{$ day.Temps.HighTemp $} °
Duygu Merzifonluoğlu Duygu Merzifonluoğlu

2022 Pirelli takvimi ve Comini’nin beklenmedik hikayesi..

03.12.2021 Cuma | 15:23

Yolda olmayı sevmek, yol almayı sevmek, yolun düzensizliği ve de beklenmedikliğine rağmen tüm riskleriyle yolu sevmek.. Pirelli’nin 2022 takvimi için tüm dünya ile eşzamanlı olarak gerçekleştirilen online basın lansmanının Türkiye’deki ayağına giderken bunlar vardı aklımda. Bryan Adams’ın sırf bu takvim şerefine bestelediği “on the road” (Yolda) şarkısından ilhamla..

Açıkçası lansmanda neler yaşayacağımdan pek haberim yoktu. Ancak insana kendini star gibi hissettiren bir yolculuk sonrası kapıda Pirelli Ceo’su sevgili Gian Paolo Gatti Comini ile tanışıp lansman boyunca da belli aralıklarla konuşma fırsatı yakalayınca, orada olma sebebimi daha iyi anladım.

Her ne kadar Pirelli takvimindeki fotoğrafları görmeye, bu fotoğrafları çeken Bryan Adams’ın hislerini ilk ağızdan ilk an canlı canlı dinlemeye ve az sonra sizlerle paylaşacağım bu takvime dair tüm bilinmeyenleri öğrenmeye gitmiş olsam da aslında ben, bu bilgilerin yanı sıra oradan ilham dolu bir hikaye ile ayrıldım. 

Öncelikle bu yılki takvimin teması Kanadalı müzisyen Bryan Adams’a ait. Adams “On the Road” (Yolda) adını verirken bu projeye, ilhamını 45 yıldır yollarda oluşundan almış. Seyahat eden müzisyenler ile lastik üreten bir şirketin arasındaki ortak ilişkiyi öne çıkartmak istemiş. Sonra da müzisyenlerin turne süreçlerinde fazlaca vakit geçirdiği otel, konser alanı ve de onları bir yerden bir yere taşıyan araçlar üzerinden giderek bu temayı işlemek istemiş. 

Takvimde farklı yaşlardan, müzik türleri ve kültürlerden dünyaca ünlü on isim yer alıyor. 1960’lardan günümüze uluslararası müzik yıldızları olarak tanımlanan bu sanatçılar ise Cher, Grimes, Jennifer Hudson, Normani, Rita Ora, Bohan Phoenix, Iggy Pop, Saweetie, St. Vincent ve Kali Uchis gibi isimler. Takvimi elinize aldığınızda ise Adams’ın kendilerine has özellikleriyle bu sanatçıları farklı bir konsept içinde çekmiş olduğunu ve de yılın 12 ayına göre özel bir biçimde takvime yerleştirmiş olduğunu görüyorsunuz.

Takvimde yer alan 160’tan fazla sayfadan oluşan portreler dahil 70’i aşkın fotoğrafta ise bu isimlerin otelde uyanış, havuz başında geçen boş bir gün, başka bir yolculuk öncesi otelden çıkış, kuliste sahneye çıkmayı bekleyiş, ses provasından önce dinleniş, kayıt stüdyosunda bir an, konser öncesi otelden ayrılış ve konser sonrası otele geliş gibi anları görüyorsunuz.

Kısacası bu seneki takvimde bir müzisyenin bakış açısı üzerinden sürekli çıkılan turne seyahatleri, yollarda ve bir süreliğine ev gibi kullanılan otellerde geçirilen zamanları ve de yolda olmayı çağrıştıran tüm alanları görüyorsunuz. 

Tabi bu noktada Bryan Adams’ın 45 yıldır hayatımızda olan, çok iyi bilinen onlarca şarkısıyla bizde iz bırakan bir müzisyen oluşunun da çok büyük bir önemi var. Çünkü farklı iş kollarını aynı başarı düzeyinde yapabilen ve de tüm marifetlerini tek bir başlığın altında birleştirebilen çok fazla isim yok bu dünyada.

O nedenle geçmişten bugüne şöyle bir baktığımızda, 1872’de kurulan Pirelli’nin piyasaya çıkardığı 1964 yılındaki ilk Pirelli Takvimi’nden bu yana, her ne kadar Pirelli takvimler konusunda büyük bir değişim göstermiş olsa da, 150. Yıldönümünü kutlayacağı bu yılki Pirelli takvimi, Pirelli’nin tarihinde ayrı bir önem taşıyacak şekilde tasarlanmış. O nedenle bu takvimi her şeyden önce önemli müzisyenlerin yaşadığı anların bir nevi kaydını tutan bir belgesel niteliği de taşıyan sanatsal bir takvim olarak okumasını ayrıca yapmak gerekiyor.

Bana göre Pirelli bize artık şunu diyor. “Multi-dimensional” (çok boyutlu) ve “Multi-talented” (çok yetenekli) dönemine giriyoruz, hazır olun. Artık insan kendini keşif yolcuğuna çıkmalı, aynı anda pek çok alanda kendini gösterebilmeli, göze, kulağa ayrı ayrı hitap edebilmeli, konuşabildiği tüm dillerde aynı cümleyi kurabilmeli, yani aynı Bryan Adams gibi yapabilmeli.

45 yıldır içinde olduğu bize uzak görünen bir dünyanın insanlarını, o dünyanın sıradan görünen sıradışılıklarını bize medya araçlarından biri ile tüm çıplaklığı ile gösterebilmeli. İçeriden biri olarak bize, konuşabildiği tüm dillerle var olanı anlatabilmeli ve de kendi mukayeseli üstünlüğe sahip olduğu alan ile tüm bu süreci birleştirebilmeli. Yani bir parça bestelemeli.

Hem Pirelli için hem kendi için hem de belki de tüm insanlar için “On The Road” (Yolda) adını taşıyan bir parça yapabilmeli. Bu parça ile insanlara yeniden pandemi sonrası eskisinden daha güçlü yolda olunabileceğini bunun için de yeni dünya düzeninde “çok yönlü” olmanın anahtar kelime olacağını dile getirerek ilham verebilmeli.

İşte lansmanın bendeki yansımaları böyleydi. Pirelli Ceo’su sevgili Gian Paolo Gatti Comini’nin bugüne kadar pek kimselere anlatmadığı hikayesine gelince de.. Aslında en son önümüze gelen risottolardan ilhamla yemek yapmasını çok sevdiğini ve de iyi bir risottonun nasıl pişmesi gerektiğini anlatıyordu Comini ancak sonrasında ben kendisine Türkiye’de kaçıncı yılı olduğunu sorduğumda bana “Türkiye’de 4, Pirelli’de ise 35’nci yılda” olduğunu söyleyince konu birden insanın iş hayatının ilk günlerinde nasıl düşünceler ve de hislere sahip olduğunu hatırlamaya geldi. İşte ben de Gian Paolo Gatti Comini’nin asıl hikayesini tam olarak o andan itibaren öğrenmeye başladım.

Gian Paolo Gatti Comini’nin hikayesi bir çok Ceo’nun yaşam içinde bir yerlerde beklenen Ceo’lukları gibi bir hikaye değil. Çünkü Comini iyi bilinen başarılı Ceo hikayelerinin bir çoğunda içine doğduğu ailenin kendisinden bir beklentisi sonucu bazen zorunluluktan Ceo olan kişiler gibi biri değil. Bırakın zorunluluğu, bu beklenen bir şey bile değil. Neden derseniz? Bir terzi anne ve de bina yapımlarında usta bir babanın oğlu olarak dünyaya geldiğinde, kendisinden üniversiteye gitmesi bile beklenmiyor aslında. Ancak Comini beklenmedik bir yaşamı yoktan var etmenin peşine düşünce, kendisi için önceden çizilmiş sınırları ortadan kaldırıp ezber bozmanın sihrine ulaşmaya başlıyor. Dolayısıyla da kendisine sunulan dünyayı “yerim dar yapamam” demeyip değiştirip dönüştürmeye başlıyor.

Üniversiteye giriyor, başarı ile bitiriyor ve sonra da elinde cv’si ile iş görüşmesine  gittiği ilk gün kendisine Pirelli’de “emin misin?” dediklerinde “eminim !” diyor ve sonra da kendisinin elinden tutan bu şirketi 35 yıl boyunca ülke ülke gezip bambaşka ülkelerde bambaşka yolculuklarda sol göğsü üzerinde gururla taşıyor. 

İçinden gelen dürtüye teslim olmak.. Görülmeyeni görmek, duyulmayanı duymak.. Yeni baştan inşa edilebilecek bir dünyanın peşinden koşmak.. Piyanist bir kıza aşık olup sonra onunla evlenip bir yuva kurmak.. Bu evlilikten hem ekonomist hep de arp sanatçısı olan bir kıza sahip olup, aslında bir çok şirkette çok önemli ünvanlarla çok önemli işlere imza atabilme şansı varken, arp çalmayı daha çok sevdiği için ona “eğer istediğin o ise hayallerinin peşinden git !” diyerek, hayatını sadece müziğe adamasına gönülden müsaade edebilmek.. Onun arkasında en çok ihtiyacı olduğu anda dimdik ayakta durarak ona yol açabilmek.. 

Bunlar, sınırları aşmak isteyen bir gencin anne ve babasından isteyebileceği tek şeydir. Neden derseniz.. Ben de aynı Comini gibi tüm kaygı ve korkularına rağmen bana “koş Duygu hayallerinin peşinden !” diyebilen bir anne ve babanın kızı olduğum için bunu iliklerime kadar biliyorum diyebilirim. 

İşte bu nedenlerden dolayı sanırım Gian Paolo Gatti Comini, bugüne kadar tanıdığım en mutlu Ceo’lardan biriydi. Bir takım ünvanların insanlara getirdiği tavırdan uzak, bulunduğu yerde doğru hisseden, karşısındaki kişiyi doğru yerde hissettiren bir kişiydi.

Çünkü hikayesine ve hayallerine sahip çıkan, etrafındaki insanlara yol açmaya çalışan, kendi yoluna, yolculuğuna ve de yolda oluş haline sadık bir ruha sahipti. O nedenle işte o gün o lansmandan ayrılırken “ne doğru seçimler” dedim kendi içimden. Pirelli çalışanını da, adıyla anılanı da yüksek bir bilişle seçen, bir çok alt metni bir kerede verebilen bir şirketmiş meğer.

Sevgili Comini’ye hikayesini sizlerle paylaşmama müsaade ettiği için özel teşekkürlerimle..

Diğer Yazıları

2023 Pirelli Takvimi’nden dünya kadınlarına güçlü çağrı..

Geçtiğimiz Çarşamba akşamı Pirelli Takvimi’nin 2023 edisyonu için Milano’daki Pirelli Hangar Bicocca çağdaş sanat müzesindeki galadaydım. Pirelli ülke başkanları ve temsilcileri ile Dünyanın dört bir yanından gelen basın mensuplarının katıldığı bu gecenin öncesinde ise Lombardia bölgesinde yer alan ve 1918 yılından beri Pirelli’nin resmi karşılama mekanı olarak kullanılan Bicocca degli Arcimboldi’de özel bir basın buluşması düzenlendi.

Devamını Oku 24.11.2022

Deniz üzerinden İstanbul’a çıkan portal kapısı aralandı..

Önümüzdeki 50 hatta 100 yıl içerisinde sizce yalnızca minicik bir nokta olarak görmeye alışkın olduğumuz gezegenlere seyahat edebiliyor olacak mı torunlarımızın çocukları? Peki ya başka gezegenlerde, evrenlerde yaşam fikrine nasıl bakıyorsunuz? Kendinize ait olan bir uzay aracını kullanmak ya da ışık hızında seyahat etmek konusunda olumlu düşüncelere sahip misiniz?

Devamını Oku 15.11.2022

"Biz, gördüğümüz, yargıladığımız, hayran olduğumuz her şeyiz."

Geçenlerde “Being John Malkovich” filmini yeniden izledim. Başka bir insanın gözünden dünyayı ve de kendini görmenin hayatlarımızı ne denli değiştirebileceğini izlemek iyi geldi. Her an olduğumuz kişiden, eğer ki bu kişi bizi artık eskisi gibi mutlu etmiyor, özgür hissettirmiyor ve de gerçek gelmiyor ise istediğimiz başka bir kişiye dönüşebileceğimizi ve bu konuda da yalnızca kendi sınırlarımız kadar özgür olduğumuzu bana yeniden hatırlattı.

Devamını Oku 01.11.2022
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS