Konuşmalar arasında en çok ilgi çeken oturumlardan birinde, Airbnb, Stripe, Notion ve Figma gibi devlere erken yatırım yapan Silikon Vadisi’nin efsanevi ismi Elad Gil sahnedeydi. Gil, yapay zekâyı “son 20 yılın en öngörülemez teknoloji dalgası” olarak tanımladı ve bu belirsizliğin kurucular kadar yatırımcıları da yeni bir düşünce biçimine zorladığını söyledi.
Etkinliğin diğer ağır topları arasında Aaron Levie (Box CEO’su), Roelof Botha (Sequoia Capital Küresel Yönetici Ortağı, eski PayPal CFO’su) ve radikal futurist Vinod Khosla (Khosla Ventures’ın kurucusu) vardı. Sohbetler AI etiği, iklim teknolojilerinin aciliyeti ve “sorumlu ölçeklenme” kavramında yoğunlaştı.
Bu yılın Startup Battlefield 200 yarışması da bu kültürel dönüşümü yansıttı. Birincilik ödülünü alan Glīd, depo içi operasyonlardan şehir içi teslimata kadar tüm lojistik akışlarını optimize eden AI-tabanlı bir hareket planlama sistemi sundu. Trafik, stok, zamanlama ve enerji tüketimi gibi değişkenleri aynı anda hesaplayan bir “lojistiğin öngörüsel Google Maps’i” gibi çalışıyor. Birincilik ödülü olan 100 bin doları evine götürdü.

İkinci olan Nephrogen ise genom analizi ile yapay zekâyı birleştirerek böbrek hastalıklarını belirtiler ortaya çıkmadan önce tespit edebilen bir sağlık teknolojisi platformu geliştirdi. Klinik araştırmalar için moleküler hedefler belirlemesiyle dikkat çekti.
Etkinlik boyunca generatif yapay zekâ, teknolojik bir araçtan çok kültürel bir tartışma alanı olarak ele alındı. İklim teknolojileri idealizmden çok pratik çözümler odağındaydı.
TechCrunch Disrupt bir teknoloji vitrini değil, aynı zamanda bir kültürel ara duraki. Artık sektör sadece ne ürettiğine değil, neden ve nasıl ürettiğine de bakmak zorunda.
Kişisel yorumum: Teknoloji bir “ayna evresi”ne girdi. Ürettiğimiz araçlar artık bize yalnızca geleceği değil, kendimizi de yansıtıyor. Bu da dönemi hem büyüleyici hem de biraz ürkütücü kılıyor.
Ana sahne konuşmalarının ötesinde, Disrupt 2025’in gerçek nabzı da Expo alanında atıyordu.
Dünyanın dört bir yanından yüzlerce startup, inovasyon ofisi, hızlandırıcı ve yatırım ağı, ürünlerini ve prototiplerini canlı olarak sergiledi. Bu yıl özellikle Doğu Avrupa, Asya, Latin Amerika ve Orta Doğu’dan gelen ekiplerin sayısındaki artış dikkat çekiciydi.

Bu tablo, Türk okuyucular için önemli bir mesaj içeriyor:
Techcrunch Disrupt 2026’ya gitmek “turistik bir teknoloji ziyareti” değil, çok somut bir stratejik hamle. Globale açılmak isteyen şirketlerin, girişimlerin daha agresif bir tutum izlemesi gerekiyor. İşin başındaki kişilerin seyahat etmesi, bu tür konferanslara katılması gerekiyor. Tanışacağınız potansiyel yatırımcılardan, olası müşteri potansiyellerine kadar bir çok sebebi var bunun. 3 günde tanıştığım yatırımcıların, şirketlerin bazılarıyla arasam tanışamazdım bence.
İşte sebepler:
1. Yatırımcılarla birebir temas.
ABD ve Avrupa’daki yatırımcılar artık emerging market’lere yatırım yapmak konusunda çok daha istekli. Yüz yüze tanışmak güven eşiğini hızla yükseltiyor.
2. Expo alanında anında iş geliştirme fırsatı.
Türkiye’den bir startup, burada potansiyel müşterilerle demo yapabilir, pazara giriş stratejisini test edebilir, hatta pilot işbirliklerine kapı açabilir.
3. Global medyaya görünür olma şansı.
TechCrunch yazarları ve uluslararası medya temsilcileri her gün Expo alanında geziyor. Doğru hikaye doğrudan uluslararası haber de demek.
4. Amerikan pazarının gerçek ihtiyaçlarını yerinde görmek.
Power Point slaytlarından değil, kullanıcı davranışını, rekabeti, fiyatlanmayı, yatırımcı dilini sahada gözlemlemek kadar değerli bir adım yok bence.
5. Benchmark fırsatı.
“Biz globalde neredeyiz?” sorusunun en net cevabı burada. Hem rekabeti hem de kendi ürününün güçlü ve zayıf yönlerini çıplak gözle gözlemlemek mümkün.
Kısacası, Disrupt uzun zamandır sadece bir konferans değil, her coğrafyadan ve Türk girişimciler, şirketler için de bir global pazara açılma platformu.
Konuşmalar arasında en çok ilgi çeken oturumlardan birinde, Airbnb, Stripe, Notion ve Figma gibi devlere erken yatırım yapan Silikon Vadisi’nin efsanevi ismi Elad Gil sahnedeydi. Gil, yapay zekâyı “son 20 yılın en öngörülemez teknoloji dalgası” olarak tanımladı ve bu belirsizliğin kurucular kadar yatırımcıları da yeni bir düşünce biçimine zorladığını söyledi.
Etkinliğin diğer ağır topları arasında Aaron Levie (Box CEO’su), Roelof Botha (Sequoia Capital Küresel Yönetici Ortağı, eski PayPal CFO’su) ve radikal futurist Vinod Khosla (Khosla Ventures’ın kurucusu) vardı. Sohbetler AI etiği, iklim teknolojilerinin aciliyeti ve “sorumlu ölçeklenme” kavramında yoğunlaştı.
Bu yılın Startup Battlefield 200 yarışması da bu kültürel dönüşümü yansıttı. Birincilik ödülünü alan Glīd, depo içi operasyonlardan şehir içi teslimata kadar tüm lojistik akışlarını optimize eden AI-tabanlı bir hareket planlama sistemi sundu. Trafik, stok, zamanlama ve enerji tüketimi gibi değişkenleri aynı anda hesaplayan bir “lojistiğin öngörüsel Google Maps’i” gibi çalışıyor. Birincilik ödülü olan 100 bin doları evine götürdü.

İkinci olan Nephrogen ise genom analizi ile yapay zekâyı birleştirerek böbrek hastalıklarını belirtiler ortaya çıkmadan önce tespit edebilen bir sağlık teknolojisi platformu geliştirdi. Klinik araştırmalar için moleküler hedefler belirlemesiyle dikkat çekti.
Etkinlik boyunca generatif yapay zekâ, teknolojik bir araçtan çok kültürel bir tartışma alanı olarak ele alındı. İklim teknolojileri idealizmden çok pratik çözümler odağındaydı.
TechCrunch Disrupt bir teknoloji vitrini değil, aynı zamanda bir kültürel ara duraki. Artık sektör sadece ne ürettiğine değil, neden ve nasıl ürettiğine de bakmak zorunda.
Kişisel yorumum: Teknoloji bir “ayna evresi”ne girdi. Ürettiğimiz araçlar artık bize yalnızca geleceği değil, kendimizi de yansıtıyor. Bu da dönemi hem büyüleyici hem de biraz ürkütücü kılıyor.
Ana sahne konuşmalarının ötesinde, Disrupt 2025’in gerçek nabzı da Expo alanında atıyordu.
Dünyanın dört bir yanından yüzlerce startup, inovasyon ofisi, hızlandırıcı ve yatırım ağı, ürünlerini ve prototiplerini canlı olarak sergiledi. Bu yıl özellikle Doğu Avrupa, Asya, Latin Amerika ve Orta Doğu’dan gelen ekiplerin sayısındaki artış dikkat çekiciydi.

Bu tablo, Türk okuyucular için önemli bir mesaj içeriyor:
Techcrunch Disrupt 2026’ya gitmek “turistik bir teknoloji ziyareti” değil, çok somut bir stratejik hamle. Globale açılmak isteyen şirketlerin, girişimlerin daha agresif bir tutum izlemesi gerekiyor. İşin başındaki kişilerin seyahat etmesi, bu tür konferanslara katılması gerekiyor. Tanışacağınız potansiyel yatırımcılardan, olası müşteri potansiyellerine kadar bir çok sebebi var bunun. 3 günde tanıştığım yatırımcıların, şirketlerin bazılarıyla arasam tanışamazdım bence.
İşte sebepler:
1. Yatırımcılarla birebir temas.
ABD ve Avrupa’daki yatırımcılar artık emerging market’lere yatırım yapmak konusunda çok daha istekli. Yüz yüze tanışmak güven eşiğini hızla yükseltiyor.
2. Expo alanında anında iş geliştirme fırsatı.
Türkiye’den bir startup, burada potansiyel müşterilerle demo yapabilir, pazara giriş stratejisini test edebilir, hatta pilot işbirliklerine kapı açabilir.
3. Global medyaya görünür olma şansı.
TechCrunch yazarları ve uluslararası medya temsilcileri her gün Expo alanında geziyor. Doğru hikaye doğrudan uluslararası haber de demek.
4. Amerikan pazarının gerçek ihtiyaçlarını yerinde görmek.
Power Point slaytlarından değil, kullanıcı davranışını, rekabeti, fiyatlanmayı, yatırımcı dilini sahada gözlemlemek kadar değerli bir adım yok bence.
5. Benchmark fırsatı.
“Biz globalde neredeyiz?” sorusunun en net cevabı burada. Hem rekabeti hem de kendi ürününün güçlü ve zayıf yönlerini çıplak gözle gözlemlemek mümkün.
Kısacası, Disrupt uzun zamandır sadece bir konferans değil, her coğrafyadan ve Türk girişimciler, şirketler için de bir global pazara açılma platformu.