Vivaldi, Dört Mevsimin sonu ve Karlı Yılbaşı

Vivaldi, Dört Mevsimin sonu ve Karlı Yılbaşı

Geçen gün, Vivaldi’nin Dört Mevsim konçertosunu dinlemeye gittiğim bir konserde yanımda oturan sevdiğim dostuma konser sonrası döndüm ve ‘konser süresince, müziğin etkisi ile beraber bütün bir yılı bir çırpıda geçirmişim gibi oldum. Sen ne düşünüyorsun bu konuda bilmiyorum ama, artık yılların daha da hızlı geçiyor oluşu beni zaman zaman ben farketmeden çocukluk anılarıma götürüveriyor. Bazen kendimi, o yıllardaki halimle anımsıyorum. Sahi, sen zihin hafızası konusunda hangi insanlardansın?’ diye sordum. Salon boşalmaya başlamıştı.

Gözü salondan gitmekte olan insanlarda olan dostumdan ‘Nasıl yani?’ diye bir yanıt alınca da açıklamaya başladım. ‘Eski bir imaj mı yoksa yeni bir kayıt mı saklarsın? Demek istediğim, yıllardır tanışık olduğun bir insanı hatırladığın vakit zihninde onun isminin kayıtlı olduğu dosya o kişinin hangi resmi ile saklanır? Eski ya da yeni bir imajla mı? Yoksa onun sürekli kullandığı bir kelimeyi mi ya da kendisinin asla bilemediği, konuşurken yaptığı bir mimiği mi saklarsın? İnsanları zihninde nasıl saklarsın?’ Sevdiğim dostum gülümsedi ve bana bakıp ‘Hiç böyle bir şey düşünmemiştim.’ dedi.

Ben de ona aklımdakileri anlatmaya devam ettim. ‘Son günlerde düşündüğüm şey ne biliyor musun? Biz küçükken, belli bir yaşa kadar hiçbirimiz maddi dünyanın çok da farkında değilken evde yalnızca sevgi ile beslenip mutlu olabilen küçük insanlardık. Ancak yıllar geçtikçe büyümeye, büyüdükçe de aile içinde bizi besleyen o saf sevgiden uzaklaşmaya başladık. Araya başarı ve para hevesi girdi. Bizim olmayan yerleri bizim yapma, hiç gidilmemiş koylara kaçma, yapılmamış her şeyin peşinden koşma gibi hevesler girdi. Bu hevesler bence büyük insan olma, tek başına parlama, en iyi olma, yalnız başına başarma gibi tam anlamıyla yaşayıp deneyimlemeden bir sonraki evreye geçemeyeceğimiz bir takım tutkularla da dolu heveslerdi.

O nedenle, gittikçe kalabalıklaşırken aynı zamanda da yalnızlaştık. Bence şimdi o tutkulardan arınıp, yeniden etrafa dönüp baktığımızda bir zamanlar bizi sarıp sarmalamış olan o koşulsuz ve saf sevgiye yeniden zaman yaratmaya başlamamız gereken bir yerdeyiz. En başta bizi bu dünyaya alıştırırken bizi besleyen, ailemizden gelen tanımsız olan o gerçek sevginin olduğu yerdeyiz yani.’ Sevdiğim dostum kafasını kaldırıp bana bakarak ‘Sen bunları anlatmaya başlayınca birden aklıma babam geldi. Babamla 2 yıldır oldukça saçma bir sebepten dolayı görüşmüyoruz biliyor musun?’ dedi. Salondan çıkmak için hazırlanan ön sıramızdaki çiftin hareketini izleyerek konuşmaya devam ettim. ‘Bence hayatlarımızda olan insanlara, sevdiğimizi ve bizde gerçekte ne anlam ifade ettiklerini yeterince anlatamıyoruz. Buna yakın çevremiz, iş çevremiz ve en çok da ailemiz dahil.’ Sevdiğim dostum, bir müddet sessiz kaldı ve artık boşalmış olan sahneye tekrar aynı müziği duymak ister gibi uzun uzun bakarak bana ‘Senin söylediğin o saf sevgiden başka hiçbir şeyin etrafımı sarmadığı o küçüklük günlerimi düşünüyorum. O kadar çok anımız var ki aslında babamla. O anıların nerdeyse hepsini hatırlıyorum. Ve şu an tüm bu anılardan sonra babamla küsme sebebimiz bile bu saf sevginin yanında öyle önemsiz kaldı ki..’ Sevdiğim dostum gözleri dolu bir biçimde kafasını çevirip bana baktı, ben de ona gülümseyerek şöyle yanıt verdim: ‘Çünkü aslında zihnimizde bunların hepsi kayıtlı. Sadece günlük koşuşturmaları o kadar çok önemsiyoruz ki bu anıların zihnimizdeki kayıtlarına bakmayı ihmal ediyoruz.

O nedenle de hayatlarımızdaki bazı kişilerle eğer kötü bir an yaşadıysak o kişilerin bize kattıkları iyilikleri hiç düşünmeden kötü olarak hatırlıyoruz ve bunu da bizden başka kimse görmediği için son anıda takılı kalmış oluyoruz.’ Sevdiğim dostum gülümsedi ve bana ‘Sence ben ne yapmalıyım?’ diye sordu. Ben de ona ‘Buna sen karar vereceksin ama bence bu yılbaşında babana onu mutlu edecek bir şey verebilirsin. Senin için çok basit olan ancak onu çok mutlu edecek olan bir şey mutlaka vardır.’ dedim. Salon artık tamamen boşalmıştı. Sevdiğim dostumun kulağına eğildim ve ona ‘Bu dünyada bir tane baban var ve sen de onun kanını taşıyorsun. Bunu bu dünyadaki hiç kimse değiştiremez. Bu durum aynı zamanda da bir mucize aslında. Bu mucizenin, bu evren ve dünyada gerçekleşmesi istenen bir olayın gerçekleşebilmesi için hesaplanan ihtimaller arasındaki yüzdesini tahmin edebiliyor musun?

Eğer pek çok ihtimali geride bırakarak bir ruh seninle aynı ailede olmak üzere bu dünyaya gelebiliyorsa bence bu ihtimal asla ihmal edilmemesi gereken bir olaydır. Bu bilinçte kavrayamadığımız bir düzenin bizi de varatan bir kaynak tarafından bize ulaşma ve bizde görünme biçimidir.’ Sevdiğim dostum gülümsedi. Ben de ona gülümsedim ve ayağa kalktık. Adımlarımı onun adımlarına uydurarak ilerledim. Dışarısı serindi ve kar serpiştiriyordu. Her yılbaşı arefesinde beklediğimiz kar, daveti çoktan kabul etmişti bile. Artık yeni yılı geçirmek için her şeyimiz tamamlanmıştı.

Ayrılırken sevdiğim dostum bana şöyle dedi. ‘Aslında başka bir planım vardı ama konser sonrası konuştuklarımız beni biraz düşündürdü. Sanırım bu yılbaşını ailemle geçireceğim.’ Sevdiğim dostuma gülümsedim ve ona ‘ne tesadüf, aynı planı yapmışız desene.’ dedim.

Bana öyle geliyor ki artık başka bir evreye geçme vaktimiz geldi. Birbirimizi ne kadar seversek kendimizi de o kadar sevmiş olacağımız ve birbirimizden ne kadar uzak kalırsak da kendimizden bir o kadar uzak kalmış olacağımız bir evreye.

Bu yeni yılda sevginizi çoğaltarak kendinizi daha çok sevebileceğiniz alanları açmanız, tüm açık parantezleri kapatmanız temennisiyle.. Yeni yılınız kutlu olsun !

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS