İklim değişikliği ile mücadele eden 5 şehir
Şehirlerin yaşamın merkezini oluşturuyor, dünya nüfusunun büyük çoğunluğu şehirlerde yaşıyor. Ancak şehirlerin %90’ının bir su kaynağına kıyısı olduğunu göz önüne alında, iklim değişikliği yüzünden sayısı artacak doğal felaketlerin en fazla etkilenecek noktalardan biri de gene şehirler oluyor.
Kopenhag, Danimarka
Kopenhag dünyanın en yeşil şehirlerinden biri sayılır. 2009 yılında alınan karar ile 2025 yılında dünyanın ilk karbon nötr başkenti olmayı hedefleyen Kopenhag, tüm şehirdeki binalar için oldukça verimli bir ısıtma ağı kurarak, geleneksel ısınma sistemlerine göre %70 oranında tasarruf ediyor.
Kopenhag aynı zamanda bisiklet otobanları ve toplu ulaşım ağları ile hem sera gazı salımını azaltıyor hem de şehirlilerin sağlığına pozitif etki yapıyor. bisiklet otobanları ile şehirde yaşayanların %45’i her gün bisiklet kullanmaya başlamış.
San Francisco, Kaliforniya, ABD
Uber, Twitter, Airbnb gibi dünyanın en girişimci fikirlerini üreten teknoloji şirketlerinin bulunduğu bu şehir,bu yaratıcılığı şehir için de kullanıyor. Enerji verimliliği ve ulaşım planlama konularında gelişen teknolojiler San Francisco’yu sürdürülebilirlik ve temiz enerji konusunda liderliğe taşıyor.
Şehrin ulaşım ağında elektrikli hibrid otobüsleri, sıfır emisyon üreten hafif trenleri kullanmak mümkün. Bununla beraber kuraklık yaşayan Kaliforniya eyaletinde bulunan şehir, su kullanımını da ülke ortalamasının neredeyse yarısına azaltmış durumda.
Bu gibi tüketim azaltma, geri dönüşüm, kompost ve sürdürülebilir gıda gelişmeleri ile San Francisco 2020 yılında sıfır atık üreten bir şehir olmayı planlıyor.
Haber devam ediyor
Haber devam ediyor
Vancouver, Kanada
Vancouver iklim değişikliğine karşı ön sıralarda savaşan şehirlerden biri. 1990 yılında Kuzey Amerika’da iklim değişikliğine karşı uygulanması için bir rapor hazırlayan ilk şehirlerden biri olan Vancouver, 2020 yılı için de çevreci işler oluşturacak, kamusal sera gazlarını azaltacak ve şehirde çevreci binaların sayısını artıracak bir planı uygulamakta.
Bununla beraber 2050 yılında Vancouver %100 yenilenebilir enerjiye geçmeyi planlıyor. Şehirdeki tüm enerji türlerini hedefleyen bu değişim, ısınma, soğutma ve ulaşım için harcanan enerji için de geçerli.
Şu an da Kuzey Amerika’nın en düşük sera gazı salımına sahip olan şehir, sıfır atık çalışmaları ile hem ticari kurumların hem de şehirde yaşayanların beraber çalışacağı bir sistem oluşturmuş.
Stockholm, İsveç
Büyümükte olan bir şehir olan Stockholm, yeni gelenler ve doğa için iyi bir ev sahibi olmak için çalışıyor. 2010’da ilk “Avrupa Yeşil Başkenti” ödülünü kazana Stockholm, 2050 yılında fosil yakıtları kullanmayı bırakmayı hedefliyor.
Petrolden bölgesel ısınmaya geçen Stockholm, şehirdeki tüm binaların bağlanacağı merkezi ısıtma sistemi ile emisyonlarını azaltmayı planlıyor. Şu anda tüm binaların %80’inin ısıtma ve sıcak su ihtiyacı merkezi ısıtmadan karşılanmakta ve İsveç’in sera gazı salımını düşürmekte en büyük etken olarak kabul ediliyor.
Aynı zamanda Stockholm şehrinde yaşayanlar için iklim değişikliğine karşı aktif bir şekilde çalışmak oldukça önemli. Her 10 kişiden 8’i iklim değişikliğine karşı bigilenmenin ve aktif olarak eyleme geçmenin şehrin doğal bir parçası olması gerektiğini savunuyor.
Singapur
Her ne kadar küçük bir ada ülkesi olsa da 5 milyon nüfusu ile oldukça kalabalık sayılan şehir, Asya’nın en çevreci noktalarından birisi. Singapur, 2030 yılında enerji verimliliğini %35’e çıkarmayı, tüm binaların %80’inin yeşil sertifika almasını ve toplu taşıma noktalarına en fazla 10 dakika yürüyüş
Singapur aynı zamanda ulaşım konusunda da büyük değişimler yapmayı planlıyor. Kişi başına sahip olunabilecek araba sayısını sınırlayan Singapur, ulaşım sistemini çeşitlendirip genişleterek ve bisiklet kullanımını artırarak sera gazı salımını azaltmayı planlıyor.