Son dakika... TBMM yeni yasama yılına başlıyor: Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar

Video: Son dakika... TBMM yeni yasama yılına başlıyor: Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 2 aylık tatilin ardından yasama çalışmalarına bugün yeniden başlıyor. TBMM Başkanı Şentop'un konuşması sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meclis Genel Kurulu'na hitap etti.

TBMM 2 aylık tatilin ardından yasama çalışmalarına bugün yeniden başlıyor.

Meclis'te ilk tören Meclis Atatürk Anıtı'nda yapıldı. Saat 13.00'te anıta çelenk konuldu, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özel oturumla toplanacak Meclis Genel Kurulu'na hitap etmek üzere Meclis'e geldi. Erdoğan, TBMM Başkanvekili Celal Adan tarafından törenle karşılandı. Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Onur Kıtası'nı selamlayan Erdoğan, daha sonra Genel Kurul Salonu'na geçti.

Meclis Genel Kurulu, saat 14.00'te özel oturumla toplandı.

 

ŞENTOP: "TBMM CUMHURİYETİN VE DEMOKRASİNİN KALBİDİR"

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, birleşimi açmasının ardından konuşmasına başladı. Şentop açılış konuşmasında "TBMM cumhuriyetin ve demokrasinin kalbidir" dedi.

Şentop ayrıca salgın süreci, Doğu Akdeniz'deki gerilim ve Ermenistan'ın Azerbaycan'a saldırılarına da değindi. Şentop "Türkiye bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da haklı davasında, vatan savunmasında Azerbaycan’ın yanında yer alacaktır" diyerek Azerbaycan'a desteği bir kez daha vurguladı.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN GENEL KURULA SESLENİYOR 

Mustafa Şentop'un açılış konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, genel kurula sesleniyor.

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar;

Daima hazırlıklı, daima tedbirli, daima güçlü olacağız.

Türkiye gerisinde kesintisiz ve çok geniş bir coğrafyaya yayılmış, 2200 yılı aşmış devlet geleneği olan ender devletlerden biridir.

Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümünü inşallah şanına layık kutlamalarla karşılayacağız.

Ülkemizin elde ettiği tüm kazanımlarda en büyük pay sahibi meclisimizdir.

İnşallah önümüzdeki dönemde meclisimiz çok daha büyük başarılara tarih yazmayı sürdürecek.

Hükümet sistemi değişikliğinin ideal seviyeye gelmesi vakit alacaktır.

Yeni dönemde her partimize şimdiden teşekkür ediyorum. 

"DÜNYA YENİ YOL AYRIMINA GELDİ"

Türkiye'yi demokrasiye bedel ödemeden sahip olmuş bir ülke diye itham edenler, umarız 15 Temmuz gecesi bu bühtanlarından dolayı utanç duymuşlardır.

Dünya yeni yol ayrımına geldi. Siyasi ve ekonomik siyasi düzen artık her alanda çatırdıyor. Dünyanın karşılaştığı yeni krizler karşısında etkisiz kalan kurumlar kırılganlığı daha da artırıyor.

Küresel düzenin işleyişinin düzelmesi gerektiğini söyledik. Dünyanın her köşesinde güvenliğe ihtiyaç var. 

Küresel yönetim düzeni kurmamız şart. Aksi takdirde çatışmaların, zulümlerin, yağmaların yeniden başlaması kaçınılmaz hale gelecektir.

"AZERİ KARDEŞLERİMİZİN YANINDAYIZ"

Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanındayız. Ermeni işgalciler Azeri topraklarından çıkmadan çözüm olmaz.

Azerbaycanlı kardeşlerimize tüm imkanlarımızla destek vermeyi sürdüreceğiz. Ermeni işgaline sessiz kalanlar ikiyüzlü.

Dağlık Karabağ'da kalıcı barışın yolu Ermeni işgalcilerin geri çekilmelerinden geçiyor.

KÖFREZ ÜLKELERİNDEKİ GELİŞMELER

Irak’ta körfez savaşından beri süren istikrarsızlıklar en çok ülkemize zarar vermiştir, bölücü terör örgütü yıllarca Irak’ın sınırımıza yakın bölgelerini üs olarak kullanmıştır. Son dönemde Irak sınırındaki örgüt yuvalarını birer birer ortadan kaldırıyoruz. Kuzey Irak bölgesel yönetiminin de rahatsız olduğu bu fitne çukurlarını kurutana kadar operasyonlarımıza devam edeceğiz.

Bölgemizde 10. Yılına ulaşan Suriye krizi hiç şüphesiz coğrafyamızın en trajik meselesidir, üstelik bu meselenin her boyutu bizi çok yakından ilgilendiriyor. Bu ülke ile 910 bin kilometrelik bir sınıra sahibiz, bu köklü geçmişin beraberinde getirdiği çok derin insani, kültürel ilişkiler vardır.

Suriye’deki zulüm ve savaştan kaçan 4 milyona yakın insanı şehirlerimizde biz misafir ediyoruz, dünyada Suriye meselesine her boyutuyla müdahil olma hakkına sahip bir ülke varsa o da Türkiye’dir. Her kim “Türkiye’nin Suriye’de ne işi var?” diyorsa ya bölgeyi bilmiyordur ya da kafasında başka hesaplar vardır. Türkiye sınırlarını güvenlik altına almak için her yolu ve yöntemi kullanmaya devam edecektir.

Sınırlarımızı terör örgütlerine ve onları maşa olarak kullananlara teslim etmedik, etmeyeceğiz.

Son teröristi de imha edene kadar harekatlarımızı da sürdüreceğiz. Lafa gelince hümanizmi, insan haklarını dillerinden düşürmeyenlerin sırtlarını döndükleri ülkelerine sokmamak için her yolu denedikleri mazlumlara sahip çıktık. AB’de kayıp mülteci çocuklar konusunu gündeme getiren yine ülkemizden bir milletvekili olmuştur. Suriyeli sığınmacıların ülkemize 3 milyar Euro + 3 milyar Euro sözü veren sonra 40 dereden su getirerek bunun çoğunun üzerine yatan yine AB olmuştur, dürüst değiller. Biz onlara her şeyi rakamlarla söylüyoruz, ispat mı istiyorsunuz? Buyrun yapılan yatırımları yerinde görün. Bugüne kadar 411 bin Suriyelinin gönüllü ve güvenli bir şekilde evlerine dönmesi ülkemizin doğru olanı yaptığını gösteriyor.

AKDENİZ

Barbaros Hayretin Paşa’nın ve diğer kahramanların bıraktığı barış mirasına sahip çıkmak bu ülkenin her evladının boynunun borcudur. Akdeniz’de çatışma peşinde asla değiliz, tek talebimiz ülkemizin haklarına, hukukuna ve çıkarlarına saygı gösterilmesidir.

Bölgemizde ortaya çıkmış olup da AB’nin ağırlığı ile çözüme kavuşmuş tek bir sorun yoktur, birliğin müdahil olduğu her kriz yeni boyutlar kazanarak büyümeye devam etmiştir.

Libya ile yaptığımız anlaşma ülkemizi Akdeniz’den tamamen tasfiye girişimlerine verdiğimiz cevaplardan sadece biridir. Yıllardır bölgede ülkemizi yok sayarak bizi sahillerimize hapsedecek haritalarla karşımıza çıkanlar attığımız adımlardan sonra önce tehdit ve şantaj adımlarını denediler. Kahraman ordumuzun kararlı duruşu karşısında ise diyalog yolunu kabul etmek zorunda kaldılar.

 Biz diyalog kanallarını açık tutan kararlı duruşumuzu sonuna kadar koruyacağız, çatışmaların arttığı bir dünyada barış için Türkiye karar fedakarlık yapan acaba kaç ülke var.

Dünyanın en büyük ekonomisi olmadığımız halde insani yardımlar konusunda ilk sırada yer almamız bunun ispatı değil midir?

BM’den İİT’ya kadar her platformda gücümüzü hep arabuluculuktan yana kullanmamız bunun ispatı değil midir?

İSRAİL’İN KUDÜS POLİTİKALARI

Ülkemizin ve milletimizin hassasiyetle takip ettiği bir diğer kriz de İsrail’in Filistinlilere yaptığı zulümdür. Burada şu hususun altını özellikle çizmekte fayda görüyorum. Kudüs meselesi bizim için sıradan bir jeopolitik bir sorun değildir, her şeyden önce Kudüs’ün şu andaki fiziki görünümü Kanuni Sultan Süleyman tarafından inşa ettirilmiştir. Ecdadımız asırlar boyunca bu şehri el üstünde tutmuştur. Kudüs bizim şehrimizdir. İlk kıblemiz Kudüs’teki inancımızın sembol mescitleri bulunmaktadır. Kudüs’ün ve bölgenin binlerce yıllık sakinleri olan Filistin halkının toprakları işgal edilmiş olması da bu mesele ile yakından ilgilenmemizi gerektiriyor.

Bu anlayışla hem küresel vicdanın karayan yarası Filistin ve Kudüs davasının sonuna kadar takipçisi olacağız.

EKONOMİK GELİŞMELER

2020’ye büyük umutlarla başladık bu yılın ilk çeyreğindeki %4,4 büyüme oranı hedeflerimize kararlılıkla ilerlediğimizi işaretidir. Koronavirüs salgınına böyle bir iklimde yakalandık, salgın sürecinde önceliğimiz milletimizin sağlığını korumaktır, bunun yanında açıkladığımız ekonomik paketler 495 milyar lirayı yani milleti gelirin yaklaşık %10’unu bulmuştur.

Ertelediğimiz SGK ve BAĞKUR ödemeleri 40 milyar lirayı bulurken vergi ödemeleri de 30 milyar liraya yaklaştı.

Kamu bankalarını teşvik ederek 267 milyar liranın üzerinde bir finansmanın ekonomiye katılmasını sağladık.

Yılın ikinci çeyreğinde yaşanan %9,9’luk eksi büyüme elbette üzüntü vericidir, genel ortalamaya bakıldığında Türkiye OECD ülkelerinin çok altında bir şekilde bu süreci geride bırakmıştır. Açıklanan her endeks ve veri bu tabloyu destekliyor ve ileriye taşıyor.

Salgının dünya ekonomisinde yol açtığı dış talep azalmasına rağmen Eylül ihracatımız, geçen yılın aynı ayına göre %4,8 artmıştır.

Önümüzdeki yıl için belirlediğimiz büyüme oranı ise %5,8’dir. Türk ekonomisi yaşadığı bunca saldırının ardından kırılganlıklara karşı daha hazırlıklı bir yapıya kavuşmuştur.

OECD Türk ekonomisini salgından en az etkilenen 3. ekonomi olarak göstermiştir.

KORONAVİRÜS SALGINI

Çin’de başlayan ve kısa sürede dünyaya yayılan Covid -19 hastalığın henüz kesin bir tedavisi bulunamamıştır. Türkiye bu konuda kendi aşısını üretme konusunda da yoğun bir çalışma içerisindedir. Aşı çalışmaları belirli bir seviyeye gelmiş olmakla birlikte vakte ihtiyaç olduğu açıktır. 

Dünyadaki diğer ülkelerin salgınla mücadele yöntemlerine baktığımızda Türkiye’nin bunlardan birçoğundan ileride olduğu ortadadır. Sadece Mart ayından bu yana hizmete açtığımız hastanelerin yatak kapasiteleri 15 bini geçmiştir. İnşallah yarın Konya’da şehir hastanemizin açılışını yaparak sağlıktaki bu güzel tabloyu bir adım daha ileriye taşıyacağız.

Türkiye sağlık sistemini bu denli geliştirmemiş olsaydı bu salgının altında kalabilirdi. Bu vesile ile salgın sürecinde fedakarlıkla görev yapan sağlık çalışanlarımıza bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Ve yine bu süreçte ebediyete intikal eden sağlık çalışanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Salgınla mücadele ederken kendi vatandaşlarımıza sürdürdüğümüz hizmeti kesintisiz devam ederken diğer ülkelere de yardım elini uzatmıştır.

Ülkemizde vakitlice aldığımız tedbirler sayesinde süreç kontrol altında tutulabilmiştir. Salgının tehdit olmaktan çıkacağı güne kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Temizlik, maske ve mesafe unsurlarına dikkat etmeliyiz, bu virüsü hep birlikte el ele kol kola yeneceğiz.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS