Arka Bahçe Hikâyeleri

  1. Yazarlar
  2. Güncel
  3. Afife Selen Selçuk
Arka Bahçe Hikâyeleri

Topraklanmak, yeme içme kadar önemli bir ihtiyaç. Ama bu ihtiyacı vurgulayan baskın bir biyolojik alarmımız olmadığı için ancak bunalıma girdiğimizde ya da hastalandığımızda aklımız başımıza geliyor ve kendimizi yeşile, toprağa vuruyoruz. Oysa her tedavinin kişiye özel olması gibi, yeşile kavuşmanın da çok farklı şekilleri var.



Azeri gündelik içtimai siyaset gazetesi Şerq’te çıkan bir haberin başlığı şu: “BAXÇA” YOX, “BAĞÇA” YAZILMALIDIR. Spot ise şu şekilde yürüyor: “Sosial şəbəkədə müzakirə olunan mövzuya alimlərin də öz baxışı var.” Yani anlaşılan bir kelimenin nasıl yazılacağı sosyal medyada tartışılan bir konu haline gelmiş. Ne güzel. Şimdi bir de şu anlatımın güzelliğine bakın:
"Gündəlik Teleqraf qəzetinin əməkdaşı Naibə Qurbanova öz şəxsi "facebook” səhifəsində yazıb: "Baxça” yox, "bağça”. Sözün kökü "bağ”dır, "bax” deyil.”
Sevgili Azerbaycan, seni seviyoruz. Onca çılgınlığın arasında ‘ne, nasıl yazılır’a kafa patlatan insanların olduğu, dahası bunun bir gazete haberi olarak okuyucu bulduğu naif bir ülkesin... Darısı başımıza.
Naibe Kurbanova haklı. Aslı bağça. Farsça bağ kelimesi çiçekli yer anlamına geliyor. Türkçe’de –cik, -cık küçültme eklerinin Farsça’daki karşılığı –çe, -ça. Bağça, küçük bağ yani küçük çiçekli yer anlamında. Dil, bir milletin kendisinden farklı bir kültüre en acil şekilde adapte olmasını sağlayan en güçlü enstrüman. İslamiyet’le tanışan Türk kavimleri de ilgili kültürün belli unsurlarını hemen diline yerleştirivermiş. Bağ, bağça, büistan... Ya da günümüzdeki kullanımıyla: bağ, bahçe, bostan... Bağ daha sonra bizde anlam kayması yaşayarak üzüm yetiştirilen tarla anlamını kazanmış. Bostan ise çiçek bahçesi anlamını yitirip sebze bahçesi olmuş.
Hikâyemiz, 1988 yılında başlıyor. 80’lerin ünlü Postmodern mimari teorisyeni ve peyzaj mimarı Charles Jencks’in eşi, süper star mimar Frank Gehry ile birlikte çeşitli projelere imza atmış çok başarılı bir bahçe tasarımcısı ve bahçecilik üzerine kitapları bulunan bir yazar olan Maggie Keswick Jencks’e, henüz 47 yaşındayken göğüs kanseri teşhisi konur. Ameliyat olur ve iyileşir. Ama 1993’te hayatının en karanlık haberini alır. Kanser geri dönmüş, kemiklerine ve karaciğerine yayılmış, sadece 2-3 ay ömrü kalmıştır. “Hayır” der. “O kadar kolay değil.” Ergenlik çağındaki iki çocuğunun psikolojisi için savaşmaya karar verir. Kendi tabiriyle ‘herkes gibi o da ölüyor ama henüz yaşıyor’dur. Son aylarını kemoterapiyle harcamaması öğütlense de o tıbbi yöntemleri uygulamaktan vazgeçmez. Ek olarak, bir kanser hastasının bedenini iyileştirecek şeyin sadece dışarıdan verilecek kimyasallar olmadığını, kişinin psikolojik destek alarak pasif mağdurdan aktif savaşçıya dönüşmesi gerektiğini fark eder. Bunu formüle edebilmek için başka kanser hastalarıyla bir araya gelip ihtiyaçların ortak olup olmadığını anlamaya çalışır. Bu arada 2 ay geçmiştir bile... Maggie savaşmaya devam eder.
4 / 20
Arka Bahçe Hikâyeleri ©©Maggie’s Manchester by Foster & Partners
Tüm kanser hastalarının en önemli ihtiyacının doğru bilgilendirilmek, sakin ve doğaya yakın bir yerde kendisi gibi olan insanlarla bir arada olabilmek olduğu sonucuna varır. Bugün İngiltere’nin dört bir yanına dağılmış olan Maggie’s Center sağlık merkezi fikri böyle doğar. Maggie büyük çabalar sonunda Western General Hospital’ı kanser hastalarına özel bir merkez açmaya ikna eder. Şubat 1995’te mimar Richard Murphy, sağlık merkezinin projesini çizmeye başlar. Aynı yılın Nisan ayında ise kanser 3. kez ortaya çıkar. Bu kez hastalık iyice derinleşmiştir. Mayıs ayında Maggie, doğru bilgilendirme, egzersiz, beslenme yöntemleri, psikolojik destek ve terapilerle ilgili önerilerini açılacak sağlık merkezinin işleyiş planı olarak hastaneye teslim eder. Hastalıkla mücadelenin tek bir yönteminin olmadığı, bunun herkese göre değiştiği ve her kanser hastasının iyileşme yöntemini kendisinin keşfedip uygulamasının gerektiği teorisini geliştirir.
5 / 20
Arka Bahçe Hikâyeleri ©©Maggie’s Centre
Onun kanserle baş etme yöntemi ise dev bir bahçenin içinde kişinin kendisiyle aynı durumdaki insanlarla bir arada, ölüm fikrinin, yaşama sevincini engellemesine izin vermeden; açık havada, toprakla ve bitkilerle huzur içinde iletişimde olarak varlığını sürdürmesi üzerine odaklanıyor. Bu yolla kendi yaşamını 18 ay uzatan Maggie, 1995 Haziran ayındaki ölümünden sadece bir gün önce memleketi İskoçya’daki evinde çok sevdiği arka bahçesinde yer alan banka oturup gökyüzüne bakarak eşine “Ne kadar şanslıyız, değil mi?” der. Hayalini kurduğu Maggie’s Kanser Bakım Merkezi ölümünden bir yıl sonra, 1996’da açılır. Merkezdeki her şey, tam olarak onun istediği gibidir.
6 / 20
Arka Bahçe Hikâyeleri ©©RHS Chelsea Flower Show
Geçtiğimiz Mayıs ayında gerçekleşen Chelsea Flower Show 2017’de Maggie anısına düzenlenen, tasarımcı Darren Hawkes imzalı Linklaters Garden for Maggie’s bahçesi altın madalyaya layık görüldü. Kapalı ve gizli bahçelerin kişide güven duygusu yarattığı, böylelikle kişinin doğaya kendisini daha kolayca bırakabildiği düşüncesiyle tasarımda içe dönük bahçe düzenine gidilmiş.
7 / 20
Arka Bahçe Hikâyeleri ©©RHS Chelsea Flower Show
İngiltere’nin en büyük göğüs kanseri araştırma merkezi The Breast Cancer Now tarafından finanse edilen Ruth Willmoth tasarımı ‘Mikrospotan bakınca’ isimli bahçe ise aynı etkinlikte gümüş madalya ve Fresh Gardens kategorisinde People’s Choice ödülü’nü aldı. Her iki bahçe de her geçen gün yayılan ve daha fazla kadını hayattan koparan göğüs kanserine dikkat çekerek araştırmalar için daha fazla yardım toplanmasını sağlamak amacıyla inşa edildi.
DOĞAYA YAKIN DUR
İsteyen herkesin kendine ait küçük bir bahçesi olabilir. Bunun en iyi kanıtı şehrin en yoğun yerinde örneğin Beşiktaş’ta zemin kattaki penceresinden gördüğü görüntüye isyan edip kaldırıma araba park etmesin diye konmuş korkuluğa astığı teneke ve yoğurt kapları içinde yan yana coşkun bitkiler yetiştiren teyze olmalı. Amaç taş bloklar arasından yeşile uzanmak... Dünyanın en eski ve en görkemli aşk mabedi nedir, diye sorsak hep bir ağızdan “Tac Mahaaaal” dersiniz değil mi? Ama hayır. Çok daha eski zamanlarda bir kral, kraliçesi memleketinin yeşilini, toprağını özledi diye çölün ortasında, taş ve kerpiç yığınlarından oluşan şehrinde daha sonra dünyanın 7 harikasından biri olarak anılacak anıtı inşa ettirmişti: Babil’in Asma Bahçeleri. Bir kadına verilmiş en güzel hediye olmalı...
SAKSIDA HAYAT VAR
Görkemli bir arka bahçe yaratmanın anahtarı pek çok doku, renk ve katmanı doğru oranda kullanabilmekten geçiyor. Biraz da stillere hâkim olmak lazım tabii. Birbirinden farklı form ve boyutlarda saksılara dikilmiş bitkileri bahçenize yerleştirmeden önce bahçenizin güneş haritasını çıkarmayı unutmayın. Günün hangi saatinde nereye ne kadar güneş düşüyor, bunu bilerek ve bitkileri doğru yerlere yerleştirerek işe başlayın.
10 / 20
Arka Bahçe Hikâyeleri
Gül bahçesi klasik bahçelerin hası kabul edilir. Fakat en az gül bahçesi kadar dekoratif bir tür de sadece yeşil yapraklı bitkilerle düzenlenmiş tropikal bahçelerdir. Yaprakların renk, form ve boyut çeşitliliği, bir araya geldiklerinde birbirini bastırmak yerine öne çıkarma özelliği sayesinde yeşil bitkiler bir bahçeyi zengin ve şaşaalı göstermek için kullanılabilecek en kesin yol. Araya sığ bir süs havuzu yerleştirmek ve yaşam yemek/ oturma alanının zemininde ahşap kullanmak taş duvarların soğukluğunu yok edecektir.
11 / 20
Arka Bahçe Hikâyeleri
Beton zemin ve duvarlar arasında saksılarla bahçe yaratmanın farklı şekilleri var. Fikri daha geleneksel, içgüdüsel bir yaklaşımla ele alacak olursak yukarıdaki gibi bir bahçeye ulaşmak mümkün. Stil dilinde rustik bahçe diyoruz. Zemin malzemesinin ne olduğu pek önemli değil. Bir bölümü platformlarla yükseltilmiş, diğerleri pergolaya asılmış katman katman saksılar ve eski ya da eskitilmiş mobilyalarla bu rahat ve doğal atmosferi yakalayabilirsiniz.
12 / 20
Arka Bahçe Hikâyeleri
Bahçenizi komşunun arazisinden ayıran duvarın yüzeyini dış mekân şartlarına uygun bir lambriyle kaplamak da dışarıda iç mekân sıcaklığı yaratmanın başka bir yolu. Duvarın hemen dibine duvar boyunca uzanan beton bir saksı yaptırabilirsiniz. Zeminde terakota karolar kullanmak psikolojik olarak toprağa basıyormuşuz hissi verir. Bu sebeple terakota, Akdeniz avlu bahçelerinin de vazgeçilmez malzemelerindendir. Karıştır yakıştır stiline göz kırpın, mobilya olarak gözünüze ne iyi geliyorsa bir arada kullanmaktan çekinmeyin.
İLLE DE MAVİ BEYAZ
13 / 20
Arka Bahçe Hikâyeleri
Kobalt mavi, Marakeş’te mavi bir düş: Majorelle Bahçesi başlıklı yazımızda detaylarını verdiğimiz üzere yeşil yapraklı bitkileri zenginleştiren bir renk. Arka bahçenizde yaratacağınız mini ormana fon rengi olarak kullanabileceğiniz gibi bir başka yazımızda hikâyesini anlattığımız Delft Blue porselen ya da taklidi mavi beyaz seramikleri bitkilerinizin arasına doku ve renk zenginliği katacak şekilde yerleştirebilirsiniz.
BİR EGE KLASİĞİ
14 / 20
Arka Bahçe Hikâyeleri
Ege mimarisinin en belirgin öğelerinden biri iç ve dış mekânda taş ya da tuğladan örülmüş üzeri kerpiç badanalı sedirlerdir. Bu yerleşik mobilyaların üzerine yazın minder ve yastıklar atılıp çok rahat ve dekoratif bir mobilyaya dönüştürülür. Kışın ise hava şartlarından etkilenmeyen bir mobilya olarak bir sonraki sezona kadar bakım ya da ekstra depo alanına gerek kalmadan tertemiz sizi bekler. Geleneksel yöntemle taş/ tuğla örgü üzerine alçı kaplayarak bu fikri arka bahçenize uygulayabilirsiniz. Ya da sediri betondan döktürebilirsiniz.
AİLE BOYU SEDİR
15 / 20
Arka Bahçe Hikâyeleri
Son yıllarda iç mekânda havuz kanepeler revaçta. Yani içine çoluk çocuk anne babanın aynı anda sığdığı, birlikte film seyredip mısır yedikleri, sarılıp uyuyakaldıkları bir sevgi ünitesi. Özelliği, normal kanepelerden daha geniş olması. Arka bahçenizin sınır duvarı altına betondan genişçe bir platform yaptırıp üzerine döşek boyutlarında kalın minderler yaptırıp bahçede de bu sevgi yumağını devamı ettirebilirsiniz. Güneş duvarın ardına düştüğünde keskin gölgede uyuklamak hoşunuza gidecek.
ÇARDAKTA SOĞUK ÇAY FASLI
16 / 20
Arka Bahçe Hikâyeleri
Gazebo, kamelya gibi havalı isimlerle de anıyorlar ama aslı bildiğimiz çardak. Geleneksel ahşap çardakların kendinden mobilyalı olanlarından itinayla uzak durup kendi kişisel stilimizi katabileceğimiz yaratıcı bir gölgeliğe imza atsak ne güzel olur, değil mi? Düşünebileceğiniz en basit ama en dekoratif gölgelik, bembeyaz, yumuşacık kumaşlarla örtülü ahşap küp bir kutudur. Direk ve kirişler ahşap ya da kutu profil (demir) olabilir. Rüzgârda uçmayacak kadar ağır olması yeterli. İster altına iki kişilik bambu kanepe koyun, ya da yüksekçe bir platform üzerini minderle kaplayarak Bali stili bir çardak yaratın, siestanın keyfi garanti.
17 / 20
Arka Bahçe Hikâyeleri
Hala yeterince yaratıcı olamadığınızı düşünüyorsanız, buyurun, size has Bohem bir kendin yap örneği... Eski ferforje bir yatağın yeniden hayata dönüşü... Elbette her şey resimdeki kadar pis görünmek durumunda değil. Bir zahmet ferforje karyola, direkler ve çatıyı parlak bir renge (mesela kobalt mavi) ya da beyaza boyayın, üstüne de has pamuklu bir yatak atıp tekstillerle zenginleştirdiniz mi, tamamdır! Gazebo’nuz hazır. Havalı iç mimarlar ve “İç mimara yaptırdım şekerim”ciler, ‘çardak’ deyince kızıyorlar. Siz yine de evinize gelenlere inatla “Çardakta soğuk bir çaya ne dersin, hayatım?” deyin!
ÇİFTÇİ ÇOCUKLAR
18 / 20
Arka Bahçe Hikâyeleri
Eskiden yaz tatilini evde anneyle cupcake ya da çilekli pasta yaparak geçiren çocuklar artık dışarı çıkıp gerçek hayatta neler oluyor, onu tecrübe ediyorlar. Bir tohum nasıl ekilir, bakımı nasıl yapılır, bir bostandan nasıl ürün alınır’ı bilerek büyüyen çocukların dünyanın geleceğini kurtaracak yegâne güç olduğunu düşünenlerdenseniz, arka bahçenizde bir bostan yaratmayı öncelikle sizin öğrenmeniz gerekiyor. Yapamam edememleri bir kenara bırakıp hemen çıplak elle toprağa dokunun. Tohum ve toprak ikilisi sihir gibidir. Bir kere içinden çıkan filizi gören, tecrübe eden bir kişinin hayatı değişir. Boşuna söylenmiş bir laf değil, aklınızda bulunsun.
DOSTLARLA HOŞ SOHBETLER
19 / 20
Arka Bahçe Hikâyeleri
Arka bahçenizde arkadaşlarınızı ağırlamak için mutlaka pahalı bir hasır oturma grubunuzun olması gerekmiyor. Çoğu zaten doğayla bağdaşmayan yegâne malzeme olan plastikten üretiliyor. Gerçek örgü hasır, bambu ya da hezaren mobilya alabiliyorsanız ne ala... Ancak onlar da pek az ve doğal malzeme olduğu için pahalı. Özetle dekorasyonda –miş gibi yapan her şeyden kaçının! Çim üzerinde renkli minderler size Bodrum’un sosyetik ve yapay plajlarını hatırlatıyorsa ki, hatırlatmalı, artık onlardan hepimize bıkkınlık geldi, vazgeçin, yön değiştirin, başka malzemelere bakın. Özellikle Amerikalılar bizim beğenmediğimiz kilim parçalarıyla etnik mobilyalar üretmekte usta. Parça kilimlerle yapılan puf ve minderleri hem iç hem de dış mekânda rahatlıkla kullanabilirsiniz. Peki, bahçede ahşap bir yer sofrasında akşam yemeğine ne dersiniz? Tadından yenmez.
BİR TATLI HUZUR
20 / 20
Arka Bahçe Hikâyeleri
Bahçe deyinde artık bir klasik olan gül bahçesi, geleneksel İngiliz kulübe dekorasyonunun popülaritesi yüzünden günümüzde hala dünya bahçecilik trendlerinde hep ön saflarda yer alıyor. Hayır, gül ne Osmanlı, ne de İslam coğrafyasına özel bir bitki. Dünyanın her yerinde yetiştiği için hemen her bölgenin kendine göre gül kültürü var. Günümüzde yaygın olan gül türleri Avrupa’ya Çin’den gitmiş. Özellikle Kraliçe Viktorya döneminde bu alışveriş fazlasıyla canlanmış. XIX. yüzyıldaki bilimsel gelişmeler ışığında İngilizler, yeni karşılaştıkları bu güllerle kendi gül türlerini birleştirip günümüzde İngiliz gülü adıyla anılan harmanları yaratmışlar. Bakımı çok büyük emek gerektiriyor ama muhteşem kokusu, renkleri ve estetik görüntüsüyle gül, doğanın dekorasyon dünyasına en büyük armağanlarından biri.
{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Description $}
{$ item.Title $}
{$ item.Description $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS