Okumayı öğrendi, idamdan kurtuldu

Nick Yarris şu anda 57 yaşında, İngiltere'de yaşıyor. Onu diğer insanlardan farklı kılan şey ise suçu olmadığı halde 22 yıl boyunca idam edilmeyi beklemiş olması. İşte Yarris'in belgesellere, kitaplara konu olan hikayesi… (Fotoğraflar: Instagram)



Asıl adıyla Nicholas James Yarris, 1961 yılında ABD’nin Philadelphia eyaletinde doğdu. 7 yaşındayken tecavüze uğradı ama bunu kimseye anlatmadı. Bu olayın ardından yaşadığı travma sonucu 13 yaşında okulu bıraktı, alkol ve uyuşturucu kullanmaya başladı.
En büyük zevki, arkadaşlarıyla araba çalmaktı. Bu arabalarla geziyor ve sonra arabaları yerine bırakıyorlardı. Bir gün bir adam, çaldıkları araba için 200 dolar ödeyebileceğini söyledi. Artık Nick Yarris araba hırsızı olmuştu.
Araba çalıyor, satıyor, sattığı parayı uyuşturucuya yatırıyordu. Bir gün çalıntı bir arabanın içinde kendinden geçmiş haldeyken polise yakalandı. “Hapı yuttum” diyen Yarris polisten kurtulmaya çalıştı ama bu mümkün olmadı. 20 yaşındaydı ve “Polisi kaçırmaya teşebbüs” suçundan gözaltına alındı.
Oysa suçlandığı tek olay bu değildi. Polisin onu bulduğu yerin çok yakınında Linda May Craig adlı kadın tecavüze uğramış ve öldürülmüştü. Tek şüpheli Yarris’ti ve o zaman bilim bu kadar ilerlemediği için kanıtlanacak çok fazla şey yoktu. Olay yerinde bulunan kan grubuyla, Yarris’in kan grubu tutuyordu.
Yarris, mahkemeye çıktı. O gece onu yakalayan polis, Yarris’in kendisine saldırdığını, silahın kabzasıyla yüzüne vurduğunu söyledi. Kanıt olarak ise elinin o gece çekilmiş fotoğrafını gösterdi. Eli yaralıydı. Yarris’in avukatı ise, “Madem yüzünüze vurduğunu söylüyorsunuz neden yüzünüzün fotoğrafını çekmediniz” dedi. Jüri, Yarris’in beraatine karar verdi. Savcı çok sinirlendi, jüriye dönüp, “Bir katili serbest bırakıyorsunuz” dedi. Jüri başkanı, “Biz bu suçtan beraatine karar verdik, diğer suçtan değil” dedi.
Yarris diğer suçtan yani Linda May Craig’i öldürmekten idamla cezalandırıldı. Yarris suçlu olmadığını söyledi ama kimse ona inanmadı. Craig, cezaevi mahkemeyle davaya giderken kaçtı. Bir restorana girdi, oradan mont çaldı, çaldığı montu sattı. Bu parayla bir otele yerleşti, üç gün otelden çıkmadı. Çıktığında ise televizyonlarda kendini gördü. Çok fazla kaçamayacağını anladı ve teslim oldu.
Teslim olduktan sonra gardiyanlar ona çok kötü davranmaya başlamıştı. Yarris, kendini öldürmeyi bile düşündü. Bir gün bir gardiyan onun bu haline üzüldü, ona birkaç kitap verdi. Yarris, okumayı pek bilmiyordu ama “Nasılsa zamanım var” dedi ve okumaya başladı. Bazen bir kelimeyi 40 kere tekrar ettiği oluyordu. Sonunda akıcı bir şekilde okuma yazmayı öğrendi. Okumanın onu idamdan kurtaracağını henüz bilmiyordu.
Bir sabah gazetede bir yazı okudu, hemen avukatını aradı. “DNA sistemi gelişmiş, suçsuzluğum kanıtlanabilir” dedi. Yarris, 1988 yılında ABD'de DNA testi talep eden ilk idam mahkûmu oldu. O katil olmadığından çok emindi, eğer delillerin üzerindeki DNA’nın kendini DNA’sı olmadığı tespit edilirse özgür kalabilirdi.
Avukatı ona kötü haberi verdi; deliller kaybolmuştu. Var olanlarla ise doğru sonuçlar almak çok zordu. Yarris hemen pes etmedi. Defalarca DNA örneğinin alınması için başvurularda bulundu. 2002 yılında ise artık “tamam” dedi. Savcıya, “Beni idam edilme sırasında önünde alın” yazdı. Savcı son bir DNA daha yapılmasını istedi. Ve o testte kurbanın giysilerinde iki ayrı adamın DNA izlerine rastlandı. Yarris aklandı. 2004 yılında özgür kaldı.
Linda May Craig’in katili hiç bulunamadı, Yarris hatalı mahkûmiyet nedeniyle devletten tazminat kazandı.
Cezaevinden çıktığı günden beri idam cezasının kaldırılması için çalışıyor. İngiltere’de karısı ve kızıyla yaşıyor.
“Üzgün müsün” diyenlere ise şöyle yanıt veriyor: Eğer hapse gitmeseydim hayatım şimdiki kadar iyi olmazdı. Asla olumsuz bakmıyorum.
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS