{$ day.Temps.HighTemp $} °
Duygu Merzifonluoğlu Duygu Merzifonluoğlu

Şu anki halin 12 yaşındaki halin ile karşı karşıya gelse ona ilk ne derdi?

13.04.2022 Çarşamba | 12:27

Geçenlerde düşüncemi daha da derinleştiren zihin yolcukları içerisindeyken, duygu aktarımları ve ruh arayışları üzerine düşündüren bir kaç yeni film izledim.

Bu filmlerden bir tanesi “The Adam Project” adını taşıyan, Ryan Reynolds’un oynadığı keyifli bir filmdi. Kendisini en son “Free Guy” filminde başrolde izlemiş, aynı bu filmde olduğu gibi o filmin sonrasında da farklı çağrışımlar içine girmiştim. Çünkü, bilimkurgu severlerin bir çoğunun bir dönem severek takip etmiş olabileceğine inandığım Westworld dizisindeki gibi bu filmde de dünyanın aslında kocaman bir oyun programı olduğu, bizlerin de o oyunu oynamaya önceden karar veren karakterler olduğumuz bize gösteriliyordu. Dolayısıyla da farklı bir açıdan bize karakterlerimiz için önceden yazılmış rollerimiz olduğunu, genelde o rolleri oynadığımızı, fakat eğer bir şekilde, zor da olsa, o repliklerden yani bizim için yazılmış olan standart rollerden dışarı çıkarsak karakterimizi özgürleştirebildiğimizi yeniden görüyorduk.

Oyunun bu “rolden uyanış” anının ardından da oyundaki karakter, oyunun gidişatını anlıyor, bilinen tüm sınırları aşabileceğine dair kendine olan güveni ile cesur adımlar atıyor ve de kendi replikleri ile senaryosunu kendisi yazmaya başlayabiliyordu. Sonrasında da zaten dünya, standart replikleri kabul etmeyerek daha iyisini yazabileceğine inanan karakter için, hem yazarlığının hem de oyunculuğunun ne denli mükemmel olduğunu gösterebildiği bir yere dönüşmeye başlıyordu. Bu sayede de karakterler, kendi gerçekliğinden dışarı çıkarak, her şeyi yeni baştan yaratabilme aşamasına geçebiliyor ve bir zamanlar içine sıkışmış olduğu bir dünyayı özgürlük dolu bir dünyaya dönüştürebiliyordu.

Bu durum ise aynı yıllar önce izlediğimiz Avatar filminde Neytiri’nin aşık olduğu Jake Sully karakterinin hangi dünyada ve de gerçeklikte nasıl ve kim olarak yaşamak istediğine kendi karar verebilişi gibi bir sonuca bizi ulaştırabiliyordu. Yani iki ayrı dünyanın varlığını, birinin diğerini yaratmakta olduğunu görebildiğimizde aslında bize bir seçim şansı da doğmuş oluyordu. Bundan sonrasında 7 gün 24 saattin karşılığı olan 168 saatten oluşan bir haftamızın, belli gereklilikleri (işe gitmek, uyumak, yemek yemek, araba kullanmak, duş almak, vb) yerine getirdikten sonra bize kalan zaman diliminde yaşamak veya bu yıllardır zaten çok iyi bildiğimiz döngüyü reddederek standart rolden dışarı çıkmak ve de oynadığımız karakteri özgürleştirmek.

Bu sırada Avatar demişken “The Adam Project”te gelecekten gelen Adam’ın aşık olduğu Laura karakterini canlandıran kişi de yine Avatar’daki Neytiri rolü ile izlediğimiz Zoe Saldana. (Uzundur Avatar filmini izlememiş olanlar belki bugünün bakış açısı ile bu filmi yeniden izlemek isteyebilirler.)

“Free Guy” ve “Avatar”ın ardından yeniden “The Adam Project”e dönecek olursam. Film, aslında 2022 yapımı olan, 2050 yılından yanlışlıkla 2020 yılına gelen Adam adındaki bir pilotun 12 yaşındaki hali ile kendisine hoşçakal diyemeden vefat eden babası ile yeniden karşılaşmasını anlatan bir film. Özellikle Adam’ın çocukluğu ile orta yaşlılığı arasında geçen dialoglar size Adam'ın üzerinden giderek şu anki halinizi, kendi çocukluğunuzu ve de gelecekteki olması muhtemel hallerinizi düşünmeye fırsat tanıyor.

Sonra da peş peşe kendinize şöyle sorular sormaya başlayabiliyorsunuz.

Şu anki halim 12 yaşındaki halim ile karşı karşıya gelse ilk ne derdi, ne sorardı? Peki ya ilk neye yardım ederdi, neyi anlayışla karşılardı ya da neyi uzaktan izler, kendi başıma kimseden yardım almadan çözmemi isterdi?
Filmin senaryosundan dışarı çıkarsam da, bu karşılaşmanın bir adım ilerisine giderek şu anki halim ile yaşlı halim karşı karşıya gelse bu dialog neye benzerdi?

Benim gelecekten gelen benden yaşça büyük, görmüş geçirmiş, daha bilge, bugünkü sorunlarım ve de kaygılarımdan uzak halim bana (bir nevi üst benlik de diyebiliriz buna) neler söyleyerek veya söylemeyerek benim gelişimime nasıl yardımcı olurdu? Tam da bu noktada, olaylara çok boyutlu bakmayı sevenlerin bir çoğunun aklına gelmiş olacağını düşünüyorum. Filmin bir yerinde gelecekten gelmiş olan Adam, 12 yaşındaki Adam’ı kavgada yumruk yerken görüyor ve de ona yardım etmiyor. Bunun üzerine 12 yaşındaki hali ona “bana dayak atılmasını öylece durup izledin, bana neden yardım etmedin?” diye sorduğunda gelecekten gelen Adam, “o kavgada araya girip seni kurtaramazdım çünkü senin gibi birinin bana dönüşebilmesi için o dayakları o kavgada o sertlikte, o şekilde yemesi gerekiyordu..” diyordu. Bu dialog da insana kendisinin, yani ileride daha gelişmiş en iyi versiyonunun bazen ona yardım etmeyerek en büyük iyiliği yapmakta olduğunu yeniden hatırlatıyordu.

Diğer bir yandan filmin konusu bir gelecek ve şimdi karşılaşması olduğu için doğal olarak “klişe” gibi görünen oldukça fazla sahne var ancak eğer ki bu klişelerin ardını görmeye hazırsanız benim kendi kendime yaptığım gibi bir gelecek projeksiyonu yapabiliyor ve de kendi zihninizde kendi zaman yolculuğunuza kesinlikle çıkabiliyorsunuz.

O nedenle bu film bana göre çocuk yaşlarda yaşamış olabileceğimiz “beğenilmemek, istenmemek, kabul edilmemek, dışarda kaldığını hissetmek” gibi duygulara yeniden bir bakma fırsatı sağlarken, bir zamanlar sorun olarak gördüğümüz bir çok konudan da çoktan uzaklaşmış olduğumuzu bize gösteriyor. Bu sayede de “Bugünkü halime dönüşebilmem için bir zamanlar yaşadığım o sert duygular gerçekten de en gerekli duygulardı, bu sayede o duyguların nasıl duygular olduğunu öğrenebildim.” demenize yardım ediyor. Vazgeçişin içinde bolca kaybediş, sonra kendi içinde kayboluş, sonra da artık daha fazla kaybedemeyecek olduktan sonra yani defalarca yenildikten sonra hep kazanış var. Tabi görebilene.

Dolayısıyla insanın kendi gelecekteki hali ile şimdiki hali arasındaki karşılaşmayı yapıp sorması lazım kendine;

- Bugünlerde sürekli ‘yapacağım’ dediklerini ileride sudan sebeplerden ötürü yapamamış olduğunu görsen üzülür müydün ve sırf bu yüzden bugünü yeniden kurgulayıp daha da iyi bir hayat yaşamaya çalışır mıydın?
- Peki ya ileride hayallerinin ötesinde bir hayata sahip olduğunu görsen, muhteşem biri olduğunu bilsen bugün zorlukla yapmakta olduklarını bir kenara bırakıp, her şeyi nasılsa eninde sonunda iyi olacak diye boşlar mıydın?

Matrix'te Neo'nun kahine gittiğinde, Morpheus’un Neo’ya “kahin sana duyman gerekenleri söyleyecek” demesi üzerine Kahin’in Neo’ya "o sen değilsin !” demesi ve bunun üzerine de Neo’nun kendini, o olmadığını duyduğu için gönül rahatlığıyla ölüme attığı, bu sayede de her kimse ona dönüşmeye başladığı anı hatırlayın. Sonrasında Kahin’e “neden o olduğu halde Neo’ya o sen değilsin dedin?” diye sorduklarında Kahin “ben ona yalnızca duyması gerekeni söyledim. Aksi takdirde Neo olduğunu düşünecek ve hiçbir şey yapmayacaktı.” demişti. Aynı gelecekten gelen Adam’ın 12 yaşındaki haline davranışı gibi.

Kıssadan hisse. Çevrenize ve de başınıza gelen olaylara iyi bakın, size aslında ne söylemeye çalışıyorlar. Üstü kapalı olarak “o sen değilsin” diyerek sizi daha çok siz mi yapmaya çalışıyorlar yoksa “o sensin” diyerek siz olmaktan daha çok mu uzaklaştırıyorlar? Ve kendi yolunuzu en iyi şekilde bulabilmeniz hangisinden geçiyor?

Bilmek güç. Ama her iki anlamda da. Cevabı bilene kadar güçlük mutlaka yaşanacak ancak sonrasında da cevabı bilmenin gücü en büyük olacak.

 

Diğer Yazıları

2023 Pirelli Takvimi’nden dünya kadınlarına güçlü çağrı..

Geçtiğimiz Çarşamba akşamı Pirelli Takvimi’nin 2023 edisyonu için Milano’daki Pirelli Hangar Bicocca çağdaş sanat müzesindeki galadaydım. Pirelli ülke başkanları ve temsilcileri ile Dünyanın dört bir yanından gelen basın mensuplarının katıldığı bu gecenin öncesinde ise Lombardia bölgesinde yer alan ve 1918 yılından beri Pirelli’nin resmi karşılama mekanı olarak kullanılan Bicocca degli Arcimboldi’de özel bir basın buluşması düzenlendi.

Devamını Oku 24.11.2022

Deniz üzerinden İstanbul’a çıkan portal kapısı aralandı..

Önümüzdeki 50 hatta 100 yıl içerisinde sizce yalnızca minicik bir nokta olarak görmeye alışkın olduğumuz gezegenlere seyahat edebiliyor olacak mı torunlarımızın çocukları? Peki ya başka gezegenlerde, evrenlerde yaşam fikrine nasıl bakıyorsunuz? Kendinize ait olan bir uzay aracını kullanmak ya da ışık hızında seyahat etmek konusunda olumlu düşüncelere sahip misiniz?

Devamını Oku 15.11.2022

"Biz, gördüğümüz, yargıladığımız, hayran olduğumuz her şeyiz."

Geçenlerde “Being John Malkovich” filmini yeniden izledim. Başka bir insanın gözünden dünyayı ve de kendini görmenin hayatlarımızı ne denli değiştirebileceğini izlemek iyi geldi. Her an olduğumuz kişiden, eğer ki bu kişi bizi artık eskisi gibi mutlu etmiyor, özgür hissettirmiyor ve de gerçek gelmiyor ise istediğimiz başka bir kişiye dönüşebileceğimizi ve bu konuda da yalnızca kendi sınırlarımız kadar özgür olduğumuzu bana yeniden hatırlattı.

Devamını Oku 01.11.2022
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS