Sibel Köse ve İmer Demirer ile festival ve Türkiye'deki Caz 

Foça Caz Festivali’nin ikinci gecesi sahne alan Sibel Köse ve İmer Demirer ile festival ve Türkiye'deki Caz...

Sibel Köse:

Sibel Hanım, öncelikle tebrik ederiz çok güzel bir performanstı. Gelen kitle de gördüğümüz kadarıyla çok memnun kaldı.Sizce Caz’ın daha çok insanla buluşması adına bu ülkede hali hazırda doğru yapılan veya yapılması gerekenler neler?

Bence küçük ölçekli buradaki gibi bir çok festival daha yapılsa caz müziği Türkiye’de daha iyi tanınacaktır diye düşünüyorum. Çünkü radyoda veya televizyonda şu anda çok fazla caz programı olmadığı için henüz caz dinlememiş birinin bu stile çok kolay erişmesi mümkün değil. Dolayısıyla  böyle minik festivaller, öğrenci konserleri, halk konserleri vesaire yani daha ufak çapta aynı burada olduğu gibi organizasyonlar bu amaca daha iyi hizmet edecektir. Mesela 3 festival var şu anda.

Çeşme’deki Sun Caz, Foça bir de Urla. Sadece İzmir’de değil Türkiye’de görülecek daha bir sürü harika yer var. Mesela Kapadokya’da hemen hemen her sene bir festival oluyor bence orası da çok güzel bir ortam. Antalya’da da bir caz festivali oldu geçenlerde. Bunlar güzel şeyler. Bir gidiyorsun, herkesin üzerinde “şehirde caz var”  yazan t-shirtler, bez afişler falan var. Böyle böyle insanlar hem sevecektir hem de caz müzisyenlerinin çalacağı ortamlar da çoğalacaktır.

Peki Türkiyede'ki Caz camiası bir özeleştiri yapacak olursa sizce ne olmalı? Ve bu nasıl bir fayda sağlayabilir?

Tam anlamıyla bir eleştiri değil belki ama diğer arkadaşlardan duyduğum bir konu var. Bahsettiğimiz festivallerin hep böyle aynı kişilerin etrafında döndüğü ile ilgili bir serzeniş var o da organizasyonun içinde müzisyenlerin de olması ile ilgili bir durum. O nedenle daha fazla şehirde daha yaygın bir şekilde olmaya başlarsa bu festivaller daha eşit paylaşımlı, dönüşümlü bir ortamda olacaktır.

Gelenler için de iyi bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Çünkü  konserler ücretsiz bildiğim kadarıyla yani en azından Foça Belediyesi sponsor olduğu için burada durum öyleydi. Başka bir konu da; bazı çok büyük festivallerde çok fazla yabancı isim ağırlıkta oluyor. Bu da tabii ki çok önemli çünkü o değerleri canlı görebilmek, dinleyebilmek başka bir haz ama farkına varılması gereken nokta şu ki, ancak böyle festivallerde insanlar Türk müzisyenleri tanıma şansı buluyor o yüzden onlar da unutulmamalı. Mesela, dün bir tane teyze geldi ‘güzel söyledin, aferin, hadi bakem’ deyip sırtıma vurdu. Çok caz dinleyen biri olduğunu zannetmiyorum ama demek ki hoşuna gitti bir şekilde.” 

 diyor ve gülümsüyor... Sonra devam ediyor; 


“İlla çok tanındık, çok takipçisi olan bir kimse olması da gerekmiyor seyircilerin bir kimseyi sevmesi için ama öncelikle o kişiyle karşılaşması gerekiyor, dolayısıyla o karşılaşmayı sağladığı için bu tip organizasyonlar bence çok önemli. Bir de gençlerin artan bir ilgisi var son dönemde, mesela eskiden kulüplerde yaş ortalaması daha yüksekti ve de genellikle belli bir gelir seviyesinin üzerindeki insanlar dinliyordu caz’ı, şu anda ise dinlemek isteyen de çalmak isteyen de çok var aslında. O yüzden okullar açılıyor, özel derse olan ilgi de artıyor. Bu durum çok sevindirici...

İmer Demirer:

İmer Bey, geçmişe kıyasla şu anki Caz piyasasını nasıl değerlendirirsiniz ? Artıları ve eksileri var mı ? Ve de sizin geçmiş tecrübelerinize dayanarak neler önerirsiniz ?

Eskiden İstanbul da 5-6 caz kulübü vardı, aynı 10-15 kişi de sahne alırdı, şimdi ise Türk caz piyasasında sahne alan 50-60 kişi var. İstanbul’daki sahne alınabilecek kalitede caz kulüp adedi ise maalesef 3’e düşmüş durumda. Dolayısıyla çalınacak mekan sayısı az ama çalacak müzisyen adedi fazla. Bu da herkesin eşit fırsat bulamamasına sebep oluyor. Müzisyenler her gün çalmalı, evde tek başına çalışmaktansa kulüpte beraber çalmak caz müziğini ve müzisyenini geliştiren en önemli şeydir. 

Son yıllarda Foca Caz Festivali gibi ufak çaplı festivallerin çoğalmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

O konuda da şöyle düşünüyorum... İstanbul’a çok takılıyoruz, Mesela böyle bir festival bugün Foça’da olduğu gibi Diyarbakır’da da olsa insanların caz müziğini merak edip gelip dinleyeceklerini ve çok da seveceklerini düşünüyorum.  Çünkü şunu görecekler... Caz’ın alelade bir müzik olmadığını ve zaten de bunun sahnesinden belli olduğunu. Caz sahnesinde bildiğimiz solist durumu yoktur. Yani bir star var, arkada da çalgıcılar gibi bir durum söz konusu değil. O nedenle caz insana başka bir bakış açısı kazandırır. Çünkü solist geri çekilir ve sahnede olan diğer müzisyenlerin kendi müziğini yapması için onlara sıra verir. Caz’da müzik hep beraber yapılır. 

 

içerikler
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
 
LG
MD
SM
XS