Afife Selen Selçuk Afife Selen Selçuk

Çöl esintisi

Hazır yaz gelmiş, konu mavilerden açılmışken Afrika dolaylarında renk, doku ve koku avına çıktık. Bir devenin üstünde yüzümüzü çölde batan güneşe dönüp kumul patikalarda bata çıka Atlas dağlarına ulaştık. Çölün mavi insanlarının çadırlarına konuk olup, oradan kuzey batıya, Marakeş'e, Andalusya'nın kültürler karmasına doğru yol aldık. Bu yaz Kuzey Afrika'dan evimize doğru Berberi ve Mağribi rüzgarlar esiyor.



İlham kaynağı: Berberiler
Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock
Kuzey Afrika'nın en eski yerli halkı olarak biliniyorlar. Arap değiller. Arapların ana vatanı Afrika'nın güneyi. Onlar kuzeye yerleşmeden çok önceleri Berberiler burada göçebe bir hayat sürüyorlardı. Bu sebeple binlerce yıllık çok baskın bir göçebe kültürleri var. Kendilerini "özgür halk" anlamına gelen Amazigh olarak adlandırıyorlar. Dillerinin adı da bu. Bu dil tam 4 bin yıldır o bölgenin dili ve hemen hiç değişmeden günümüze ulaşmış. Yine de bölgedeki din merkezli Arap kültür emperyalizminin bir sonucu olarak çoğunlukla Arapça konuşuyorlar.
Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock
Kuzey Afrika ve İspanya'nın güneyinin Müslüman olmasının sebebi onlar. Dini göçtükleri her yere taşımışlar. Ama her kabilenin din anlayışı ve kültürü değişim gösteriyor. Günümüzde bir bölümü yerleşik; Fas ve Cezayir toplumlarının nüfuslarının çoğunluğu Berberi. Yerleşik olanlar etnik kimliklerini korumakta zorluk çekmiş, bölgeye gelen ve geçen kültürlerden fazlasıyla etkilenmiş ve göçebe Berberilerden sanat ve kültür anlamında ayrılmışlar. Mağrip Krallığını kurmuş ve bugün aynı adla anılan hibrid kültürün yaratıcısı olmuşlar. Hala göçebeliği tercih eden Berberilerin en kalabalık ve batılılar tarafından en iyi bilinen kolu ise Tuaregler...
Tuaregler/ Indıgolar kimdir?
Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock
Tuaregler Sahra çölünde yaşayan yaklaşık iki milyon kişiden oluşan, çoğunluğu Müslüman, Berberi kabilelerinden biri. Binlerce yıl konar göçer hayat süren bu insanlar, içe kapalı ve fazlasıyla kendine has bir kültür ve estetik değerleriyle günümüzün modern göçebelerinin, bohemlerinin baş tacı ettiği bir grup. Hem Müslüman hem anaerkil olmaları açısından dünyanın en acayip kültürlerinden birine sahipler. Yani burada evliliğe onay veren de yeri geldiğinde "Boş ol" diyen de kadın.
Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock

Bir de kadınların dünyada cinsel anlamda en özgür olduğu topluluk onlar. Kadınlar evlenmeden önce istedikleri kadar adamla seks yapabiliyor, evlenip çocuk doğurduktan sonra erkeği hemen boşayabiliyorlar. Boşanan erkekler tası tarağı toplayıp anne evine dönüyor. Boşanan kadın için ise büyük bir şenlik düzenleniyor. Erkeğin çocuk üzerinde hiçbir hakkı yok. Akrabalık bağı kadın üzerinden ilerliyor. Evlerin / çadırların ve hayvanların sahibi de kadınlar.

Tuaregler neden mavidir?
Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock

Erkekler 25 yaşından itibaren peçe takmak zorunda. Peçelerini aile arasında dahi çıkarmıyorlar. Bu peçeler aslında ilk önceleri kum fırtınasından yüzlerini korumak için gelenek haline gelmiş. Aynı amaçla yüzlerine sürdükleri çivit merhemi yüzlerini maviye boyarken, giydikleri kumaşları çivit otundan elde edilen boya ile boyamaları, yabancıların onları çivit mavisi yani "indigo insanlar" olarak anmasına sebep olmuş.

Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock

Evet, "indigo insan", popüler psikolojik bir terim olmadan çok önce Tuareglere atfedilen bir isimdi. Kelimenin "indi" ön ekine bakarak bitkinin o coğrafyaya Hindistan'dan geldiğini söylemek mümkün. Bu da ticaret yapan bir topluluk oldukları anlamına geliyor. Kabilede kadınlar peçe kullanmıyorlar. Yüzleri açık, çünkü toplumun erkekleri onların güzel yüzlerini görmek istiyor. "Bu nasıl İslam?" diyeceksiniz, "birilerinin" kesinlikle yok etmeye çalıştığı bir İslam anlayışı olduğu kesin...

Mavi insanlar, sanat ve kültür
Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock

Tuareg sanatı çoğunlukla takı, deri ve metal eyer süsleri, kilim ve ustaca yapılmış kılıçlar üzerine yoğunlaşıyor. Ayrıca Afrika'nın en iyi savaşçıları olarak tanınıyorlar. Bir çok ülke sınırları içinde kalan topraklara yayılan etnik bir grup olmalarına rağmen kendilerine ait bir ülkeleri yok. Ama kendilerine ait bir dilleri var. Yukarıdaki tahmin doğru; ekonomileri Sahra çölü üzerinde sürüp giden ticarete dayalı. Afrika'nın kuzeyinden güneyine seyreden toplam beş adet ticaret yolunun kontrolü binlerce yıl boyunca onlarda kalmış.

Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock

İyi birer savaşçı olmaları ticaret yollarında güvenli ticaretin yapılmasını sağlamış. Geçmişte Afrika'nın kuzeyine oranla çok daha zengin doğal kaynaklara sahip olan güneyden gelen mallar kuzeydeki limanlardan dünyaya yayılıyormuş. Yol çok uzun olduğu, kervan hayvanları da az yük taşıyabildiği için çok kar getiren, değerli, küçük boyutlardaki malları taşımayı tercih eder olmuşlar. Bu yüzden mütevazı göçer hayatlarına bakmayın, maddi açıdan oldukça zenginler.

Tuareg kilimleri
Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock

Tuareg kilimleri; büyük bölümü hala Sahra çölünde göçebe olarak, küçük bir parçası Moritanya'da yerleşik olan topluluğun en belirgin el işçiliği örneklerinden biri. Geleneksel olarak deri şeritler ve palmiye lifleri kullanılarak örülen kilimlerin doğal tüy renginde iki farklı renkte yünden üretilenleri de var. En belirgin özelliği birbirine kontrast iki rengin bir araya gelmesi. Kullanılan malzemeye göre hasır ya da krem rengi yün zemin üzerine koyu kahverengi basit geometrik desenler örülüyor.

Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock

Bir de aynı Türk yurtları gibi kulübe büyüklüğündeki çadırların içini tamamen kaplayabilmesi için büyük ebatlarda dokunuyor. Deri şeritler, deve ya da keçi derisinden. Çok da sağlam olan Tuareg kilimleri yazın dünyanın en sıcak iklimlerinden birinde insanlara terletmeyen, böcek tutmayan, hijyenik bir zemin sağlıyor. Her biri elde yapıldığı için Türk kilimleri gibi benzersiz ve özel. Yüzyıl ortası modern, güncel modern ve bohem iç mekanlar için biçilmiş kaftan.

Beni ouaraın kilimleri
Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock

Dekorasyon meraklılarının son yıllarda hemen her baktıkları fotoğrafta gördükleri, hatta merak edip satın aldıkları o krem zemin üzerine basit baklava desenli tüylü kilimlere Beni Ouarain deniyor. Atlas dağları eteklerinde yarı yerleşik Berberi kabilelerindeki kadınlar tarafından dokunuyor. Renk kombinasyonu ve sade, düzensiz geometrik deseni özellikle modern batılı stillere tam uyum gösterdiği için bu kilimleri İskandinav yarımadasında dahi görmek mümkün. Hatta İskandinav stiliyle o kadar uyumlu ki, bunun bir Berberi kilimi olduğunu tahmin edemeyen çok kişi var. Boyasız, yüzde yüz koyun yününden dokunduğu için tamamen doğal. Bu da tercih edilme sebeplerinden biri. Sade çarpılardan oluşan baklava deseni en yaygın olanı, bununla birlikte daha süslü, karmaşık desenlileri de mevcut.

İlham kaynağı: Mağrip stili
Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock

Mağribi, "Kuzey Afrika'ya ait" anlamında kullanılan bir kelime. Kuzey Afrika ise binlerce yıldır kültürler arasında köprü olmuş, üzerinde yaşayan ya da sadece oradan geçen her toplumdan bir şeyler almış çok renkli, çok dokulu, çok dinli, çok karmaşık bir coğrafya. Mağrip stili dendiğinde öne çıkan Fas, özellikle Avrupa'ya açılan kapı niteliğindeki konumu sebebiyle diğer bölgelere göre kültürel anlamda daha zengin. Dolayısıyla on dokuzuncu yüzyıldan beri dünya jet sosyetesiyle bohemlerin uğrak yeri, ilham kaynağı.

Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock
Fas'ta sadece Afrika/ Arap kültürlerini değil, karşı kıtaya geçip değişime uğrayıp Avrupalı kimliği kazanmış, sonra geri gelmiş İspanyol, Portekiz ve sömürgeleştirildiği için Fransız etkili kültürel ve estetik detaylar görmek mümkün. Bu batı etkisi; İslam, Berberi, Pers odağındaki doğu etkisiyle bir araya gelip tamamen kendine has bir atmosfer yaratıyor.
Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock

Medine denilen şehir oluşumları, eni neredeyse bir metreye kadar inen ara sokakları, uzaktan bakınca kargacık burgacık, itiş tepiş bir arada duruyor gibi görünen binalarıyla dünyanın en geniş ve kalabalık motorsuz araç alanları olarak biliniyor. Genel olarak Mağribi stil içinde değerlendirilmesine rağmen Fas'ta her şehrin, kasabanın kendine özel sivil mimari ya da dekoratif detayları var.

Mağrip stilinin özellikleri
Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock

Belli oranda Arap ve Pers etkisindeki dekoratif öğeler, Batı etkisiyle sadeleşiyor. Desenler karmaşık doğulu kültürünün bir parçası gibi gözükse de Berberilerin saf geometrik düzenini temel alıp şaşaayı sadelik, doğanın renkleri ve matematik ile tanımlıyor.

Canlı renkler
Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock
Renk, bu stilin en önemli öğelerinden biri. Ama bizim coğrafyamızdaki modern şehir evleri ya da yazlıklar söz konusu olduğunda birebir uygulanırsa göz ve ruh yoracağı garanti. Özetle güneşin sıcak tonlarıyla yanan çöl kumlarının sarı, kırmızı, turuncu arasında gidip gelen tonları; gökyüzünün ve Akdeniz'in en canlı mavi, yeşil ve turkuazlarıyla birleşiyor. Araya beyaz ve siyah da giriyor. Hepsini bir arada değil, seçerek kullanın.
Metal işçiliği ve ahşap oyma sanatı
Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock

Genel olarak oymacılık, Arap etkisi altında gelişmiş bir detay. Ancak bu konudaki esas atılım Emevilerin çok baskın bir Hıristiyan kültürüne sahip olan İspanya'nın güneyini ele geçirip burada kendilerine ait şaşaalı bir kültür yaratma isteğiyle oluyor. Yani bir bakıma, "benim mimari süslemelerim senin mimari süslemelerini döver" durumu bu. Andalusya'dan dönüp ana İslam coğrafyasına Fas'tan yayılan sofistike ahşap oyma mobilya, paravan, kapı ve pencere detayları Mağrip stilinin öne çıkan detayları arasında. Bununla birlikte bölgede çok baskın bir metal işçiliği de var. Kabaralı demir kapılar, ferforje pencere kafesleri aynı bu ahşap oymalar kadar el emeği göz nuru ve her biri sanat eseri niteliğinde.

Mağribi kemerler
Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock

Bugün İslam mimarisinin önemli etnik öğelerinden biri kabul edilen at nalı şeklindeki Mağribi kemeri de bir Emevi mirası ve aslında İspanya'nın Toledo şehrine özel vizigot kemerlerinden alıntı. Roma yani Hıristiyan döneminden önce ise Keltlere dayandığı söyleniyor. İslam mimarisinin bir parçası olarak ilk kez İspanya'daki Kurtuba Camiinde kullanılmış, oradan Fas'a geçmiş. Yani bu stile ait doğulu sandığımız batı kökenli öğelerden biri.

Tül perdeler ve riyad
Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock

Mağrip mimarisinin en belirgin detaylarından biri, aslında bir Yunan mimari keşfi olan ve bizzat Egemizden çıkma iç avlu sistemi. Arapça'da Riyad deniyor. İslam kültürünün içe dönük yapısına çok uygun olduğu için Akdeniz mimarisinin bu sistemini alıp kolayca kendilerine adapte etmişler.

Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock

Süslü Emevi kolonları ve at nalı kemer sistemli revaklarla süslenen tek ya da çok katlı iç avlularla; iç mekan arasındaki kapılar genellikle açık tutulup arada ferforje sık motifli paravanlar, daha iyisi keten tül perdeler ayırıcı olarak kullanılıyor. Perdelerin amacı, sadece hava geçirgenliği değil, esintiyle birlikte havalandıkça insanı görsel anlamda da serinletmesi... Riyadlarda saksıda bolca yeşil bitki ve minderli keyif köşeleri bulunuyor.

Fenerler ve vitray
Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock

Pirinç ve bakırdan dövülerek yapılan fenerler çoğunlukla renkli camlı oluyor. Özellikle Marakeş'le özdeşleşen vitraylı fener çeşidi ise 1930'ların art deco stiline gönderme yapıyor. Bununla birlikte evlerde yüksek pencerelerin üst tarafında kalan sabit pencereler sade vitraylı oluyor. Bu tür vitraylara İstanbul'da özellikle Beyoğlu ve çevresinde rastlamak mümkün. Güneş doğru açıyla geldiğinde iç mekanda muhteşem bir renkmbüşü yaratan bu detayı vurgulamak istiyorsanız, mekandaki renk skalasını suskun, nötr renklerden seçmenizde yarar var.

Mağribi mozaik döşemeler
Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock

Seramik; Mezopotamya'dan, günümüzde bildiğimiz sırlı seramik teknikleri ise Babillerden tüm dünyaya yayılmış bir sanat dalı. İşte o dünyaya yayılma yolculuğu sırasında Fas'ta bir süre duraklamış, minik geometrik parçalar halini alıp Fes şehrine has, sonrasında tüm Fas'a ve Andalusya'ya yayılan bir döşeme/ süsleme sanatı haline gelmiş. Belli renk ve desenler bir araya geldiğinde üç boyutlu gözüken, fazlasıyla karmaşık bir yapısı var. İnsana bir kez daha "Vay be! Televizyon yokken insanlar neler yapıyormuş" dedirtecek bir beceri gerektiriyor. Bu sanatın adı zellige. Zemin, kolon ve kemerler başta olmak üzere duvarlar, tavanlar, kapı eşikleri; İslam mimarisinin vazgeçilmezi çeşmeler, merdivenler, kısaca bir binanın hemen her öğesini bu çini mozaiklerle kaplamak mümkün.

Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock

Marakeş'te bunun siyah beyaz ya da yeşil beyaz gibi iki renklisini yapıyorlar ki, iç mekana kattığı doku zenginliği anlatılmaz, yaşanır. Çok renkli süslemeler çoğunlukla saray ve camilerde kullanıldığı için fazlaca dini/ resmi buluyorsanız bu iki renkli mozaikler tam size göre. Zaten Mağrip stilinden renk öğesini çıkarıp atmosferi monokrom tonlara çektiğiniz anda form ve dokular çok daha iyi algılanır, sevilir ve kullanılabilir hale geliyor. Zellige daha sonra, ta Portekiz'e kadar gidip binaların bugün de özellikle dış cephelerinde görüp hayran olduğumuz Azujelo adındaki mavi beyaz seramik süslemelere hayat vermiş.

Seyvanlı yatak ve kanepeler
Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock

Seyvanlı yataklar, özellikle uçuşan tül perdeleri, yumuşacık keten nevresimleriyle en sevdiğimiz... Aslında ahşap ev geleneğinin bir parçası. Eskiden insanlar uyurken ahşap tavan arasından kafalarına böcek, fare gibi haşereler düşmesin diye tamamen ihtiyaçtan doğmuş bir tasarım. Estetik değeri tartışılmaz, yanında konfor, güven duygusu bonus olarak geliyor. Tavan ne kadar alçak olursa olsun seyvanlı bir yatakta uyumak insanı bulunduğu ortamdan alıp egzotik coğrafyalara atmaya yeter. Bilindiği üzere bunun kanepeli versiyonu da var. Mağribi stilin riyadlarının baş tacı... Ne kadar sade, o kadar güzel.

Su ve aromatik kokular
Çöl esintisi ©Foto: Shutterstock

Bu coğrafyada güneşten, ışıktan bol bir şey yok ve serinliğin, ferahlığın en önemli sembolü su. Osmanlı etkisiyle hamam kültürünü benimseyen Mağripler, hem Mısır, hem de İspanya üzerinden Roma hamamını yaşam stillerinin bir parçası haline getirmişler. Yalnız burada mahrem kavramı çok baskın olduğu için özellikle evlerin iç avlusundaki Roma hamamları, çoğunlukla serinlik veren süs havuzu olmaktan öteye gidemiyor. İç avlunun tam ortasında yer alan bir çeşme de evdeki "dekoratif" su ihtiyacını karşılayan alışılmış öğelerden... Bir de aromatik koku konusu var ki, bu coğrafyada olmazsa olmuyor. Günümüzde Batı kültürü tarafından çoktan keşfedilmiş hatta çiğnenmiş bir konu olan aromaterapi bu stilin vazgeçilmezlerinden. Fas'ta bu iş için aromatik yağlar kullanılıyor ama siz daha pratik kokulu mumlarla evinizde benzer bir etki yaratabilirsiniz. Mozaik aynalı bir tepsiye yerleştireceğiniz mumlar etrafa hem ışıltı hem de koku yayarken bir yandan da istediğiniz oryantal atmosferi yakalamanızı sağlayabilir.

Diğer Yazıları

Manhattan'da minimalist yaşam

Amerika kırsalındaki geniş imkanları bırakıp Manhattan'daki bu küçücük dairede iki çocukla işlevsel ve stil sahibi bir yaşam kuran iç mekan tasarımcısı Crystal Ann; burası kiralık bir ev olsa dahi, çocuklarıyla önemli anılar biriktirdiğinin bilinciyle evini kişiselleştirmeye uğraşıyor. Bunu başarabilmek için ise hem kendisi, hem de çocukları için minimalizm felsefesini benimsemiş.

Devamını Oku 06.04.2019

Kiracıyım ama ev benim!

'Kendin yap'a meraklı dekorasyon bloggerları bilindiği üzere genellikle Kuzey Amerika kırsalından çıkıyor. Ancak bu kez yolumuz İngiltere'nin orta büyüklükteki şehirlerinden birine, Birmingham'a düşüyor. 18. yüzyıl sonu itibarıyla İngiltere'de sanayi devriminin etkileri sebebiyle hızlıca geliştirilmiş bir yapı sistemi olan ve "sırt sırta evler" olarak bilinen, iki katlı, küçücük metrekareli, birbirine yapışık sıra evlerden birinde kiracı olarak yaşayan Medina Grillo, grillo-designs.com adresindeki blogunda "Bir evin sahibi olmasak da, onu kendimize ait hale getirebilir miyiz?" sorusuna cevaplar arıyor. Bu amaçla hem kendi tasarım ve uygulamalarını, hem de İngiltere genelinde kiracı olup da evini yaratıcı ve ucuz düzenlemelerle yaşanır hale getirenlerin tecrübelerini paylaşıyor.

Devamını Oku 30.03.2019

Üç çocukla 110 metrekarede sınırları zorlamak

Amerika'nın New England bölgesinde Connecticut eyaletinde New York'a sadece 1 saat uzaklıkta eşi ve üç çocuğuyla birlikte yaşayan Brooke Christen, tabiri yerindeyse tam bir dekoholik. Evinin dekorasyonunu sürekli değiştiriyor. Hayır zengin değil. Tersine çok kısıtlı bir bütçesi var ama çok zengin bir hayal gücü veeee, Türk hanımlarının belki de hiçbir zaman sahip olamayacağı "evde tadilat yapmayı seven" bir kocası...

Devamını Oku 22.03.2019
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS