĞİŞTİRDİ

    Adıyaman-Şanlıurfa arasından süzülen Fırat'ın üzerine inşa edilecekti Atatürk Barajı. Yüzlerce hane, binlerce insan köylerini suya teslim edip başka yurtlara gitti. Ama özlemle ödedikleri o bedele değdi.

    ATATÜRK BARAJI İLE HARRAN, YEŞİL BİR CENNETE DÖNDÜ

    1992'de tamamlanan Atatürk Barajı, Kızıl Harran Ovasını yemyeşil bir cennete çevirdi. Bu da beraberinde tarımı yani parayı getirdi. Doğudan batıya göç yavaşlamaya başladı.

    DOLGU HACMİYLE DÜNYANIN EN BÜYÜK 6. BARAJI

    Atatürk Barajı, dolgu hacmiyle dünyanın en büyük 6. barajı. Hidroelektrik santrali de inşa edilmiş olanlar arasında da 5. en büyük santral olma özelliğine sahip. Ve bugün sulama tünelleriyle de Şanlıurfa, Harran, Mardin, Ceylanpınar, Siverek-Hilvan ovaları ile beraber yaklaşık bir buçuk milyon (1,43) dönüm araziyi suluyor.

    "ÇORUH NEHRİ'NE ALTIN KELEPÇE"

    1980'lere gelindiğinde Türk ekonomisi halen sallantıdaydı. Enflasyon rekor üstüne rekor kırıyor, tedbiren ekonomik istikrar programları açıklanıyordu. Kamu harcamalarının sınırlandırılması, ücretlerin düşürülmesi, serbest döviz kuru gibi önlemler alınıyordu. Ama 90'lara yaklaşırken devlet yeni ve çok iddialı bir yatırım yapma kararı aldı. Bu kez hedef, Türkiye'nin en hızlı akan nehri Çoruh'tan enerji üretmekti.

    1988'DE BAŞLAYAN DERİNER BARAJI 2014'TE TAMAMLANDI

    O altın kelepçenin adı Deriner Barajı ve Hidroelektrik Santrali olacaktı. Temeli 1998'de Artvin'in Sümbüllü köyünde dağları birbirine bağlayan vadinin tam üzerinde atıldı. Tamamlanması tam 24 yılı aldı ve bittiğinde 249 metre gövde yüksekliği ile Türkiye'nin en yüksek, dünyanın ise en yüksek 6. barajı oldu.

    1 milyar 400 milyon Amerikan dolarına mal olan barajdan, 28 Nisan 2020 tarihi itibariyle 10 milyar 780 milyon kilowatt enerji üretilirken, 8 yılda milli ekonomiye tek başına 2 milyar 479 milyon 400 bin TL katkı sağladı.

    2000'LERDE NÜFUS TIRMANIŞA GEÇTİ

    Ve milenyum gelip çatmış, takvimler 2000'leri göstermeye başlamıştır. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirler başta olmak üzere, Türkiye nüfusu hızla artarak 70 milyon sınırını zorlamaya başlar.

    70 YILLIK RÜYADAN GERÇEĞE DOĞRU

    Bu da 70 yıldır tozlu raflarda bekleyen bir projeyi, Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali'ni gündeme getirir. Ancak Mardin-Şırnak il sınırındaki proje alanı, Batman'daki 12 bin yıllık geçmişi olan tarihi Hasankeyf'i de kapsamaktadır. Konu tartışmalara neden olur. Kimileri, tarihin sular altında kalmaması için barajın yapımına karşı çıkar. Ancak bölgede yaşayanlar için hüzünlü olsa da bir umut ışığıdır Ilısu. Ve tüm itirazlara rağmen Ilısu Barajı'nın temelleri 2006'da o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan tarafından atıldı.

    TARİHİ ESERLER VE YAŞAM ALANLARI YENİ YERİNE TAŞINDI

    Peki, herkesin akıbetini merak ettiği Hasankeyf'e ne oldu? Artuklu Hamamı, Eyyübü Camii, İmam Abdullah Zaviyesi ve binlerce yıla tanıklık eden diğer tarihi eserler... Hepsi yerlerinden alındı ve baraj gölüne bir kilometre uzakta oluşturulan yeni yerleşim yerine taşındı.

    EKONOMİYE YILLIK 2.5 MİLYAR LİRA KATKI SAĞLAYACAK

    Ağustos 2019'da su tutulmaya başlanan barajın, 6 türbininden ilki ise 19 Mayıs 2020'de enerji üretimine başladı. Barajın tamamlanmasıyla birlikte, ülke ekonomisine yıllık 2.5 milyar lira katkı sunması bekleniyor.

    O Recep Tayyip Erdoğan, partisinin ve iktidarının gelecek planlarına dair sinyali de yine Ilısu Barajı'nın açılışında vermişti. Türkiye Cumhuriyeti Devleti enerji yatırımlarına devam edecekti. Ki öyle de oldu.

    ENERJİ YATIRIMLARINA DEVAM

    2006 yılında gündeme gelen Artvin'in Yusufeli ilçesine yapılacak Yusufeli Barajı'nın temelleri 2013 yılında atıldı. Çoruh Nehri üzerinde inşa edilen baraj, tamamlandığında yılda ortalama 1,8 milyar kilowatt enerji üretecek. Tesis işletmeye alındığında, çift eğrilikli beton kemer kategorisinde ise dünyanın 3. yüksek barajı olacak.

    TÜRKİYE'NİN KALKINMA HAREKETİ: GAP

    Ve farklı iktidardarlar, Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, Bakanlar gören bir devlet hareketi Güneydoğu Anadolu Projesi... Bir kalkınma hareketi olarak başladığı günden bu yana 19 baraj , 2018 yılı itibariyle de 13 hidroelektrik santral yapıldı. HES'lerin işletmeye alınışından 2018 yılı sonuna kadar 454,56 milyar kilowatt-saat elektrik enerjisi üretildi. Üretilen bu enerjinin ekonomiye katkısı ise 27,27 milyar doları buldu.

    BÖLGEDE İSTİHDAM DA EĞİTİM ORANI DA ARTTI 

    Bölgede ihracat da kayda değer oranda arttı. Zaman içinde yıldan yıla büyüyen ihracat rakamı 2018 yılında 8,7 milyar doları buldu. Bölgedeki karayolu ağı ise 6.592 km oldu. Topraktaki bereket, tribünlerden çıkan enerji, yatırımları mıktanıs gibi çekti. Havalimanları, sayıları kısa sürede çoğalan okullar, üniversiteler ile istihdam da eğitim oranı da arttı.

    304 BARAJIN VE 83 GÖLETİN YAPIMI DEVAM EDİYOR
    Şimdi Güneydoğu Anadolu Projesi başta olmak üzere Türkiye'de hala doğudan batıya birçok noktada 304 baraj ve 83 göletin yapımı devam ediyor. Hedef, enerjide dışa bağımlıklığı sıfıra indirmek. Artık sadece barajlarla değil, yenilenebilir enerjiyle de bu hedefe yürümek.

    Sıradaki Haberadv-arrow
    Sıradaki Haberadv-arrow