yazarlar

yazarlar

Siesta zamanı

  1. Yazarlar
  2. Güncel
  3. Afife Selen Selçuk

Siesta zamanı

“Dikkat Dikkat! Saat ikiyle dört arası tüm çocukların öğle uykusu saatidir. Kampımızdaki anne ve babaların çocuklarını kamp alanında bırakmamaları rica olunur.” Anons birkaç kez tekrar edildikten sonra mikrofon “pfft” sesiyle kapanır. Bilen bilir, öğle uykusu candır.



Esmiyor. Akdeniz ikliminin gerçeği... Kışın delice özlediğimiz yaz, aslında tam olarak böyle bir şey. Hemen itiraz etmeyin. Esip durduğu zaman da “Çok esiyor” diye şikâyet ediliyor, tecrübeye sabit. Derdimiz “Essin!” olsaydı, yaz tatili için Bodrum’a, Antalya’ya, Yunan’ın kel adalarına değil, dünyanın en güzel doğasına sahip Karadeniz’e akın ederdik değil mi? Aman ha, etmeyelim tabii... İnsandan beter haşere var mı? Neyse, konumuz Akdeniz... Ağustos ortasında sosyal medyada paylaşılan tatil fotoğraflarının %80’i Akdeniz kasabalarından... Yani bile bile lades. Yazın kuraklığını, bunaltıcı nemini aslında seviyor ve istiyoruz. Ağzımız da sadece laf yapıyor. Göçebe bir kavim olarak dünya milletlerinin neredeyse yarısıyla karışmışız ama baskın Orta Asya genlerimizden midir, nedendir bilinmez, bu diyarda yüz binlerce yıldır aynı zamanda aynı sıcaklığa, kuraklığa erişen iklimi biz bin yıldır kabul edememişiz, hala günün en sıcak saatinde verimli olmaya çalışıyoruz.

Oysa siesta diye bir şey var, öğle uykusu. Arap kültüründe kaylûle de deniyor. İspanyolca bir kelime olan siestanın Latince kökenine bakılırsa anlamı altıncı saat... Gün doğumundan hemen sonra uyanan insanlar uyanık kaldıkları 6 saatin sonunda öğle yemeğinin ardından uykuya, evlerine çekiliyorlar. Güney Avrupa, Güney Amerika ve bazı Afrika ülkelerinde yaygın. Müslümanlar için ise kaylûle, öğle uykusu, yani siesta bir sünnet. Hz. Muhammed’in bizzat uygulayıp diğer Müslümanlara da önerdiği bir yaşam şekli.

Bilimsel olarak bakıldığında vücut ısımızın günde iki kere, gece 3.00-4.00 ve öğleden sonra 14.00-15.00 arasında düştüğünü belirten uyku uzmanları, en kaliteli uykunun da bu saat dilimlerinde gerçekleştiğini belirtiyorlar. Fakat her şey gibi bunu da abartmamak gerekiyor. Uzmanlar her gün tekrarlanan öğle uykusunun 20 dakikadan fazla olmaması gerektiği konusunda hemfikirler. Fazlası kalp hastalıklarına yol açabiliyor. Oysa siesta kültürüne sahip ülkelerde bunun 3-4 saate kadar çıktığı oluyor. Bu da gün ortasında uzun süre vücudun hareketsiz kalması demek. Bahsi geçen kalp rahatsızlıkları bu zamansız hareketsizlikle ilişkilendiriliyor. Elbette siestayı sadece uyku zamanı gibi değerlendirmeden; yavaşlamak, dinlenmek, günün geçmiş kısmının stresini atmak, kalanına hazır olmak için arınma, meditasyon ve yoga ya da hafif hareketli sporla birleştirirsek bu problemi aşabiliriz.

Bu noktada özellikle şunu belirtmek gerekiyor. Siesta’nın yaygın olduğu ülkelerde insanlar gün doğumuyla birlikte uyanıp sabah 7.00’de işbaşı yapıp 14.00-16.00 arası işi bırakıp, akşam 8.00’e bazen 10.00’a kadar çalışıyorlar. Haftalık çalışma saatlerine vurduğunuzda örneğin İspanyollar İngilizlerden daha fazla çalışıyorlar. Yani amaç tembellik etmek değil, tersine daha çok ve daha verimli çalışmak. Bu sebeple aklınızdaki miskin İspanyol ya da Meksikalı imajını silin. Yunanlara tembel demeden önce onlarla birlikte uyanmayı becerip sabahın kör vaktinde çalışmaya başladıklarına şahit olun. Kendinize de bir iyilik yapıp özellikle yaz sıcağında kısa öğle uykularınızı aksatmayın.

STİL SAHİBİ SİESTA

Geleneksel olarak siesta, bir köşeye kıvrılarak kestirmek mantığıyla uygulandığından, hamak, bank, bir parktaki ağacın altı ya da evdeki kanepe siesta için uygun yerler olabilir. Ancak gündüz uyumanın tatlı sersemliğinde bile bir estetik değer arayan Akdeniz insanları için yatak odaları çok önemli. Akdenizlilerin yaşadıkları çevrenin geleneklerini ve sivil mimari öğelerini temel alarak şekillendirdikleri dekorasyon stilleri Amerika kıtasına ulaşıp burayı etkisi altına aldığında küresel stillerle birleşip zenginleşiyor.

Bunun iyi örneklerinden biri, temelini Fransız kır stili provence ve İngiliz kır stili country’e dayandıran ancak modern dokunuşlarla zenginleştirilmiş bu yatak odası olabilir. Provence stiline has mavi gri ve krem tonlarına boyanmış, yarı lambri kaplamalı duvarlar önünde her iki stilde de sıklıkla görülen sayvanlı karyola sergileniyor. Güncel modern dokunuşlarla perdelerinden arındırılıp siyaha boyanmış karyolanın ayakucunda ham ahşap ve kaba oymalarıyla dikkat çeken İngiliz stili bir sandık, başucunda XIX. yüzyıldan kalma bir komodin ve yanında klasik Windsor stili bir bank yer alıyor. Zeminde İskoç ekose dokuma kilimler... Tam bir stiller karması.

PROVENCE ELEGANSI

Günümüzün en popüler dekorasyon stillerinden biri olan Fransız kır stili provence, asla modası geçmeyecek Akdenizli bir stil. Krem ton sür ton renk seçimi; hiçbiri öne çıkmayan kıvrımlı, narin, oymalı ve patine boyalı mobilyalar, damask desenli tekstiller, başı ve ayağı hezaren örgülü bir karyola ve bolca gün ışığı, adeta pudra tonlarında mutlu rüyalar görmek için bir araya getirilmiş.

MARIE ANTOINETTE MAVİSİ

Provence deyince akla ilk gelen renk lavanta rengi yani doygun bir eflatun tonu olsa da, konu iç mekân olduğunda bu renk Marie Antoinette mavisidir. Mavinin bu tonunun bu ismi alması tesadüfi değil. Öncelikle güzelliğiyle ünlü kraliçenin gözleri gri mavi renkteymiş. Bu sebeple mavinin tüm tonlarını kendine yakıştırırmış. Her giydiği, her yaptığı anında dünya modasına etki eden Marie Antoinette’in, özellikle tercih ettiği canlı ama soğuk bir açık mavi tonunu hem giysilerinde hem de Versay Sarayı’ndaki odasının dekorasyonunda tercih ettiği biliniyor. Bu sebeple bu renk bugün onun adıyla anılıyor ve kendisi giyotine gitmiş olsa da rafine zevki hala Fransızların estetik değerlerinde yaşamaya devam ediyor. Marie Antoinette mavisi genellikle krem ya da çok uçuk, beyaza kaçan pembe ve az miktarda altın parlaklığıyla kombine ediliyor.

ÇATI KATI SEFASI

Provence stilinden devam edersek, ferforje detaylı krem patine boyalı masif ahşap bir karyola yine ton sür ton düzende, içine biraz İskandinav sadeliği karıştırılan çatı odasının merkezinde konumlandırılmış. Buradaki yaratıcı detay, çatının eğimli yapısının yatağın üzerinde bakmaya doyamayacağınız bir tente yaratılmasına olanak sağlamış olması. Beyazın pudra tonlarıyla birleşimi aslında çok küçük ve pek de ışık almayan bu odada pencereden giren ışığın puslu ve romantik bir atmosfer yaratarak çoğalmasını sağlıyor.

NEW ENGLAND ESİNTİSİ

10 / 20
Siesta zamanı
Önceki haftalarda
New England kulübe stilinin kodlarını vermiştik. Amerika’nın New England eyaletinin bir sahil stili olarak dünyanın her yerinde benimsenmiş olan dekoratif unsurlarını, bu yatak odasında görmek mümkün: güneş sarısı, dikey ya da yatay lambri kaplı duvarlar, pastel renkler... Konfor odaklı, geleneksel olduğu kadar modern çizgiler taşıyan zamansız bir stil. Bejin açıklı koyulu tonları, krem ve griler, hasır dokusu ve güneş sarısıyla mükemmel uyum içinde.

BİR BÜYÜKANNE MİRASI: PATCHWORK

11 / 20
Siesta zamanı
Kökeni Amerikalı olmasa da bu ülkedeki uygulama yoğunluğu ve çeşitliliği sebebiyle Amerikalı bir dekorasyon/ el sanatları geleneği olarak kabul gören patchwork yorgan ve yastıklar sahil evlerindeki yatak odalarının vazgeçilmezlerinden. Tamamen el yapımı patchwork yorganlar Amerika’da kişiye özel olarak aile büyükleri tarafından yapılıp hediye edildiği için aile yadigârı, manevi değeri yüksek zanaat eserleri olarak görülüyor. Uyumlu geometrik İskandinav desenleriyle bir arada kullanarak odanızın atmosferini günümüze uyarlayabilirsiniz.

KLASİK, MODERN, POSTMODERN, AVANGARD

12 / 20
Siesta zamanı
Teorik olarak bu dört kelimenin ifade ettiği tarzların hepsi aynı anda bir araya geldiğinde ortaya çıkan karma stilin baş döndüren bir zevksizlik örneği olması gerekiyor. Ancak stiller konusunda iyi eğitimli bir göz, rafine bir zevk, işte böyle yaratıcı, ilham verici birleşimlerin varlık sebebi olabiliyor. Tasarımcının; biri modern, diğeri postmodern tarzda farklı malzeme, boyut, doku ve formlara sahip iki sehpaya, klasik, masif ceviz yatağın iki yanında komodin görevi verip odanın perspektif dengesini ve simetriyi bozuşunun etkisini henüz atlatamadan gözümüze takılan; ‘Yatak başının dayandığı duvarda ille de tablo isterim’cilere tokat gibi bir cevap olarak tam yerine yerleştirdiği, Al Sana Tablo isimli avangard çalışmayı hayranlıkla izliyoruz.

ŞEHİRDE YAZ BAŞKADIR

13 / 20
Siesta zamanı
Güncel modern, şehirli bir evin mutlaka sert, renksiz, tatsız, tuzsuz olması gerekmiyor. Modernizmin arası sıcaklıkla, konforla, işlev kadar formla da iyidir. Minimal modern bir düzenlemeyi yatak başı tavanından sarkan ışık zinciri perdesiyle renklendirip beklenmedik bir stil yaratabilirsiniz. Zeytin yeşilinin doygunluğu öldürülmüş ya da zenginleştirilmiş, kahveye kaçan, sarıya kaçan ve hatta dağa kaçan her türlü tonu şehir evine ferahlık ve yaz havası getirir.

İNGİLTERE GEZEGENİNDEN DÜNYAYA

14 / 20
Siesta zamanı
İngilizlerin kendileri kadar ünlü milli simgeleri gül, dekorasyon dünyasında en çok kullanılan motiflerden biri. İngilizler kendi özel harmanları olan gül çeşitleriyle ne kadar övünseler az. Onların evlerinde gül motifli bir duvar kâğıdı kullanmaları, bizim ay yıldızlı duvar kâğıdı kullanmamızla eş değer. Hem milli hem folklorik bir İngiliz motifi olan gül, country stilinin de başlıca öğesi. Dahası country stilinde ‘ne kadar çok gül motifi, o kadar iyi dekorasyon’ anlayışı hâkim. Gül motifli ürünleri üst üste, alt alta, katman katman, gözünüz kapalı bir arada kullanabilirsiniz. Ulaşılacak sonuç, country stili. Şaşma ihtimali sıfır.

15 / 20
Siesta zamanı
Bir önceki katıksız İngiliz düzenin aksine burada daha karma bir country stili hâkim. Yatak başına floral desenler boyamak Rus ve Ukrayna folkloruna has bir gelenek. Fosforlu sarı Güney Akdenizli, beyaz yastıklar Fransız, gül desenli nevresim İngiliz kır stili, vazo ise Çin etkisinde Fransız. Çok güzel değil mi? Buradan çıkarılacak ders, yine bir İngiliz icadı olan karıştır yakıştır stiline her daim yakın durmak gerektiği olmalı. Gözler birbirine uyumlu dekoratif doku, renk ve deseni bitpazarlarında, tarihte, folklorda arayıp bulacak kadar eğitimli olmalı. Zevk zaten eğitimin peşinden geliyor.

RUS ELİ, EMEĞİ

16 / 20
Siesta zamanı
Hazır Ruslardan bahsetmişken geleneksel Rus kulübesinin yatak odasının kapısını aralayalım. Şu katmanların güzelliğine bir bakın! Turkuaz boyalı eski bir pirinç karyola, döşeğin altından sarkıp, karyolanın yanını zarifçe kapatan dantel örtü, onun üzerinde folklorik bir dokuma, üst katmanda döşek ve battaniye. Bir dağ kulübesi için bu kadarı fazla diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Dekorasyon dünyası döner dolaşır ilhamını kır yaşamının yüzlerce yılda geliştirdiği eskimez, değişmez el işi göz nuru estetik anlayışından alır. En güzel uyku da hiç şaşırmayın, bu köy evlerinde uyunur. Mis.

TAYLAND’DAN NE GETİREYİM ABİME?

17 / 20
Siesta zamanı
Buyrun, size sayvanlı karyola. Sinekten, böcekten korunarak kesintisiz bir uyku çekmek için yatakta cibinlik ya da perde kullanmayı ilk akıl edenler, aslında Uzak Doğulular. Çok sonraları 1500’lerde Avrupa ülkelerinin Uzak Doğu’da ticaret kolonileri kurmasıyla Avrupa’ya geçmiş bir gelenek. Yer yatağı ve cibinlik bizim kültürümüzde, köylerde de sıklıkla kullanılır. Yatak daha sonra katlanıp kaldırılır, aynı mekân başka bir işlev için kullanılır. Sayvan ya da cibinlik, sadece uçan böceklerle aranızda bir bariyer oluşturmakla kalmaz, ahşap mimarinin hâkim olduğu bölgelerde kat aralarında ya da çatı tavanında yaşamakta olan haşerelerin, yumurtalarının ve hatta farelerin ölü diri yavrularının siz uyurken üstünüze düşmesini de engeller. Başka bir deyişle bu çok dekoratif ürünün doğuşu, sivrisinekten çok pislikten korunma ihtiyacına dayanıyor.

EGE’DEN SEVGİLERLE

18 / 20
Siesta zamanı
Yunan taş ustalarının maharetli ellerinden çıkan ve ülkemizin Ege Bölgesi’nin tamamına yayılan Rum evleri, yer yer 1 metreyi bulan kalınlıktaki duvarları, cepheye oranla küçük kalan pencere açıklıkları sayesinde hiçbir ek iklimlendirme teknolojisine gerek kalmadan yazın serinliği, kışın sıcaklığı koruyabilen birer mimari harikası. Malum, ısınan hava yükselir. Tavanlar bu yüzden 1,5- 2 kat yüksekliğine kadar çıkabiliyor. Zaman içinde özellikle adalarda nüfusun artmasıyla bir evde daha fazla aile ferdinin barınması gereği ortaya çıktığında ise yüksek tavanlar başka bir anlam kazanmış ve bu küçük asma katlar icat edilmiş. Bir çeşit loft. Yukarıda hayat tahmin edileceği üzere nispeten sıcak, ama bu atmosferde uyuma-uyanma fikrinin çekiciliği insana sıcaklık faslını unutturuveriyor.

İSKANDİNAV MARİNE

19 / 20
Siesta zamanı
Dekorasyonda İskandinav tarzı dendiğinde ilk aklınıza gelen detay fon, yani duvarların her zaman her yerde katıksız beyaz olduğu olmalı. Beyazın üzerinde sergilenen elemanlar ise birbirinin üstüne çıkmayan, her biri birbirinden sade mobilya ve aksesuarlardır. Minimalizm ile kesinlikle karıştırılmamalı. Minimalizmden en büyük farkı, İskandinav stilinin konfor odaklı olması ve her zaman ‘önce işlev’, demesidir. Buna rağmen kendi içinde benzersiz, çok ince ve tutkuyla bağlanılan rafine bir estetik anlayışı barındırır. Beyaz duvarlara eşlik eden akçaağaç ham ahşaptan zemin, sıradan gibi gözüken bir yatağın üzerine serilen marine stili bir kilim, komodin yerine şeker mavisi bir sehpa ve elbette artık ikonlaşmış, İskandinavların ünlü tasarımcılarından birinin imzasını taşıyan bir sandalye... Bitti. Mekân bu kadar. Ne tablo, ne başka bir şey... Ne eksik, ne fazla...

KUZEYLİ MAKARON

20 / 20
Siesta zamanı
İskandinav stilinin ana hatlarını aynen koruyup, tasarımcı imzalı sandalye yerine bir aydınlatma koyup, renk ayarlarını biraz güneye, Fransa’nın provence bölgesine çektiğimizde ortaya çıkan sonuç bu oluyor. Tatlı makaron renkleri, İskandinavya’nın puslu ışığında sisli, gizemli bir hal alıyor. Yatak başı olarak kullanılan şapkalar süs değil. Kullanılıyor. Bu anlamda yatak başı duvarının hem estetik hem de işlevsel değeri var. Tam olarak İskandinav’ca bir hareket... Mavi duvarla mavi yastıklar arasında blokaj yaratan gri yastıklara, onları da birbirinden ayıran krem rengi katmana dikkat edin. Dekorasyonda ben yaptım oldu, demek neredeyse imkânsız. İşin bir matematiği, sıkı kuralları, yapılan her hareketin ardında bir düşünce var. Eğitim şart! Bu sebeple ehil, ehliyetli dekoratör ve iç mimarlardan destek almayı unutmayın.
{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Description $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}

ilgili haberler

 
LG
MD
SM
XS